2006/BURSA
ÖNSÖZ
Bursa
dağcılık tarihi adlı bu çalışma, dağcılığın sembolü olan ip ve kazmanın
emniyet aracı olarak kullanıldığı tarihten başlayarak hazırlanmıştır.
Ülkemizde birçok spor dalında, doyurucu nitelikte tarihsel geçmişi
anlatan bir çalışmaya rastlamak, pek mümkün değildir. İl bazında ise
herhangi bir spor dalının tarihçesinin yazıldığının örneği Türkiye de
yoktur.
Eski
sporcuların anılarında kalan çeşitli olayların genç sporculara
anlatılması gerektiği konusunda birçok insan hem fikirdir. Ancak;
kişilere özgü anılar çoğunlukla ya parça parça hatırlanır, yada objektif
olmaz.
Yapılan
bu çalışma dağcılığın Bursa’da başladığı dönemin öncesinde dünyada ve
Türkiye’de dağcılık adına nelerin yapıldığının çok kısa bir özeti ile
başlatılmıştır. Bunun amacı, dağcılığın geçirdiği evreleri okuyucuya
kavratmaktır.
Bu
çalışma, katkı sağlayan kişilerin anı ve bu anılarla ilgili belgelerine
dayanmaktadır. Belgelendirilmemiş yada başka bir kanıtla ortaya
konamamış iddialar çalışmada konu edilmemiştir.
Olabildiği kadarıyla özet yazılmaya çalışılan Bursa Dağcılık Tarihi adlı
bu çalışmada katkı sağlayan herkese en derin teşekkürlerimizi sunarız.
Öte
yandan yapılan çalışmanın birçok eksiğinin olabileceğini bilmekteyiz.
Ancak; bu çalışmadaki her türlü eksiğin belgelendirilmesi veya başkaca
kanıtlarla desteklenmesi halinde eksikliğin giderilmesi konusunda
gereğinin yapılacağını belirtmek isteriz.
GSİM -
DAĞCILIK TARİHÇESİ YAZIM KURULU
İÇİNDEKİLER
ÖNSÖZ
İÇİNDEKİLER
GİRİŞ
20. Y.Y İkinci Yarısına Kadar Dünya da
Dağcılık……………………………………. 1
1902-1938 Türkiye de Dağcılık
Türkiye de Dağcılığın
Doğuşu…………………………………………….…………… 2
1939-1950 Türkiye de
Dağcılık……………………………………………………….… 3
1951-1965 Türkiye de
Dağcılık…………………………………………………………. 4
1966-1997 Türkiye de
Dağcılık…………………………………………………………. 5
1925 Öncesi Uludağ
Bursa ‘da Dağcılığın
Doğuşu…………………………………………………………… 6
1926-1933
Uludağ……………………………………………………………………….. 7
1934-1950 Bursa Dağcılık
Derneği…………………………………………………...... 8
1951-1977 Yeşil Dağcılık Kulübü ve
Yaptığı Faaliyetler………………......…………. 9
ODTÜ DKSK’ den Bülent KALE ve Gazi
Üniversitesi’nden Nazif MAKAS…….…10
ODTÜ DKSK Kulübü’nden Bülent KALE ve
Bursa Yeşil Dağcılık Kulübü’nden
Orhan PİLAVCILAR 1978-1982 Yeşil
Dağcılık Kulübü’nün Yaptığı Faaliyetler.... 11
1977-1986 Beden Terbiyesi Bölge
Müdürlüğü Bölge Dağcılık Ajanlığının
Yaptığı Faaliyetler
…………………………………………………………………........ 12
1977-1982 Hürriyet İzci Grubu – Uludağ
İzcileri Grubu’nun
Yaptığı Faaliyetler ( Tophane Meslek
Süleyman Çelebi Lisesi)…………………....... 13
1984-1990 Bağımsız Bursalı Dağcılar
Grubu Faaliyetleri
( Hürriyet Grubu – Ahmet KÖSE ve Grubu
)……………………………………….... 14
1984-1991 Çelebi İzci Grubunun Yaptığı
Faaliyetler
(Ender UZER ve Nazif MAKAS)
………………………………………………….........15
1986-1992 Demirtaş Spor Kulübü Dağcılık
Biriminin Yaptığı Faaliyetler
(Hasan ÖREN – Ertuğrul DEMİRTAŞ
)……………………………………………… 16
1986-1988 B.T.B.M Bölge Dağcılık
Ajanlığının Yaptığı Faaliyetler
(Ahmet Bülent ÜÇOK Dönemi- Ertuğrul
DEMİRTAŞ)
1986-1988 Yılları Arası Bölge
Faaliyetleri ( Üçok Dönemi)………………………...... 17
1989-1991 B.T.B.M Bölge Dağcılık
Ajanlığının Yaptığı Faaliyetler
(İranlılar Grubu ve Levent
AYDIN)………………………………………………….... 19
1989-1990 Uludağ Üniversitesi Dağcılık
Birimi’nin Yaptığı Faaliyetler
( Kuvvet LORDOĞLU ve
Arkadaşları)………………………………………………. 20
1988-1995 Ekipsar Grubu’nun ( Arama
Kurtarma ve Spor Araştırma
Rehberlik Ekibi ) Yaptığı
Faaliyetler………………………………………………..... 21
1990 Dan sonra( İbrahim Kızılkaya vs..)
D.S.İ Çalışanları Yürüyüş Grubu……… 22
1991-2001 Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü
Dağcılık İl Temsilciliği Faaliyetleri
( Ahmet AYDIN dönemi 1991-2002) Çelebi
İzcileri – Demirtaş Spor Kulübü
Dağcılık Birimi (Hasan ÖREN) ve Bazı
D.S.İ’ liler. (Korkut GÜVEN-Mustafa
İŞCAN)......23
1991-1993 B.T.B.M. Bölge Dağcılık Ajanlığının
Dağcılık Eski Ajanının
Grubunun Yaptığı Faaliyetler ( Sait SAKA ve İranlılar Grubu ve Bazı
D.S.İ ‘liler)………….24
1991-1993
Bağımsız Bursalı Dağcılar Grubu Faaliyetleri
( Hürriyet
Grubu-Ahmet KÖSE ve Grubu ................................………………………
26
1991-1977
Uludağ Üniversitesi Dağcılık Biriminin Yaptığı Faaliyetler
( Kuvvet
LORDOĞLU Ve Songül SONAL )………………………………………..... 27
1993-1995
Gençlik Ve Spor İl Müdürlüğü Dağcılık İl Temsilciliği Faaliyetleri
( I. Ahmet KÖSE
Dönemi ) Çelebi İzcileri, Bölge Grubu
1989-1991, D.S.İ.’liler…….....29
1995-1996
B.T.B.M. Bölge Dağcılık Ajanlığının Dağcılık Eski Ajanının
Grubunun Yaptığı Faaliyetler ( Sait SAKA İranlılar Grubu
- Bazı D.S.İ.
‘liler - Bursa Kayak Antrenörleri Derneği - İl Temsilcisi
Mustafa BOZKUT
Dönemi) 1993-1995 Sait SAKA İranlılar Grubu Ve Bazı D.S.İ.‘liler İbrahim
KIZILKAYA – Ertuğrul DEMİRTAŞ –
Ahmet KÖSE ve
Grubu ……………………………………………................................31
1993-1997 Akın
BOZKURT, Hüseyin YILMAZ Ve Arkadaşları İle Ahmet KÖSE ve
Arkadaşları ( 1993-1997
Serdar İNCE, Tanju YÜZEN, Tuncel V.S. )…………………33
1998-2000 Tonga
Doğa Yürüyüşçüleri Grubu……………………………………....… 34
1996-1999 Bursa
Kronik Dağcılar Birliği………………………………………....…… 35
1995-1997
Ertuğrul DEMİRTAŞ Doğa Turizm Faaliyetleri……………………….. 36
1996-2001
Ekipsar Grubu ( Arama Kurtarma Ve Spor Araştırma
Rehberlik Ekibi
) Faaliyetleri………………………………………………………...... 37
1997-2000
Demirtaş Spor Kulübü Dağcılık
Birimi ( Hasan ÖREN,
Ertuğrul
DEMİRTAŞ, Nazif MAKAS, Korkut GÜVEN, Mustafa İŞCAN )………. 38
B.T.B.M. Bölge
Dağcılık Ajanlığının Dağcılık Eski Ajanının Grubunun
Yaptığı
Faaliyetler (Sait SAKA İranlılar Grubu - Bazı D.S.İ.‘liler - Bursa
Kayak
Antrenörleri Derneği – G.S.İ.M. Spor Kulübü – Oğuz KANBİR )…………. 39
1999-2000
G.S.İ.M Spor Kulübü Sait Saka ( Mustafa AYDEMİR)…………………. 40
1997-1998 G.S.İ.M. Dağcılık İl Temsilcisi
Nizamettin EROL Dönemi ……………… 41
1999-2000 G.S.İ.M.
Dağcılık İl Temsilcisi Il. Ahmet KÖSE Dönemi
( Ahmet KÖSE,
Aziz DOĞAN, Cumhur KANTARCI Dönemi Başlangıcı Olan
Sonbahara Kadar
Olan Süreç ) ………………………………………………....……. 42
2000-2002 Bursa
Dağcılık Derneği ( Hüseyin YILMAZ )…………………………….. 43
Katkı
Sağlayanlar………………………………………………………………………..44
Yazım Kurulu
İsim Listesi………………………………………………………………45
GİRİŞ
Dağcılığın ne olduğunun
anlaşılabilmesi için dünyadaki gelişimine bakmak gerekir. Bu sebeple
Bursa dağcılık tarihçesi çalışmasının ilk bölümleri , Bursa’ da ki
dağcılığın yada dağcılık adına başlatılan faaliyetlerin başladığı
dönemlerde dünyada dağcılığın ne olduğu konusu da doğru anlaşılması
gerekecektir.
Özellikle ülkemizde bu sporun başlangıcında adı geçen bazı kimselerin
dağcılığın ne olduğu konusundaki düşünce ve tavırlarının da ortaya
konulması ancak bu yapılırken evrensel anlamda dağcılığın ne olduğunun
adı, yazım kurulunca ortaya konulmuştur……………….
Günümüzde dağlarda yapılan birçok faaliyetler ile bu faaliyetlerden
yalnızca biri olan dağcılığı doğru anlayabilmek için, bu spor dalını
temsil eden ipin veya kazmanın kullanıldığı tarihi, dağcılığın başlangıç
tarihi olarak kabul etmek mecburiyeti vardır. Çünkü; yüzyıllardır
dağlarda onlarca ekonomik yada serbest zaman faaliyeti niteliğinde
faaliyetler yapılmaktadır. Ülkemizde yazın denize gidip tatil yapanlara
1960’lı yıllarda denizci , dağlarda tatil yapanlara ise dağcı denildiği
hatırlanılırsa dağcılık sıfatının anlaşılabilmesi için ip ve kazma
başlangıç tarihi olarak alınmak zorundadır.
Diğer
yandan yine ülkemizdeki yaşanan sürece paralel olarak Bursa’da yaşanan
sürecin doğru anlaşılabilmesi için Bursa’nın dağcılık geçmişinden önce
de dağcılık adına nelerin yapıldığı konusunda bilgilenmemiz
gerekmektedir.
20.Y.Y. İKİNCİ
YARISINA KADAR DÜNYADA DAĞCILIK
Dağcılık, Alp dağlarında doğmuş bir tırmanış sporudur. Avrupalı
dağcılara göre dağcılığın kökeni 1760’lı yıllara dayanır. Cenevreli
bilim adamı Horoce- Benedict de Saussure’nin MONT BLANC (4807 MT) Dağı
zirvesine tırmanışı planlaması ve Dr. Paccerd ile J. Balmot’ un 1786 da
bu dağa tırmanmaları dağcılığın başladığı tarih kabul edilir.
Bu tarihlerde dağcılık, sportif anlam
yerine yani zirveye zor yollardan tırmanışlar yerine, daha çok bilim
adamlarının, entelektüellerin, dağları araştırma ve dağlarda bilimsel
amaçlarla çalışmalar yapmak için yürüyüş yollarından zirvelere çıkmak
şeklinde gerçekleşmiştir. Zaten Alpinizmin eski anlamı, dağlarda
bilimsel amaçla çeşitli zirvelere çıkma faaliyetlerinde bulunmaktır.
Bir grup İngiliz dağcı E. Whymper’in
öncülüğünde 14 Temmuz 1865’da 4478 MT. yüksekliğindeki Mattehorn
doruğuna tırmanmışlardır. Bu tırmanıştan sonra Alplerde sırasıyla tüm
doruklar tırmanılmıştır. Öte yandan; İngiliz dağcı Alfred Mummer’i
1895’de Himaliyalar da Nanga Parbat (8125 MT.) doruğuna alpin stilde
tırmanmayı denemiştir.
1900’lerin başında dağcılık sporuna ilgi
iyice artmıştır. Bu tarihlerden itibaren artan bir ivmeyle dağcılık
yüksek dağların bilimsel amaçlarla araştırılma faaliyetinden uzaklaşıp
tırmanış sporu olarak yapılmaya başlanmıştır. 1910’lara gelindiğinde,
özellikle sikke kullanımı zirvelerin kaya rotalarında yeni bir çığır
açmıştır. Örneğin; o dönemim en ünlü dağcılarından Hans Dülfer ’in
imkânsız dediği Furchetta‘nın kuzey yüzü 1925’te sikke kullanımı
sayesinde Emil Solleder ve Fritz Wiessner’in başarılı tırmanışına sahne
olmuştur.
1930’larda dağcılık sporu ikinci dünya savaşı yıllarının milliyetçi
akımından etkilenmiştir. Özellikle Almanlar bu dönemde çok riskli
tırmanışlara girmişlerdir. Schmid kardeşler 1931 yılında 4478 MT.’lik
Mattehorn‘un kuzey yüzünü tırmanmışlardır. Yine bu yıllarda dağcılık
Avrupada ki birkaç ulusun yaptığı spor olmaktan çıkmış, uluslar arası
bir nitelik kazanmıştır. 1931 yılında Cenevre’de UIAA adlı teşkilat
kurulmuştur.
1937 yılında onlarca dağcının hayatını
kaybettiği 3950 metrelik insan yutan canavar unvanlı EİGER Dağı’nın 1600
MT. ’lik kuzey duvarı Münihli dağcılar Anderl Heckmair ve arkadaşları
tarafından tırmanılmıştır.
Büyük
Joroslar Dağı’nın 4208 MT.’lik Walker Zirvesi sırt rotası Riccorda
Cassin ve arkadaşları tarafından 1938’te tırmanılmıştır.
Böylece, bu tarihte Alplerin son üç problemi de çözülmüş, zorlu dağların
çok zor olan kuzey yüzleri, dağcılığın son sınırı olan rotaların
tırmanışları tamamlanmıştır.
1950’lilerden sonra ise o güne kadar
ulaşılmış dorukların daha zor tırmanış rotalarından tırmanmak için yeni
rotalar aranmaya başlanmıştır.
1902-1938
TÜRKİYE’DE DAĞCILIK
TÜRKİYE’DE DAĞCILIĞIN DOĞUŞU
İlk Türk dağcı ALİ VEHBİ TÜRKÜSTÜN
’dür. 1902 yılında Mont Blanc Dağı’nın zirvesine tırmanmıştır.
Ülkemizde yapılan ilk Türk dağcılık
faaliyeti ise 28 Ağustos 1924’te Miralay Cemil Cahit (Taydemir) ve
ekibince Erciyes Dağı’na yapılmıştır.
Öte yandan 1924 yılının Şubat ayında
Şaban ÖRNEKTEKİN tarafından yapılan Uludağ Zirve çıkış faaliyeti
gerçekleştirilemeden sona ermiştir
Yine ülkemizde 1927 yılında Isparta
Eğridir Dağ Komanda Okulu açılmıştır. Bu okul yetkililerinin
girişimleriyle 1928 yılında TÜRK DAĞCILIK CEMİYETİ adıyla dağcılık
kulübü kurulmuştur.
1929 yılından itibaren ise sportif
amaçlı dağ gezileri başlamıştır. 1932 yılında Bursa’da açılan Halk
Evleri, kurulduğu yıl bünyesinde kayak sporunu başlatmıştır. Aynı yıl,
Bursa İl Özel İdare Müdürlüğü’nce Uludağ’da Büyük Otel adıyla 17 odalı
bir otel yaptırılmıştır. Ancak; bu otel yazları açık kışları kapalıdır.
Kayak sporunun ilk yapıldığı yer Bursa’dır.
Uludağ’ın ilk geçişi (trans), 6 Ocak
1933 yılında Galatasaray Lisesi öğretmenlerinden, Fransız Monsieur
GUİLLOT ’un Uludağ Zirve’ye çıkması, orada kamp atması ve dağı aşarak
kayak ile İnegöl’e ulaşması ile gerçekleşmiştir. Guillot o yıllarda
Uludağ’da çadırlı kamplar yapan tek kişidir. 1933 yılında Bursa Halk
Evi’nden bazı kayakseverler, Bursa Dağcılık Kulübü adıyla Türkiye’de ilk
kayak kulübünü kurmuşlardır. Bu kulübün ilk ismi Dağ Sporları
Kulübü’dür. Daha sonra Bursa Dağcılık Kulübü adını almıştır. Buna göre,
yani kulübün ilk ismine göre bu kulüp kayak, dağcılık, ve yürüyüş
faaliyetleri kulübüdür. Ancak; bu Kulüp dağcılık adını kullanmayı tercih
etmiş ama yalnızca kışları kayak , yazları ise yürüyüşler yapmıştır.
Yani zirve tırmanışı yapmamıştır. Yine bu kulüp 1935 yılında Uludağ’ın
ikinci tesisi olan kayak evini yaptırmıştır.
Bu tarihlerde kışın kayak yapabilmek
için ya yürüyerek veya kayaklarla ya da köylülerin katırları
yardımıyla Uludağ’daki tesislere ulaşılabilmektedir. Bu yıllarda
dağcı sıfatı; dağda vakit geçiren , tatil yapan, dağda yürüyerek
veya kamp yaparak serbest zamanlarını geçiren kişiye denmektedir.
Hatta bu gün bile Uludağ Sarıalan Yaylası ve Çobanlaya Yaylası’nda
kamp yapan eski kampçılar kendilerine dağcı demektedir. Bununla
birlikte 1930’lar Avrupasında dağcılık, yani dağın zirvesine
tırmanış sporu, çok genel bir kavram olan dağ faaliyetlerinden
yani; Alpinizm’den çoktan ayrılmış ve başlı başına bir spor
olmuştur. Aynı tarihlerde dağcılık Türkiye’de bir spor olarak değil
Alpinizm adıyla genel bir kavram adı altında anlaşılmıştır. Bu
yüzden çoğu kimse o yıllarda dağcılığı kayak ve yürüyüş faaliyetleri
olarak görmüştür.
1939-1950
TÜRKİYE DE DAĞCILIK
Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü ( Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü) 1939
yılında Latif Osman ÇIKIGİL başkanlığında, Dağcılık ve Kış Sporları
Federasyonu’nu kurmuştur. Dağcılık ve Kış Sporları Federasyonu aslında
1936’da kurulmuş fakat 1939’da resmiyet kazanmıştır. Federasyon
yöneticileri arasında Muvaffak UYANIK , Asım KURT , Bozkurt ERGÖR ,
Sönmez TARGAN ve Muzaffer EROLGEZ vardır. Bu federasyon adından da
anlaşılacağı üzere iki ayrı spor branşını yani, dağcılık ve kayak
sporunu bir arada bulundurur. Ancak, uygulamada bu federasyonun o
yıllardaki ilgisi yalnızca kayak sporuna olmuştur. İşte bu yüzden
dağcılık yapan yani; zirvelere emniyet gereçleri kullanarak tırmanan
Bozkurt ERGÖR, Sönmez TARGAN ve Muzaffer EROLGEZ bir anlamda yaptıkları
işten dolayı kendilerini dışlanmış hissetmişlerdir.
Bozkurt ERGÖR ülkemizde çağdaş dağcılığı
yani; dağlarda yürümek dışındaki dağcılık sporunu başlatan ilk kişidir.
Onun döneminde çoğunluğun görüşü dağcılığın Alpinizm’in kendisi olduğu
ve bu yüzden dağcılığın dağlarda kayak yapmak, yürüyüşler yapmak ,
araştırmalar yapmak olduğu şeklindedir. Ancak; O ve birkaç arkadaşına
göre dağcılık dağların zirvesine tırmanmaktır. Bu tırmanışta muhtelif
emniyet araçlarının kullanılması sportif bir zorunluluktur.
Isparta Eğridir’deki Dağ Komanda
Okulu’ndan bazı dağcı subayların 1944’de Cilo Dağları’nın Reşko doruğuna
çıktıkları ve bu tırmanışta ip kullandıkları bilinmektedir. Dolayısıyla
ülkemizde gerçekte dağcılığın doğru anlaşılıp doğru uygulandığı ilk yer
Eğridir Dağ Komanda Okulu’dur.
1945 - 1950 yılları arasında ülkemizde
ilk kez bilimsel amaçlı dağ gezileri yani eski anlamıyla Alpinizm
faaliyetleri Sırrı ERİNÇ , Reşat İZBIRAK tarafından muhtelif dağlarda
yapılmıştır. İşte bu bilimsel çalışmalar Türkiye’de Alpinizm
faaliyetlerinin ilk örnekleridir. (Reşat İZBIRAK ve Sırrı ERİNÇ Ankara
Dil ,Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nde Fiziki Coğrafyacılardır)
1951-1965 TÜRKİYE DE DAĞCILIK
Bozkurt ERGÖR ilk kez 1950 – 1952
yılları arasında iple tanışmıştır. Bundan önce de bazı dağlara zirve
tırmanışları yapmış ancak; bu rotalar yürüyüş yolları şeklinde olmuştur.
Bozkurt ERGÖR ’ün sahip olduğu ilk ip Kastamonu Tire’de imal edilen
kendirden bir iptir. Sonuçta; Bozkurt ERGÖR tırmanış güvenlik
malzemelerini 1955’lerden sonra sahip olabilmiştir. Öte yandan, Dağcılık
Federasyonu’nun Aladağlar ’da açtığı ilk temel eğitim kampında Bozkurt
ERGÖR’ ün kişisel malzemeleri kullanılmıştır.
1950-1960 yıllarında Ankara, Manisa,
Kayseri, Erzurum illerinde dağcılık kulüpleri kurulma girişimleri
başlamıştır. 1960’lı yıllarda Dağcılık ve Kış Sporları Federasyonu
içersindeki tartışmalar hız kazanmış ve bazı ayrılıklar yaşanmıştır. Bu
yılların önder dağcıları, çantalarında iplerini veya kazmalarını sürekli
bulunduran Bozkurt ERGÖR ve Muzaffer EROLGEZ ‘dir. Ancak bu dağcılar
son derece huzursuzdurlar. O günkü federasyonda kendileri birkaç kişiyle
dağcılık yapmakta iken bu federasyonun kayakçıları ve yürüyüşçü
dağseverleri de kendilerine dağcı demektedir. Bu durum özellikle Bozkurt
ERGÖR ve birkaç arkadaşını arayışlara sürüklemiştir. İşte bu
sebeple Dr. Bozkurt ERGÖR 1962 yılında İstanbul'da "Türk Dağcılık
Kulübü" adı altında ayrı bir örgütlenmeye gitmiştir. Bu kulüp 1972
yılına kadar varlığını sürdürmüştür. 12 Mart askeri yönetimi sırasında
kulüp kapanmıştır. Kulübün yönetiminde başlangıçta Dr. Bozkurt ERGÖR,
Şinasi BARUTÇU, Muvaffak UYANIK gibi kişiler bulunmaktadır. 1963 yılında
Sönmez TARGAN kulübün başkanlığını yürütmüştür. Aynı dönemde, Anadolu'da
farklı illerde dağcılık kulüplerinin kurulması için çalışmalar
sürdürülmüştür. Bu çalışmalar ülkemizde ilk özel dağcılık
örgütlenmelerinin çekirdeğini oluşturmuştur.
1961 senesinde Bozkurt ERGÖR ve S.
Nowill; Aladağlar Demirkazık Dağı güney batı yönündeki Peak kulvarından
Demirkazık Zirve tırmanışı yapmışlardır.
Türkiye’de 1967 yılında yaz aylarında
Aladağlar ’da Sıyırma Boğazı’nın sonunu kapatan ve yaklaşık 250 MT. olan
duvarın çıkışını yapan Bozkurt ERGÖR ve birkaç arkadaşı ülkemizde çağdaş
anlamda. ilk kez yapay teknikle ve en zor tırmanışı yapmıştır
1963
yılında kurulan ODTÜ DKSK (Dağcılık ve Kış Sporları Kulübü) üyeleri
,dünya çapında bir üniversite olan bu üniversitenin lisan bilen seçkin
öğrencileridir. Burada da özellikle kayak ağırlıklı olarak yapılmakta
ancak diğer branş, dağcılık ihmal edilmektedir.
Bozkurt ERGÖR 1964 yılında
İsviçre’nin Zermat yakınlarındaki 4478 MT. yüksekliğindeki Mattahorn
Dağı’na çıkmayı denemiş başaramamıştır.
Aynı yıllarda federasyon yönetimi ise
Alpinizm adı ile yazları yürüyüş ve kamp, kışları kayak yapmaktadır.
Halbuki Alpinizm (Eski anlam) dağları tanıma adına bilim adamlarının
yaptıkları bilimsel çalışmalardan kaynaklanan bir etkinliğin adıdır.
Ancak bu entelektüel etkinliğin dışında kayak yapmak, zirvelere
tırmanmak, yürüyüş ve kamplar yapmak da yani spor faaliyetleri ve
sportif etkinliklerde bulunmak da Alpinizm’in içinde bulunan, ondan
doğmuş faaliyetlerdir.
