
Bursa Kapalıçarşı Yangını-1958
Özlediğim Kapalıçarşı
|
|
Bursa fethedildiğinde bir ticaret yolu üzerinde muhkem bir ‘Askeri Üs’ten
başka bir şey değildi. Osmanlı Bursa’yı yaratma sürecinde hanlar, hamamlar
yaptı ve zamanla Tahtakale altında bir ‘Uzun Çarşı’ aksı oluştu. Bu,
Kapalıçarşı’nın doğuşudur. Ve Kapalıçarşı, yüzyıllar boyunca yangınlar,
depremler geçirdi, yandı-yıkıldı, yeniden yapıldı… Bugün; Bursa’ nın ticaret
ve alışveriş vitrini olan Kapalıçarşı, tarihi imajını yitirmiş değildir.
Yöntem: Bir han, bir hamam, bir cami… Osmanlıların kuruluş yıllarında
uyguladığı bir yöntemi var. Batı’ya ve kuzeye doğru –yani Bizans yönünde-
genişlerken önce barışçı yolları deniyor. “Sınır Ticareti”nin koşullarına
uygun ortamı yaratıyor. Bir “Han” inşa ediyor, yanına bir “Hamam” ekliyor ve
bunu dinsel siyasal ideolojisi gereği bir “Cami” ile destekliyor. Güçlü
olasılıkla günümüzde de “Cuma Pazarı” olma özelliğini koruyan Büyükorhan
–eski adıyla Orhan’ı kebir- böyle ortaya çıktı. Bilecik’e bağlı Pazaryeri de
öyle –eski Pazarcık-. Hatta Yenişehir de aslında bu yöntemle kurulmuş bir
sınır ticareti merkezi olmalı. Osmanlı’nın zamanla güçlenerek bu pazaryerine
ilk “Bey Sarayı” nı kurmuş olabileceği varsayımı akla daha yakın. Yenişehir’
in hem adı hem de daha önce burada herhangi bir Bizans kentinin varlığının
henüz kanıtlanmamış bulunması bu varsayımı destekliyor. –kimi tarihçilerle
Yenişehir’in Osmanlı öncesi adı olduğu öne sürülen Neapolis (Yeni Şehir)
Türkçe’den Yunanca’ya aktarılmış bir zorlama gibi geliyor
aslında.Orhangazi’ye bağlı Gürle de kısa bir süre bu tür Pazar niteliğini
kazanmış, ama Pazarköy (Orhangazi) oluşunca menzil düzeyine gerilemiş.
Gürle’de de Hem İznik, hem Yalova yönünde Pazar işlevi üstlendiğini
kanıtlayıcı birtakım yapı kalıntıları vardır. Bu konuda çevremizdeki en
belirgin örnek Orhangazi’dir. 1927 tarihli Bursa Vilayeti Salnamesinin
Orhangazi (Pazarköy) bölümünde kasabanın kuruluşu ile ilgili olarak şu
bilgiler veriliyor: “İçe merkezi fethi sırasında bir köy olup çevre köylerin
ortasında bulunması dolayısıyla halkın şimdiki kasabanın bulunduğu yerde
Pazar kurulup alışveriş işlerini yapmakta oldukları görülerek oraya bir cami
yaptırılarak köy halinde merkez kabul edilmiş ve adına bundan dolayı
Pazarköy denilmiştir.” Özetle; Osmanlı Devleti kuruluş yıllarında son derece
canlı ve o oranda da güvenli bir sınır ticareti ortamı yaratmıştır. Uygun
yerlerde Han, Hamam, Cami sacayağını oluşturarak ileride bazıları kente
dönüşecek olan yerleşmelerin temelini atmıştır. Bursa’da Kapalıçarşı Nasıl
Oluştu? Osmanlı öncesi adıyla Prusa’nın 1326’da Orhan Bey tarafından
fethedilmesi hiç de gürültüye neden olmamış Bizans tarafında geniş yankılar
uyandırmamış. Öyle ki dönemin Bizans vakanüvisleri Prusa’nın Türklerin eline
geçmesini neredeyse kayda değer bile bulmamışlar. Derin bir sessizlik var bu
konuda. Ta ki Lamprus’un 1932-1933’ te Atina’da bir manzum vekayiname
yayınlamasına değin Özetlemek gerekirse Prusa (Bursa) fethedildiğinde
Batıdan Doğuya giden ikincil önemdeki bir ticaret yolu üzerinde muhkem bir
