

|
|
Tüm hayatını Bursa/Umurbey Mahallesi'nde geçirmiş olan Güner Özoğuz'un
şiir kitapları şunlardır: Üniversiteye Giden Bıyıksız Kedi (1965), Makara
İpliği (1993), İplik Zamparası (1998), Para saymasını Bilmeyen Napolyon
(2003).

Bu kitaplarından
İplik Zamparası'nın sunuş yazılarında sanat
anlayışına dair bazı ipuçları buluyoruz.
"Şiirlerimde insanlığı ve atomu savunuyorum…Korkunç atom savaşına barışçı
bir yol getirmek şiirlerimdeki amaç... Bursa benimle çok uğraştı…..
İnsanın yetmiş, seksek gazetede ve dergilerde şiirleri çıkınca çok
uğraşılıyormuş. Bu çekememezlik neden?
"Türk şiiri Asaf Halet Çelebi,
Yahya Kemal, Özdemir Asaf, Oktay Rıfat, Melih Cevdet ve Orhan Veli’den sonra
bitti. Ben, Türk şiirine yeni bir ses ve ekol getirdim…..Toplam yedi ödülüm
var. Şiirlerimde materyalist değilim, metafizikçiyim………………Ey Bursa! Benim
“Güneşten Kopma Değil Dünya” adlı kitabımı Türkiye ve Dünya kabul etti. Siz
de edin. Benim büyük şairliğim sizin yorumunuza kaldı….Mezarıma şu beyiti
yazın: “Gözüm yaşlı geldi dünyaya ve dullar sağlığında çok uğraştınız
onunla. Öldükten sonra bırakın, uğraşmayın. Çünkü büyük şairdi, fazlalık
gelmedi dünyaya”.
Yazanı belli olmayan
değerlendirme yazısı:
“Uzun şiirleri yer yer manzumeye kaçar. Ne var ki bu metinlerin bir iki
yerinde bir iki dize yakalar ki bunlar Metin Güven’leri, Nuri Demirci’leri,
Turgut Çelik’leri, Hilmi Haşal’ları yaya bırakır. Bunlar daha ilk akla
gelenler. Daha nice nicelerini. Gerçek bir şair önce Güner’in bu hakkını
teslim edebilmelidir.
Turgut Çelik’in onun hakkındaki yazısı:
"Denilebilir ki Orhan Veli’yle başlayan
“dalga geçme”, Güner’in şiirlerinde Birinci Yeni’nin en büyük ustasını bile
geride bırakmıştır….. Bursa kenti Güner’i görmedi, ona sahip çıkmadı. Tıpkı
Selami Üney’e olduğu gibi. Kime sahip çıktı ki bu kent? Varsa yoksa futbol,
para. Üreten, yaratan insanların gözünü parmakla çıkarıyor bu kent.
Birisi sanatta, kültürde hafif varlık
gösterse önce sanatçı geçinenlerin ödü kopuyor. Hemen değirmen çalışmaya
başlıyor. Bu değer tüketmek, bu kıskançlık. Kısır döngü ve dedikodu Bursa’yı
çevre illerden geride bırakan en büyük etmendir.
Güner bu kente ömrünü vermiş, öz be öz Bursalı. Bu kent Güner’e acıdan başka
ne verebildi? Güner’in iki dizelik, Şekspir’i bile yayan bırakan şiiri…..
Bursa halkının, Bursa sanatçısının ve sanatseverinin, Bursa yerel
yönetiminin; Zeki Müren’e, divan şiirinin temel taşı olan ve Muradiye’de
yatan Ahmet Paşa’ya, şair Selami Üney’e ve daha nicelerine bilinen hoyrat
yaklaşımını destanlaştırmıyor mu?
Bu kentte herkes para, çek-senet ve futbol
konuşuyor. Paramız neden kepaze peki? Demek ki devlet ve millet olarak bir
yerde yanlış yapıyoruz. Kim bilir, belki de Güner Özoğuz’un şiirini ezbere
okuyabilecek, kavrayabilecek duyarlılıkta yurttaşlar yetiştirebilseydik,
Amerikan doları da b öyle şaha kalkmayacaktı.
Fırtına dinince bu azgın denizin kıyısındaki
kumsalda sadece birkaç inci parlayacaktır. Bu incilerin birisi de Güner
Özoğuz’dur. Gün ışığı hiçbir değeri inkar etmez."
Gazeteci Orhan Kaplan’ın yazısı:
" Güner Özoğuz sanatta gösterişi,
pazarlamacılığı bilmez, başaramaz. Görsellik adına fazla titizlenmeyi
sanattan çalınan zaman ve değer olarak algılar. Varsın onu bu görselliğe
karşı durmak adına eleştirsinler. Zaten bu kentte, bu kentin sanatına kim
sahip çıkıyor ki? Daha çok sanatçının gözü çıkarılmıyor mu bu kentte? Nasıl
olsa bol miktarda ulusal düzeyde ünlenmiş sanatçılar, Bursa’ya o ya da bu
şekilde getirilmiyor mu? Şunu belirtmekte yarar var ki bugün Bursa’da şiir
adına, sanat adına mangalda kül bırakmayanların büyük bölümü silinip
gideceklerdir. Hiçbir şey beklemeden ömrünü ve gönlünü Bursa’ya veren
Güner’in yüzyıllar boyunca yaşayacağını sanıyorum".

|