Alpin
kulüp olarak bilinen Avrupalı kulüplerin tamamı, gerçekte birden çok
spor branşı, sportif faaliyeti ve bilimsel çalışma yapanları bir araya
getiren kulüplerdir. Bu kulüpler kayak yapan, yürüyüş yapan ve zirvelere
tırmanış yapan zirve coğrafyasını merak eden kişilerden oluşmuştur. Bu
ilgi Alplerin çoğuna tırmanıldığından bitmiştir. Yani aslında dağın
keşif amacı ile en kolay yolundan çıkılmış olmakla keşif ve fetih dönemi
dağlarda kapanmıştır. Öte yandan Alpin alanlarını merak eden bilim
adamlarının çalışmaları da çoğunlukla tamamlanmıştır.
İşte
buna göre dağcılık sporu, bu dağlara yürünerek değil tırmanılarak
çıkılan yollarından çıkmakla ve tırmanılan bu rotalarda düşmeye karşı
emniyet aletlerinin kullanılmasıyla başlamıştır.
Sonuçta
spor olmadan önceki dağ gezintileri, dağdaki konaklamalar dağsever
anlamında dağcılık faaliyeti olarak algılanmıştır.
Görüldüğü üzere Avrupalıların Alpinizm dedikleri şey dağları keşfetmek
ve zirveleri fethetmek amacıyla gezmek, kayak yapmak ve bilimsel
çalışmalar yapmaktır.
Aslında
Türklerin de buna en uygun terimleri DAĞCILIK ve KIŞ SPORLARI olmuştur.
Ancak Alpinizm terimi bu iki spor branşını kapsamakla birlikte bizde
kış sporları branşı dağcılık adı ile anılır olmuştur. Hatta dağcılık
branşı bir anlamda dışlanmıştır.
Bu
nedenlerle bu isim altında bazı kimseler bilimsel çalışmalar, bazıları
yürüyüş, bazıları da kayak faaliyetleri sürdürmüşlerdir. Kimileri ise
bunların bir kaçını birden yapmıştır. Ancak dağcılık kayaktan ve
yürüyüşten ayrı bir spor disiplini olmasına rağmen bu faaliyetlerden
yararlandığı için sanki bu faaliyetlerin türü gibi algılanmıştır.Bu
yanlış algılama kuşaktan kuşağa yanlış öğretilerek devam etmiştir.
1966-1997
TÜRKİYE DE DAĞCILIK
Ülkemizde dağcılık ve kayak iki ayrı
branş olmasına rağmen aynı çatı altına girmesi ve branş sporcularının
bir arada olması zamanla ayrılıkların doğmasına sebep olmuştur. Kaldı ki
kayakçılar kendilerini kayakçı değil çoğunlukla dağcı olarak
adlandırmışlardır. Sonuçta; çok az sayıda olan ,dağların doruklarına
tırmanan dağcılar ihmal edilmiştir. Gerçekte kayakçı olup yazları
yürüyüşler yapan sporcular kendilerine dağcı deyince dağcılar ve
dağcılık, kayağın gölgesinde kalmıştır. Sonuçta dağcılığın ayakları
kayak ve turizm prangalarına vurulmuştur..
Yaşanan birçok olayın sonucunda her iki
branş, dağcılık ve kayak 1966 yılında ayrılmış ve Dağcılık Federasyonu
kurulmuştur.
Yeni kurulan Dağcılık Federasyonu’nun
başkanlığına idari deneyimlerinden dolayı Latif Osman ÇIKIGİL
getirilmiştir. ÇIKIGİL hoca kendi kuşağındaki kişilere göre teorik ve
bürokratik yönden önde bir kişidir. Federasyonun ilk başkanları kayakçı,
yürüyüşçü yani bir kısım dağsever olmuştur. Bununla birlikte o dönemde
dağcılar, yani zirveye tırmanarak çıkanlarda vardır. Ancak bu kimseler
Dağcılık Federasyonu yönetiminde etkili olamamışlardır.
Yine bu yıllarda ülkemiz turizmini
geliştirmek gayretiyle özellikle deniz turizmine paralel olarak, dağ
turizm faaliyetleri yani:yürüyüş,kampçılık,gibi faaliyetler, özellikle
turizm bakanlığı personeli İsmet ÜLKER tarafından önemsenmiş ve bu
faaliyetler yapılmaya çalışılmıştır.İşin ilginç tarafı bu yerli
gezgin turistler de kendilerine dağcı sıfatını yakıştırmıştır.
Çok
ilginç bir biçimde benzeri bir durum yani kayakçılar ve yürüyüşçüler ile
dağcılar arasında ki ayrılıklar 1975 senesinde ODTÜ – DKSK ‘de
yaşanmıştır. ODTÜ de bu yıllarda Uludağ Kayakevi Tesisi açıp muhtemelen
kayağa ağırlık verdiğinden dönemin önemli ODTÜ’ lü dağcıları Yalçın KOÇ
ve Kaşif ALADAĞLI da DKSK ‘dan ayrılıp Anadolu Dağcılar Birliğini (ADB)
kurmuşlardır. Anadolu Dağcılar Birliği’nin kurulmasının teşvikçisi ve
isim babası Sönmez TARGAN ‘ dır.
Batur KÜRÜZ ’ler Ömer TÜZEL ’ler
yalnızca dağcılık yapılan bu kulübün en önemli isimleridir. Bu kulüp
dağcılık dışında herhangi bir spor branşında faaliyet göstermemiştir.
Yine bu tarihlerde Türkiye Dağcılık
Federasyonu Eğitim Yönetmeliği ve Eğitmen Yönetmeliği olmayan bir
federasyon konumundadır. Eğitimler usta çırak ilişkisi içerisinde
verilmekte, tek yasal belge olan yardımcı eğitmenlik belgesine , Sayın
Dr. Bozkurt ERGÖR döneminde Ankara yakınlarındaki Hüseyin Gazi’de
17-25 Haziran 1974 tarihinde açılmış olan Dağcılık Eğitmeni Yetiştirme
Kampı’nı başarı ile tamamlayan Ankara Bölgesinden Faruk SÜKAN, Hakkari
Bölgesinden Kemal ÇAPA, Rize Bölgesinden Bahri BAYRAKTUTAN, İçel
Bölgesinden Sait MUTLU’nun sahip oldukları görülmektedir
1997 yılına gelindiğinde ülkemizde
federasyonunun resmi kayıtlarına göre 25 aktif il , 23 dağcılık kulübü
ve 919 lisanslı dağcı görülmektedir.
1925 Öncesi Uludağ
BURSA’DA DAĞCILIĞIN DOĞUŞU
Evliya Çelebi ve Lâmi’î Çelebi’nin
kitaplarından ve yine Uludağ civar köylülerinden öğrenebildiklerimize
göre 1925 Yılı öncesinde Uludağ bu köylerin merasıdır. Yani; Uludağ’ın
tamamında yaylacılık yapılmaktadır. Hatta bu gün bile yaylacılığın
izlerini özellikle göller bölgesinde görmek mümkündür. Öte yandan resmi
haritalarda otellerden küçük zirveye , oradan büyük zirveye altından
Kıran Yaylası’na ve Baraklı’ya giden patika Katırcılar Yolu olarak
adlandırılmaktadır. Yöre halkının dilinde bu yol kaçakçılar yolu olarak
bilinmektedir. Yapılan kaçakçılık odun kömürü ve ağaç kaçakçılığıdır.
Bugünkü milli park orman sınırları
içinde biri Kirazlı’da , biride Softaboğan Deresi civarında olmak üzere
iki mevkide de Yörükler Mezarlığı olarak bilinen mezarlıklar mevcuttur.
Öte yandan , Abıhayat Yaylası’nın altında eski bir hamamın olması da
ilginçtir.
Uludağ’ın ormanlık alanlarında bilinen
onlarca patika yol; koyun patikası , keçi patikası olarak anılır. Öte
yandan sarp ve derin orman alanlarında ise belli belirsiz patikalar ,
ayı patikası ve domuz patikası adıyla bilinir.
Diğer yandan , Uludağ karlıklarının (
Çukurlarda birikmiş karların) Bursa’da buz olarak satılmak üzere
katırlarla şehre indirildiği çok yakın zamana kadar bilinen gerçektir.
Bunlardan başka Uludağ daki arkeoloji meraklılarını , avcıları ıhlamur,
kestane , mantar ve salep toplayıcılarını da kattığımızda 1925 yılı
öncesinde Uludağ’da ekonomik nitelikli onlarca faaliyetin yapıldığı
anlaşılacaktır. Bu yüzden Uludağ o yıllarda hemen hemen bu günkü kadar
yoğun bir insan sirkülasyonuna sahiptir.
Ancak bu ekonomik etkinlikler dışında
herhangi bir şehirlinin serbest zamanını geçirmek için dağa gittiğine
tanık olunmamıştır. Unutulmamalıdır ki Uludağ yüzyıllardır özellikle
keşişlere, dervişlere yaz aylarında çevre köylerden çeşitli amaçlarla
dağa akın eden insanlarla dolup taşmıştır.
1925 yılına kadar saydığımız yukarıdaki
faaliyetler hariç Uludağ’da , yani Bursa’da dağ veya dağcılık ile ilgili
hiçbir dağ serbest zaman faaliyeti veya sporu yapılmamıştır.
1925 yılından itibaren ise ilk kez
dağ gezisi amaçlı turizm faaliyetini İstanbul Galatasaray Lisesi
yabancı öğretmenleri başlatmıştır
1926-1933
ULUDAĞ
1930’lara kadar Bursa Uludağ’da
herhangi bir sportif faaliyet görülmemektedir. Ancak; 1932 yılında Bursa
Halk Evi’nin kurulmasına bağlı olarak gelişen tarihsel süreç Türkiye’de
bir ilk olduğu için Türkiye’de dağcılığın doğuşu başlığı altında
yukarıda anlatılmıştır.
Kayak sporuna 1933 yılında Bursa’da
başlayan Şemsi ŞAKTİMUR ülkemizin ilk milli kayakçısıdır.
1934-1950 (1967 olabilir)
BURSA DAĞCILIK
DERNEĞİ
Dağcılığın, Alp alanlarda yapılan her
türlü etkinlik olduğu görüşü ile bir tırmanış sporu olduğu anlayışı, iki
zıt görüş olarak bu yıllarda karşı karşıya gelmiştir. İşte bu iki
anlayışın ilki Bursa’da dağcılık kulübü adıyla 1934 yılında kurulan ve
Türkiye’nin ilk kayak kulübü olan kulüpde de aynen devam etmiştir. Bursa
Dağcılık Kulübü Bursa’da dağcılık adını taşıyan ilk tüzel kişiliktir. Bu
kulüp 1950’lere kadar faaliyetlerine devam etmiştir. Adı dağcılık olan
bu kulüp kayakçılardan kurulu bir kulüpdür. Bu dernek Avrupa’dan kayak
ve kayak kıyafetleri getirmiştir.
Bu dernek üyeleri kayaklarıyla bu
tarihlerde zirve kabul edilen bugünkü zirve tepeye çıkarlar ve burada
demir kutudaki deftere, kutudaki kurşun kalemle duygularını yazarlardı.
Bursa
Dağcılık Kulübü (Dernek) Bursa’da uzun yıllar kayak sporuna hizmet
etmiştir. Ayrıca bu kulübün üyeleri yaz aylarında da uzun yıllar
Uludağ’a çeşitli mevkilerde yürüyüşler düzenlemişlerdir.
1951-1977
YEŞİL DAĞCILIK KULÜBÜ VE YAPTIĞI FAALİYETLER
1960 ‘ lı yılların başında başlayan
Uludağ yaylalarında kampçılık faaliyetleri ; daha sonra Çobankaya ve
Sarıalan Kampçıları Koruma ve Yaşatma Derneği adıyla devam etmiş ve
kampçılık faaliyetleri yaz sezonu boyunca devam ettirilmiştir. Bu dernek
1980’ de kapatılmıştır.
Ülkemizde olduğu gibi Uludağ’da da zirve
çıkışları en kolay yol olan yürüyüş yollarıyla yapılmış , tırmanışlar
yapılmamıştır.
Haldun AYDINGÜN tarafından adı verilen
Uludağ kuşaklı kayadaki NOWİLL rotasını 1964’te Sönmez TARGAN ve İngiliz
asıllı dağcı Sydney NOWİLL tırmanmıştır. 1972’deki Sönmez TARGAN’la
tırmandıkları yer ise Uludağ Küçük Zirve tepenin bu gün Diyagonal adı
verilen kuzey buz kulvarıdır. Daha sonra Bu rotayı 1993 yılında Dr.
Yusuf ÖZEN ve Ahmet KÖSE tırmanmıştır .
1966’da
kurulan Dağcılık Federasyonu’nun ilk genel sekreteri Özcan ALBUZ 5 yıl
boyunca Latif Osman ÇIKIGİL ile çalışmış ve onun tarzında faaliyetlerde
bulunmuştur. Latif Osman ÇIKIGİL dağcılık ve Kış Sporları Federasyonu
başkanlığını yaptığı dönemde de Dağcılık Federasyonu Başkanlığı yaptığı
dönemde de dağcılık yerine yazları yürüyüş ve kampçılık, kışları kayak
yapmıştır.
Latif
Osman ÇIKIGİL; federasyonun ilk genel sekreteri Özcan ALBUZ ‘un hocası
ve çok yakın mesai arkadaşıdır. Özcan ALBUZ Bursa Dağcılık İl
Temsilcisi olarak, istifa ettiği 1991 yılına kadar, Latif Osman ÇIKIGİL
’in tarzını sürdürmüştür
1973 yılında Bursa’da Yeşil Dağcılık
Kulübü adıyla bir dernek kurulmuştur. Derneğin kurucuları arasında Ünal
YILMAZ, Soner ALTINMEKİK ve Orhan PİLAVCILAR vardır. Bu dernek 1974
yılında spor kulübü olarak Dağcılık Federasyonu’na tescil edilmiş ve
1980‘de kapatılmıştır. Faal üye sayısı yazları 12-15 Kışları 8-10
kişidir.
Yeşil Dağcılık Kulübü 1974 yılında
tescilli bir kulüp olarak Dağcılık Federasyonu kanalı ile Uludağ Sarılan
daki barakalarda kamp yapıp yaz ve kış yürüyüşler yapmıştır.
Dolayısıyla Sarılan daki barakaları izcilerden önce Yeşil Dağcılık
Kulübü üyeleri kullanmışlardır. Öte yandan Bursa’nın ilk tescilli
dağcılık kulübü bu kulüptür.
Bu
kulüp o günkü şartlarda Uludağ’a yürüyüşler düzenleyen Küçük Zirveye ve
Büyük Zirveye yürüyen gerçekte bir doğa sporları yürüyüş grubudur.
Ayrıca bu grup üyelerinin o yıllarda kışın kayak da yaptıkları
bilinmektedir. Sonuç da gerek Bursa Dağcılık Derneği gerekse sonradan
kurulan Yeşil Dağcılık Kulübü yazları orman ve zirve yürüyüşleri
yapmakta çadırlı kamp yerine ise Uludağ Sarıalan daki Milli Parka ait
barakaları kullanmaktadır. Aynı barakalardan yine kışın da
faydalanmışlardır.
Bülent
KALE Bursa yeşil mahallesi doğumludur. 1977 yılında Bursa Erkek
Lisesi’ni bitirmiştir. Ancak çocukluk yıllarından itibaren bu yıla kadar
Uludağ eteklerinde yürüyüşler yapmıştır. 1976 - 1977 yıllarında Yeşil
Dağcılık Kulübü ile tanışmıştır. Fakat bu kulüpte herhangi bir dağcılık
faaliyeti yapılmamıştır. Bülent KALE 1977’de girdiği ODTÜ‘ye önce
dağcılık kulübüne üye olarak başlamıştır. ODTÜ Dağcılık ve Kış Sporları
Kulübü 1963’te kurulmuş eski bir kulüptür. Bülent KALE her ne kadar
dağcılık adı ile Yeşil Dağcılık Kulübü’yle tanışmış ise de ip ve kazma
ile tanışmışlığı ODTÜ DKSK ’da olmuştur. Bu kulüpten önce dağcılık
eğitimi ve tırmanışı yoktur.
Taner
TÜMERDİRİM Bursa’da Tophane Meslek Lisesi’nde memuriyete başlamıştır.
1972 - 1977 yıllarında izci lideri olarak bir grup izcisi ile Uludağ’da
yürüyüşler yapmaktadır. 1977 yılında ise ilk kez Uludağ Sarıalan’ daki
milli parklara ait barakalarda ve yine Kirazlı Yayla’da da Uludağ
İzcileri adı ile oluşturduğu ergin izci grubuna kamplar yaptırmıştır.
ODTÜ DKSK DEN
BÜLENT KALE ve GAZİ ÜNİVERSİTESİ’NDEN NAZİF MAKAS
Bülent KALE 1980 Şubatında
Uludağ Sarıalan’da Taner TÜMERDİRİM’in liderliğini yaptığı izci kampında
ilk kez dağcılığı tanıtıcı bir konuşma yapar ve birkaç düğüm gösterir.
Bu kampta Bülent KALE ile tanışan izcilerden biri de Nazif MAKAS’tır ve
ilk kez bir dağcı ve dağcılığa ait malzemeleri bu kamp döneminde
görmüştür. Nazif MAKAS 1980’de Gazi Üniversitesi Teknik Eğitim
Fakültesine öğrenci olarak girmiş 1981-1984 yılları arasında Bülent
KALE’nin verdiği pratik dersleri Ankara Hüseyin Gazi Kayalıkları’nda
almış ve birlikte tırmanışlar yapmışlardır. Bu tırmanışlardan biri 19
Mayıs 1982 yılında Erciyes Sırt rotasından Bülent KALE ’nin
rehberliğinde zirve tırmanışı ve yine aynı yıl sonbahar döneminde
Narlıdere ’de mağara tırmanıştır.
Nazif MAKAS, Tophane Meslek Lisesi’nden
1980 Haziranında mezun olmuştur. Lise boyunca Taner TÜMERDİRİM’in
izcisidir. İzcilik dışında her hangi bir faaliyeti olmamıştır. Ancak
1980 yılında kampı ziyaret eden Bülent KALE ile tanışmış daha sonra Gazi
Üniversitesi’ne başladığında yani 1981’den itibaren 1984’e kadar Gazi
Üniversiteli dağcı olarak özellikle ve çoğunlukla izci kamplarında
dağcılık adını verdiği eğitimler yapmıştır.
Nazif MAKAS bölgenin, dağcılık il
ajanlığının ilk faaliyeti olan Keles-Kocayayla’da yapılan izci kampına
katılan Gürsu Spor Futbolcuları ile hafta sonu sürecinde dağcılıkla
ilgili söyleşilerde bulunmuş onlara dağcılığı tanıtmıştır. Bu
futbolcular aynı zamanda lisanslı dağcıdır. Nazif MAKAS‘ın Özcan ALBUZ
ile ilk tanışması Keles-Kocayayla ’da ki bu izci kampında olmuştur. Bu
kampta Nazif MAKAS bölge ajanı Özcan ALBUZ ’a bir keten ip aldırıp bu
ipi kampta dağcılık tanıtımında kullanmıştır.
1982 yılı Ağustos ayındaki bu kampta
kullanılan bu ipi aynı yıl sonbaharda Narlıdere ’de mağaraya yapılan ilk
tırmanışta kullanmak için Özcan ALBUZ‘un onayı olmadan Nazif Makas
kullanmıştır. Bu tarihten itibaren il ajanı Özcan ALBUZ ile Nazif MAKAS
hiçbir faaliyette bir daha birlikte olmamışlardır.
Yine 1982 yılında Kaplıkaya ’dan yola
çıkıp Tonga Kayalıkları’na tırmanış yapmışlardır.
1983 yılının Ağustos ayında Nazif MAKAS,
Orhan KUŞKONMAZ ve Ahmet KÖSE Niğde Aladağlar Büyük Demirkazık zirveye
tırmanmışlardır
Buna göre Bursa’da dağcılık adı altında
1980’e kadar yürüyüş,kampçılık ve kışları yapılan kayak dışında hiçbir
faaliyet söz konusu değildir.
ODTU
DKSK KULÜBÜ’NDEN BÜLENT KALE VE BURSA YEŞİL DAĞCILIK KLÜBÜ’NDEN ORHAN
PİLAVCILAR - 1978-1982 YEŞİL DAĞCILIK KULÜBÜ’NÜN YAPTIĞI FAALİYETLER
Yeşil
Dağcılık Kulübü’ne 1977 yılında ilk kez lise son sınıfta giden Bülent
KALE aynı yıl ODTÜ ‘ye öğrenci olarak başladığından dağcılık ve kayakla
tanışmış öncelikle yoğun olarak dağcılığa ilgi duymuş, doğruca DKSK ‘ya
girmiş, dağcılıkla gerçek anlamda tanışmıştır. Ayrıca aynı yıl o
günlerde sürekli faaliyetlere giden Orhan PİLAVCILAR ’la birlikte ilk
kez ip ve kazma ile tanışmıştır.
Bülent
KALE’nin rehberliğinde Orhan PİLAVCILAR 1982 yılında Reşko ’ya
tırmanmıştır. 1982 yılında bu ikilinin Ağrı Dağı tırmanışları
başarısızlıkla sonuçlanmıştır.
Bülen
KALE Bursa’ya zirve tırmanışın tekniğini, ip ve kazma emniyetini yani
tırmanışın emniyetini ODTÜ’de öğrenip ODTÜ’lü dağcı olup ve Bursalı
dağcı Yeşil Dağcılık Kulübü üyesi Orhan PİLAVCILAR ’a öğreten
kişidir.Gerçek anlamda dağcılık Bursa’da yaşayan, Yeşil Dağcılık Kulübü
üyesi Orhan PİLAVCILAR’la başlamıştır. Ancak aynı tarihte Özcan
ALBUZ’un da dağcılık il temsilcisi olarak bu işin resmi başkanı olması
ilginçtir.
Bülent KALE ’nin çektiği renkli fotoğraflardan da anladığımız kadarı ile
Küçük Zirve çanağında Diagonel rota dibinde ekip muhtemelen tırmanış
projeleri yapmış ancak tırmanışın yapılıp yapılamadığı bilinmemektedir.
Bülent
KALE ile Orhan PİLAVCILAR ’ın yaptığı birkaç tırmanışta yabancı
dağcılarla karşılaştıklarında işi sorulan Orhan, boyacı olduğunu
söylediğinde yabancı dağcılar arasında bu durum büyük şaşkınlık
yaratmıştır. Çünkü onlara göre Alpinist demek akademik bilimsel
faaliyetlerde bulunan kişi demektir. Bu yüzden bina boyacısının
Alpinistim demesini şaşkınlıkla karşılamışlardır.
1977-1986 BEDEN
TERBİYESİ BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ BÖLGE DAĞCILIK AJANLIĞININ YAPTIĞI FAALİYETLER
Özcan ALBUZ 1966 yılında kurulan Türk Dağcılık Federasyonu’nun Sayın
Başkanı Latif Osman ÇIKIGİL ’in ilk genel sekreteridir. Genel
sekreterlik görevi nedeniyle Sayın Osman Latif ÇIKIGİL ’in yakın çalışma
arkadaşlığı ve dostluğu olan bir memurdur. İlk genel sekreter olmadan
önce muhasebe memurluğu yaptığından genel sekreterliğine müteakip
dağcılarla tanışmış ve federasyonun ilk kamplarına mutemet görevi
nedeniyle resmi görevli sıfatıyla gitmiştir. Dağları tanımış sevmiş ve
bir doğa sever olarak işi icabı olsa da bu hobiyi edinmiştir. Özcan
ALBUZ ’un genel sekreterlik yaptığı Dağcılık Federasyonu içinde bir
kısım dağcılar ile bir kısım dağ severler (doğa sever) bulunmaktadır.
Zirvelere tırmananlara bu dönemde profesyonel dağcı, yürüyen kamp
yapanlara ise dağ sever yada doğa sever sıfatı uygun görülmekteydi. Bu
dönem 1970’lilere kadar bu şekilde sürmüştür. O günkü federasyonun dağcı
üyeleri arasında Bozkurt ERGÖR, Sönmez TARGAN ve Muzaffer EROLGEZ en
önemli isimlerdir. Öte yan dan Muharrem BARUT, Erdal ŞENEL, Latif
Osman ÇIKIGİL ve Özcan ALBUZ ise diğer kısım dağ severlerdir. Özcan
ALBUZ, yakın mesai arkadaşı Latif Osman ÇIKIGİL ve onun izinden giden
diğerlerinin felsefesi olan “Dağcılık tırmanış değildir” felsefesine her
zaman sahip çıkmıştır. Bozkurt ERGÖR ve arkadaşları medyayı aracı
kılarak bu fikri sürekli eleştirmişler ve hatta federasyondaki
görevlerinden istifa etmişlerdir. Ancak dağcılık ve kış sporları
federasyonu kurucu başkanı daha sonrada Dağcılık Federasyonu başkanı
olan Latif Osman ÇIKIGİL tercihini hiçbir zaman tırmanıştan yana
kullanmamış, kayak, yürüyüş ve kampçılık ilgisi sürekli devam
etmiştir. Latif Osman ÇIKIGİL Dağcılık Federasyonu dağcılık mı yapacak
yoksa kayak mı yapacak eleştirilerine hep kulak tıkamıştır. Özellikle
Bozkurt ERGÖR’ ün son derece centilmence yazdığı eleştiri mektuplarına
aynı centilmenlikle fikrini savunucu cevaplar yazmıştır.
1970
’lere kadar her iki grup arasında dağcılığın tanımı üzerine ciddi
tartışmalar yaşanmış bu fikir ayrılıkları zıtlaşmalara kadar gitmiştir.
Bir tarafta “Dağcılık zirvelerin yürünerek çıkılması olanaksız
yollarından tırmanmaktır.” diyenler, diğer tarafta “Biz dağlarda
yürürüz, kamp yaparız, kayak yaparız bu işler de dağcılıktır.” diyenler
iki ayrı grup oluşturmuştur.