‘Askeri üs’ ten başka bir şey değildir. Ne var ki Prusa Kalesi Osmanlı’nın
Batı ve Kuzey yönlerinde ilerlerken gerisini güvenlik altına alabilmesi için
ele geçirilmesi zorunlu bir askeri üs konumundadır… Nitekim Osmanlı uzun
yıllar abluka altına almak gereğini duymuştur. Prusa Kalesinin Bizans’la
bağlantısını koparabilmek daha doğrusu denetim altında tutabilmek için iki
Havale’ (Küçük Kale) yapmak zorunda kalmıştır. (Balabancık ve Aktimur
Havaleleri) Varılan “Vira Vire” anlaşması ile yani 30 bin duka altın
karşılığında içindeki askeri garnizonun güvenlik altında o zamanki adıyla
Klos’a (Gemlik) gitmesine izin verdikten sonra bu güçlü kaleyi yönetim
merkezi yapmış.Ama geleneksel ekonomi politikasına ve ideolojisine uygun
biçimde hisar dışına taşımaya başlamıştır. Kaldı ki yıllar süren abluka
döneminde de her kökenden ve dinden tüccarlar Osmanlı’nın güvenlik
şemsiyesinin altında Prusa altında Taht-el Kal’a (Tahtakale) yoğun ticaret
ilişkileri içinde olmuşlardır. Osmanlı, Prusa’dan Bursa’ yı yaratma
sürecinde ilk iş olarak o sıralar hisarın hemen doğu eteğinden akmakta olan
Gökdere’ nin doğusuna bir ’Han’ (Emir Hanı Bey Hanı) yanıbaşına bir ‘Hamam’
(bugün Aynalı Çarşı olan yapı) ve bir de ‘Cami’ (Orhan Cami’si) inşa eder.
Bu aynı zamanda ikincil önemdeki doğu-batı ticaret yolunu birincilleştirmeyi
amaçlayan bir politikanın yansımasıdır. Orhan Bey’in ölümünden sonra oğlu
Murat Hüdavendigar (1360-1389) Emir Han’ın güneybatısında bir başka ‘Han’
yaptırır. Bu han Kapan yani tartma işlemini yapan ‘Kantar’ın bulunduğu resmi
yer olması dolayısıyla ‘Kapan Hanı’ adıyla anılır. Sonraları ve önemli
bölümü Vali Kesit Mümtaz Paşa zamanında (1903-1906) yol ayrımı dolayısıyla
yıktırılır. Ama Kapan Hanı, günümüzdeki ‘Uzun Çarşı’ aksinin oluşmasına
katkı sağlayamaz. Esasen Hüdavendigar’ın seçtiği merkezde bu bölge değil
anlaşıldığına göre Pythia (Çekirge) dır. Dördüncü Osmanlı Sultanı Yıldırım
Beyazıt (1389-1402) Emir Han’ın hemen kuzeyinde bedesteni yaptırır. Böylece
İpek Yolu’nun önemli Pazar kentlerinden biri olmaya aday Bursa’da Emir
Hanı’yla Bedestenin sınırladığı bir ‘Çarşı Alanı’ belirginleşmeye başlar. (
Gabriel’in planına bakınız.) Yıldırım’ın oğlu Mehmet Çelebi zamanında
(1413-1421) batıdan doğuya eski HarirHanı (Arabacılar Hanı),Geyve Hanı,
ikinci bir Harir Hanı (Yeni İpek Hanı) yaptırılınca doğu batı doğrultusunda
kuzeyinden sınırlanmış bir ‘Uzun Çarşı’ aksı oluşmuş olur. XV. yüzyılın
sonlarına doğru güneyde Koza Hanı ve kuzeyde Mahmut Paşa (Fidan) hanları da
yapılınca kuzey ve güney yönlerinden sıralanmış bir uzun çarşının doğrultusu
kendiliğinden ortaya çıkar.Zamanla bu Uzun Çarşı aksının iki yanında hanlara
Bedesten , Sipahi, Gelincik ve benzeri kapalı mekanlar kendi adlarıyla
anılır. Kayıtlar Bursa Kapalıçarşısının yakın zamanlara değin doğuda
Tuzpazarı’nda sona erdiğini göstermektedir.

Kapalıçarşının eski ve yeni halleri
Yüzyıllar boyunca
yangınlar , depremler : Bursa Kapalıçarşısı yüzyıllar boyunca bir yandan
gelişirken bir yandan da yangınların , depremlerin yıkımıyla karşılaşır.
