ŞEVKET SÜREYYA UMURBEY'DE

Gemlik Atatürk Parkı

                                                                                           Kadri Güler

    ......... Kitap okumaya Haydariye Köyü’nde başladım. İlk okuduğum kitaplar arasında toplumcu yazarların kitapları vardı. TÖB-DER’in Genel Başkanı bir öğretmen olan Fakir Baykurt’un, Yaşar Kemal’in, Kemal Tahir’in, Sabahattin Eyüboğlu’nun, Atatürk hakkında cilt cilt kitaplar yazan Şevket Süreyya Aydemir’in; Tek Adam, İkinci Adam-İSMET İNÖNÜ, Enver Paşa, Suyu Arayan Adam, Menderes’in Dramı, İnkılap ve Kadro, Toprak Uyanırsa, İhtilalin Mantığı ve Mayıs İhtilali, Kahramanlar gibi… bir çok eserini okumuştum. Kurtuluş savaşını, Cumhuriyetin kuruluşunu, Atatürk’ü, ders kitaplarının ötesinde, Şevket Süreyya’dan öğrendim desem yeridir.

AYDEMİR’LE TANIŞMAM

    Öğretmen arkadaşlarım Şevket Süreyya’nın Umurbey’de yaşadığını, zaman zaman onu evinde ziyaret ettiklerini söylüyorlardı. Ben de Şevket Süreyya ile tanışmaya can atıyordum. Onca kitabı yazan değerli bir yazarı görmek, onula sohbet etmek benim için inanılmaz bir şey olacaktı. Ancak, bir fırsatını bulup Umurbey’deki evinde ziyaretine gidemedim.

    Bir gün ağabeyimin İstiklal Caddesi’ndeki yeni açtığı işyerinde otururken, -şimdiki Ziraat Bankası yanındaki Vodafone iletişiminin olduğu yer- kapı önünde Şevket Süreyya’yı gördüm. Hemen dışarı çıkıp kendisi ile tanıştım. Yan komşumuz, amca oğlum Mustafa Güler, inşaat malzemeleri satmaktaydı. Aydemir malzeme almaya gelmişti.

    Bu fırsatı değerlendirerek, hemen içeriden sandalye getirip kapı önüne koydum. Kapı önünde onu ve arkadaşını oturttuktan sonra, malzemeler hazırlanana dek konuştuk. Bu arada kendisini ziyaret etmek istediğimi söyledim. “Olur” dedi. Kitap yazmakta olduğunu, bunun için önceden haber vermemi istedi.

    Şevket Süreyya, kışları Ankara’ya gider, havaların ısınmaya başladığı bahar aylarında Umurbey’deki evine gelirdi. Kitaplarının bazılarını burada yazdı. Şevket Süreyya’yı tanıdığımda, Sovyetler Birliği’ne gittiğinde çok değişik ulusların öğrencileriyle arkadaşlık da kurmuştu. Umurbey’de, “Kırmızı Mektuplar” ve “Son Yazılar” kitabını yazmakta olduğunu duymuştum.

    Şevket Süreyya ile ilk görüşmemizden sonra bir daha kendisini göremedim. Zaten kış ayı gelmişti, Ankara’ya gitmiştir diye düşündüm. O kış, Ankara’daki evinde 5 Mart 1976 günü yaşamını kaybetti.

OĞLU İÇKİ PARASINA KİTAPLARINI SATTI

    1950’li yılların sonlarına doğru, 3. Cumhurbaşkanı olan Celal Bayar’ın Umurbeyli olması nedeniyle Ziraat Bankası tarafından modern bir yerleşim yeri yapımına başlanmıştı. İlkokulu, Atatürk İlkokulunda okuyorduk. Okul bahçesinden Umurbey’e doğru baktığımızda, köyün girişi tarafından yığın yığın keresteler görürdük. Köylüye yapılacak konutlar için müteahhidin getirdiği kerestelerdi o gördüklerimiz.

    27 Mayıs Devrimi olunca, inşaatlar yapılamadan kaldı. Yıllar sonra inşaatlara başlandı ve bitirildi. Umurbeylilerden isteyenleri evlere yerleşti. Zamanla evlerini satanlar oldu. Bilhassa 1970’li yıllarda Ankaralılar yeni Umurbey evlerine ilgi duymaya başladılar. Bir çok yazar, sanatçı ve sendikacı ev aldı.

    Gelelim Şevket Süreyya’ya... Şevket Süreyya, Ankara’da ölünce, Umurbey’deki evi boş kaldı.

ALİ AKSOY ANLATIYOR...

    Bir gün Gazhane Caddesindeki gazete büromuza rahmetli Ali Aksoy geldi. Ali, Gemlik Körfez’de yazılar yazıyordu. Orhangazi Yeniköy doğumluydu. Bu nedenle Orhangazi’de duruşmaları oluyordu. O yıllarda Orhangazi ve İznik’te lise olmadığından, lise öğrenimi görmek isteyenler Gemlik Lisesine kayıt yaptırıyordu. Ali Aksoy da bunlardan biriydi. Benim öğretmen okuluna gitmem nedeniyle, kısa süren Gemlik Lisesindeki öğrenimim zamanında aynı sınıftaydık. Öğretmen okulunu bitirdiğimde, Ali de Gemlik Lisesi’nin ilk bitiren öğrencilerindendi.