1972
yılında Federasyon Başkanı Osman Latif ÇIKIGİL’ inde onay ve destek
vermesi nedeniyle eşinin eczane açacağı Bursa’ya yerleşen Özcan ALBUZ
dağcılık federasyonundaki konumu gereği Bursa’da memur olarak bulunduğu
kurumda yani Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüğünde (Gençlik ve Spor İl
Müdürlüğü) fahri bir görev olan (maaşsız) Dağcılık İl Ajanlığı (İl
Temsilcisi) görevini de almıştır. Ancak Dağcılık Federasyonu’nun 1976
yılı kayıt ve belgelerine göre bu tarihe kadar Bursa İl Ajanlığı
kurulmuş değildir. Dolayısıyla Bursa’da resmi olarak mevcut kayıtlara
göre Dağcılık İl Ajanlığı ataması 1977 yılında yapılmıştır. Bunun en
önemli nedeni bölge müdürlerinin futbol dışında diğer sporlara uzak
durmasıdır. Özellikle yarışması ve seyircisi olmayan dağcılığın bölge
müdürlerinin gözündeki değeri diğer spor branşlarına göre çok azdır.
Kaldı ki bu yıllarda dağlarda yürüyen, dağlarda kamp yapan kişilere
çoğunlukla dağcı denildiğinden bölge müdürleri turistik ve spor
niteliği taşımayan bu faaliyetlere soğuk bakmışlardır.
Buna
göre 1977 yılında ilk ataması yapılan Bursa Beden Terbiyesi Bölge
Müdürlüğü Dağcılık İl Ajanlığı 1982 yılına kadar fiili olarak her hangi
resmi faaliyet düzenleyememiştir. Yine bunun nedenleri arasında bu
tarihlerde Bursa’da bu spora ilgi duyan kişilerin olmamasıdır. Her ne
kadar tarihi nitelikteki Bursa Dağcılık Derneği ve Yeşil Dağcılık Kulübü
adıyla dernekler kurulmuş olsa da, dağcılık, meraklısı olmayan bir spor
olarak kalmıştır. Malzemenin ve ilgilisinin olmadığı koşullar
altında bölge ajanı Özcan ALBUZ 1982 yılında yöneticileri arasında
bulunduğu Gürsu Spor Futbol Takımı’ndan 12 kişilik bir grubun lisanslı
dağcı olmasını sağlamış, dağları sevdirmek istediği bu futbolcuları
Taner TÜMERDİRİM’ in Keles Kocayayla’daki kız izci kampına götürerek
Bursa’daki bölge ajanlığının ilk faaliyetini yaptırmıştır. 1982 yılı
Ağustos ayında yapılan bu faaliyet ilktir. Bu faaliyete katılan
Futbolcu – dağcılar ferdi lisanslıdır. Çünkü Gürsu Spor’un tüzüğünde o
yıllarda dağcılık branşı yoktur. Yeşil dağcılık derneğin en önemli
temsilcisi Orhan PİLAVCILAR’ dır. Bölge ajanı Özcan ALBUZ, Bülent KALE
’yi hiçbir zaman tanıyamamıştır. Çünkü Bülent KALE ODTÜ’lü dağcıdır.
Sporcu kimliğinin Bursa ile bir ilgisi yoktur.
Bu
durum Gazi Üniversiteli Nazif MAKAS ’ın dikkatini çekmiş sürekli
ödeneksizlikten ve malzemesizlikten yakınan bölge ajanının futbolculara
ikinci branşı kazandırmasına bir türlü sıcak bakmamıştır. . Özcan ALBUZ
’a göre ise Nazif MAKAS ve bir iki arkadaşı o günkü mevzuat
hükümlerinden habersizdir. Resmi kuralları bilmedikleri için bölge
ajanına karşı olumsuz bir tavır içerisine girmişlerdir.
Hatta 1983 yılında Bursalı dağcı Ahmet
KÖSE ile Gazi Üniversiteli Dağcı Nazif MAKAS ve Orhan KUŞKONMAZ Niğde
Aladağlar Demirkazık zirve defterine lisanslı dağcı Gürsu Futbol Takımı
Futbolcuları’nı Keles Kocayayla’daki kız izci kampına götürdüğünden
dolayı eleştiri yazısını yazmışlardır. Bu tarihte Ahmet KÖSE 18, Nazif
MAKAS 21 yaşındadır. Dolayısıyla resmi kurumların mevzuatlarından pek
de bilgileri olduğu söylenemez.
1985 yılına gelene kadar başta mevzuat
engelleri, sporcu yokluğu ve malzemenin hiç olmaması nedeniyle sadece
adı geçen faaliyet dışında bölge ajanlığın da hiçbir faaliyeti
yapılamamıştır.
1985
yılında Uludağ Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi 2. sınıf öğrencisi
Ahmet Bülent ÜÇOK fakülteden sınıf arkadaşı Erhan AKBARUT’un ve Taner
TÜMERDİRİM’in izci çevresinden ayrılıp bölge ile dağcılık faaliyetlerine
başlamasıyla veteriner fakültesi öğrencileri bazı tıp fakültesi
öğrencileri ve bir kısım yabancı uyruklu (İranlı) öğrenciler bölgenin
tüm sporcularını oluşturmuşlardır.
Yine bu
durum 1984 yılında askerden gelip Süleyman Çelebi Lisesi’nde İzci Lideri
olan Ender UZER’ in izci obasına dağcılık temel eğitimleri adıyla eğitim
vermeye başlayan Gazi Üniversiteli dağcı Nazif MAKAS’ın muhalefetine
konu olmuştur. MAKAS’a göre dağcılara faaliyet yaptırmayan Özcan ALBUZ
futbolculara faaliyet yaptırmaktadır. Ancak bu futbolcularında kamp
yapacakları kadar bilgileri, dağda yürüyebilecekleri kadar dağ
sevgilerinin var olduğu ve aynı zamanda dağcılık branşında lisansları
olduğu göz ardı edilmektedir.
Bu
koşullarda ;Taner TÜMERDİRİM’ in izci kampları için kullandığı ve
Sarıalan’ daki telesiyej kayalarında verdirdiği izcilere yönelik temel
tırmanış tekniği uygulamaları dışında fazlaca bir pratik
yapılamamıştır. Yukarıda açıklanan gerekçelerin dışında dağcılığın
yerine kampçılığın – yürüyüşün dağcılık adı altında öğretilmesinin
asıl nedeni federasyonun çoğunluk yöneticilerine göre önce doğayı, dağı
sevdirmenin gerekliliğidir. Daha sonra doğayı seven bu insanlar önlerine
çıkan kar - buz , kaya gibi engelleri aşmayı öğrenecektir anlayışıdır.
Halbuki onlarca yıl temel eğitim hatta gelişim eğitimi adı altında
yaptırılan yürüyüş ve kampçılık faaliyetlerinden yetişmiş bir dağcıya
rastlanılmıştır demek oldukça zordur. Ama ağırlıklı eğilim bu olduğundan
tırmanış yok sayılmış ve onlarca insana dağcılık, kampçılık yürüyüştür
gibi bir inanç yüklenilmiştir.
1977-1982
HÜRRİYET İZCİ GRUBU - ULUDAĞ İZCİLERİ GRUBU’NUN YAPTIĞI FAALİYETLER
(TOPHANE MESLEK LİSESİ ve SÜLEYMAN ÇELEBİ LİSESİ )
Dedeleri Bursa
ili , Gürsu ilçesi Dışkaya Köyü’nden olan Ahmet KÖSE ’nin ailesi
1915-1958 yılları arasında Uludağ’ın muhtelif yaylalarında hayvancılıkla
uğraşmışlardır. Ahmet KÖSE 10 yaşına kadar serbest zamanlarını Dışkaya –
Narlıdere ve Uludağ bölgelerinde Yörük obalarında geçirmiştir. 10-15
yaşları arasında Uludağ’ın bilinen birçok bölgesinde önderlik ettiği bir
arkadaş grubuyla özellikle Recep VATANSEVER, Yılmaz ŞENSOY adındaki
arkadaşlarıyla geziler, tırmanışlar yapmıştır.
1980-1982 tarihleri arasında ergin izci
adı ile Taner TÜMERDERİM ’in Uludağ’ın Kirazlı Yayla ve Sarıalan ’daki
kamplarında ULUDAĞ MİLLİ PARK İZCİSİ grubunda bulunmuştur. 1980 Ekim –
1982 Mart yani; 18 ay izci üniforması giymiştir.
1972 yılında Bursa’ya yerleşen Taner
TÜMERDİRİM, Tophane Meslek Lisesi’nde memur olarak işe başlamıştır. Bu
yıllardan önce Taner TÜMERDİRİM lider izcilik, yelken ve dağcılıkla
tanışmıştır. Ancak ağırlıklı tercihi izcilik olmuştur. İş hayatına
başladığı meslek lisesinde Selahattin DACI adındaki kayakçı bu okulun
kış sporlarıyla ilgisini başlatmış kişidir. Öte yandan izci olan Taner
TÜMERDİRİM 1977 yılına kadar Uludağ’da yürüyüşler yapmış, daha sonra da
1977‘den itibaren özellikle kış kampları için Yeşil Dağcılık Kulübü
üyelerinin kullandığı Sarıalan ’daki barakaların olduğu yeri kamp alanı
olarak kullanmıştır. Taner TÜMERDİRİM dağcılıkla ilgilenen kişilere
sempati ile bakmış ve Sarıalan ‘daki kamplarda zaman zaman Yeşil
Dağcılık Kulübü ’nden Orhan PİLAVCILAR ’ı ve OTDÜ’lü dağcı Bülent KALE
’yi misafir etmiştir. Bülent KALE ilk kez 1980 yılında Sarıalan
barakalarındaki izci kampına gelmiş burada kişisel ekipmanlarıyla
dağcılığı tanıtıcı konuşmalar yapmış hatta bazı düğümleri bu kamptaki
izcilere öğretmiştir.
1981 yılı Ağustos ayında Kirazlı Yayla
’daki izci kampını ziyaret eden OTDÜ‘lü dağcı Bülent KALE ’nin ziyareti
ile Ahmet KÖSE ve kamptaki izciler ilk kez dağcılık adını duymuş ve bir
dağcı ile tanışmıştır.
Ahmet KÖSE ve arkadaşları 1982 yılı
Şubat ayında Bülent KALE ’nin ilk kez Bursa İl Milli Eğitim
Müdürlüğü’nden onaylanmış Uludağ izcisi grubuna verilen Dağcılık Kış
Temel Eğitimi’ne 15 günlük süre ile katılmış, ilk kez bu eğitim
faaliyetinde ip ve kazma ile tanışmış, Sarıalan telesiyej kayalıklarında
dülfer yöntemiyle iniş yapmış, kazma ile baston yöntemini kullanarak
tırmanış uygulamaları yapmıştır. Bu çalışmaların bir kısmı küçük bakacak
mevkiinde ipli emniyetlerle uygulanmıştır.Ahmet KÖSE ’nin kamera
görüntülerini Erkek Lisesi Öğretmenlerinden Recep ÇALIŞKAN bizzat
çekmiştir.
Nazif MAKAS ‘ın Ahmet KÖSE ve
arkadaşlarıyla tanışması 1982 yılı Nisan ayı başında Tophane Endüstri
Meslek lisesinde Taner TÜMERDİRİM in ofisinde gerçekleşmiştir. Ahmet
KÖSE ve arkadaşları Tonga Kayalıkları ’ndan ve Bakacak Kayalıkları’ndan
tırmanıp oradan Sarıalan ’ı geçme projesini Taner TÜMERDİRİM ile
paylaşmak için gelmişlerdir.
1982 yılı Uludağ’a o güne kadar bilinen
en çok karın yağdığı yıldır. Ahmet KÖSE ve arkadaşları 1982 yılında 23
Nisan tatilini Uludağ Bakacak Kayalıkları’nda kar-buz koşullarında
meslek lisesi atölyelerinde imal ettikleri basit baton- kazma tarzı
aletlerle tırmanarak geçirmişlerdir. Bu ekibin tırmanışında altmışlı
yılların ikinci yarısının en önemli dağcılarından Kayserili Ahmet
ŞAHİN’ in buzlu rotalarda kullandığı ekmek bıçağı ile sert kara saplayıp
emniyet alma tekniği de bilmeden uygulanmıştır. Bu tırmanış ; Ahmet
KÖSE, Erhan AKBARUT, Şahin GÖÇER ve Osman ÖZTÜRK tarafından Bursa
Kaplıkaya ’dan yürüyüşle başlamış, Bakacak Kayalıkları’nda kar-buz
zeminde bugünkü Bakacak link istasyonunun bulunduğu dik kayalığın
tırmanılması şeklinde olmuştur. Yine ; bu ekibin sırt çantaları Erhan
AKBARUT’ un annesi tarafından şeker çuvallarından dikilmiştir. Ekibin 15
MT. kadar kendirden imal edilmiş urgan denilen ipi vardır. Diğer tüm
malzemeler ilkeldir.
Ekip, bu faaliyetten hemen sonra çadır
ve çanta imal ettirmeye karar vermiş ve atölye dersinde teknik çizimler
yaparak çadır ve çanta dizaynı oluşturmuştur. Fransız bir dağcının
malzeme imalatının Türkiye de yapılamayacağı iddiası ekibi motive
etmiştir. 1982 yılında Ahmet KÖSE okuduğu lisede astığı ilanla kendi
çapında grup oluşturup eğitimler ve faaliyetler yapmaya başlamıştır.
1982 Nisan’ındaki faaliyet bu çabanın sonucudur.
1980 yılında Uludağ da izci kampında
tanıştığı Bülent KALE ’nin desteği ile dağcılığa başlayıp onun
üniversitede okurken öğrencisi olan Gazi Üniversiteli dağcı Nazif
MAKAS, Ahmet KÖSE ve arkadaşlarından dört yaş büyük olup o günkü
görüşmede liseli çocuklar olarak gördüğü gruba” -oralardan
tırmanamazsınız çok kar var gitmeyin..” şeklinde beyanda bulunmuş ancak
Ahmet KÖSE ve arkadaşları 1982 yılı Şubat ayında aldıkları resmi
eğitimin niteliğine güvenerek Bursa’da bu nitelikteki ilk tırmanışı
gerçekleştirmişlerdir.
Uludağ’ın en eskilerinden
Remzo’ ya göre Ahmet KÖSE ’nin dağcılık faaliyetlerinden önce Uludağ’da
dağcı yoktur. Küçük Zirve deki kulübenin yapıldığı dönem Asım KURT‘un
dağcılık ve kış sporları federasyonu başkanı olduğu dönemdir. Bu binanın
ustalarından biri Mollaarap dan minareci Bekir ’ dir.
Sarıalan ‘daki esnaflardan
olan Hasan MANTARLAR Uludağ’ın yerlilerindendir. Sarıalan
barakalarındaki faaliyetlerin içinde bulunmuş bir esnafdır. Burada
izcilerin kamp yapmaya başladığı 1977 yılından itibaren çevrede
yürüyüşler yapıldığını Ahmet KÖSE ’nin 15 günlük dağcılık eğitimlerini
yaptığı, iplerin açılıp kazmalı emniyetler alındığı, telesiyej
kayaklıklarının bu iş için kullanıldığını yılın 1982 yılı olduğunu çok
iyi hatırladığını söylemektedir. Bu barakalarda kamp yapan izcilerin
kayak eğitimi de aldıkları ve yoğun olarak bu işi de yaptıkları
bilinmektedir. Hasan’a göre bu kamplardan yetişenlerin %10 ‘u kadarı
dağcılığa ilgi duymuş bunların içinde de en eski olanının Ahmet KÖSE
olduğu söylenmektedir.
Sonraları bazı kimselerin dağcılık veya izcilik adına dağda değil de
şehirde Heykel’in göbeğinde fluarlı düdüklü tanıtım faaliyetlerinde
bulunduklarını görmüştür.
Uludağ’ın en eski
ailelerinden biri olan Fidyekızık ’tan Laz Eyüp’ün torunu Kemal
GÜLTEKİN’e göre Uludağ da dağcı kimliği ile tanıdıkları ilk ve tek kişi
Ahmet KÖSE ’dir. Tanıdıkları dağcı Ahmet KÖSE, Akın BOZKURT ile
faaliyetlere başlamadan önce Sarıalan ve Çobankaya ’da durmaz.
Buralardan yürüyerek zirvelere gider, tırmanışlar yaparmış. Bundan başka
gerek Sarıalan ’daki gerek Çobankaya ’daki granit batolitlerde kısa kaya
tırmanışları yapmaktaymış.
1975
yılından beri Uludağ’da olan Mustafa ÖZGER ’e göre ise Ahmet KÖSE ’den
önce ve yine onun dağcılık yaptığı dönemde dağcılık adına yaylalarda
yürüyüşler yapan ağaç altlarında kamp kuranlar dışında Uludağ'da
tırmanış yapan kimse yoktur.
1983 yılı Ağustos ayında Ahmet KÖSE,
Nazif MAKAS ve Orhan KUŞKONMAZ Büyük Demir Kazık klasik rota tırmanışını
yapmışlardır. Yani; Bursalı dağcı Ahmet KÖSE Gazi Üniversiteli ağcı
Nazif MAKAS ve Orhan KUŞKONMAZ bu tırmanışı tamamlamıştır. Ahmet KÖSE
ilk kez Özcan ALBUZ adını bu faaliyette Nazif MAKAS’dan duymuş ve zirve
defterine Özcan ALBUZ ’u eleştiri yazısı yazılmıştır.
Ahmet KÖSE ’nin yakın arkadaşı Erhan
AKBARUT Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesine 1983 yılında
başlamıştır. 1984 yılında ise Haziran ayında Ahmet KÖSE , Erhan AKBARUT
, Ahmet Bülent ÜÇOK ve birkaç arkadaşı Uludağ göllere kampa gitmiş
burada ekip üyelerinin bazıları yürüyüş yollarından , bazıları kolay
tırmanış yollarından zirveye çıkmıştır.
Sonuçta; 1980-1984 arası Nazif MAKAS, Gazi Üniversitesi’nde dağcılık
yapmaktadır. Erhan AKBARUT 1983-1985 yıllarında Uludağ Üniversitesi’nde
Veterinerlik Fakültesinde ve Ahmet Bülent ÜÇOK’la beraber il temsilcisi
Özcan ALBUZ ile dağcılık çalışmaları sürdürmektedir. Ahmet KÖSE ise
1981-1984 arası Bursa’da dağcılık yapmaktadır.
1984-1990
BAĞIMSIZ BURSALI DAĞCILAR GRUBU FAALİYETLERİ
( HÜRRİYET
GRUBU-AHMET KÖSE ve GRUBU)
1984
yılında Ahmet KÖSE Hacettepe Üniversitesi İdari Bilimler Fakültesi
Sosyal Hizmetler Bölümü’ne girmiştir. Ekim ayında Ankara’ya giden KÖSE
ilk öğretmeni Bülent KALE ’yi evinde ziyaret etmiştir. Ahmet KÖSE 1984
Ekiminde Bülent KALE tarafından Hüseyin Gazi Kayalıkları’nda ODTÜ’ lü
dağcılara BURSALI DAĞCI OLARAK TANIŞTIRILMIŞTIR. Çünkü: Ahmet KÖSE zaten
1980-1982 yıllarında bir nevi dağcılık yaz temel eğitimlerini
tamamlamış, 1982 yılında ise kış temel eğitimine müteakip Uludağ’da
tırmanışlar yapmış ve hatta lise son sınıfta grup kurup eğitimler
vermiştir. İşte bu yüzden Bursalı dağcı olarak tanıştırılmıştır.
1984
yılı sömestri tatiline kadar Hüseyin Gazi’de kısa kaya ve top-rope
tırmanış antrenmanlarını yoğun olarak yapan KÖSE bahar döneminden
itibaren Murat YILDIRIM, Gıyasettin DEMİRHAN ’la devam etmiş, daha sonra
Orhan ÖZÇALIK, Ufuk ÖZGÖZ, Ertuğrul MELİKOĞLU , Mecit DOĞRU ’yla
Hacettepe yani ; Dağcılık Federasyonu bünyesinde 1990 yılına kadar 8
aylık askerlik dönemi hariç çok yoğun faaliyetlerde bulunmuştur. Bu
tarihlerde Hüseyin Gazi’de Batur KÜRÜZ, Ömer TÜZEL gibi ADB ’liler,
Hacettepeli ’ler ve ODTÜ ’lülerden başka kimse yoktur.
1984-1990 yılları arasında KÖSE yoğun
olarak Hüseyin Gazi’de tırmanışlar yapmış, Hacettepe Merkez Kampusü ’nde
grup oluşturup eğitmenlik yapmış ve klasik rota olarak bilinen tüm
dağlarımızın tırmanışlarını tamamlamıştır. Ahmet KÖSE ’nin Hacettepe’de
ve federasyon ’daki çalışmaları döneminde şimdi tıp profesörü olan Tamer
ALTAY, Gemlik’ te belediye mühendisi olan Mustafa , İstanbul
belediyesinde kadastrocu olan Mahmut vardır. Bu kişiler aynı zamanda
Bursalı muhasebeci Serdar İNCE ’nin arkadaşlarıdır. Ahmet KÖSE
Hacettepe ve Federasyon çatısı altında altı yıl boyunca Aladağlar
Cimbar ’da, K. Demirkazık, B. Demirkazık ’da öncü tırmanışlar yapmış
Orhan ÖZÇALIK , Mecit DOĞRU ’yla ip arkadaşlığı yapmıştır.
Yine bu yılın Haziran başında hayati
idame tarzında Uludağ’da altı gün çadırsız, uyku tulumsuz, matsız,
barınmış…. Yiyecek ihtiyacını da doğadan elde ederek bu alanda ilginç
bir deneyim edinmiştir…
1987 yılı uluslar arası Ağrı Dağı yaz
tırmanışı için aklimatize çalışmalarını Ahmet KÖSE Uludağ büyük zirvede
tek başına 6 gün kamp atarak1987 yılı Ağustosunda kalmış bu sırada
büyük zirvenin ilk dağcılık rotası olan Çakal Rotası’nı tek başına
açmıştır. Sonraki yıllarda da bu rotanın sağında, Pazara Kadar Rotası
ve Baytar Rotası Ahmet KÖSE ’nin öğrencileri tarafından açılmıştır.
Ahmet KÖSE ’nin Hacettepe’de okurken
Bursa’da oluşturduğu üyelerden Süleyman ZENGİN özellikle Bakacak
Kayalıkları’ndaki tırmanışlarda bulunmuş. Şeker çuvalından yapılan
çantalara tanıklık etmiştir.
Bu
faaliyetlerde zaman zaman Uludağ’da üstten emniyetli tırmanışlar
yaptığını hatırlamakla birlikte, Süleyman ZENGİN sonraki yıllarda
Uludağ kampçılığı ve yürüyüşlerine yönelmiştir. Yine Ahmet KÖSE ’nin
Elvan Kaya’daki kamplarında onunla bulunmuştur.
Ahmet
KÖSE 1980 yılında başladığı Uludağ ve dağcılık macerasında Uludağ ‘daki
muhtelif mevkilerde esnaflık yapan, kampçılık yapan, yürüyüşler yapan ve
teleferikte çalışanlar tarafından Sarıalan ve Çobankaya ‘daki
tırmanışları; Elvan Kaya doruğunda ve Çobankaya’da uyuması yine
çoğunlukla çadır kullanmaması binalarda veya barakalarda kalmaması en
çok da ormanları ve dereleri bırakıp zirvelerde tırmanış yapması
nedeniyle garipsenmiş, kendine dağcı diyen ve yukarıdaki işlerle uğraşan
kişiler tarafından Deli Ahmet olarak isimlendirilmiştir. Hatta
bazılarına göre karşılıksız sevdaya tutulmuş kendini dağlara vurmuş
aşıktır. Halbuki bu tarihlerde Ahmet KÖSE Hacettepe Üniversitesi
öğrencisi olup ülkenin önemli genç dağcılarından biridir. Hatta yine
aynı tarihlerde Almanya’da devlet bursuyla misafir öğrenci olarak
okumaktadır.
1987
Ağustosunda Ağrı Yaz , 1988 Şubatında Ağrı Kış, 1988 Ekiminde Erciyes
Buzul önemli tırmanışlarıdır. Bu tarihlerde Kaçkar Dağ tırmanışını Rize
tarafından tırmanmış, Büyük buzuldan iniş yapmıştır.4700 MT ’de Mecit
DOĞRU’yla yaptıkları kamp o yıllarda birkaç kişini yaptığı bir iştir.
Aladağlar da beş yıl artarda kalmış, Demir kazık, Kaldı,Alaca doruğu
başta olmak üzere bir çok tırmanışlar gerçekleştirmiştir. Bu tarihlerde
hafta sonları hariç dört ay kadar dağlarda kalmış ve diğer zamanlarında
hafta sonları yine dağlarda geçirmiştir. Yine bu yıllarda Ankara da
yapılan Dağcılık Federasyonun düzenlediği seminere Hacette Üniversites
’inden ismen davet edilip katılmıştır.
Ankara yıllarında Bursa’daki
faaliyetlerini de ihmal etmemiştir. Özellikle 1985-1990 yılları arasında
Recep VATANSEVER, Süleyman ZENGİN, Ramazan KÖSE ve Yusuf ŞANLI ile
oluşturduğu Bursa grubu ile Bakacak Kayalıkları, Yankılı Kaya., Elvan
Kaya kuzey doğu yüzü free solo tırmanışı Nowil tırmanışları, büyük zirve
Çakal Rotası tırmanışları ile küçük zirvedeki kule tırmanışları ile
Narlıdere’deki antrenman faaliyetleri önemli kabul edilebilir. Bu
yıllarda yüzlerce kez Uludağ büyük zirve defteri KÖSE tarafından
imzalanmıştır. Yine bu yıllarda Ahmet Bülent ÜÇOK ’a bazı Uludağ çıkış
patikaları rehberliği de yapılmıştır. Ayrıca; bu yıllarda Uludağ’da ki
izci kampları ziyaret edilmiş örneğin: 1986 yılında ziyaret edilen bir
kampta Hacettepeli dağcı kimliğiyle liseli izciler Mithat KARA ve
arkadaşlarıyla da tanıştırılmıştır.
