NOTLAR

 

Bursa'nın Tarihi

 

  *Bir zamanlar Bursa'da sağrıcı esnafı vardı. Bunlar şehir haricinde ölen hayvanların derilerini yüzerler, sağrı kısmını sağrıcılar, diğer kısımlarını da kalburcu esnafı aralarında taksim ederdi. Pirinç Hanı'nın batı tarafındaki Sağrıcı Sungur Mahallesi ve Mescidi bu esnafın hatırasını hala yaşatmaktadır. Ahali bu mahalleye "Şangur Şungur Mahallesi" derdi. Bu mahallenin bir zamanlar Hacı Lungur lakabında bir muhtarı vardı. Bu muhtar askere alınacağı zaman görevli kişi sormuş:

- Senin adın ne?

-Langur Lungur.

-Hangi mahalledensin?

-Şangır Şungur.

Bu cevap üzerine görevli kendisi ile alay ettiğini sandığı muhtarı yanından kovmuş.

1950'lere kadar Şangır Şungur Mahallesi adı bölge sakinlerince bilinirdi.

*Trilye'nin adı nereden geliyor:

 Tirilye’nin adının üç papazdan geldiği rivayet olunur. M.S 376 yılında Hıristiyan din adamları İznik’te toplandıkları zaman yorum farkları ortaya çıkmış. Aya Yani, Aya Yorgi, Aya Satri adındaki üç papaz başpiskoposla anlaşmazlığa düşünce aforoz edilmişler. Onlar da Tirilye’nin bulunduğu yere gelip yerleşmişler. Buraya da onlardan dolayı tri: üç, ilya: papaz kelimelerinden türetilerek Tirilye denmiş.

*1413’ta Karamanoğlu Mehmet Bey Bursa’ya saldırır, ünlü mimar Hacı İvaz Paşa önderliğindeki şehir kendisini iyi savununca, hırsını alamayan saldırgan Sultan Yıldırım Beyazıt’ın kemiklerini mezarından çıkartıp yakar.Bu çılgın öfkenin sebebi Yıldırım Beyazıt’ın Karamanoğlu Mehmet’in babasını öldürtmüş olmasıdır. (Ramis Dara - Saklı Zamanlar Sayfa 37)

  *Bursa Kemeri

Kemer başlangıcı dörtte bir daire, karın bölümü yatay bir doğru biçiminde olan ve özellikle Osmanlı mimarlığında 16. yy da çok kullanılan bir kemer türü.


  *Bursa üslubu
Osmanlı yapı sanatında, önce zaptedilen Bizans ülkelerinin mimarisine doğru bir eğilim gözlendi. Bu ülkeler, yeni sahiplerine aynı zamanda eski mimari tekniğinde ustalaşmış olan  birçok duvarcı, oymacı ve zanaatçılar da vermişti. Bu yeni yapılar, Anadolu beyliklerinin anıtlarından farklıydılar. Ve Bursa üslubu böyle doğdu. Bursa mimarisi İstanbul'un fethinden sonra da yaşadı. Edirne ve İstanbul'daki ilk anıtların yapımında genellikle bu üslup kullanıldı. T biçimi plana uygun yapı tipi de 14. yy'da gelişti ve Bursa'daki "selatin camileri"nin hemen tamamı bu plana uygun olarak inşa edildi. Üst kısmından yüksek horizontal bir hatla bağlanan "Bursa kemeri" ise, iki çeyrek daireden oluşur, fazla bir taşıma gücüne sahip olmadığından daha çok dekoratif işlerde kullanılırdı.

 

   * Bursa tarihte 3 kez yakılmış:

1-Moğol imparatoru Timur tarafından

2-Karamanoğlu Mehmet Bey tarafından

3-Kurtuluş savaşında Yunanlılar tarafından

   *Bursa’nın 7 kızık köyü:

Cumalıkızık , Fidyekızık, Hamamlıkızık, Dallıkızık, Bayındırkızık, Derekızık, Değirmenlikızık

    * Bilindiği gibi ilk altı Osmanlı padişahının türbeleri Bursa’da bulunuyor:Osman Bey, Orhan Bey, Murat Bey, Sultan Yıldırım Beyazıt, Sultan Çelebi Mehmet, ve Sultan II.Murat. İncelendiğinde bu altı padişahtan yalnızca birinin, Orhan Bey’in Bursa’da öldüğü, yalnızca ikisinin, Murat Beyle(Hüdavendigar) Yıldırım Beyazıt’ın Bursa’da doğduğu görülecektir. Şunca yıl(1326-1331 , 1335-1365) Osmanlı’ya başkentlik yapmış, 1365’de saltanat Edirne’ye taşındıktan sonra da İstanbul’un fethine kadar bir anlamda ortak başkentliği sürdürmüş olan Bursa’da doğup ölen tek padişah bile yok (Ramis Dara - Saklı Zamanlar Sayfa 26)

   * Osman Gazi İznik’i abluka altına alırken iki kule yaptı. Bursa’ya da aynı şekilde iki kule yaptı. Birisi dağ başında yukarıda, diğeri de Kükürtlü’de olmak üzere iki kule yaptı. Bu bütün Batı Anadolu’daki büyük şehirleri düşürmek için kullandıkları bir taktiktir. O zaman top yok. O kaleler hücumla alınamaz. Onun için tatbik edilen metot, aç bırakarak, suyunu keserek teslim olmaya zorlamak. Bütün fetihler, Rumeli’de de ilk zamanlar böyle yapıldı. Balkanlarda birçok şehirler böyle alındı. Şehir aç ve susuz kalınca, oradaki halk tekfura ayaklanıyor. Bırak bizi. Nasıl olsa teslim olursak Osmanlı  bizi öldürmeyecek diyorlar. Osmanlı çok kurnaz bir politika izliyordu. Teslim olan şehirlerin halkına dokunmuyor, himaye ediyordu. Onun için halkı kendi tarafına çekiyor. Halkı aç bırakıyor ve kumandanlar ister istemez teslime zorlanıyordu.  (Halil İnalcık - Osmangazi ve Bursa Sempozyumu kitabı, sayfa 11)

   * Çeşitli kaynaklardan çıkarılabilen bilgilere göre Bursa’daki eski tekfur sarayının yeri, şimdiki orduevinin bulunduğu yer. Tophane alanı da sarayın bahçesi ve kilisesi. Osmanlılar da sarayı saray olarak kullanırken kiliseye türbe yaptırırlar. (Ramis Dara - Saklı Zamanlar Sayfa 33)

  * Bursa çekmesi:

    Eskiden Bursa'da dokunan yollu bir kumaş.Bir yolu ipek, bir yolu pamuklu dokunurdu.

   * Orhan Beyi’in dört eşinden adları bilinen üçü Rum soylusu:Nilüfer, imparator III. Andronikos’un kızı Asporça ve imparator Kantakuzenos’un kızı Teodora.  I.Murat’ın bilinen eşleri Run asıllı Gülçiçek Hatun, Bulgar kralı İvan Aleksandr’ın kızı Mara Hatun ile Bulgar Prensi Konstantin’in kızlarından biridir. (Ramis Dara - Saklı Zamanlar Sayfa 28 ve 34)