    Ali hukukçuluğu yanında, edebiyatı da çok seviyordu. Toplantılarda, günlerde, davudi sesiyle Nazım’ın şiirlerini okurdu hep. Kitap düşkünüydü. Orhangazi’deki, Gemlik’teki kitapçılardan çıkmazdı. Gazetemizin bürosuna geldiğinde Şevket Süreyya’nın oğlunun, içki parası bulamadığı için babasının Umurbey’deki evindeki kitaplarını kamyonetlere doldurup Orhangazi de kitapçıya sattığını söyledi. Kendisi de birkaç tane kitap almış. Şevket Süreyya’nın evinin yanında komşuları olan Gemlik ortaokulunda matematik öğretmenliği yapan Mehmet Aytaç adlı bir öğretmen arkadaşımızdan da evinin bahçesindeki mermer çeşme ile kapıları ve pencerelerdeki ahşap panjurlarında sökülüp satıldığını duymuştum.

    Ali ile konuşup kitaplardan almak istediğimi bildirdim. Aracımla Orhangazi’deki kitapçıya giderek, bulabildiğim kitaplarından kalan 4-5 tane kitabını satın aldım. Bu olayı Gemlik Körfez’deki köşemde anlattım... O günlerde, haftada bir gün yayınladığımız Gemlik Körfez’i, bazı ünlü edebiyatçılara ve yazarlara da gönderiyordum. Şevket Süreyya ölmeden önce, pazartesi günleri Cumhuriyet Gazetesi’nde yazardı. Cumhuriyetin köşe yazarlarından Oktay Akbal’a da beğendiğim bir edebiyatçı ve yazardı. Ona da gazete gönderiyordum.

    Oktay Akbal Cumhuriyet Gazetesi’ndeki köşesinde, iki gün üst üste benim Şevket Süreyya’nın oğlunun, şarap parası edinmek için babasının kitaplarını sattığını anlatan yazımı köşesine taşımıştı. İlk yazısı çıktıktan sonra eşi ve diğer oğlu, Oktay Akbal’a bir mektup göndererek, benim yazımı yalanlamaya kalktı ama elimde kanıtlar vardı. Akbal da yazısında o günlerde Umurbey Belediye Başkanı olan Pars Dönmez’i ve beni Süreyya’nın evine ve kitaplığına sahip çıkmadığımız için eleştirmişti.

----------------------------------------------------------------------------------------

    Umurbey'in diğer Konukları
   2015'te yitirdiğimiz Alâattin Bilgi, araştırmacı, yazar ve çevirmendi. Marx ve Engels'ten yaptığı çeviriler ve özellikle Kapital çevirisiyle tanındı. Ankara'da Gazi Lisesi'nde Vedat Günyol'un öğrencisi oldu. İlk uyanma ve aydınlanma etkilerini ondan aldı. Lise son sınıftayken sağ ayağını kaybetti. Hastalığı sırasında Milli Eğitim Bakanlığı'nın çevirilerini okuyarak kültürünü zenginleştirdi. Ankara'da Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'nin felsefe bölümünü bitirdi. Bu fakültede Nusret Hızır, Or-han Burian, Pertev Naili Boratav ve Niyazi Berkes gibi bilim adamlarından aydınlandı. Liselerde ingilizce ve felsefe öğretmenliği yapmakta iken, "12 Mart" 1971 müdahalesi üzerine görevine son verildi. Bundan sonra da araştırma ve çeviri çalışmalarını sürdürdü. 1980'lerde Yarın ve Bilim-Sanat dergilerinde, 1990’dan sonra da Evrensel Kültür dergisinde yazdı. 1971'den sonra Umurbey'e yerleşti. Yaşam öyküsünün bu bölümünü şöyle anlatmaktadır:
     "Emekli edildikten sonra (12 Mart 1971) Ankara'da durmak istemedim. Birkaç kez dostlarla o sırada Umurbey'de oturan Şevket Süreyya (Aydemir) Bey'i ziyaret etmiştik.İlk görüşte bu köye vuruldum. 1976' da eski bir ev satın alıp onardım ve buraya yerleştim. Köyün havasına, doğasına bayıldığım gibi, insanlarından da hoşnutum. Ankara'da doğup büyüdüğüm halde kendimi hep Umurbeyli hissederim. Burada çalışmak, burada bir kadeh içmek ve de Gemlik Körfezi'ne dalıp gitmek büyük mutluluğumdur."
---------------
Celal Bayar döneminde Gemlik’e büyük sanayi kuruluşları gelmedi. Ama kendi köylülerine evler yaptırdı. Bu evler 1957de ahşaptan yapıldılar. 27 mayıs devrimi olunca bu evler kaldı, üç beş sene hiç ellenmedi. Kura çekildi, evlerin çıktığı köylülerin bazıları bu evleri sattılar. 70'li yıllarda Umurbey evlerine bu şekilde yabancılar yerleşti. Bunlardan biri Şevket Süreyya idi.
Celal Bayar Evleri'nin yapımıyla ilgili TBMM tutanakları burada
   

Bu sitenin son güncelleştirilme tarihi 16/04/26