İşte bu sebeplerle 1980’de başlayan
Uludağ yaylaları kampçı ve esnafıyla başlayan tanışıklıklar hala
sürmekte ve onlar Teferüç’ten göllere kadar en eski ilk ve tek dağcıyı
Ahmet KÖSE olarak tanımakta ve bilmektedirler. Ahmet Köse 1984-1989
yılları arasında Hacettepe üniversitesi’nde ve federasyonda faaliyet
yapan dağcılık tarihinin çok önemli isimleriyle ip arkadaşlığı
yapmıştır..
1990 Ekiminde Ahmet KÖSE doğduğu şehir
Bursa’ya döner ve yerleşir. KÖSE ’nin Bursalı olduğu unutulmuş o artık
Hacettepeli dağcı olmuştur. Federasyondaki konumu da O yıllarda
kıskanılacak seviyededir. Özcan ALBUZ il temsilcisidir. Üniversiteliler
Ahmet Bülent ÜÇOK etrafında , Özcan ALBUZ’un önderliğinde dağcılık
adıyla faaliyetler yapmaktadırlar. Bu grubun içinde bir grup İranlı
üniversite öğrenciside vardır. Bir tarafta ise 1984 yılında Bursa‘ya
dönen Gazi’li dağcı Nazif MAKAS artık izci lider yardımcısıdır. İzci
üniformasıyla Ender UZER ’in önderliğinde dağ izcileri adıyla bilinen
grubun eğitmenliğini yapmaktadır. Öte yandan serbest gruplardan biri
olan DSİ ( Devlet Su işleri) yürüyüşçülerinden Korkut GÜVEN ; Nazif
MAKAS ’ın grubuna; İbrahim KIZILKAYA ve Naci BEYTEKİN ; Özcan ALBUZ’un
İranlı grubuna katılmışlardır.
İşte bu şartlarda Ahmet KÖSE aktif spor
yapmayan Özcan ALBUZ ’un istifası için mücadele başlatmıştır. Bu
mücadelede Nazif MAKAS ve bir iki arkadaşı şeklen yanında olmuştur.
Özcan ALBUZ 1991 yılında istifa
etmiştir. Bu istifanın temelinde Ahmet KÖSE’ nin kamuoyuna malettiği;
“Genel müdürlük personeli ve sporcu olmayanlar İl Temsilcisi
olmamalıdır.” görüşünün genel müdürlükçe de doğru bulunması ve bu husus
da genel emir yayınlanmasıdır. Ahmet KÖSE ve Ahmet AYDIN bu göreve talip
olmuştur. Ahmet KÖSE dağcı olmayanların aktif spor yapmayanların il
temsilcisi olmasına karşıdır. Nazif Makas ise izcilikten öğrencisi izci
Ahmet AYDIN ‘ ın il temsilcisi olmasında bir sakınca görmemektedir.
Taraflar bu görüş ayrılığı nedeniyle daha sonra birlikte
çalışmamışlardır.
1991 yılında il temsilciliğine aday olan
Ahmet KÖSE en güçlü aday olmasına rağmen seçilememiştir. Nazif MAKAS
,Hasan ÖREN , Mithat KARA, Hasan MUTLU, Korkut GÜVEN ’in ekibinden Ahmet
AYDIN il temsilcisidir ve bir yıl kadar görev yapar. Bu dönemde DSİ
’lilerden İbrahim KIZILKAYA ve Naci BEYTEKİN de İranlılar ’dan
üniversiteli Sait SAKA ’nın, yani; Özcan ALBUZ’un ekibindedirler.
Ahmet KÖSE ’nin 1984 – 1990 yılları
arasındaki Bursa’daki yaptıkları özetle ; şöyledir. 1987 yılında
Yankılı Kaya, Elvan Kaya bölümünde doğu yüzünü free-solo çıkmıştır.
Aynı yıl Uludağ Büyük Zirvede Çakal Rotası’nın ilk çıkışını
yapmıştır. Sarıalan ’da ve Çobankaya ’da kısa kaya çalışmaları
olmuştur.Sarıalandaki Cillop Kayayı denemiştir. Yine bu yıllarda
Ayı Pınarı kamp alanı ilk olarak kampa açılmıştır. Ayrıca Elvan
Kaya’da kamp atmış ve bu geleneği başlatmıştır.
1984-1991 ÇELEBİ
İZCİ GRUBU’NUN YAPTIĞI FAALİYETLER ( ENDER UZER ve NAZİF MAKAS )
Ekim 1984’te izci lideri
Ender UZER‘in Süleyman Çelebi Lisesi’nde kurduğu izci ünitesinde Nazif
MAKAS dağcılık eğitmenliği yapmıştır. Bu eğitimde Mithat KARA, Hasan
MUTLU ve birkaç kişi daha öğrencidir. Bursa’daki ilk dağcılık kazası bu
tarih de bir bayan sporcunun eline kaya düşmesi şeklinde olmuş kopan
parmaklar sonradan aynı süreç de dikilmiş kaza ucuz atlatılmıştır.
1984 yılında Nazif MAKAS ilk
kez Süleyman Çelebi Lisesi ergin izcilerine Ender UZER ’in liderliğinde
Dağcılık Eğitimi adı altında eğitmenlik yapmıştır. Sonraki yıllarda
Demirtaş Spor Kulübü ’nde ve Yıldırım Belediye Spor Kulübü’nde yine
eğitmen sıfatıyla eğitmenlikler yapmış ancak eğitmenliğe başladıktan 22
yıl sonra dağcılık federasyonuna müracaat ederek ileri kaya eğitimi
almak istemiştir.
Nazif
MAKAS ’ın 20 yıldır yanında bulunan ve 15 yıl kadar da dağcılık eğitmeni
sıfatı ile izcilere, Demirtaş Spor Kulübü üyelerine ve Yıldırım Spor
Kulübü sporcularına eğitim veren Gökay MUTLU ’nun Ağrı Dağı’na
federasyon faaliyetine gitmek istemiştir. 2006 yılı itibari ile
Bursa’dan Ağrı’ya çıkanların sayısı 200 den fazladır.
Ender
UZER’in beyanına göre Nazif MAKAS Süleyman Çelebi Lisesi izcilerine
1984 yılı Ekim ayında dağcılık eğitimi adıyla bir eğitim vermiştir.
Ender UZER kendi izci obasına 1985 yılında Dağcı İzci adını vermiştir.
Ender
UZER, Süleyman Çelebi Lisesi’nde oluşturduğu izci grubuna Dağ İzcisi,
Uludağ İzcisi, Uludağ Kılavuzu adlarını vermiştir.
1985
yılında Barbaros adlı çanta çadır satan mağazada Ahmet Bülent ÜÇOK‘la
tanışan Nazif MAKAS onun ilk faaliyeti olan ve ekip liderliği eğitmenlik
yapan Nazif MAKAS ‘ın önderliğinde federasyonun Erciyes yaz kampına
gidilmiştir. Burada eski federasyon başkanı Latif Osman ÇIKIGİL ve
Mecit DOĞRU ile taraflar tanışmıştır. Nazif MAKAS burada Ahmet Bülent
ÜÇOK ‘a temel kazma kullanma pratikleri yaptırtmıştır. Yani Ahmet Bülent
ÜÇOK ilk kez Ahmet KÖSE’nin eski partneri Nazif MAKAS‘dan ilk eğitimini
almıştır. Ekip yaşanan kötü koşullar nedeni ile zirve yapamadan geri
dönmüştür.
1986‘da
askerden gelen Nazif MAKAS Ahmet Bülent ÜÇOK‘la faaliyetlere başlamak
istemiş. Ancak Ahmet Bülent ÜÇOK‘un Özcan ALBUZ ile çalışacağı beyanı
üzerine taraflar yollarını ayırmıştır. Yine bu dönemde çok sayıda Uludağ
Üniversitesi öğrencisi İran uyruklu kişiler bölge faaliyetlerine
ÜÇOK‘la katılmışlardır.
Nazif
MAKAS izci kampları ile başladığı faaliyetler zaman içerisinde Hasan
ÖREN’ le beraber doğada kurulan kamplarda tesis yapımı ve oriyantrik
gibi konularda da eğitimler vererek devam etmiştir. Uludağ’ da ilk kamp
Kirazlı Yayla ‘da 1977 yılında Gölcük Mevki ‘inde yapılmış daha sonra
Sarıalan ‘daki barakalar kış kampı olarak kullanılmıştır.
Nazif
MAKAS ’a göre Uludağ’da bilinen güzel yerlerin başkasına öğretilmesi,
yeni gelen insanların buraları berbat etmesine neden olmaktadır. Bu
nedenle de buraların bakir kalması için bildiği güzel yerleri
kimselere söylememeye ve öğretmemeye çalışmaktadır. Hatta bu çevrecilik
hassasiyeti Uludağ’da kendi bildikleri yerlere başkalarının gelmesi
halinde zarar göreceği için onlara engel olma şeklinde de gelişmiştir.
Bundan başka gittiğimiz yerleri kimse bilmesin mantığı, eski
arkadaşlarında o kadar yerleşiktir ki Koğuk Dere Koyun Göleti’ne Saklı
Göl adını koyup bir gizem yaratarak Koyun Göleti’ni başkalarından
saklamaya çalışmışlardır.
Nazif
MAKAS ’ın İran uyrukluların bölgede çalışıp bölge olanaklarından
faydalanması Bursa’da yaşayanların hakkının yenilmesi anlamına geldiği
için bölgeye ve bu kişilere antipati duymuştur.
Nazif
MAKAS ’ın izci obalarındaki liselilere verdiği dağcılık eğitimlerinde
çok az miktardaki şahsi malzemelerini kullanıyor olmasının nedeni de
bölgenin malzeme olanaklarının olmamasıdır.
Hasan
ÖREN ’in bölgeyle ters düşmesi bu sebeple Özcan ALBUZ ’un istifasına
müteakip izcilerinden Ahmet AYDIN’ ı İl Temsilciliğine aday olması
konusunda desteklemesi, İl Temsilciliği makamına duyulan talebin ne
kadar derin ve eski olduğunun ilginç bir kanıtıdır.
Bursa Erkek Lisesi’nin Borazan İzcisi
Ender UZER, 1982 yılında atandığı Bursa Süleyman Çelebi Lisesi’nde izci
liderliğine başlamıştır. Kendisi Taner TÜMERDİRİM’ in öğrencisidir.
İzcilik faaliyetlerinde bir çok branş
oluşmuş izcilerin bazıları deniz izciliği, dağ izciliği, hava izciliği
gibi adlarla faaliyetler yapmışlardır.
Çelebi izci grubu olarak Nazif MAKAS’ ın
eğitmenliğinde izciler arasında dağ izcisi uzmanlık kursları
düzenlenmiştir. 1984 – 1989 yılları arasında Çelebi izci grubu içindeki
dağ izci uzmanlık kursunu bitirenlerden Mithat KARA ilk olarak 1989
yılında dağcılık federasyonu Ağrı Dağı yaz tırmanışına kabul edilmiştir.
1984 yılından önce dağcı izci uzmanlığı Bursa’ da yoktur.
İzciler arasında 1982 yılına kadar
tırmanış eğitimi yapılmamıştır. Uludağ yürüyüşleri ve barakalarda
kamplar yapılmıştır. Bu kampların tamamına yakını hafta sonu kampları
şeklindedir.
Uludağ’ da ilk izcilik kampını 1914
yılında Nafiz Atık KANSU açmıştır. Oğlu Ceyhun Atık KANSU babasının
izinden giden Tophane Endüstri Meslek Lisesi izcilerine Uludağ’ da
yaptıkları izcilik faaliyetlerinden dolayı Uludağ İzcileri adını
vermiştir. Tarih 1972’ dir. Daha sonra Süleyman Çelebi İzcileri’ne özel
bir izinle 1982 yılında Uludağ İzcisi adını kullanma hakkı verilmiştir.
1992 ‘ ye kadar Uludağ İzcileri adına resmi faaliyetler devam etmiştir.
Bazı kendini bilmezler tarafından bu
unvan haksız yere yerli yersiz kullanılmıştır.
Ender UZER dağcı izci branşında bir izci
lideridir. 1986 yıllarına ait dağcılık eğitimleri ile ilgili dergi ve
bültenler hazırlatmıştır.
Uludağ ’da izci kampları ilk kez düzenli
olarak 1972 – 1977 arası Kirazlıyayla’da yaz izci kampları 1977 ´den
itibaren de Sarıalan ’da kış izci kampları olarak başlamıştır.
İzcilik faaliyetleri içinde dağcı izci
branşındaki üyelerine 1986 yılında hazırlatılıp okutulan dergilerde
Bozkurt ERGÖR’ün dağcılık tekniği kitabının fotokopileri mevcuttur.
Dolasıyla aslında yürüyüş ve kampçılık yapan bu kimseler dağcılıkla
tanıştırılmıştır.
Yine bu dergilerde Ahmet KÖSE ve Erhan
AKBARUT’un 1982 – 1983 yıllarında çanta ve çadır diktirdiği Barbaros
adlı çantacının reklamları ilgi çekicidir.
Ayrıca bu kitapçıkların başlık sayfası
Uludağ Milli Parkı İzcileri ve Kılavuzları adını taşımaktadır. Çünkü
Çelebi İzci Grubu için bu unvan çok önemlidir.
Diğer yandan Taner TÜMERDİRİM ’in
liderliğini yaptığı Uludağ İzcileri 1975 yılı dergisinde Kar Adamları
çalışması el kitabı o yıllarda bu grup içinde dağcılık yapma çabalarının
göstergesidir.
Gerek fotoğraflardan gerek resmi
yazılardan anlaşıldığı üzere izcilerin ve Yeşil Dağcılık Kulübü’nün
zirve tırmanışı adını verdiği faaliyetler bugünkü Uludağ Küçük Zirve
denilen yerdir.
Bursa’ da Ender UZER’ den elde edilen ve
4. sayısında gereçler adıyla dağcılık ekipmanlarının anlatıldığı; 1.
üniteyle başlayan ve 1986 yılı içinde muhtemelen 16. sayısına kadar
yayınlanmış veya çoğaltılmış olan ders notları Ender UZER tarafından
tertiplenmiştir. Tümünün içeriği, Bozkurt ERGÖR’ ün kitabından
fotokopi edilmiş olduğu görülmektedir.
Bu çalışmalar Türkiye İzcileri Çelebi
İzci Grubunca bir dağcılık tekniği kitabının bu yıllarda (1986)
liseli izciler arasında okutulduğunu göstermektedir. Ancak bu ders
notlarının bazılarının üzerinde “İzci İçin Dağcılık” veya “Dağcı İzci
Uzmanlık” kursu yayınları veya “Uludağ Milli Park İzcileri ve
Kılavuzları” yazmaktadır. Öte yandan Ender UZER’ inde hocası olan Taner
TÜMERDİRİM ’in kışın yürüyüş yapan izcilere kar adamlar adı yerine kar
izcisi adı verildiğini görmekteyiz. Özetle bu ders notları liseli izci
oymağına 1986 yılında Bursalı izci liderlerinden Ender UZER ’in
Dr.Bozkurt ERGÖR ’ün dağcılık tekniği kitabını fotokopilerden
yararlanarak dağcılığı tanıdığı görülmektedir.
Bu kitapçıklardan 11. nolu yayında
derlenmesini Ender UZER’ in yaptığı çalışmanın 9. sayfasında tümü Dr.
Bozkurt ERGÖR’ ün kitap fotokopisi olan anlatılanlardan son sayfasında
DİKKAT başlığı ile Latif Osman ÇIKIGİL tarafından etik anlamında
yazılmış yazılar doğa sporcu etiği içeren hususlar Ekim 1984 Bursa ve
Nazif MAKAS imzalı olarak gözükmektedir.
Hasan ÖREN ’in de izci lideri olması
nedeni ile Uludağ Sarıalan barakalarında özellikle kışın yapılan
faaliyetlere ilgi duyan spor muhabiri Oğuz ERBAY gazeteci kimliği ile
izcilerin buradaki kampına ilk kez 1986 yılında katılmıştır. Burada
tanıştığı bazı izci ve eski izcilerle Uludağ zirve yürüyüşleri
yapmıştır.
__________________________________________________________
1986-1992
DEMİRTAŞ SPOR KULÜBÜ DAĞCILIK BİRİMİNİN YAPTIĞI FAALİYETLER ( HASAN ÖREN
– ERTUGRUL DEMİRTAŞ)
İzci Lideri Hasan ÖREN, Özcan ALBUZ ’un
il temsilciliği yaptığı dönemde Ahmet Bülent ÜÇOK ’un spor temsilciliği
süresinde yani 1986 – 1989 yıllarında Ahmet Bülent ÜÇOK ’un eğitimlerine
katılmış, mahallesinin kulübü olan ve 1948 yılında kurulan Demirtaş Spor
Kulübü’nde kulübümüz olsun mantığıyla dağcılık branşını başlatmıştır.
Demirtaş Spor Kulübü Dağcılık Branşı’nı 1987 yılında başlattığını
anlatan Hasan ÖREN ’in bu tarihlerde kendisinden başka 4 sporcunun bu
kulüpten lisanslı görünmesine rağmen kendisinin bu kulüpte üyeliğinin
veya sporcu lisansının olmaması çelişkidir. Yine Demirtaş Spor
Kulübü’nde lisanslı görülen bu kişiler Kovukçınar Lisesi izci lideri ve
izcileridir. Hasan ÖREN ’in yakın arkadaşı olan bu kişiler dışında
sporla hiç ilgisi olmayan kişiler de dağcılık branşından lisans alıp
öğrenci pasosu alabilmişlerdir. Öte yandan 1987 yılında askerliğine
müteakip her nasılsa Ahmet Bülent ÜÇOK’ la tanışıp bölgede dağcılığa
başlayan Ertuğrul DEMİRTAŞ bu dönemde bir çok lisanslı sporcunun
gerçekte ilgili branşta spor yapmak için değil otobüslere indirimli
bilet alabilmek için gerekli olan pasoyu almak adına ferdi veya kulüp
lisansı çıkardıklarının tanığıdır. Kaldı ki bu durumu 1993 yılında il
temsilcisi olan Ahmet KÖSE yaptıkları toplantıda bulunan bazı kimselerin
bu durumu onayladığına tanık olmuştur.
Buradan
anlaşılan Hasan ÖREN ve birkaç kişinin Demirtaş Spor Kulübü adına üye
veya lisans çıkartmadan sadece dağcılığın adının tanınması anlamında bu
kulüp faaliyetine katıldıklarını ve yine bu süreçte sıklıkla doğa
yürüyüşleri yaptıkları anlaşılmaktadır. Yine Özcan ALBUZ, Ahmet Bülent
ÜÇOK döneminde ( 1985 – 1989 ) yapılan dağcılık faaliyetlerine katılımın
resmi listeye göre az olması ve yine Bölge Ajanı Özcan ALBUZ’ un
işlerinin yoğunluğu nedeniyle sporcularla çok az bir araya gelmesi
eleştirilen konular arasında yer almıştır.
Diğer
yandan bu işle ilgili olan insanların bölge ajanlığı denildiğinden
akıllarına malzeme, harcırah, yolluk ve federasyon faaliyetlerine
katılma hakkı geldiklerinden ancak bu talepleri yerine gelmediğinden
bölge ajanını suçlayıp ona cephe almalarına muhalif olmalarına sebep
olmuştur. Halbuki bölgenin yıllık faaliyet programı dışına çıkması ve
federasyonun sınırlı sayıda kontenjan ayırması nedeniyle bölge ajanının
başka bir imkanı da yoktur.
Hasan
ÖREN bir anlamda Özcan ALBUZ, Ahmet Bülent ÜÇOK döneminde dağcılığı
öğrenmiş ancak dağcılığın dağseverlik boyutunu tanımıştır.Özcan ALBUZ
ve onun izindekilerinin anlayışıyla yani doğa yürüyüşlerini dağcılık
kabul eden bir bilgi seviyesine sahiptir. Dolayısıyla Demirtaş Spor
Kulübün ve Hasan ÖREN’ in çevresindeki dağcı olduğunu söyleyen kişiler,
dağcılığın yürüyüşçülük olduğu anlayışı içindedirler.
Hasan
ÖREN, Demirtaş Spor Kulübü’nde bir kaç liseli izci ile dağcılık
branşında faaliyetlere başlamakla beraber Ahmet AYDIN ’ın 1992 yılında
görevinden istifa etmesi nedeniyle ve yine başka bir semte taşınmasından
dolayı kulüple bağını kopartmıştır.
Sonuçta
1991 yılına gelene kadar Bursa’da Nazif MAKAS ‘ın önderlik ettiği
izcilik faaliyetleri içinde veya aynı zaman izci olan dağcıların grubu
diğer yanda Özcan ALBUZ ‘un il temsilcisi ile önderlik ettiği fiilen
Ahmet Bülent ÜÇOK ’un ve arkadaşlarının bulunduğu bölge grubu vardır.
Bundan başka birkaç izciyi Demirtaş Spor Kulübü’nden paso alabilmesi
için dağcı lisansı aldıran Hasan ÖREN ‘in belki üçüncü grup olarak da
kabul edebiliriz. Ancak Nazif MAKAS ve Hasan ÖREN’in, Özcan ALBUZ’ la
1982 yılına kadar dayanan ihtilafları Bursa’ da iki ayrı grup
doğurmuştur.
1986-1988
B.T.B.M. BÖLGE DAĞCILIK AJANLIĞININ YAPTIĞI FAALİYETLER ( AHMET
BÜLENT ÜÇOK DÖNEMİ – Ertuğrul DEMİRTAŞ )
1986-1988 YILLARI ARASI BÖLGE
FAALİYETLERİ (AHMET BÜLENT ÜÇOK DÖNEMİ )
Hürriyet İzci Grubu izcilerinden Ahmet
KÖSE’nin sınıf arkadaşı Erhan AKBARUT; 1983 yılında Uludağ Veteriner
Fakültesi’ne girer. İzci kampları deneyimi ile ve özellikle Sarıalan ’da
1982 Şubatında aldığı eğitim ve yine 1982 yılında Nisan ayında kış
koşullarında Kaplıkaya Vadisi Tonga ve Bakacak Kayalıklarındaki
tırmanış deneyimlerine de güvenerek yine izci lider Tamer TÜMERDİRİM
Uludağ ile ilgili bilgi birikiminden yararlanmayı da bekleyerek Bursa
Gençlik Eğitim Merkezi’nde görevli olması nedeniyle sınıf
arkadaşlarından dağcı-kampçı bir grup kurmaya karar verir. Bu grubun ilk
üyelerinden biri sonraki yıllar bölge dağcılığının ve üniversitede
yapılan dağcılığın en önemli isimlerinden Ahmet Bülent ÜÇOK tur.
Erhan AKBARUT 1982-1985 yıllarında bazı
dağ-dağcılık faaliyetlerine katılmış ancak özel nedenlerle bu
faaliyetleri sona ermiştir.
Uludağ
Transı olarak bilinen faaliyetleri başlatan yine Özcan ALBUZ döneminde
Ahmet Bülent ÜÇOK olmuştur. Bu faaliyet oteller Kıran Yaylası veya
Baraklı Göleti ya da Kıran Köyü veya Baraklı Köyünden otellere iki ya da
üç günlük yürüyüş şeklinde yapılmıştır. Ancak bilindiği üzere trans bir
turizm terimidir yapılan işin sporla veya dağcılıkla bir ilgisi yoktur.
Ayrıca Uludağ’daki ilk transı tur kayaklarıyla 1926 yılında Galatasaray
Lisesi Beden Eğitimi Öğretmenlerinden Giyolet yapmıştır.
Ahmet Bülent ÜÇOK, Levent AYDIN ve
birkaç arkadaşı ile beraber 1985 yılının sonlarında Bölge Dağcılık Ajanı
Özcan ALBUZ ‘la dağcılığa devam etmişlerdir.
Özcan ALBUZ senede birkaç
kere kayak evine gelir ve dağcılık adı altında faaliyetler yaparmış.
Herhangi bir çadırlı kamp yaptığı görülmemiştir. 1985 – 1986 yıllarında
kayak evinin önünde kar barınakları yapıp kış eğitimlerini burada
yapmışlardır. Bazılarına göre O yıllarda Bursa da dağcılık adına hiçbir
şey yoktur, birkaç dağcıyım diyen kişi Uludağ maden binalarında
toplanır ve kaybolduk diyerek haber salarlarmış. Ve böylece dağcılığın
reklamını yaptıkları bile iddia edilirmiş! Hatta Onları da kayak evi
personeli kurtarırmış.
Fakat Bu 3 yıllık dönemin
Bursa adına önemi büyüktür. Öncelikle Bölge Müdürlüğü yaptığı yaz
okullarında dağcılık branşını açmış 7-14 yaş grubunda toplam 203 kişiyi
dağlarla tanıştırmıştır. Bu yaş grubu çocukların dağcılık
federasyonundan lisans almaları söz konusu olmamıştır.
Yine bu
dönemde 86 kişi ilk kez tırmanışla tanıştırılmış toplam 114 kişiye
faaliyet yaptırılmıştır. Bölge dağcılık ajanlığının federasyonla
ilişkileri sebebi ile gelişim kampı adı verilen 4 adet kampa iştirak
edilmiştir Toplam 69 kişi Uludağ zirveye çıkartılmıştır.
İlk kez
Bursa’da Latif Osman ÇIKIGİL adına 1987 yılında anma yürüyüşü yapılmış
3 yıllık süreçte diğer şehirlerden toplam 15 kişi bu yürüyüşe
katılmıştır. Küçük zirve ve büyük zirvede kış kampları yapılmış bunlar
birer ilk olmuştur.