Rahmetli Kazım BAYKAL’ ın derlediği ve “Tarihte Bursa Yangınları” adıyla
yayınladığı küçük kitapta kapalıçarşıyı da etkileyen yangınlar şöyle
sıralanıyor. • 1584’ de Emir Han’ ın kuzey bitişiğinde o sıralar Aktarlar
Çarşısı adıyla anılan bölümde çıkan yangında Orhan Gazi evkafından 30 dükkan
ile Emir Hanı’ nın bazı bölümleri zarar görmüş. • 1608’ de Celali eşkıyası
Bursa’ yı bastığı zaman Kapalıçarşı da yangın çıkarılmış önemli hasar
verilmiştir. • 1755’ de Kazzashane , Sipahi Çarşısı ve Saraçhane bölümleri
yangından zarar görmüş. • 1760’ ta Bakırcılar Çarşısı yanmış. • 9 Şubat
1854’ te meydana gelen ve aktarımlara göre Bursayı adeta ören yerine çeviren
büyük depremden ve sonrasında çıkan yangınlardan Kapalıçarşı da önemli
ölçüde etkilenmiş. • 1889’ da Ulucamii batısındaki bir leblebicide çıkan
yangın caminin batı minaresi külahının (o sıralar külah ahşap imiş) ve
kuzeye doğru pek çok dükkanın yanmasına neden olmuş. • 1927’ deki büyük
çarşı yangınında ise Kapalıçarşının Kaza Hanı ile Tuz Pazarı arasındaki
bölümü tamamen yanmış. Yani yukarıda da değinildiği gibi Kapalıçarşı daha da
uzunmuş. 70 küsür yıl öncesine değin bu bölüm sonraki dönemde artık ‘Açık
Çarşı’ adıyla anılır olmuş. Ve 24 Ağustos 1958… Yazar Kazım BAYKAL’ ın
anılarından… Ben anımsarım Yalova’ ya gitmek üzere o sıralar İnönü
Caddesinde olan Kamil Koç garajından hareket etmek üzereyken bunaltıcı
sıcağın etkisiyle ter döktüğümü. Evet müthiş bir sıcak vardı o gün. Bindiğim
otobüs 14.00’ te yola koyuldu. Yarım saat sonra yani 14.30’ da Sahaflar
Çarşısı’ ndaki bir matbaanın mücelirhanesinde devrilen bir gaz ocağı
ortalığı ateşe verdi. Ben ancak ertesi gün İstanbul’ da gazetelerden
öğrendim korkunç yangını…Yangından bir gün sonraki 25 Ağustos’ ta sadece
Yeni Ant gazetesi yayımlayabilmiş. Hakimiyet yönetim yeri ve matbaası
yalazaya kurban gittiği için ancak bir gün sonra 26 Ağustos’ ta okurlarına
ulaşabilmiş. Yeni Ant 25 Ağustos günlü 1. sayfasını boydan boya kapalıçarşı
yangınına ayırmış. “Bursa’ya Felaket Çöktü.” başlığı altında olayın
ayrıntıları sıralanıyor. Kapalıçarşı ve bütün çarşı sitesi tamamen kül oldu.
Sahaflar Çarşısı, Emir Hanı, Kapalıçarşı, Koza Hanı (kısmen), Aynalı Çarşı,
Kuyumcular Çarşısı, Ticaret Borsası (kısmen), Gelincik Çarşısı, Yorgancılar,
Arakiyeciler, Saraçhane, Bakırcılar, Kölüncüler, Çıra Pazarı tümüyle yandı.
10 saat devam eden yangın 172.000 metrelik alanı kül etti. Kapalıçarşı 15
dakikada yandı. Ulucami üç kez yanma tehlikesi atlattı. Gazete haber içinde
yangını kısa sürede büyümesini şöyle aktarıyor: “ 40 derece hararet altında
kavrulan Bursa’ da dükkanlar çıra gibi yanmakta. Yangının başlamasından 35
dakika sonra Kapalıçarşı kül haline geldi. (…) Askeri birliklerden yardım
isteniyor. Göğe yükselen alevler 50 binden fazla Bursalı’ yı çarşının
etrafına topluyordu. (…) Kuyumcular Çarşısında alevler dükkanların içindeki
altın ve gümüşleri dakika içinde eritiyor ve bir maden ocağı haline
getiriyordu. (…) Saat 23.20 yangın Pirine Hanını da sardı ve 1 saat içinde
tamamen kül oldu. Yangının burada kesilebilmesi için bombalar patladı fakat
bir netice alınamadı. (…) Bu arada kendisinin yangına çok geç geldiği ve
alakasız kaldığı hakkında bir İstanbul Gazetesinin sualine de Vali İhsan
Sabri ÇAĞLAYANGİL şu şekilde cevap vermiştir: Yangınla randevum yoktu.