Bu
nedenlerden dolayı Özcan ALBUZ‘un Bölge Ajanlığı yaptığı Bursa Bölgesi
Türkiye’de en başarılı 5 bölgeden biri olmuştur. Bu başarının mimarı
spor faaliyetlerinden sorumlu eğitmenlik yapan Ahmet Bülent ÜÇOK ‘tur.
Ahmet
Bülent ÜÇOK 1986 yılı Ağustos ayında yabancı kulüplere mektup yazarak
bir kısım malzeme talep etmiştir. Ancak bu talebe cevap verilmemiştir.
1987-1988 yılında aralık ayında yapılan dağcılık federasyonu seminerine
bölgeden 3 kişi katılmıştır.
Bu
dönemde Uludağ Yılanlı Kaya’da temel eğitim düzeyinde kaya tırmanışı
eğitimleri Ahmet Bülent ÜÇOK , Kuvvet LORDOĞLU ve birkaç arkadaşının
eğitmenliğinde yürütülmüştür.
1987
yılı Aralık ayında seçimi yapılacak olan Bursa yılın sporcusu adayları
arasında Ahmet Bülent ÜÇOK ‘da vardır.
1988
yılı Haziran ayında bölge faaliyetinde Uludağ Kilimli Göl’de bir bayan
sporcu kayalardan düşmüş ve yüzü parçalanmıştır. Kazazede sporcu Nergis
Hava yollarına ait bir helikopterle tıp fakültesine getirilmiş daha
sonra da iyileşmiştir.
Bu
yıllarda bölge adına yapılan tüm faaliyetlerde Ahmet Bülent ÜÇOK, Kuvvet
LORDOĞLU, Canan DEMİRÇEVİREN ve Levent AYDIN ‘ın isimlerine rastlanır.
Tüm bu faaliyetlerin çoğu harcırah ve yolluk adı altında alınan
ücretlerle yapılmıştır.
1987
yılında Ahmet Bülent ÜÇOK’ un Bursa daki dağcılığı geliştirmek adına
malzeme alımı talebi söz konusudur. Bu malzemelerin bir kısmı
alınmıştır. Bunlar sonradan 1999 yılında İl Temsilcisi Ahmet KÖSE ’ye
teslim edilmek istenen malzemelerdir.
Bu
dönemde yapılan bölge faaliyetlerinin tamamı Uludağ Kayak Evi tesisi,
Kirazlı Yayla Sanatorium binasında ve bazı çadırlı kamplar ise Kirazlı
Yayla gölcük mevkiinde yapılmıştır.
Tesislerde yapılan bu faaliyetlere verilen teorik derslerin bir kısmı
yürüyüş bilgisi, uzun yürüyüş bilgisi, yüklü yürüyüş bilgisi gibi
konular ve düğümler bilgisidir. 7 gün süren yaz okulu kapsamındaki
dağcılık temel eğitiminin son günü Uludağ göllere zirve yürüyüşü
yapılmaktadır.
1987
yılında 13-15 Şubat tarihlerinde Uludağ göllerde kamp ve zirve çıkışını
ilk kez bölge adına Ahmet Bülent ÜÇOK ve bir arkadaşı
gerçekleştirmiştir.
Özcan
ALBUZ’ un 1982 yılında başlattığı Bursa’daki dağcılık kamplarında 1985
yılından itibaren çok az sayıdaki (10 civarı) bir grup dağcının başında
;Özcan ALBUZ’ un kendisini gönüllü olarak görev verdiği bu sporculardan
Ahmet Bülent ÜÇOK vardır. Özcan ALBUZ 1985 – 1989 arası Ahmet Bülent
ÜÇOK’ u ve onun birkaç arkadaşını dağcılık federasyonunun yaptığı bazı
temel eğitim kamplarına ve bazı tırmanış faaliyetlerine göndermiştir.
İşte bu kamplarda edindikleri bilgileri Ahmet Bülent ÜÇOK ve birkaç
arkadaşı Özcan ALBUZ’ un bölge dağcılık faaliyet programında yer alan
Uludağ Kayak Evi’ndeki ve Sarıalan ’daki barakalarda yaz okulları
statüsünde yapılan özellikle 7 – 14 yaşındaki çocukların ağırlıkta
olduğu gruplara söz konusu bilgiler dağcılık eğitimi adıyla verilmiştir.
Ancak Özcan ALBUZ’ un görevlendirdiği bu kimseler kısıtlı imkanlarla da
olsa yabancı kaynaklardan da kendi kendilerine edindikleri bilgileri
bu yaz okullarında çocuklara öğretmişlerdir. Öte yandan dağcılık
federasyonu eğitim faaliyetlerinde en küçük yaşın 14 olduğu düşünülürse
ve yine tırmanışın hatta çadırlı kampın dahi yapılmadığı bu
faaliyetlerin içeriği federasyon dağcılık eğitimlerinden farklı
olmuştur.
Bu
döneminin dağcılık eğitimlerinin malzemesizlik nedeniyle dağcılıktan çok
yürüyüş ve kampçılık şeklinde yapıldığı o dönem alınan 12 çift ayakkabı,
2 adet pazarcı brandasından yerli yapım çadır ve yine 6 adet anorak
(Kuş tüyü dolgulu ceket) ‘dan anlaşılmaktadır. Ancak Özcan ALBUZ ve
sporcuları zaman zaman dağcılık federasyonundan emanet olarak ip ve
diğer güvenlik ekipmanlarını getirtirmişler ve bu derslerde
öğrencilere göstermişlerdir. Zaten bir kısım dağcılık federasyonu eski
mensuplarına göre dağcılık temel eğitimi yürüyüş ve kampçılık olduğundan
tırmanış ise profesyonel dağcılık adıyla bilindiğinden bölgeye ip,
sikke, takoz, ekspres vs. güvenlik ekipmanı satın alınamamıştır.
Bu
dönemde yakın mesai arkadaşı ve abisine duyduğu saygı ve sevgiyi,
vefayı unutmayan bölge ajanı Özcan ALBUZ 1987 yılında ilk kez Latif
Osman ÇIKIGİL adına Uludağ’a Kasım ayının ilk haftası anma yürüyüşlerini
başlatmıştır. Bu yürüyüşler bazı şehirlerden Bursa’ya gelen bir kısım
sporcunun ÇIKIGİL’ in Pınarbaşı Mezarlığı’ndaki mezarını ölüm yıl
dönümünde ziyaretle başlar ve Uludağ Zirveye yapılan yürüyüşle son
bulurmuş. Bu yürüyüşlerin başlangıcı Uludağ Kayak Evi olup, burada
kalınırmış. Bursa’ya dönüldüğünde ise Kültür Park’ta verilen ve dönemin
bölge müdürünün katıldığı bir yemekle son bulurmuş. Ya da birçok zaman
Bursa Karayolları Lokali’ndeki çaylı toplantılarda faaliyetler
yapılırmış. Ancak 1997 yılına gelindiğinde Bursa’da kimin başlattığı,
niçin başlattığı bilinmeyen yürüyüş dört ayrı grup tarafından aynı adla
aynı tarihte yapılınca durumun anlam ve önemi ortadan kalkmıştır. Hele
bir de mezarlık ziyaretleri kalkıp Latif Osman ÇIKIGİL tırmanışı adı
verilince faaliyetin ciddiyetinden eser kalmamıştır. Bu faaliyetlerin
başlatıcısı Özcan ALBUZ’ dur. Ancak Özcan ALBUZ 1991 yılından sonra
yapılmaya çalışılan bu isimdeki etkinliklere davet dahil edilmemiştir.
Ancak Beş yıl iki kişi olarak yürüttükleri dağcılık federasyonu
faaliyetlerinde doğan dostluğun minneti gereği hala Sayın ALBUZ, Latif
Osman ÇIKIGİL’ in mezarına vefa timsali her yıl dönümünde ziyaretine
gitmektedir. Halbuki bu faaliyetlerin finansını sağlamak ve bölge
müdürünü bu faaliyetlere katmak son derece zordur. Bunu ancak resmi
görevi muhasebe şube müdürü olan resmi, fahri görevi ise
bölge temsilcisi olan dağcılık ajanı yapabilir. Ayrıca beden terbiyesi
bürokratlarınca spor dahi kabul edilmeyen dağcılığın macera olarak
görülüp desteklenmemesi anlayışına karşın Özcan ALBUZ’ un çoğunluğu
lokal ve restoranlarda biten dağcılık faaliyetlerinin en azından
dağcılığın adını unutturmamış olması dahi kazanç kabul edilmelidir.
Resmi
kurum bölge sporcuları ile ferdi sporcular arasında başlayan federasyon
olanaklarından yararlanamamayla ilgili ihtilaflar bilehare dedikodu
boyutunda gelişmiş ve taraflar birbirlerine sadece muhalif değil zıt
düşmüşlerdir bu durum Özcan ALBUZ’ u üzse de toplumumuzun genel
hastalığı olduğundan buna çözüm bulunamamıştır.
Ahmet Bülent ÜÇOK 1989 yılında zehir
zemberek ifadelerle yazdığı bir yazıya müteakip birkaç arkadaşıyla
bölge dağcılık ajanlığındaki sporcu önderliğinden ayrılmıştır.
Aslen Tokat’lı olan Faruk SÜKAN iki
yıl kadar Gemlik’te öğretmenlik yapmıştır. Kendisi dağcılık dahil birkaç
branşta spor yapan biridir. Özellikle kayak ve tur kayağıyla ilgilidir.
Federasyon tur kayağı turlarında görev almış ve aynı zamanda Gemlik’te
öğretmenlik yaptığı zamanlarda 1986 – 1988 yıllarında bölge ajanı Özcan
ALBUZ’ un faaliyetlerinde Ahmet Bülent ÜÇOK ve arkadaşlarına Uludağ’da
rehberlik yapmıştır.
1988 ‘
de yapılan GSİM ‘deki köklü değişikliklere bağlı olarak Bölge Dağcılık
Ajanı sıfatı kaldırılmış yerine İl Dağcılık Temsilciliği Makamı
kurulmuştur.
Uludağ
Üniversitesi’nin çeşitli bölümlerinde okuyan İRANLI bir grup öğrenci
arasında İran’da dağcılığın popüler olması ile dağcılığa ilgi başlamış
bölgede dağcılık yapan Nasser’in memleketlisi olan Sayyidin SAKAGEEDİN
(SAİT SAKA) 1987 sonunda Ahmet Bülent ÜÇOK ’la tanışmıştır.
Ahmet Bülent ÜÇOK ’un
en yakın çalışma arkadaşları Canan DEMİRÇEVİREN Hüseyin AÇIL ve
Levent AYDIN ’dır. Bu temel Dört’lü içinde Levent AYDIN aynı
fakülteden tanıştığı ÜÇOK ile faaliyetlerinde bulunmuş 1987 yılında
Dağcılık Federasyonu’nun Niğde Aladağlar ’da yaptığı temel eğitim
kampına katılmıştır.
1989-1991
B.T.B.M. BÖLGE DAĞCILIK AJANLIĞININ YAPTIĞI FAALİYETLER ( İRANLILAR
GRUBU ve LEVENT AYDIN )
Ahmet Bülent ÜÇOK ’un
bölgeden istifa ederek ayrılması sonucunda 1987 yılında Dağcılık
Federasyonu Aladağlar Kampı’nda temel eğitim alan Levent AYDIN bölgedeki
faaliyetleri Nasser ve bir grup İranlı arkadaşı ile özellikle veteriner
fakültesinden öğrenci arkadaşları ile devam ettirmişlerdir. Sait SAKA’da
bu gruba yeni katılmıştır.
Levent
AYDIN , Ahmet Bülent ÜÇOK bölgeden ayrılmış olmasına rağmen kendisi
bölgede 1991 yılına kadar faaliyetlere katılmış burada eğitmenlik
yapmıştır.
1989
yılında Mithat KARA ve Fatih ÖZENBAŞ Ağrı Dağı zirve ekspedisyonuna
katılmış ve zirveye çıkmışlardır.
Ahmet
Bülent ÜÇOK ’tan boşalan yere Sait SAKA gelmiştir. Sait SAKA aslen
İranlı olup, Uludağ Üniversitesi öğrencilerindendir. Bu tarihlerde
Nazif MAKAS ve çevresindeki birkaç kişi zaman zaman bölge ajanından
federasyon eğitimlerine gönderilme talebinde bulunmuşlardır. Ancak
yapılan duyurulara geç cevap veren bu sporcular federasyona gönderilmeme
nedenini bölge ajanının engellemesi şeklinde yorumlamışlardır. Nazif
MAKAS’ ın bu yıllarda grubuna yeni katılan Korkut GÜVEN ile bölge
sporcularının o dönemdeki önderi Sait SAKA arasında çoğu zaman
çatışmalar yaşanmış bölge ajanı Özcan ALBUZ tarafları bir araya
getirmeye çalışmış ancak bu iki sporcunun uzlaşmaz tavırları nedeniyle
bu iki grup kaynaştırılamamıştır.
Bu
dönemde bölge ajanlığı dağcılık bülteni adıyla bir bülten hazırlamış
bölgenin Bursa’daki ilk yazılı çalışması bu olmuştur.
Özcan
ALBUZ ‘un dağcılık adına öğrendiği şey maalesef alpinizm bile değildir.
alpinizm dağın alpin alanlarında yapılan bilimsel çalışmalar , sportif
faaliyetler ve sporlar olmakla birlikte ülkemizdeki anlayışı; bazı
bilim adamlarınca Örn; Sırrı ERİNÇ, Reşat İZBIRAK tarafından bilimsel
çalışmalar olarak algılanmış ve Alpinizmin ruhuna ve gerçeğine uygun
faaliyetler yapılmıştır
Latif Osman
ÇIKIGİL, Asım KURT, Muvaffak UYANIK gibi kişilerce Alpinizmin bir dalı
olan kayak yoğun olarak tercih edilmiştir. Hatta bazılarınca örn; İsmet
ÜLKER ve Atilla ERDEMLİ gibi kişilerlece yürüyüş ve çadırlı kampçılık
amaçlı dağ turizmi faaliyetleri olarak anlaşılmıştır.
Fakat
Bozkurt ERGÖR, Sönmez TARGAN, Muzaffer EROLGEZ gibi kişilerce dağcılık
Alpinizm den doğmuş bir spordur.Bu spor dağların zirvesine emniyet
araçları ile tırmanmaktan ibarettir. Bunlara göre Alpinizm genel bir
kavram olup hem bilimsel faaliyetleri hem sportif faaliyetleri hem bazı
sporları kapsar. Ve bu etkinlikler Alpinizm den doğmuştur. Ancak
dağcılık bir çok Alpinizm faaliyetinden yalnızca biridir.
Ne
yazık ki bazı yürüyüşçüler , kampçılar , kayakçılar ve hatta bilim
adamları Alpinizmi dağcılık olarak kabul etmiş yaptıkları bu işlerin
tamamına da dağcılık adını vermişlerdir.
İşte
Özcan ALBUZ ne bilim adamıdır, ne kayakçıdır, yalnızca bir doğasever
yürüyüşçüdür. Ama yukarıda izah ettiğimiz nedenlerle kendi yaptığı işe
dağcılık demektedir.
Özcan
ALBUZ 1988‘e kadar bölge dağcılık ajanı daha sonra ise 1989‘dan 1991‘e
kadar GSİM Dağcılık İl Temsilcisi’dir.
01 Kasım 1990 yılında Dağcılık İl
Temsilcisi Özcan ALBUZ imzalı Dağcılık il Temsilciği Bülteni
yayınlanmıştır. Bu bültende Elektronik Mühendisi Saeed SAGHAFAMIYAN
(Sait SAKA)’nın ve Ertuğrul DEMİRTAŞ’ın yazıları vardır.
Yine bu yıl bülteninde 1991 yılı Eylül
ayında Kaçkar gelişim faaliyeti adıyla bir faaliyet yer almış buraya
gidilmiş ancak zirveye tırmanış yapılamamıştır. Öte yandan Hengame
DADMAND , Nasser DADAŞZADEA ve bunların dışında birkaç yabancı uyruklu
sporcuların bu grupta bulunup, Nazif MAKAS ve arkadaşlarının
bulunmaması tarafların arasını daha da açmıştır.
İl
Temsilciliği bülteninde; Serdar ÇALIK, Fatih ÖZENBAŞ, Mithat KARA, Hasan
ÖREN isimlerine rastlanmıştır. Bu isimlerin bazıları örneğin Nasser
DADAŞZADEA ve Levent AYDIN teknik öğretmen olarak diğerlerinin tamamı
kursiyer öğrenci olarak anılmaktadır. Nasser ve Levent Ahmet Bülent
ÜÇOK’ un öğrencileri olup, üniversiteden arkadaşlarıdır.
Latif
Osman ÇIKIGİL Bursalı bir mühendistir. Dağcılık Federasyonu kurulduğunda
genel müdürlükteki memurlardan ilk genel sekreter Özcan ALBUZ olmuştur.
Özcan ALBUZ’un eşi eczacıdır. Her ikisinin Bursa ile ilgili hiçbir
geçmişleri de yoktur. Bu yüzden Bursalı Latif Osman ÇIKIGİL, Özcan
ALBUZ‘un eşinin Bursa Gürsu’da eczane açması konusuna sıcak bakmış ve
desteklemiştir. Beraberinde de Özcan ALBUZ’un Bursa’ya memur olarak
tayini çıkmıştır.
Bu
dönemde Serdar ÇALIK tanıştığı Oğuz ERBAY ve diğer arkadaşları Hilmi
ŞENKAL ile beraber ayrı bir grup olma yolunda ilerlemişlerdir. Serdar
ÇALIK dağcılık federasyonunun faaliyetlerine bu dönemde çok yoğun olarak
katılmış daha sonrada kurdukları grupda eğitmenlikler yapmıştır.
1989-1990 ULUDAĞ
ÜNİVERSİTESİ DAĞCILIK BİRİMİ’NİN YAPTIĞI FAALİYETLER ( KUVVET LORDOĞLU
ve ARKADAŞLARI )
Ahmet
Bülent ÜÇOK ve bölgede beraber çalıştığı üniversiteden bir grup 4 OCAK
1989 tarihli bir istifa dilekçesi ile Özcan ALBUZ’la birlikte yaptığı
faaliyetleri sona erdirmiştir. Bu istifa dilekçesinde özetle kişisel
çekişmelerin dayanılmaz düzeye geldiği bazı kimselerin dağcılık adı
altında turistik faaliyetler yapma çabalarının yattığı bu durumu
kabullenemedikleri ifade edilmiştir.
Uludağ
Üniversitesi Dağcılık Biriminin (UDB) kuruluş yılı 1989’dur. Kurucu
Başkanı Kuvvet LORDOĞLU ’dur. İlk faaliyetleri de Kuvvet LORDOĞLU
başkanlığında üniversiteden 5 dağcı ile 24-27 Haziran 1989 Uludağ trans
faaliyetidir.
ÜÇOK
tarafından bu ilk etkinlikle ilgili yerel bir gazetede çıkan köşe
yazısında bu trans faaliyetini treeking tipi dağcılığın güzel bir örneği
olarak ifade edilmektedir.
Yine 1989 yılında ÜÇOK ve iki arkadaşı
dağcılık federasyonun düzenlemiş olduğu Eylül ayında yapılan Erciyes
Dağı buzul tırmanışı faaliyetine katılmıştır.
Bölge faaliyetlerinden kopan ÜÇOK ve bir
kısım üniversiteli arkadaşları 1990 yılı Ekim ayında Erciyes Zirve
faaliyeti yapmışlardır. Aynı yıl Şubat ayında Dağcılık federasyonunun
Ağrı Dağı kış faaliyetine UDB ’den katılmıştır.
Ahmet
Bülent ÜÇOK‘un 1990 yılı Ağrı Dağı tırmanışı öncesi 3200 kampında bira
içerken çekilmiş fotoğrafları İngilizce yayınlanan bir dergide Ağrı Dağı
çıkışı anlatılarak yayınlanmıştır.
1989
yılı başında bölgenin çalışmalarından haberlerin olduğu bir bülten
hazırlığı yapılmış ancak bülten yayınlanamamıştır. Söz konusu bülten
geliştirilerek daha sonra Özcan ALBUZ’un ön söz yazısı ile çıkmıştır.
1989
yılında Ağrı Dağı yaz faaliyetine UDB ’den 3 kişi katılmıştır.Bu kişiler
Kuvvet LORDOĞLU, Ahmet Bülent ÜÇOK ve sonradan evlendiği Canan
DEMİRÇEVİREN ‘dir. Canan DEMİRÇEVİREN Ağrı Dağı zirvesine çıkan UDB’
dan ilk bayandır.
1990
yılında Kasımın 20’sinde yapılan UDB Latif Osman ÇIKIGİL faaliyeti o
günkü Yenigün Gazetesi’nde ‘’Zirveye tırmandık ! ‘’ ünlem manşeti ile
yer almıştır. Bu faaliyete gazeteciler de katılmıştır.
1987 yılında İl Temsilcisi Özcan ALBUZ’
un başkanlığında spor yapan az sayıdaki kişinin rehberliğini ve
eğitmenliğini yapan Ahmet Bülent ÜÇOK ile ilk kez o günkü şartlarda
dağcılık eğitimi almış ve dağcılık yapmaya çalışmışlardır. Bu yıllarda
dağcılık yapmaya çalışan sporcuların bırakın tırmanışı kamp yapmaya yada
yürüyüş yapmaya elverişli malzemeleri bile yoktur. Bu yüzden il
müdürlüğündeki birkaç parça kamp veya yürüyüşte kullanılacak ekipmanı
alabilmek için İl Temsilcisi Özcan ALBUZ’ un peşinde görüşebilmek için
günlerce koşturmuşlardır. Bu dönemde eğitimleri Ahmet Bülent ÜÇOK ve
birkaç arkadaşı verir ancak bu eğitimlerin veriliş biçimi ikili
ilişkiler çerçevesinde ahbap çavuş ilişkisi içinde yapılırmış. Bu
yıllarda Bursa’da durum bu iken federasyonun faaliyetleri de oldukça
azdır. Bu dönemdeki bazı kış faaliyetleri Kirazlı Yayla’daki Sanatoryum
binasında yapılmaktadır.
Bu
dönemde özellikle Ahmet Bülent ÜÇOK’ un etkisiyle bölge ajanlığı
bünyesinde daha çok üniversiteden öğrenci sporcular bulunur, bunlarda
birkaç yıl içerisinde memleketlerine geri dönerlerdi. Çok az sayıdaki
Bursalı eski izci bu faaliyetlere devam etme gereği duydu. Hatta bu
yüzden bazen ayakkabılar, bazen de anoraklar kaybolmuştur.
Bu faaliyetler ve eğitim
süreçleri hafta sonları 8 – 10 kişinin katılımı ile yapılır,
nerdeyse hiç malzemenin olmadığı şartlar altında Uludağ Yılanlı Kaya
mevkiinde tırmanış eğitimleri dahi yapılmaya çalışılırdı. Gerçekte
Bölge Ajanı Özcan ALBUZ’ un bu göstermelik faaliyetlerinde
eğitimlerde aynı nitelikteydi. Bu eğitimlerden yetiştiği söylenen
sporculardan biride Kuvvet LORDOĞLU ’dur. Sonradan 2001 yılında
Ağrı Dağı’ndaki İskender IĞDIR ’ın öldüğü kazada Kuvvet LORDOĞLU’ da
bulunmuştur. Bu dönem bu grup sporculardan bazıları zorluk derecesi
olarak Ağrı Dağı’nın zorluğundan daha düşük derecedeki Devament ’e
gitmeleri o dönem için büyük bir olay kabul edilmiştir. Öte yandan
bu dönemde dağcılık eğitmenliği yapan kişilerin değerlendirmesini
daha sonra da o dönemde eğitim alan bazı sporcular
değerlendirdiklerinde o dönem eğitmenlerinin dağcılık konusunda çok
yetersiz olduklarını düşünmektedirler.
1988-1995
EKİPSAR GRUBU’NUN ( ARAMA KURTARMA VE SPOR ARAŞTIRMA REHBERLİK EKİBİ )
YAPTIĞI FALİYETLER
Oğuz ERBAY, Serdar ÇALIK ve
Hilmi ŞENKAL gerek izcilerle gerekse bölge ile faaliyetlerini kopartıp
kendileri bir dağcılık grubu oluşturmak istemişler ve 1988 yılında
EKİPSAR adı ile 3-5 kişilik bir grup oluşturmuşlardır. Ekipsar ,
özellikle bu yıllarda GSİM bünyesinde faaliyetlerde bulunan grupla
anlaşamadıklarından kendi yollarını çizmişler ancak ekonomik sıkıntılar
ve malzeme sıkıntısı nedeni ile bu dönemde çok ilkel koşullarda tutku
ile bağlandıkları dağlarda dağcılık yapmaya çalışmışlardır.
Grup
üyesi Serdar ÇALIK federasyon faaliyetlerinde gördüklerini ,kişisel
deneyimlerini ,Sait SAKA ve arkadaşlarından öğrendiklerini grup
arkadaşlarıyla paylaşmaya çalışmıştır.
1991
yılına gelindiğinde Oğuz ERBAY arkadaşlarının da desteğini alarak il
temsilcisi olmak istemiş ancak izci Ahmet AYDIN’ ın Dağcılık İl
Temsilcisi olması nedeni ile dağlarla tanıştığı ortam olan izci ve eski
izcilerden uzaklaşmayı tercih etmişlerdir. 1992 yılında Sarıalan ’da
barakalarda kalabilmek için bölgeye ait anorak ve ayakkabılar ile bir
kısım kamp malzemelerini bölge müdürlüğünden almak zorunda kalmışlar bu
yokluk koşullarında Uludağ’da muhtelif yürüyüş yollarında yaz ve kış
yürüyüşler yapmışlardır. Ahmet AYDIN ’ın İl Temsilciliği’nden istifasına
müteakip onunla çalışan bazı eski izcilerden Mithat KARA ve Gökay MUTLU
EKİPSAR’a katılmışlardır.
1992 –
1993 yıllarında bu grup tırmanış eğitimleri yapmaya çalışmış kendi
kendilerine orduya ait bazı dağcılık kitaplarından yararlanarak
edindikleri bilgileri uygulamaya çalışmışlardır.
1995
yılında Oğuz ERBAY ’ın girişimleri ile Bursa TÖMER ’de bir dağcılık
grubu kurulmuş bu grup Uludağ’a çeşitli yürüyüşler yapmıştır. Aynı
dönemde yine Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nden çok sayıda
öğrenci EKİPSAR ’ın rehberlik ettiği Uludağ yürüyüşlerine dağcılık adı
altında katılmışlardır.
Turizm
İl Müdürlüğü Memuru olan Kubilay Ekincioğlu EKİPSAR içinden ayrılıp
ticari amaçlı yürüyüş faaliyetlerine başlamıştır. Bu dönemde yani 1995
yılında Oğuz ERBAY ’da SOR-TUR adında bir turizm firmasında doğa turları
sorumlusu olarak işe başlamıştır.
Oğuz
ERBAY ’ı dağcılıktan soğutup yürüyüşçülüğe yönlendiren en önemli etken
Kaplıkaya ’da bir tırmanış antremanı sırasında niteliğini bilmedikleri
ipin kopması olmuştur. Bu kopuş sırasında Oğuz ERBAY çenesinden ciddi
zarar görmüş ve bir daha EKİPSAR zaten hemen hemen hiç olmayan
tırmanışları yapmamıştır.
1990 ‘DAN SONRA
DSİ ÇALIŞANLARI YÜRÜYÜŞ GRUBU
( İBRAHİM
KIZILKAYA,v.s. )
1991 yılı Bursa dağcılığı
için dönüm noktasıdır. Bu tarihte Uludağ İzcileri faaliyetlerini
bitirmişlerdir. Öte yandan İl Temsilcisi Özcan ALBUZ istifa ederek
görevinden ayrılmıştır.
Devlet Su İşleri’nde çalışmaya
başlamadan önce Kadıyayla ’da bir otelde çalışan İbrahim KIZILKAYA,
Devlet Su İşlerindeki yürüyüşleri başlatan kişidir. Naci BEYTEKİN,
Korkut GÜVEN ve bunların dışındaki birkaç kişiyle özellikle 1990’dan
itibaren Uludağ’da günü birlik yürüyüşler yapan grubun rehberi olan
İbrahim KIZILKAYA bu yıllarda Uludağ’da karşılaştıkları Nazif MAKAS,
Mithat KARA ve onların arkadaşları ile yürüyüşler yapmışlardır. Korkut
GÜVEN; Devlet Su İşleri Teknik Personel olarak çalıştığı dönemlerde
İbrahim KIZILKAYA ve Naci BEYTEKİN ’nin de bulunduğu birkaç kişilik doğa
sever yürüyüşçü grubu ile Uludağ’da 1990 dan itibaren yürüyüşlere
başlamıştır.Yine bu yıllarda ilk defa dağcılık federasyonundan temel
eğitim almış ve dağcılıkla tanışmıştır. Eğitim aldığı dönemde Hacettepe
Üniversitesi Dağcılarından Orhan ÖZÇALIK bu eğitimlerde kamp müdürlüğü
yapmaktadır. Yine eğitmenlerden Tunç FINDIK ise Hacettepeli Dağcı
Ertuğrul MELİKOĞLU’ nun öğrencisidir.
DSİ ’li bazı yürüyüşçüler,
dağcılıkta rekabetin olmayacağını, amacın doğayı paylaşmak olduğunu
düşünmekteyken, bu konuda farklı ve zıt düşünen Korkut GÜVEN gruptan
ayrılmıştır. DSİ ’deki DSİ ’liler arasındaki bu bölünme halen
gıyaplarında konuşulmaktadır.
1991-2001
GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜĞÜ DAĞCILIK İL TEMSİLCİLİĞİ FAALİYETLERİ (
AHMET AYDIN DÖNEMİ 1991-1992 )- ÇELEBİ İZCİLERİ – DEMİRTAŞ SPOR KULÜBÜ
DAĞCILIK BİRİMİ ( HASAN ÖREN ) Ve BAZI DSİ’Lİ LER ( KORKUT GÜVEN
,MUSTAFA İŞCAN)
Lise yıllarında izcilik
faaliyetlerinde bulunan Ahmet AYDIN bu yıllarda tanıştığı Hasan ÖREN ve
Nazif MAKAS ’ın teşviki ile Uludağ’da kamplar ve yürüyüşler dışında
hiçbir ilgisi olmayan dağcılık sporunun il temsilciliğine 1991 yılında
aday olmuştur.
Uzun yıllar dağcılık il temsilciliği
yapan Özcan ALBUZ ’un istifası ile boşalan bu makamı özellikle Özcan
ALBUZ’ dan dolayı yıllarca yararlanamadıkları varsaydıkları olanaklar
için makamı almak güdüsüyle Ahmet AYDIN il temsilcisi olmuştur.
Yine İl Müdürü Erdoğan ÜSTÜNSOYLU ’nun
akrabası olan Özcan ALBUZ ’un bütçeniz yok, paranız yok mazeretlerinden
dolayı karşılıklı kavgalara varan olaylardan sonra Ahmet AYDIN istifa
etmiştir. Toplam bir yıl görevde kalmıştır.
İzci
Lideri Hasan ÖREN’ in teşviklerinden dolayı Demirtaş Spor Dağcılık
Birimini güçlendirmesi yönünde Nazif MAKAS’ la birlikte harekete
geçilmiştir.
Öte
yandan DSİ’den tanıştıkları üç kişilik yürüyüş grubunu kulüp olmaya
yönlendirmiştir. Buradan ulaşmak istedikleri amaç kulüp olurlarsa İl
Temsilciliği ve Gençlik Spor İl Müdürlüğü dağcılara ödenek ve bütçe
verecek ve böylece faaliyet yapacaklardır. Ancak tamamı en temelde
yürüyüşçü ve kampçı olan bu kimseler bir kısım kamp malzemeleri satın
aldırmışlardır. Fakat bu dönemde kullanılan bazı anoraklar 1993 yılında
göreve gelen Ahmet KÖSE’ ye teslim edilmemiştir.
Yine ilk kez bu dönemde İbrahim
KIZILKAYA, Korkut GÜVEN dağcılık federasyonunun temel eğitim düzeyindeki
eğitimlere Ahmet AYDIN tarafından gönderilmiştir. Bu grup gittikleri
eğitim faaliyetlerinde Ahmet KÖSE ’nin ip arkadaşlarının ve
öğrencilerinin, öğrencileri olmuşlar. Bu sebeple federasyon
faaliyetlerinde Hacettepeli Ahmet KÖSE’ yi gıyabında tanımışlardır.
1991
yılında Ahmet AYDIN’nın il temsilcisi olduğu dönemde Nazif MAKAS ’ın
teşviki ile dağcılığa başladığı bilinmektedir.
Yukarıda anlatılanlardan anlaşılacağı üzere Hasan ÖREN, Nazif MAKAS izci
lideridir ve Ahmet AYDIN’ ın il temsilciliği döneminde ( 1991 – 1992 )
ilk kez bölgenin olanaklarını yakından görmüş yalnızca bölgeye ait
anoraklardan yararlanabilmişlerdir.
1991 yılında Ahmet AYDIN ’ın göreve
gelmesiyle de bu gruptan İbrahim KIZILKAYA ve Korkut GÜVEN 1991 – 1992
yıllarında federasyondan temel eğitim almışlardır.
Bu yıllarda Federasyon kamplarına
gittiklerinde kendilerine federasyon eğitmenleri Hacettepeli Ahmet KÖSE
’yi sorduklarını dolayısıyla Ahmet KÖSE ’yi gıyaben bu şekilde
tanıdıklarını anlatmaktadır.
Korkut GÜVEN 1991-1992 yıllarında il
temsilciliği yapan Ahmet AYDIN döneminde Nazif MAKAS ve grubuna katılmış
1992 ile 1997 yılları arasında bir taraftan federasyon eğitimlerine
devam etmiş diğer taraftan bireysel faaliyetlerini bu grupla
sürdürmüştür.
Kulüpleşme çabaları Hasan ÖREN’ le
başlayana Nazif MAKAS ’la devam eden çizgide asıl hedef Ahmet AYDIN ‘ın
deyimi ile il temsilciliğini almaktır. Çünkü onlara göre ödenek ve
malzeme olanakları vardır.
1991-1993
B.T.B.M. BÖLGE DAĞCILIK AJANLIĞININ ,DAĞCILIK ESKİ AJANININ GRUBU
YAPTIĞI FAALİYETLER ( SAİT SAKA İRANLILAR GRUBU ve BAZI DSİ’LİLER )
Sait
SAKA 1990 yılından itibaren bu grupdaki diğer İranlıların sayesinde
Ahmet Bülent ÜÇOK ’un yani Özcan ALBUZ ’un grubuna dahil olmuştur.
Bölge Ajanı Özcan ALBUZ’
un yaptıklarından veya yapmadıklarından hoşlanmayan bu dönemdeki
bazı sporcular bölge faaliyetlerine katılmamışlardır. 1991 yılında
da Bölge Ajanı Özcan ALBUZ istifa etmiştir.
1991-1993
BAĞIMSIZ BURSALI DAĞCILAR GRUBU FAALİYETLERİ
( HÜRRİYET
GRUBU-AHMET KÖSE ve GRUBU )
Ahmet KÖSE göreve aday olduğu
bu yıl aktif spor yaşamının performans sürecini tamamladığını düşünmekte
ve tırmanış emniyet ekipmanlarını bazı kimselere satmakta veya hediye
etmektedir. Artık o spor adamı hizmetini devam ettirecek kendisi için
değil gençlerin spor yapmasına olanak sağlayacaktır. Bu yüzden Temin
Market’e 12 adet kilitli karabin bırakmış çadır ve uyku tulumlarının
satıldığı bu işyerinde 2 yıl boyunca bu ekipmanı soran dahi olmamıştır.
Çünkü bu tarihte karabinin ne olduğunu bilen kişi sayısı bir elin
parmaklarını geçmemektedir.
Ahmet
KÖSE 1990 yılında vatani hizmetine müteakip Bursa’ya yerleşmiş 1991
yıllında da Özcan ALBUZ’ un istifasıyla boşalan il temsilciliğine aday
olmuştur. Bu seçimi Ahmet AYDIN kazanmıştır. Ahmet AYDIN bir izcidir.
Kendisini destekleyenler ise izci lideri Hasan ÖREN ve izci lideri Nazif
MAKAS’ dır.
Ahmet
KÖSE bu durumu şiddetle kınar ve protesto eder. Bu durum olay
gazetesinin 25 Temmuz 1991 tarihli spor sayfasında haber olarak
kamuoyunda yer almış ve Nazif MAKAS ’la aralarını açmıştır. Nazif MAKAS
’a göre izcinin dağcılık il temsilcisi olmasında bir sakınca olmadığını;
Ahmet KÖSE ’ ise il temsilcileri mutlaka o spor dalından gelen kişiler
olması gerektiğini savunmuştur. Ahmet KÖSE ’ye göre dağcılık il
temsilcisi dağcı olmalıydı. Bu sebeple Bursa’da 1991 yılından itibaren
her ne kadar Hacettepeli dağcı olsa da Bursa’da kurduğu grupla Ahmet
KÖSE üçüncü bir grubu oluşturmuştur.
1991 – 1993 yılları arasında Ahmet KÖSE
’nin Dr.Yusuf ÖZEN ’le birlikte özelikle Bakacak Kayalıkları’nda
yaptıkları kısa kaya çalışmaları ve Elvan Kaya Doruğu’nda yaptıkları
kamplar önemli etkinlikleridir. Yine 1993 yılında Ağustos ayında
birlikte Diagonel’e tırmanmaları tarafların yaptıkları en önemli
tırmanış olmuştur.
1991-1997 ULUDAĞ
ÜNİVERSİTESİ DAĞCILIK BİRİMİ YAPTIĞI FAALİYETLER ( KUVVET LORDOĞLU ve
SONGÜL SONAL )
Songül
SONAL;Ahmet Bülent ÜÇOK’un Fakülteden arkadaşı olup UDB de dağcılıkla
tanışmıştır. 1993 yılında Ahmet KÖSE ’nin yönetiminde yardımcı eğitmen
olarak görev almış daha sonra da il temsilcisi Mustafa BOZKURT
döneminde il temsilcilik faaliyetlerine katılmıştır. Sonradan 1996-1997
yıllarında UDB de dağcılık eğitmenliği yapmıştır.
1993-1995
GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜĞÜ DAĞCILIK İL TEMSİLCİLİĞİ FAALİYETLERİ ( I.
Ahmet KÖSE Dönemi )
ÇELEBİ
İZCİLERİ, BÖLGE GRUBU 1989-1991, DSİ’LİLER
1993 yılında Ahmet KÖSE İl
Temsilcisidir. Ahmet KÖSE 1993 yılında ilk kez il temsilcisi olduğunda
1987 – 1992 yılları arasında federasyon eğitimlerine giden Bursa’dan üç
beş kişi Ahmet KÖSE adını duymuş ve il temsilcisi olduğunda onu ilk kez
tanımışlardır.
Bursa’da artık üç grup vardır. Özcan
ALBUZ , Bülent ÜÇOK çizgisinde, Sait SAKA önderliğinde bir grup, Nazif
MAKAS, Hasan ÖREN çizgisinde ikinci bir grup,üçüncü bir grup ise Ahmet
KÖSE ve gençlik arkadaşlarıdır..
Ahmet KÖSE ‘nin 1993 yılında il
temsilcisi olması nedeni ile ilk yaptığı şey Bursa’daki bir avuç dağcıyı
bir araya getirmeye çalıştığı toplantıdır.. Bu toplantı 21 Nisan 1993
günü GSİM ’e seminer salonunda yapılmış bu toplantıya binaen Ahmet KÖSE
İl Temsilcisi, Erhan AKBARUT yardımcısı olmuş Çelebi İzcileri Grubunda
Mithat KARA, Hasan MUTLU, İranlılar grubundan Sait SAKA, DSİ’ler
grubundan İbrahim Kızılkaya yönetimi oluşturmuştur. Öte yandan aynı
toplantıda yönetim de adı geçenler eğitmen sıfatı ile teknik kurulu
oluşturmuştur. Bu yönetimde Songül SONAL, Levent AYDIN, Korkut GÜVEN,
yardımcı eğitmen olarak adı geçenlerdir. O dönemde alınan karara göre
eğitmenler federasyon faaliyetlerine katılabilecekler yardımcı
eğitmenler ise yalnızca il temsilciliği faaliyetlerine iştirak
edeceklerdir. Bu toplantıda ayrıca sekreterya ve basın yayın ve tanıtım
komisyonları oluşturma kararları da alınmıştır. Bu görevlendirmeler
resmiyet kazanmamıştır.
Bu birleştirme çabalarını izleyen basın
mensupları o günkü gazetelerde toplantıda ki dağcıların Ahmet KÖSE ’nin
bu spora karşı tutumunu memnunlukla karşıladıklarını ifade etmişlerdir.
Ahmet KÖSE’ nin göreve gelir gelmez
yaptığı ilk toplantıya müteakip her iki grubu kendi önderliğinde
toplamak istemiştir ancak; Nazif Makas kayıtsız kalmış arkadaşlarına
engel olmamıştır. Bu sebeple Mithat Kara ve Hasan Mutlu yeni yönetimde
bir nevi teknik kurulda görev almıştır. Öte yandan, Sait SAKA doğrudan
katılmış, İbrahim KIZILKAYA ve bir kısım arkadaşları Ahmet KÖSE ’ye
destek vermiştir.
Ahmet KÖSE bu grupları birleştirmek
için il temsilciliği yönetimine almış ancak taraflar “Sen varsan ben
yokum, ben varsam sen yoksun” gibi gerekçelerle bir araya
gelmemişlerdir. Bu dönemde tarafların ihtilafı il temsilciliği
faaliyetlerine katılıp katılmamakla alakalı olup, sen ben kavgası
şeklindedir. Spor adına veya dağcılık adına bir hedef veya amaç
gözetilmez. Ayrıca üniversitelilerin çoğunlukta olduğu il temsilciliği
ile diğerleri arasında, mevcut olanaklardan yararlanamamak gibi önemli
etkenler ihtilaf nedeni olmuştur.
İbrahim KIZILKAYA özellikle 1989 – 1993
yılları arasında Sait SAKA, Ahmet AYDIN döneminde Gençlik Spor İl
Müdürlüğü’nde çalışmış daha deneyimli gördüğü bu kişilerle faaliyetler
yapmıştır.
Her iki taraf isteksizce bir araya
geldiğinden Ahmet KÖSE Bursa’da Ankara Dağcılık ve İhtisas Kulübü’nden
özenerek Bursa Dağcılık ve İhtisas Kulübü adı ile bir kulübün
kurulmasının uygun olacağını BUFSAD Lokalinde Nazif MAKAS, Ertuğrul
DEMİRTAŞ ve Korkut GÜVEN ile paylaşmıştır. Ancak; her iki taraf bir
araya gelmek yerine ayrı çalışmayı tercih ettiklerinden, İl Temsilcisi
Ahmet KÖSE özel işlerini de bahane ederek yaklaşık 2 yıllık görevine
emanette olan anorakları teslim etmeyenlerin, söz verdiği halde görev
yapmayanların, sürekli didişenlerin ortamında daha fazla devam
ettirememiş, zaten Özcan ALBUZ ’un da mevzuat engelleri koyması ile bu
iki gruptan ve il temsilciliğinden uzaklaşmıştır.
Bu tarihlerde Temin Av Market çadır
satışları yapmaya başlamıştır. Ahmet KÖSE bu tarihlerde nasıl bir sistem
kurulursa dağcılık gelişir sorusuna yanıt aramaktadır. Bulduğu
çözümlerden biri ; klüplerin açılması diğeri ise düzenli eğitimlerden
geçmektedir.Son olarakta malzeme satıcılarının varlığıdır Ayrıca daha
sonra açılmasına ön ayak olduğu; örneğin Orion mağazasından küçük
alışverişler yaparak onların bu işe devam etmesini sağlamaya
çalışmıştır….
1993 yılında görev alan Dağcılık İl
Temsilcisi Ahmet KÖSE, GSİM ’nin Bölge Ajanı Özcan ALBUZ’un zamanında
alınan anoraklarını, kendinden önceki İl Temsilcisi zamanında alıp
getirmeyen bazı sporcuları savcılığa zimmet nedeniyle şikayet
etmemiştir. Halbuki yıllar önce Latif Osman ÇIKIGİL, Manisalı dağcı
İsmet ÜLKELİ’ nin Aladağlar ’da yapılan bir faaliyetten sonra Manisa’ya
götürüp geri vermeyi unuttuğu dağ ayakkabılarını zimmet suçlaması
nedeniyle alabilmek için savcılığa müracaat etmiştir. Kısa bir süre
sonra ayakkabılar teslim edilmiştir. Ahmet KÖSE’ nin hoş görüsüne rağmen
anorakları alıp getirmeyen bu kişiler yıllar sonra ona, sebepsiz
gıyabında muhalefette bulunmaya kalkışmışlardır.
1980’lerin sonunda en büyük dağcılık
başarılarına imza atan sporcular arasında Ertuğrul MELİKOĞLU, Orhan
ÖZÇALIK, Murat YILDIRIM, Gıyasettin DEMİRHAN Hacettepelidir. Bunların
öğrencileri örneğin; Tunç FINDIK 1990’dan sonra dağcılığa federasyonda
başlayanların örneğin; Korkut GÜVEN’in öğretmenidir.
Öte yandan dönemin en büyük yurt dışı
başarılarına imza atan federasyon başkanı Mecit DOĞRU ve Hacettepeliler
o dönem federasyonunun büyük çoğunluğunu oluşturur.
İşte Ahmet KÖSE yukarıda ki sayılan
sporcuların ip arkadaşı ve böyle bir dönemde Hacettepelidir.
1995-1996
B.T.B.M. BÖLGE DAĞCILIK AJANLIĞININ DAĞCILIK ESKİ AJANININ GRUBU
YAPTIĞI FAALİYETLER ( SAİT SAKA İRANLILAR GRUBU - BAZI DSİ’LİLER - BURSA
KAYAK ANTRÖNÖRLERİ DERNEĞİ-İL TEMSİLCİSİ MUSTAFA BOZKURT DONEMİ )
1993-1995 SAİT
SAKA İRANLILAR GUBU ve BAZI DSİ’LİLER İBRAHİM KIZILKAYA-ERTUĞRUL
DEMİRTAŞ- AHMET KÖSE VE GRUBU
Ahmet KÖSE ’nin istifası ile
boşalan il temsilciliğine Mustafa BOZKURT geldiğinde dağcı olmayan il
temsilcisinin yanında İran uyruklu Sait SAKA yer almış. Bir anlamda
teknik sorumluluğu yürüten sporcu kimliği ile görülmüştür. Bunun üzerine
bölge ile ipleri iyice koparan Nazif MAKAS ve arkadaşları kendi
gruplarında devam etmişler.
Kendisi sporcu olmayan yeni Dağcılık İl
Temsilcisi Mustafa BOZKURT bu sporun meraklısı olan herkesi bir araya
getirmeye çalışmıştır.Öncelikle Sait SAKA ile İranlılar Grubu olarak da
bilinen arkadaşları ve yine üniversitede dağcılık yapan Songül SONAL ve
arkadaşlarından oluşan bir ekip kurmuştur. Bu küçük ekip bu tarih
itibari ile kamuoyunda hiçbir şekilde yer almayan dağcılık branşındaki
faaliyetleri yeniden canlandırma çalışmalarına girilmiştir.
Mustafa BOZKURT il temsilciliği dışında
gerek iş hayatı gerekse sosyal hayatının yoğunluğu nedeni ile ve yine
sporcu olmaması nedeni ile dağcılık konusunda tanınan ve bu sporu yapan
Sait SAKA ve arkadaşlarına faaliyetlerinin uygulanmasını devretmiştir.
Bu dönemde Tayfun TERCAN’nın federasyon başkanlığında yaptığı
faaliyetler, özellikle Türkiye’de Bursa’nın tanınmasına neden olmuştur.
Yine bu dönemde dağcılık il eski ajanı Özcan ALBUZ’un Spor Şube Müdürü
olması, dağcılığın Sait SAKA önderliğinde tanınmasına özellikle sebep
olmuştur.
Bu dönemde yurt içinde yapılan dağcılık
şenliklerine Bursa’dan sporcular gönderilmiş, yine Bursa’ya başka
şehirlerden sporcular davet edilmiştir.
Tayfun TERCAN ’ın Kaçkar Dağları’ndaki
bir kazada ölmesi zaten bu işlere yeteri kadar vakit ayıramayan İl
Temsilcisi Mustafa BOZKURT ’u fahri görevinden soğutmuş ve
uzaklaştırmıştır.
Bu dönemde imzaya açılmamış yapay duvar
tanıtım dosyası hazırlanmış ve böyle bir inşaat yapılabilmesi yönünde
DSM (Doğa Sporları Merkezi)’nin duvarı örnek gösterilerek çalışma
başlatılmıştır. Bu dosyanın 1997 yılına ait olduğu bilinmektedir.
Bu dönemin faaliyetleri arasında her ne
kadar kayak, temel ve gelişim kampları çoğunlukla açılmış görülüyorsa
da, İl Temsilcisi Mustafa BOZKURT’ un emniyet gereçleri talebi de
olmuştur. Ancak il temsilciliği faaliyet programında yer alan bazı
faaliyetler de tasarruf tedbirleri nedeni ile yapılamayacağı
belirtilerek geri çevrilmiştir.
Öte yandan Latif Osman ÇIKIGİL adına
başlatılan anma tırmanış programları yapılmıştır.
Bu dönemde Mustafa.BOZKURT ‘un yanında
yer alan faaliyetlere katılan sporcuların bir kısmı üniversitedendir. Bu
tarih de üniversitede dağcılık birimi faaliyetleri başka bir grup
tarafından yürütülmektedir.
Dönemin faaliyet programları arasında
mayıs ile kasım ayları arasında Uludağ’da bilinen yürüyüş yolları ile
piknik alanlarında yürüyüşler ve piknik faaliyetleri yapıldığı
görülmektedir. Faaliyetlerin tamamına yakını Uludağ’dan aşağıya yürüyüş
şeklinde gerçekleşmiştir.
Mustafa BOZKURT ’un il temsilciliği
yaptığı ,Temmuz 1995 tarihinde eskiden bu yana dağcılık camiasında yer
alan Ertuğrul DEMİRTAŞ ’ın Niğde’de Dağcılık Federasyonu’nca yapılacak
Kaya Tırmanışı 1 Eğitim Kampı’na (Kaya Temel Eğitimi) gönderilme yazısı
vardır. Ertuğrul DEMİRTAŞ bu eğitime Demirtaş Spor Kulübü sporcusu
kimliği ile katılmayı talep etmiştir. 1996 yılında ise Ertuğrul DEMİRTAŞ
ve Korkut.GÜVEN Kaya Tırmanışı 2.Eğitim Kapına (Yaz Gelişim Eğitimi)
katılmaları yönündeki yazı il temsilciliğince federasyona
gönderilmiştir.
Yine Olcayto GÜLEÇ de 1995 yılı Ağustos
ayında yapılan Kaçkar Dağı’nda ki Kar Buz Tırmanışı 1.Eğitim Kampı’na
(Kış temel Eğitimi) gönderilme yazısı yazılan sporculardandır.