Yangın haberini çok kısa bir zaman sonra alan Cumhurbaşkanı Celal BAYAR gece
yarısından sonra geldi. (…)” Bir gün zorunlu aradan sonra alelacele ve hayli
ilkel araç gereçlerle yeniden yayına başlayan Hakimiyet Gazetesi ise 26
Ağustos 1958 günlü sayısında “Bursa kurulduğundan beri görülen en büyük
yangın…” başlığı altında 3000 işyerinin yandığını belirtiyor. Cumhurbaşkanı
Celal BAYAR’ ın sabaha karşı Bursa’ ya geldiğini duyuruyordu. Yangından
sonra… Yangından sonra, ilk olarak işyerlerini yitiren esnafa yeni dükkanlar
yaptırıldı. Ardından onarımın kısa sürede tamamlanabilmesi için hazırlıklara
girişildi. Bursa’da İller Bankası yetkilisi olarak görev yapan şehir
plancısı-mimar Emin CANPOLAT’ ın yönetiminde, önce Faytoncular Hanı (Eski
İpek Hanı) , Fidan Hanı (Mahmut Paşa Hanı) , Emir Hanı (Bey Hanı) ve Kütahya
Hanı’ nın onarım ve restorasyon çalışmalarına başlandı Kapalıçarşı’da ise
1958’ den 1960’ a değin mülkiyet belirleme araştırmaları tartışmaları
yapıldı. Buradaki işyerlerinin kamulaştırılması için girişimlerde bulunuldu.
Hatta 26 Mayıs 1960 tarihli bir yerel gazetede konuyla ilgili ilan da
yayınlandı. Ancak ertesi günü ‘27 Mayıs Müdahalesi’ ni gerçekleşmesi üzerine
mal sahipleriyle kiracılar ve yönetim arasında ciddi sorunlar yaratması
beklenen bu girişimin önü kesildi. Çarşı merkezindeki Yıldırım Beyazıt
Bedesteni’ ni vakıflar onardı. Kapalıçarşı blokunun restorasyon projesi de
yine Mimar Emin CANPOLAT tarafından hazırlandı. Ve 1960-1963 yılları
arasında uygulanarak tamamlandı. –Canpolat , bu süreçte olumlu izlenimler
bırakmış olmalı ki bağımsız Belediye Başkanı olarak girdiği 1963 yerel
seçiminde on bin dolayında oy almış.- Ancak onarım ve yenileme
çalışmalarının 1965 yılına değin sürdüğü ve bu tarihte henüz bitirilememiş
olduğu Yeni Ant gazetesinin 18 Temmuz 1965 günlü sayısında yer alan ve Bursa
Valisi Vefa POYRAZ’ ın çarşının kısa sürede tamamlanması amacıyla
girişimlerde bulunduğuna ilişkin ‘Kapalıçarşı inşaatı bir an önce
bitirilecek.’ Başlıklı yazıdan anlaşılıyor. Yeniden yapım ve restorasyon
çalışmaları sırasında bazı değişikliklere gidildi.Kapalıçarşı ana aksı
eskisi gibi tek katlı değil; altta bir bodrum kat, onun üstünde zemin ve
zemin üstünde birinci kat olmak üzere üç katlı olarak planlandı. Öyle
uygulandı ki batı çıkışı eskiden ikili iken bire indirildi. Yeni ve eski
birbirinden farklı Emin CANPOLAT’ ın projesine göre yenilenen Kapalıçarşı’
nın doğu ve batı girişlerinde açılan birer merdivenle bodrum kata
inilmektedir. Çarşı ana aksı kuzeyinde Kavaflar Çarşısı ile Yıldırım
Bedesteni, bunun da kuzeyinde üstü sonradan saçla örtülmüş klasik mimarlık
örneği dükkanlar yer alır. Daha kuzeyde 1854 depreminde yıkıldıktan sonra
açık kalmış bulunan İvaz Paşa, Gelincik ve Sipahi Çarşıları klasik üslubuna
uygun biçimde yeniden düzenlenmiştir. Batıdaki Bakırcılar Çarşısı ile
güneydeki Aynalı Çarşı (Orhangazi Hamamı) ve Ulucami doğusundan Yorgancılar
Çarşısına inen kesimler de yeni düzenlemede Kapalıçarşı bloğu içinde yer
almaktadır. Öte yandan onarım ve restorasyon sırasında Ulucami batısından
kuzeye inen yolun önünü tıkayan yapılar da kaldırılmış ve buradaki işyerleri
klasik mimari üslubuna uygun biçimde yenilenerek bir bölümünün üstü sacla
örtülmüştür. Bursa Kapalıçarşı (Hanlar Bölgesi): Ulucami’nin kuzeyinden Koza
Hanı kapısına kadar uzanan birinci kısım, tonoz dükkanları ile bugünün
Kapalıçarşısıdır. Üzeri ahşap, uzun bir tonoz kubbedir. Koza Hanı kapısından
Tuzpazarı Camii hizasına kadar ikinci ve üçüncü kısımları da vardı ve iki
ayrı zamanda yandılar. Kazım BAYKAL’ ın Bursa ve Anıtları kitabında
yukarıdaki paragrafta belirtildiği gibi Kapalıçarşı bugünkü görünümünden
farklı bir mimari formdaydı. Kapalıçarşının bugünkü şekli pek eski değildir.