Bu yıllarda Uludağ’daki kayıp olaylarına
önlem olması açısından 5442 sayılı il adresi kanununun verdiği yetkiye
dayanarak valiliğin dağ faaliyetleri yapacak her kişi yada kurumun
gençlik ve spor il müdürlüğüne bilgi vermesi yönünde valilik emri
çıkartılmıştır.
Bu dönem sporcularının kondisyon
geliştirme amacı ile kapalı yüzme havuzundan ve atletizm pistinden
yararlanma talepleri olmuş, il müdürü tarafından bu talep
reddedilmiştir.
Bu dönemde Sait SAKA ’nın sporu ve
sporcuları bilmeyen Mustafa BOZKURT ’a en büyük desteği verdiği ve il
temsilcisi yardımcısı gibi çalıştığı bilinmektedir. Hatta bu dönemde
şehir dışında yapılan faaliyetlerde Sait SAKA ’nın il temsilcisi olarak
tanındığı da bilinmektedir.
1991 – 1999 yılları arasında yedi adet
il müdürü değişince ve bu müdürlerin en fazla bir yıl görev yapması söz
konusu olunca eski dağcılık il temsilcisi spor şube müdürü Özcan ALBUZ
bu dönemde çoğu zaman il müdürlüğünü vekaleten yürütmüştür.
Dağcılık Federasyonu’nun 07.08.1996
tarihli Kaçkar Dağı yaz tırmanışına Bursa’dan katılmak isteyen Ertuğrul
DEMİRTAŞ “Teknik seviyesi yeterli olmadığından kabul edilmemiştir.”
ibaresi ile bu faaliyete katılamamıştır.
Dağcılık il temsilciliğinin en faal
sporcularından Sait SAKA 1996 yılı Aralık ayında Kayseri’de yapılan tur
kayağı eğitim kampına katılmış ve sonraki yıllarda özellikle tur kayağı
konusunda dağcılık il temsilciliği bünyesinde faaliyetler yapılmıştır.
AKIN BOZKURT,
HÜSEYİN YILMAZ ve ARKADAŞLARI İLE AHMET KÖSE ve ARKADAŞLARI ( 1993-1997
SERDAR İNCE, TANJU YÜZEN, TUNCEL v.s. )
Amatör arkeolog olan Akın BOZKURT ile
Ahmet KÖSE ilk kez 1987 yılında Softobağan Deresi ada mevkiinde
tanışmışlardır. Daha sonra Akın Bozkurt Hüseyin YILMAZ ve Ahmet KÖSE
1993 yılında ikinci kez görüşmüşler ve bu tarihten itibaren çok yakın
arkadaş olmuşlardır. Bu gruba kısa bir süre sonra Arif YILMAZ
katılmıştır.
1993 yılında Ahmet KÖSE, Akın BOZKURT,
Hüseyin YILMAZ ve birkaç arkadaşı ile Tonga Grubu’nun temellerini
atmışlardır. Bu yıla kadar Ahmet KÖSE Uludağ orman alanlarının
patikalarını çok az bilmekte , Akın BOZKURT ise gerek oduncu Arif,
gerekse Remzo nedeniyle patika uzmanıdır. Ahmet KÖSE’nin oluşturduğu
diğer grup ise yeğeni Ramazan KÖSE , Bekir ŞİRİN , İsmail İSLAM, Neşat
ERDOĞAN, Serdar İNCE ve birkaç arkadaşı şeklinde oluşmuştur.
1993 yılında itibaren Uludağ’a giden
Bekir ŞİRİN 1996 yılında Ahmet KÖSE ’yle dağcılık eğitimlerine
başlamıştır. Çobankaya’da ve Elvan Kaya’da, Delikli Kaya’da Ahmet KÖSE’
nin tırmanışlarında bulunmuştur. Özellikle kış tırmanışlarını Ahmet KÖSE
rehberliğinde Bursa Kronik içinde yapmıştır. Faaliyetleri arasında 1999
sonbaharında resmi olarak Ahmet KÖSE ’nin eğitmenlik yaptığı kursta
belgesini almıştır. Halen Yıldırım Dağcılıkta ve ferdi faaliyetlerde
küçük dereceli tırmanışlar yapmaya devam etmektedir.
1997 yılından itibaren bu grubu
geliştirmeye çalışan Ahmet KÖSE; Serdar İNCE, Tanju YÜZEN, Tuncel
KUNDAKÇILAR ve diğer bir çok kişiyi bu gruba katmış ve Ahmet KÖSE grubun
Uludağ’ın bilinen tüm yürüyüş patikalarını öğrenmesi ve Bursa’da bir
treeking grubunun oluşmasını sağlamaya yönlendirmiştir. Ahmet KÖSE’ nin
bu amacının nedeni yüzyıllardır bilinen ve kullanılan Uludağ yürüyüş
yollarının Uludağ’ı bilmeyen, dağcılığı bilmeyen insanlara dağcılık adı
altında yürüyüşler yaptırılıp haksız kazanç elde edilmesine engel
olmaktır.
Ahmet KÖSE, oluşturduğu bu iki grubun
birini yürüyüş ve kamçılık grubunu , diğerini ise dağcılık grubu olarak
yetiştirmeyi hedeflemiştir. Bu sebeple; her iki grup zaman zaman aynı
etkinlikte bulunmuştur. Ancak; her iki grubunda grup önderi Ahmet KÖSE
’dir. Ancak; Akın BOZKURT’un bulunduğu grupta rehber odur. Ahmet KÖSE;
ortalık bazı işgüzarlara kalmasın diye yağmurda dahi dağa gitmeyen Akın
BOZKURT ‘u Uludağ rehberi şeklinde lanse eder ve yıllar sonra amacı
gerçekleşir. Başka hesabı olanlar da turizm işine resmen
başlarlar.Aslında KÖSE turizme karşı değildir.Sadece dağcılık adı
altında turizm yapılıp, insanların kandırılmasına karşıdır. Kaldı ki o
ekipten Ertuğrul DEMİRTAŞ ’ın akrabası olan Yesrib Turizm’le
çalışmasını bizzat kendi sağlamıştır..
Sonuçta; 1995-1999 yıllarında Ahmet KÖSE
; Akın BOZKURT ile Uludağ’ı daha yakından tanımıştır. Kendi oluşturduğu
yürüyüş ve kampçılık faaliyetleriyle, Bursa Kronik adını alan ve zaman
zaman 70 kişiye kadar ulaşan dağcılık grubu ile faaliyetlerini
yürütmektedir.
Ahmet KÖSE bu dönemde daha
sonradan adı Tonga olan yürüyüş grubunun dışında ikinci bir grup
oluşturmuş Bursa Kronik adı ile bilinen bu grubu dağcılık hedeflerine
yönlendirmiştir. Ancak Bursa Kronik’e ağırlık vermiş, yürüyüş amacında
olanları Akın BOZKURT ‘un çevresinde toplamıştır.
Serdar
İNCE Hacettepe’de Ahmet KÖSE ’nin öğrencileriyle arkadaşlığına müteakip
Bursa’ya yerleştiğinde Ahmet KÖSE tarafından, Akın BOZKURT ’la
tanıştırılan ilk kişidir. Bakacak Kayalıkları’nın alt bölümünde bulunan
ve eskiden Nurcular Pınarı olarak bilinen kayalığa piknik yapmak için
gelindiğinde grubun rehberliğini yapan Akın BOZKURT ’un bazen patikayı
şaşırması nedeniyle tongaya düştük şeklindeki yaklaşımından dolayı bu
kayalıkların adı Tonga Kayalıkları, Akın BOZKURT ve Serdar İNCE ’nin
bulunduğu bu grubun adı da Serdar İnce tarafından Tonga Grubu olarak
konulmuştur.
Ahmet
KÖSE ’nin , Akın BOZKURT aracılığıyla Bursa’daki dağ yürüyüşleri ve
kampçıları organize etme çabası neticesinde oluşan bu grup, amaç olarak
dağlarda gezmek ve kamp yapmak çabasındadır. Öte yandan , Ahmet KÖSE bir
dağcı grubu oluşturma çabasını da Bursa Kronik Grubu’yla
gerçekleştirmiştir. Bursa Kronik ekibinin bir kısmı bu yıllarda şehir
dışındaki davetlere katılmış, Antalya’ya , Manisa’ya, şenliklere iştirak
etmişlerdir. Bu dönemde Dışkaya Dağları da bu gruba tanıtılmış ve grubun
bu bölgede tırmanışlar yapması sağlanmıştır.
___________________________________________________________________________
( 1998 – 2000 )
TONGA DOĞAYÜRÜYÜŞÇÜLERİ GRUBU
1999 yılında Hüseyin YILMAZ
‘ın teşviki, desteği ve ısrarı nedeni ile ikinci kez Dağcılık İl
Temsilciliğine aday olan Ahmet KÖSE 1999 yılı sonbaharından itibaren
yeni görevi nedeni ile Akın BOZKURT ‘tan faaliyet anlamında uzaklaşmış
ancak grubun geliştirilmesi için destek vermeye devam etmiştir. Sonradan
bu grubun içinden Turgut DOĞAN Tonga Doğa Sporları Derneği adı ile bu
grubu bir doğa sporları kulübü şekline çevirmiştir.
Daha
sonraki yıllarda bu grup Turgut DOĞAN başkanlığında dernek olup çok
nitelikli doğa sporları faaliyetleri ve aktivitelerine imza atmıştır.
___________________________________________________________________________
1996-1999 BURSA
KRONİK DAĞCILAR BİRLİĞİ
Liseli
yıllarda izcilik faaliyetlerine katılmış olan İsmail İSLAM daha sonra
GSİM bünyesinde dağcılık faaliyeti adı altında faaliyetlerde bulunan
arkadaşları nedeniyle dağcılıkla tanışmıştır. Kendisi yürüyüş ve
kampçılık yapmakta olup, yaptığı bu işe o yıllarda hobi dağcılığı
demektedir. Yine o yıllarda ip veya kazmalar ile emniyet alıp
tırmanışlar yapan ya da bilinen yüksek irtifa dağlarına tırmanan
sporculara profesyonel dağcı denmektedir. Bu dönem İl Temsilcisi Ahmet
AYDIN dönemidir. 1996 yılında Ahmet KÖSE’ yi tanıyan İsmail İSLAM
malzeme problemi nedeniyle kampçılık gereçlerinin olmadığı sıkıntılı bir
dönem yaşamıştır. Battaniyeden tulum yaparlar, 15 kg. çadırla dağa
giderler ve başka hiç bir malzemeye sahip değildirler.
Bursa
Kronik ekibi 1999 Gölcük Depreminde gönüllü olarak görev almış ve ekip
başkanlığını Ahmet KÖSE yapmıştır.
İsmail
İSLAM’a göre dağcılık camiasında kişisel çekişmeler çok yoğundur. Neden
böyle olduğu konusunda da bir yorumu yoktur. Halbuki bu düşüncesi çok
eskiden beri var olan dağcılar ile kendini dağcı zannedenler arasındaki
yerleşik zıt yorumlardan kaynaklanmaktadır.
İsmail
İSLAM; gerçekte dağcılık adıyla ilk kez Ahmet AYDIN ’ın İl Temsilciliği
döneminde eski izci arkadaşlarının faaliyetleri ile tanışmıştır. Buradan
edindiği bilgilere göre treeking, tırmanış, zirve yürüyüşü dağcılığın
kollarıdır. Dolayısıyla kendisi tırmanışı benimsememiş yerine doğa sever
çevreci bir kimlikle hobi olarak dağcılık yapmıştır.
İsmail
İSLAM ’ın 1991 – 1996 yılları arasında il temsilciliği bünyesinde
tanıştığı, eski izci yeni dağcılar, ona göre hobi dağcısı, çevreci ve
dağ severdir. Yine ona göre tırmanış yapan kişiler profesyonel
dağcılardır. Yine bu dönemde dağcılıkla kendisini tanıştıran grubun ve
il temsilciliğinin elle tutulur bir faaliyeti yoktur.
1997
yılından itibaren Ahmet KÖSE’ nin önderliğinde sayısı yetmişlere varan
bir arkadaş grubu oluşmuş ve Bursa Kronik adı Ahmet KÖSE tarafından
korunmuştur.
Bu
grup, uzun yıllar çoğunluğunun yürüyüş ve kampçılık yaptığı, bir
kısmının da dağcılık yapmaya çalıştığı bir grup olarak yaşamıştır. Daha
sonra bu grup üyelerinden Neşat ERDOĞAN, GSİM Spor Kulübü Dağcılık
Birimi’nden birkaç sporcu ile birlikte Ahmet KÖSE’ nin teşviki ve
yönlendirmesiyle Sarp Dağcılık Kulübü’nü kurmuştur. Ancak kulüp ölü
doğmuş, Neşat ERDOĞAN ’nın tavırları nedeniyle kulüp üyeleri faaliyetler
yapamamıştır. Fakat Neşet ERDOĞAN sonradan dağcılık federasyonu teknik
kurulunda görev almıştır.
Bursa
Kronik o yıllarda 35 – 40 civarında faaliyet yapan 70 civarında üyesi
olan bir arkadaş grubudur. Aralarında dağcılık yapmaya çalışanlar ve
hobi dağcılığı adı altında yürüyüş ve kampçılık yapanlar zaman zaman
ters düşmüşlerdir. Ancak sorunun temelinde ta 1950’lilere kadar yatan
dağcılar ile dağcılık yapmayanlar, kendini hobi dağcısı olarak
nitelendirip yürüyüş ve kampçılık yapanların ya da kayakçıların
zıtlaşması vardır.
İsmail
İSLAM ’a göre hayatta hiçbir yere gelememiş, şehir hayatında statü elde
edememiş, egolarını tatmin etmek için bencil bazı kimseler 8 – 10
kişiyi arkalarına taktıkların da kendilerini profesyonel dağcı gibi
tanıtıp, diğerlerini de küçümseyerek davranmakta karşılaştıkların da
selam dahi vermediklerini görmekte ve buna da üzülmektedir.
Her ne
kadar farklı düşüncelere sahip insanlar olmaları nedeniyle taraflar
kopuyor olsa da yine en önemli nedenlerin başında kişilerin yaş
ilerledikçe hobi alanlarına zaman ayırmama nedenleri gelmektedir. Bütün
bunların dışında dağcılık camiasındaki bu çekişmeleri, aslında toplumun
genelindeki çekilmelerden ayrı tutmak doğru olmaz çünkü her topluluk bir
toplumun parçasıdır ve onun özelliklerini taşır.
İsmail
İSLAM; il temsilciliğinin 1999 sonbahar ve 2000 kış – ilkbahar eğitim
dönemlerinde rehber olarak faaliyetlere katılmış ve bu vesileyle spora
katkı sağlamıştır.
1997 yılında oluşan Bursa Kronik
Dağcılar Birliği Uludağ Kilimli Gölde tope-rope antrenmanlar ile
Çobankaya ve Bakacak Kayalıkları’ndaki aynı nitelikteki tırmanış
faaliyetlerini az sayıda kişiyle yapmaktadır. Ancak; Ahmet KÖSE bu
dönemde yani; 1995’li yıllarda Gündoğdu Kayalıkları’nı keşfetmeye
başlamıştır.
Ahmet KÖSE’nin oluşturduğu bu iki
gruptan dağcılık grubu özellikle Uludağ plato kuzey yamaçlarında ve
Koçkayalar ’da yaz ve kış eğitim faaliyetleri niteliğindeki
faaliyetlerde bulunmuştur.Ahmet KÖSE dağcılık yaparken birileri de
Demirtaş Klübü dağcılık biriminden bazıları yürüyüşler yaparak biz
dağcılık yapıyoruz diye insanları yanlış bilgilendirip, turizm işi
yaptıklarından dolayı Turizm Müdürü Vatan ERCAN tarafından savcılığa
şikayetçi olunmuş, ama bu durum bazı kimselerce il temsilcisi klubümüzü
kapattırdı şeklinde ifade edilmiştir.
___________________________________________________________________________
1995-1997
ERTUĞRUL DEMİRTAŞ DÖNEMİ DOĞA TURİZM FAALİYETLERİ
1995 yılından itibaren edindiği
deneyimlere bağlı olarak Ertuğrul DEMİRTAŞ dağcılık faaliyetleri adı
altında doğa yürüyüşleri yapıp bu yürüyüşlerde kazanç elde etmeye
başlamış ve bu yönüyle Bursa ’nın ilk doğa turizmcisi sıfatını
kazanmıştır. Ertuğrul DEMİRTAŞ kendi yolunu çizmiş Bursa’nın ilk doğa
turizmcisi olma unvanını o günden bu yana ticari yaşamında
kullanmıştır. Başlangıçta dağcılık adıyla yaptığı bu faaliyetleri daha
sonra doğa yürüyüşleri adıyla yapmaya devam etmiştir. Demirtaş Dağcılık
Birimi’nin yaptığı bazı doğa yürüyüşlerin de sporla ilgisi olmayan doğa
severlerin sayısı yüzün üzerinde olmuştur. O günkü koşullarda bu
sayıdaki gruplardan toplanan paralar çok miktarda ve çeşitte malzeme
almaya yetecek kadardır. Demirtaş Spor Kulübü’nde ücret karşılığı
makbuzsuz toplanan paralarla yaptırılan yürüyüşlerde, çoğunlukla
Ertuğrul DEMİRTAŞ rehberlik yapmıştır.Durumu öğrenen dönemin Turizm İl
Müdürü Vatan ERCAN ’ın bazı turizm acentelerinin şikayeti üzerine
suçüstü yakalaması ve dernek statüsün deki kulüp hakkında Emniyet
Müdürlüğü Dernekler Şubesince denetlenme süreci başlatılmıştır. Sonuç
olarak kulüp yönetimi dağcılık birimini kapatma kararı almıştır. Ayrıca
yapılan bu yürüyüşlerden toplanan paralardan Demirtaş Spor Kulübü’nün
yöneticilerinin başlangıçta haberi olmamış ancak mali polis tarafından
defterlerin incelenmesi sürecinde konudan haberdar olmuşlardır. Daha
sonra bu olay, gerçeği bilen bazıları tarafından saptırılmış, Gençlik
ve Spor İl Müdürlüğü’nün kulübü kapattırdığı şekilde gerçek dışı
beyanlarda bulunmuşlardır. Yürüyüşlerden toplanan paraların asıl amacı
kulübe malzeme almak olmuştur ancak, hiç biri kulüp üyesi olmayan
dağcılar satın aldıkları bu malzemeleri kulübe demirbaş
kaydetmemişlerdir. Daha sonra dört ayrı gruba ayrılan ve yalnızca dört
yıl bir arada bulunan bu kulüp adına faaliyette bulunan kişilerden BUDAK
kurucuları tüm malzemeyi kişisel malzeme olarak kabul edip yeni
kulüplerine taşımışlardır.
Korkut GÜVEN ’e göre bu malzemeler her
ne kadar kulüp adına yapılan yürüyüşlerden toplanan paralarla elde
edilmiş olsa da ; “Çoğunluk sporcu BUDAK adı altında spora devam
edeceğinden malzemeler yeni kurulan bu kulübe aittir.” mantığı ile
kulübün malzemelerini BUDAK’ a taşımıştır.
Ancak Nazif MAKAS’ ın başında bulunduğu
grup, Ertuğrul DEMİRTAŞ, Mustafa İŞCAN bu görüşe hiçbir zaman
katılmamış tam tersine kendi iradeleri dışında haksız yere bu
malzemelere bir anlamda el konulduğunu düşünmüşlerdir . Bu yüzden
taraflar sonraki yıllarda birlikte faaliyet düzenlememişlerdir. Diğer
yandan kulübün yöneticileri durumu öğrendiklerinde yasal başvuru yapmak
istemişseler de ne kadar malzeme olduğu, ne zaman alındığı, kime
verildiği, nerede saklandığı bilinmediğinden kulüp adına toplanan
paralarla alınmış olsa da demirbaş listesine girmediğinden hatta kulüp
yöneticileri bu durumu bilmediklerinden bu haksız tavır karşısında
kulüp yönetimi hukuki yollara başvuramamıştır. Bu yüzden Nazif MAKAS ve
ekibi, Mustafa İŞCAN ve birkaç arkadaşı ile Ömer KALKANLI ve Özgür
TAŞKIN bu olayda haksızlığa uğradıkları gerekçesiyle BUDAK kurucuları
ve üyeleriyle mesafeli olmayı tercih etmişler ve hatta gıyaplarında çok
ağır eleştirilerde bulunmuşlardır.
1990’lı
yıllardan itibaren Bursa’nın yoğun bir göç alması nedeni ile bir çok
genç insan yeni geldikleri bu ilde sosyal bir ortam bulmak adına
yükselen değer olan doğa turizmi faaliyetlerine ilgi duymuş ve hiç
tanımadıkları bilmedikleri çevrelere girerek ücret karşılığı da olsa
gerçekte yüzyıllardır kullanılan patikalarda yürütülerek bilmedikleri
bir spor dalı olan dağcılığı yaptıklarını zannederek bu yeni çevrelere
katılmışlardır.
_________________________________________________________________________
1996-2001
EKİPSAR GRUBU ( ARAMA KURTARMA VE SPOR ARAŞTIRMA REHBERLİK EKİBİ)
FALİYETLERİ
EKİPSAR ‘ın 1996 yılında
dağılma sürecinden önce ekip üyeleri dağcılık yapabilmek dağlarda
olabilmek adına sponsorlar bulabilme çabalarına girmişler ve 1996
yılında CAT ayakkabı firması sponsorluğunda muhtelif illerimizdeki
önemli dağlara tırmanışlar yapmışlardır. Bu dağların bulunduğu yerlere
bisiklet ile gitmişlerdir. Aynı yıl içinde CAMEL sigara firması ile
sponsorluk sözleşmesi yapmışlar ancak bu sözleşme gereği yapılacak
faaliyet gerçekleşmemiştir. Daha sonra Saray Bisküvileri’nin
sponsorluğunda Kaçkar Dağları’na gitmişler ve sponsorluk ile ilgili ilk
deneyimleri yaşamışlardır.
Hiçbir
kursa ve eğitime gitmeden arama kurtarma mağaracılık dağcılık gibi
konularda faaliyetlere katılan EKİPSAR üyeleri 10.000’e yakın slayt
çekimi yapmış bir çok kurum ve kuruluşu dağcılıkla tanıştırmışlardır.
1996
yılında EKİPSAR üyeleri dağılınca Oğuz ERBAY , EKİPSAR adında Reklam
Tanıtım Satış Destekleme Hizmetleri LTD.ŞTİ. kurmuştur. Bu şirket
dağcılık, arama kurtarma,mağara araştırmaları ve yine sosyal yardım adı
ile bir çok sosyal faaliyetlerde bulunmuş bir taraftan da ticari
faaliyetlerini sürdürmüştür. EKİPSAR LTD.ŞTİ. 6-7 yıl sonra kapanmıştır.
__________________________________________________________________________
1997-2000
DEMİRTAŞ SPOR KULÜBÜ DAĞCILIK BİRİMİ ( HASAN ÖREN, ERTUĞRUL DEMİRTAŞ,
NAZİF MAKAS, KORKUT GÜVEN, MUSTAFA İŞCAN )
Hasan ÖREN tarafından birkaç liseli
izciye Demirtaş Spor Kulübü adına lisans aldırılmış ve bu kulüpte ilk
kez dağcılık branşı gündeme gelmiştri. Daha sonra hiçbir faaliyet
yapılamamıştır. Ancak 1997 yılına gelindiğinde yine Hasan ÖREN’ in kulüp
yönetimi ile olan ilişkileri neticesinde bu kulübe Nazif MAKAS, Ertuğrul
DEMİRTAŞ, Korkut GÜVEN ve diğerleri katılmışlardır. Burada başlatılan
dağcılık eğitimleri adı altındaki eğitimler katılımcılardan para
toplanarak yapılmıştır. Bu paralarla alınan ekipmanlar kullanılarak
yapılan eğitimlerden bazı üniversitelilerde yararlanmışlardır. Bunlardan
biri olan Ömer KALKANLI , daha sonra bu kulüpten ayrılmış birkaç
arkadaşıyla spor tırmanış ağırlıklı faaliyetlerine devam etmiştir.
Ancak Ömer Aladağlar ’da ciddi bir kaza geçirip iyileştikten sonra
Narlıdere ’de emniyet aldığı kayanın kopması neticesinde ölmüştür
2000 yılına gelindiğinde
özellikle Korkut GÜVEN’ in ayrılıp başka bir kulüp kurmak istemesi,
kulübe 1997 yılından sonra katılanlarla ayrılmaları bugünlerde de yine
Nazif MAKAS’ ın da kendi grubuyla kulüpteki yaşananlardan duyduğu
rahatsızlıklardan dolayı ayrılması, Ertuğrul DEMİRTAŞ’ ın doğa turizm
faaliyetlerine yönelmesi ve kulübün Turizm İl Müdürü tarafından ticari
mahiyette doğa turları düzenleniyor olmasıyla alakalı dernekler
masasının teftişine konu olması birimin üyelerinin tümüyle dağılması 50
yıllık kulüpte sonradan gelen ve birkaç yıldır faaliyet yapan dağcıların
kulübün adına bir nevi yolsuzluk iddiaları ile anılır olması hatta
Ertuğrul DEMİRTAŞ’ ın bu sebeple yargılanmış olması kulüp yönetiminin
bu branşı kapatmasına neden olmuştur.
Daha
sonraki yıllarda Korkut GÜVEN, BUDAK Kulübü başkanlığından istifa edince
yeni başkan ve yöneticiler Nazif MAKAS ve ekibine iyi niyet ziyareti
yapıp buzları eritmiştirler.
1997
döneminde Uludağ’da yürüyüşler yapan Mustafa İŞCAN daha sonra 1997
yılından itibaren Demirtaş Spor Kulübü Dağcılık biriminde diğerleri ile
beraber kulüp içi eğitimlere katılmıştır.