1958 yangınından sonra yapılan onarımlarla bugünkü şeklini almıştır. Orhan
Gazi döneminde Emirhan yapıldıktan sonra bugünkü Kapalıçarşının bulunduğu
yere Aktarlar ve Sandıkçılar Çarşısının yapıldığı anlaşılmaktadır. Demirkapı
Çarşısı: Orhan Hamamı batısından inen yol çarşıyı geçer. Ertuğrul Camiine
kadar uzanır. Demirkapı Çarşısının iki tarafında han ve bezestanlar
sıralanır. Bezzazistan (Bedesten): Kavaflar Çarşısı altında doğudan batıya
uzanan iki sıra kurşun örtülü 10 tane kubbeli yerdir. İçi geniş bir alandır.
4 tarafında 4 kapısı vardır. Güneyindekinin üstünde taşa kabartma kırık
küfi-nesih yazı ile bir Kelime-i Tevhid kitabesi yerleştirilmiştir. Batı
kapısı üzerine boya ile eski harflerle ‘Bedestan’ yazılmıştır. Yıldırım
Beyazid döneminde yapılmış, fakat tarihi ve mimarı belli değildir. Bugün,
bedestende kuyumcu dükkanları bulunmaktadır. Gelincik Çarşısı: Bedestan’ın
altında, kazashane boğazı hizası şimdi açık bir çarşıdır. Son zamanlara
kadar üstü ahşap örtülü olan bir çarşı formundaydı. 4 kubbeli olan bu
yapının hemen yanında 5 kubbeli Sipahi Çarşısı vardır. Sipahi Çarşısı:
Bedestenin kuzeyinde üstü kurşun kubbelerle örtülü kefeke taş ve tuğladan
yapılmış olan ve bugün mobilya çarşısı olan bir yapı diğerleri arasında çok
özellik arz eden sevimli bir eserdir. Yapıldığı zamanki yollara uyularak
serbest bir şekilde düzenlenmiştir. Bu çarşıya paralel ve aynı büyüklükteki
diğer bir çarşı Hicri 1300 yılından sonra Cumhuriyet Caddesi nedeniyle
yıkılmıştır. 1426 yılında buralarda aynı amaçlarla kurulmuş çarşılar vardı.
Planda ortası bir yol, kenarları da dükkanlar şeklinde olan sipahi
çarşısında yol kısmının üstü ekseri kapalıçarşılarda olduğu gibi tonoz
şeklinde olmayıp bedestenlerdeki gibi kubbelerle örtülmüştür. İvaz Paşa
Çarşısı: Sultan II. Murat döneminde yaptırılan hanın 80 odalı olduğu
belgelerden anlaşılmaktadır. Cumhuriyet Caddesi üzeri, Ertuğrul Camii
yanından girilen, Yorgancılar, Gelincik, Sipahi, İvaz Paşa Çarşıları ve
Bedesten girişi çevresi çalışma konusu olan alanlardır. Ertuğrul Camii ve
ona bitişik Fransız Trafosu yanı girişi ile Yorgancılar Çarşısı’na
gelindiğinde çarşının doğu-batı (sağ ve sol) cephelerinde, dükkanların
bulundukları alanı sınırlandıran kemer kavislerini aşarak vitrin çıkmaları
yaptıkları gözlenir. Söz konusu durum, Yorgancılar Çarşısını izleyerek
Gelincik ve Sipahi Çarşılarında da sürmektedir. Dükkanları birbirinden
ayıran kemerlerin oturduğu payelerin üzeri dahi, değişik metal raflarla
çevrilmiştir.
Kaynak:
http://www.bursakapalicarsi.tr.gg/TAR%26%23304%3BH%C7E.htm
|