Mustafa İŞCAN Demirtaş Spor
Kulübü adına faaliyetler yapan Ertuğrul DEMİRTAŞ, Nazif MAKAS ve Korkut
GÜVEN grup arkadaşları ile bu kulüpten ayrıldığında tek başına bu
kulüpte kalmış, diğerleri ile birlikte hareket etmemiştir. Bir süre
sonrada kulüp yönetimi dağcılık birimini kapatınca uzun süre ferdi
yürüyüş, kamp faaliyetleri yapmış daha sonrada Çelebi Mehmet Gençlik ve
Spor Kulübünde dağcılık branşında faaliyetlere devam etmiştir.
Mustafa
İŞCAN ’a göre Demirtaş Spor Kulübü Dağcılık Birimi’nin dağılmasının
nedeni İl Temsilcisi’dir. Ancak gerek dağcılık birimi başkanı Korkut
GÜVEN gerekse eğitmenlerden Nazif MAKAS ve yine dağcılık biriminin
rehberlerinden Ertuğrul DEMİRTAŞ ’a göre bu iddia tümü ile yanlış ve
asılsızdır. İl temsilciliği makamının mevcut mevzuata göre böyle bir
yetkisi ve yaptırımı zaten olanaksızdır.
Yıllar sonra Mustafa İŞCAN
hariç Demirtaş Spor Kulübü adına faaliyet yapan hiçbir sporcu kulübe
bonservis parası ödememiştir. Çünkü hiç biri bu kulübün üyesi değildir.
Zaten herkesin her zaman spor müdürlüğünden lisans çıkarma olanağı
olduğu halde bu kulübün dağcılık birimi belirli faaliyetlerde ücret
ödeyenlere lisans çıkartan bir anlayışa da sahiptir.
1987 yılında yani Hasan ÖREN’
in Demirtaş Spor Kulübü’nde bir şekilde başlattığı dağcılık branşında 10
yıl sonra kulübe katılan Nazif MAKAS, Korkut GÜVEN ve bazı arkadaşları
özellikle 1998 - 1999 yıllarında para karşılığı dağcılık adı altında
yaptırdıkları doğa yürüyüşlerinden elde edilen gelirlerle alınan
malzemeleri Korkut GÜVEN ve birkaç arkadaşı kendilerine mal etmiş hem
Nazif MAKAS ve arkadaşlarından hem de Ertuğrul DEMİRTAŞ ve Mustafa İŞCAN
ve arkadaşlarından kaçırmışlar, herkesin hakkı olan bu malzemeleri
BUDAK ( Bursa Dağcılık ve Doğa Sporları İhtisas) Kulübü’nde sonradan
kendilerine katılan ve geçmişe ait hiçbir bilgiye sahip olmayan kulüp
üyeleriyle kullanmaya devam etmişlerdir. Karşılıklı iddialar ve
sövgüler o gün bugündür taraflar arasında küslük ve zıtlaşmayla devam
etmektedir.
Demirtaş Spor Kulübü’nün ve bilehare Ertuğrul DEMİRTAŞ’ ın kanunlara
aykırı olarak para karşılığı bu yürüyüş faaliyetleri seyahat acentası
sahibi TURSAB bölge başkanının dikkatini çekmiş işte bundan sonra söz
konusu olayla ilgisi olanlar ya yargılanmış ya da zaten üyesi bile
olmadıkları Demirtaş Spor Kulübü’nden fiilen ayrılmışlardır.
Yıllar
sonra 1997 – 2000 yıllarında Korkut GÜVEN, Nazif MAKAS ve bazı
arkadaşlarının Hasan ÖREN ve birkaç arkadaşınca Demirtaş Spor Kulübü
dağcılık bölümüne davet edilmesi süresinde öncelikle malzeme ihtiyacını
gidermek için doğa yürüyüşleri yaptırılıp toplanan paralarla malzeme
alınmasının nedeni bir anlamda ihtiyaçların giderilmesine katkı
sağlamıştır.
Nazif
MAKAS ve Korkut GÜVEN ile birkaç arkadaşı izcilikten arkadaşları olan
Hasan ÖREN’in kulübü Demirtaş Spor Kulübü’nde 1997 yılında faaliyetleri
canlandırmak adına ilk kez bu kulüb adına faaliyetlere başlamışlardır.
Ancak 1997 – 2000 yılları arasında bir iki kişi dışında bu kulübün üyesi
hiçbir sporcu yoktur. Bu kulübe yürüyüş faaliyetleri amacıyla
gelenlerden toplanan paralarla malzemeler alınması ve bu malzemelerin
sonradan paylaşma sorunu ortaya çıkması Nazif MAKAS ve Korkut GÜVEN’ in
arasını açmıştır.
1997
yılında Ertuğrul DEMİRTAŞ’ ın ve Hasan ÖREN’ in kişisel çabaları ile
Demirtaş Spor Kulüb’ünde dağcılık faaliyetleri başladığında Korkut
GÜVEN, Nazif MAKAS ve gurubu ile ilk kez bu yıl Demirtaş Spor Kulübü
dağcılık birimi sorumlusu olarak spor faaliyetlerine devam etmişlerdir.
Ertuğrul DEMİRTAŞ ’in Kulüp adını kullanarak yaptırdığı yürüyüşlerden
toplanan paralarla aldığı iki adet iple ilk kez bu kulüpte antrenman
düzeyinde üstten emniyetli tırmanışlar yapan birkaç kişilik sporcu grubu
oluşmuştur.
2001 yılında ise Yıldırım Belediye Spor
Başkanı Cemil YILDIRIR ’ın daveti ile bu kulüpte dağcılık birimi kurup
başkanlığına başlamıştır.
Bu
dönemde yapılmaya çalışılan birkaç eğitimle nitelik olarak dağcılık
federasyonu eğitimlerinin çok altında temel eğitim düzeyinde eğitimler
yaptırıldığı ve bunun da nedeninin malzeme azlığı olduğu söylenmektedir.
Bu eğitimler daha ziyade yürüyüş ve çadırlı kamp niteliğinde
eğitimlerdir.
Bununla
birlikte bu birkaç yıl Demirtaş Spor Kulübü’nde Korkut GÜVEN kazma
krampon tekniklerini Volfram Maden binalarında hafta sonuna sığdırdığı
kamplarla yapmaya çalışmışlardır.
Demirtaş Spor Kulübü’nün her ne kadar dağcılık faaliyetleri söylenmiş
olsa da dağcılık adına Uludağ’da yaptıkları ilk ve tek şey 2000 yılı
itibari ile bir tek sporcularının Küçük Zirve Diyagonal rotası
tırmanışı yaptığı bilinmektedir.
Öte
yandan aynı tarihlerde ilk temsilciliği faaliyetlerine katılan ve
yalnızca sekiz günlük dağcılık geçmişi olan 15-20 kursiyer dağcı,
Diagonel rotadan Küçük Zirveye tırmanmaktaydılar.
Demirtaş Spor Kulübü ilk defa 1999 yılı sonbaharında dağcılık
federasyonu eğitim yönetmeliği icabı yürüyüş ve kampçılıktan ibaret olan
dağcılık temel eğitimi adı altında bir eğitim vermiş ve bu eğitimde
Korkut GÜVEN, Nazif MAKAS görev almıştır.
Demirtaş Spor Kulübü’nde Mustafa İŞCAN hariç hiçbir dağcı kalmamıştır.
Bir kısmı BUDAK ’ı kurmuş, bir kısmı Yıldırım Dağcılık Kulübü’ne
katılmış, diğer bir kısmı üniversite bünyesinde devam etmiş ve Ertuğrul
DEMİRTAŞ ’ta ticari faaliyetlerini kendi adına sürdürmüştür.
Dağcılıktan önce sosyal faaliyetlerde bulunmayan evinden işine işinden
evine düzenli bir hayatı olduğu bilinen Korkut GÜVEN spor denilince
rekabet ve kazanmayı anlayan bir görüşe sahiptir. Halbuki dağcılık da ne
yarış vardır ne de zirve başarısı. Sonuçta dağcılık temelde entelektüel
bir alan olan Alpinizmden doğmuş bir spordur. Korkut GÜVEN’ in dağcılığı
bir liderlik sporu, rekabet sporu olarak görme anlayışı ve bu anlayışla
oluşturmak istediği grup BUDAK Kulübü olmuştur. Bir çok deneyimli
dağcıya göre bu sporu tanımlayan sıfatlar dağcılıkta yoktur. Aksine
dağcılık bir özgürlük sporu, ekip sporu, paylaşım sporudur şeklinde
düşünceye sahiplerdir.
__________________________________________________________________________
1997-1999
B.T.B.M. BÖLGE DAĞCILIK AJANLIĞININ DAĞCILIK ESKİ AJANININ GRUBU YAPTIĞI
FAALİYETLER ( SAİT SAKA İRANLILAR GRUBU -BAZI DSİ’LER - BURSA KAYAK
ANTRÖNÖRLERİ DERNEĞİ – G.S.İ.M. SPOR KULÜBÜ – OĞUZ KANBİR )
Kendisi
dağcı olmayan Oğuz KANBİR memur olarak çalıştığı kurumun yani GSİM nin
spor kulübü başkanlığını 1997-1999 yıllarında yapmıştır. Bu dönemde bu
kulüp ile kayak hakemleri derneği birlikte Uludağ’a çok sayıda doğa
yürüyüşleri geçekleştirmişlerdir.
Ayrıca 1995 – 1998 yılları arasında GSİM
’nin klüp döneminde Bursa’da yapılan kamplarında öğretmenlik yapmıştır.
Özellikle 1995 – 1998 yıllarında dağcılık faaliyeti adıyla kayak evi
binasına gelip burada kalıp kayak yapmışlardır.
GSİM
Spor Kulübü 1997 yılında kurulduğundan yürüyüşlere katılacak olanlar
Bursa Ulucami önünde toplanır buradan Uludağ’a teleferikle çıkılır.
Bazen de yürüyerek çıkılıp yürüyerek inilirmiş.
Dağcılık branşında GSİM spor kulübünün onbeşe yakın sporcusu vardır. Bu
sporcuların sözcüsü Sait SAKA’dır. Çok kısa varlık gösteren bu kulübün
kapatılmasına sebep olayların başlangıcın da bu branşın kulüpteki
sporcuları vardır.
Bu
kulübün Uludağ dışında herhangi bir faaliyeti olmamıştır. Ancak bu
kulübün birkaç sporcusu Federasyon eğitimlerine gönderilmiştir.
Bu
kulüp Yeşil Dağcılık Kulübü’nden sonra dağcılık branşında tescilli
Bursa’nın ikinci kulübüdür.
Bu
kulübün en önemli faaliyetlerinden biri 30 Ekim 1997 yılında Buttim
binasından bir ip boyu iniş gösterisidir. Bu inişi Olcayto GÜLEÇ
yapmıştır. İnilecek parkur bir ip boyudur. Ancak Bursa’da böyle bir ip
bulunamamış, bu yüzden bu inişte kullanılan ip Dağcılık Federasyonu’ndan
temin edilmiştir.
Oğuz KANBİR kulübün faaliyet yaptığı
toplam 3 yıllık sürecin tamamına yakınında başkanlık yapmıştır. Ancak
dönemin il müdürü kulübe sıcak bakmıyordur. Ve kulübün kapanma süreci
başlamıştır. Bu süreçte kulübün yönetimine dağcılar geçmiş kulüp başkanı
Sait SAKA olmuştur. Ancak kulüp çalışmalarını bu grup çok da iyi
götürememiştir. Bu nedenle 1999’un sonlarında bu kulüp kapatılmıştır.
Bu
kulüp dağcılık birimi Latif Osman ÇIKIGİL anma tırmanışı adı altında
yürüyüşler yapmış bu kulübün dışında aynı tarihte Bursa’da üç ayrı grup
daha aynı adla faaliyette bulunmuştur. Oğuz KANBİR in başkanlığında
Bursa’nın ikinci tescilli dağcılık kulübü olmak dışında, ilk kez bir
kulübe Bursa’da topluca bir malzeme alımı yapılmıştır.
Oğuz KANBİR ’den sonra bu
kulübün herhangi bir resmi faaliyeti veya bilinen önemli bir faaliyeti
olmamıştır. Aynı dönemde 1999’un sonbaharından önce bir yıl kadar
Nizamettin EROL il temsilciliği yapmıştır. EROL’un dağcılıkla ilgisi
memleketi olan Rize’nin dağları ile tanınıyor olmasıdır.
Demirtaş Spor Kulübü Dağcılık Birimi üyelerinin kendilerinden önce
kurulan GSİM Spor Kulübü Dağcılık Birimi üyeleri ile yoğun bir çekişmesi
vardı. Bu durum özellikle Sait SAKA ile Korkut GÜVEN arasında çok açık
şekilde görülüyordur.Oğuz KANBİR ‘e göre bu çekişmenin nedenleri
arasında dağcıların özgür ruhlu olmaları yatmaktadır. Bu kulübün yaptığı
yürüyüşlerde kayak hakemleri derneğinden eski dağcılardan Gazi KADOGEN
rehberlik yapmıştır.
Kulüp
kurulduğundan itibaren kayak hakemleri ile birlikte faaliyet yaptığından
dağcılık biriminde de yazları yürüyüş ve kampçılık kışları kayak
yapıldığından özellikle bu kulübün dağcılık faaliyetleri Faruk SÜKAN
’nın tur kayağı eğitimleri dahilinde gerçekleşmiştir.
İl
temsilcisi Mustafa BOZKURT döneminde federasyonun tur kayağı kurulunda
yer alan Sait SAKA Uludağ’ın kayak olanaklarından yararlanmayı önermiş,
bu yıllarda Uludağ’da il temsilciliği faaliyetleri arasında ezici bir
çoğunlukla kayak evi tesislerinden yararlanarak kayak faaliyetleri
yapılmıştır. Böylece Sait SAKA ’nın çabası ile Uludağ kayak evinden ilk
defa dağcılar kayak yapma gerekçesi ile yararlanmıştır. Bu yıllarda
dağcılık adına yapılan en yoğun iş Uludağ kamplarıdır.
Sait
SAKA Türkiye de bir ilki gerçekleştirmiş resmi faaliyet adı altında
Uludağ Küçük Zirve yürüyüşünde Alaattin KARACAN ’ın nikah şahitliğinde
Kirazlı Belediye Başkanı’nın kıydığı nikah ile evlenmiştir. Bu faaliyet
Sait SAKA’ nın dağcılığı tanıtma çabasının temsili olmuştur.
1999-2000
G.S.İ.M. SPOR KULÜBÜ SAİT SAKA ( MUSTAFA AYDEMİR )
Mustafa AYDEMİR, 2000 yılında kapatılan
GSİM spor kulübü dağcılık biriminin başkanı Sait SAKA ’nın bu yıl içinde
yetiştirdiği sporculardandır. 2003 yılında kurulan Sarp Dağcılık
Kulübü’nün üyesi olmuş daha sonra ise merkezi İzmir’de bulunan Zirve
Dağcılık Kulübü’nün Bursa Temsilcisi olmuştur.
1997-1998
G.S.İ.M. DAĞCILIK İL TEMSİLCİSİ NİZAMETTİN EROL DÖNEMİ
Mustafa BOZKURT
’un 1997 yılında istifasına müteakip Uzay Pastahanesi ortağı Rizeli
Nizamettin EROL GSİM İl Temsilcisi olur. Bu tarihte GSİM Gençlik Spor
Kulübü Dağcılık Birimi de kurulmuştur. Böylece Mustafa BOZKURT döneminde
Sait SAKA ve arkadaşları aynı zamanda il temsilciliği faaliyetlerini de
yürütmeye devam etmişler. Sait SAKA ve arkadaşları bir taraftan il
temsilciliği adına Nizamettin EROL başkanlığında birkaç Uludağ yürüyüşü
yaparken diğer taraftan tur kayağı faaliyetlerine devam
etmiştirler.
1999 – 2000 G.S.İ.M.
DAĞCILIK İL TEMSİLCİSİ (II. AHMET KÖSE DÖNEMİ AHMET KÖSE, AZİZ DOĞAN,
CUMHUR KANTARCI DÖNEMİ BAŞLANGICI OLAN SONBAHARA KADAR OLAN SÜREÇ )
2000 yılı ilkbaharında Ahmet
KÖSE Aziz DOĞAN ’la Uludağ Kadıyayla’da karşılaşır. Dağcılığın
sorunları üzerine fikir alış verişinde bulunan ikili dağcılık
eğitimlerinin gerekliliğine karar verir. Cumhur KANTARCI Dumlupınar
Üniversitesi’nden lisanslı dağcıdır. Bu tarihte yardımcı eğitmendir.
Kısa bir süre önce 911 Arama Kurtarma Derneği’ne katılmış Dernek Başkanı
Aziz DOĞAN ’a dağcılık eğitimi verebileceğini belirtmiştir.
İkili
2000 yılı sonbaharında dağcı Cumhur KANTARCI ’nın eğitmenliğinde GSİM
çatısı altında Dağcılık Temel Eğitimi Düzeyinde birlikte eğitim vermeye
başlamışlardır.
1999 yılında ikinci kez il temsilcisi
olan Ahmet KÖSE; İsmail İSLAM, Ömer DEVECİ, Neşat ERDOĞAN, Bekir ŞİRİN,
Evrim SIRMALI ve diğer 5-10 kişiyi düzenli dağcılık eğitimlerinden
geçirmek niyetiyle Hüseyin YILMAZ ’ın sponsorluğunda faaliyetlere
göndermiştir. İl Temsilcisinin her gruba eşit mesafede olması gereği
AHMET KÖSE Bursa Kronik Dağcılar Birliği’ne de uzak durmuştur. Daha
sonra, bu grup; grup dışından birkaç kişiyle birlikte bir araya gelmiş
ve Sarp Dağcılık Kulübü adıyla altı ay kadar aktif faaliyette bulunmuş,
Neşat ERDOĞAN’ın ilgisizliği nedeniyle dağılmıştır. Ahmet KÖSE’nin
ikinci kez il temsilcisi olması sürecine kadar eski bölge ajanı Özcan
ALBUZ gerek il müdürlüğündeki muhasebe müdürü statüsü gereği, gerekse
eski il temsilcisi olması nedeniyle bu tarihe kadar yapılan il
temsilciliği faaliyetlerinde sporcu olarak faaliyetlere katılmıştır. Bu
dönemden sonra bu faaliyetlerde sporcu veya idareci olarak adı
geçmemektedir.
Bu dönemde yani 1999’da Bursa’da
lisanslı sporcu sayısı yalnızca 34’tür. 2006 Ağustos sonunda ise
sayı 2250’dir. Faal sayı ise ferdi 490, klüp üyesi sadece 60’dır. 4
kulüp vardır.
2000 yılına gelindiğinde Ahmet KÖSE
artık yalnızca dağcılık faaliyetlerine yönelmiş ve bizzat kendisi Ahmet
Bülent ÜÇOK , Sait SAKA , Songül SONAL, Korkut GÜVEN, Nazif MAKAS,
Bülent KALE vb… nasıl,hangi yetkiyle ve hangi şartlarda eğitmenlik
yapıyorlarsa o şartlarda eğitmenlik ve eğitim faaliyetleri yapmıştır.
1999 yılı sonbaharında başlayan ikinci
Ahmet KÖSE dönemi BİRİNCİ YAZ TEMEL EĞİTİMİ ’ne Bekir ŞİRİN , Ömer
DEVECİ, Serdar İNCE, Ahmet YILMAZ’ la vs…. 10 kadar kişi katılmış ve bu
eğitim informal bir süreçte gerçekleşmiştir.
2000 yılı kış temel eğitimi ise aynı
formatta aynı gruba Uludağ’da muhtelif mevkilerde verilmiştir. Aynı yıl
, bahar ayında üçüncü kez temel eğitim düzeyinde faaliyet tarzında
eğitim yapılmış bu eğitime Bursa Dağcılık Derneği sponsor olmuş faaliyet
Dışkaya Dağı Kızancık Hisarı kayalıklarında gerçekleştirilmiştir.
2000 yılı bahar ayında Ahmet KÖSE ile
911 Arama Kurtarma Dernek Başkanı Aziz DOĞAN kendi gruplarıyla tesadüfen
Kadıyayla’da mola sırasında karşılaşmışlar ve karşılıklı beraber olma
niyetlerini ortaya koymuşlardır. Yine bu günlerde Ahmet KÖSE, Hamza
ÇELİK ve Korkut GÜVEN ile birkaç arkadaşının Ender Çay Bahçesi’ndeki
toplantıda ısrarla bir klüp olması gerektiğini bunun Budak adıyla
faaliyet yapması gerektiğini söylemiştir. Ancak bu kişiler il
temsilciliği makamına hep muhalif olmuşlardır.
GSİM de ise 12 çift pert olmuş yerli bot
, 2 adet çadır (üçgen pazarcı brandasından çürümüş çadır), 5 adet kazma
( biri kırık saplı inşaatçı kazmasından küçükçe) dışında hiçbir demir
başa kayıtlı malzeme yoktur. Zaten bu ekipmanlar Ahmet KOSE ’nin birinci
dönem il temsilciliğinde de vardır. Ancak; 6 adet anorak, 1991-1993 yılı
arasında emanet alanlar tarafından bir şekilde iade edilmemiştir.
1999-2000 yıllarında birkaç perlon, bir
statik ip, 12 adet karabin dışında Ahmet KÖSE’nin herhangi bir kişisel
malzemesi kalmamıştır. Çünkü; kazması ve kramponunu, hatta;
ayakkabılarını yine çokça karabin vs….ekipmanı 1993 – 1995 yıllarında
bazılarını satarak, bazılarını hediye ederek dağıtmıştır. Çünkü ; artık
o, spor idarecisi, rekreasyon lideridir. Sonuçta; performans sporcusu
kimliğine 1990 yılında son vermiştir. Hatta: kendisini o günden beri
sporcu değil spor idarecisi , 2000 yılından itibaren de spor kuramcısı,
spor felsefecisi kimliğini uygun görmektedir.
1997 yılında kurulan 1999 yılında
kapanan GSİM spor kulübüne ait 2 adet yarım ip, 3 adet Salewa çadır, 6
adet mat, ve 6 adet tulum 2001 yılının Mayıs ayına kadar yani yaklaşık
İki sene haksız yere Sait Saka ve arkadaşları tarafından
kullanıldıktan sonra GSİM ye 2001 senesi Baharında teslim edilmiştir.
İşte bu ortamda, Cumhur KANTARCI çok önemli bir görev yüklenmiştir.
Neticede: Ahmet KÖSE ’nin dağcılık ile
ilgisi bir anlamda 1999 sonbaharından, 2003 sonbaharına kadar GSİM il
temsilciliği tarihçesi içinde, , 2003 yılı sonbaharından itibaren ise
on birinci dönemden yani: DATO tarihçesi içinde dağcılık ile ilgisi
anlatılabilir. Hayatının toplam 4 yılı dağlarda geçen KÖSE bu yıla kadar
yaklaşık 500 defa Uludağ zirve defterini imzalamış, 1000 den çok defa
Uludağ’a çıkmıştır.
Gençlik Spor İl Müdürlüğü’nde 2001 yılından önce demirbaş listelerinde
ip görülmemiştir. Ancak bazı faaliyetlerde dağcılık federasyonundan ip
getirtildiği ve bunların öğrencilere gösterildiği bilinmektedir.
1999 yılında Ahmet KÖSE GSİM’
nin demirbaşında kayıtlı malzeme olarak verilmek istenen şeyler
şunlardır;
- 6 adet Bursa Kayhan’da demirciler
çarşısında imal edilmiş inşaatçı kazmasının küçük boyutlusu kazma. 2
‘sinin sapı kırık.
- 2 adet pazarcı çadırı brandasından
imal edilmiş üçgen demir iskeletli kumaşı çürümüş çadır.
- 12 adet tamamı çürümüş parçalanmış
miadı dolmuş yeşil kundura marka dağ ayakkabısı ;
adı geçen bu
malzemeler demirbaş olarak Ahmet KÖSE tarafından kabul edilmemiş ve GSİM
görevlilerince çöpe atılmak üzere ayrılmıştır.
1999
yılının sonlarında GSİM spor kulübü dağcılık birimi kapatılmıştır. Bu
durumda kulübün demirbaşında kayıtlı malzemeler mevzuat gereği GSİM ‘ne
teslim edilmesi gerektiği halde 2001 yılının Mayıs ayına kadar teslim
edilmemiştir. Bu malzemeler şunlardır.
- 3
adet Salewa çadır
- 6
adet Salewa Kuş tüyü uyku tulumu
- 6
adet kırmızı renkli basit mat
- 2
adet yarım dinamik ip
1. Özcan ALBUZ ve
Ahmet Bülent ÜÇOK döneminde ayakkabılar, anoraklar, çadırlar, kazmalar..
2. Ahmet AYDIN ve
Nazif MAKAS döneminde aynı malzemeler vardı. Ama anoraklar kayıptı.
3. I. Ahmet KÖSE
dönemi aynı malzemeler vardı. Anoraklar geri getirilmedi.
4. 1998 Oğuz KANBİR
GSİM Spor kulübü dönemi 3 adet Salewa dom çadır. 6 adet Salewa kuş tüyü
uyku tulumu, 6 adet mat, 2 adet dinamik yarım ip..
2. Ahmet KÖSE dönemi 1999 sonbaharında
başlamıştır. Bu dönem yaz temel eğitimi adı altında Bekir ŞİRİN, Ömer
DEVECİ, Serdar İNCE ve bir grup arkadaşı federasyon yönetmeliği
çerçevesinde söz konusu eğitimi yapmışlardır. Bu yalnızca 34 lisanslı
sporcu olduğu Bursa’ da 2. Ahmet KÖSE döneminin birinci yaz temel
eğitimidir.
2000’ in sonbaharına gelinildiğinde 4.
yaz temel eğitimini Cumhur KANTARCI eğitmenliğinde, yine Federasyon
yönetmeliği çerçevesinde uygulanmıştır.
2003 yılı sonbaharına gelinildiğinde 10.
dönem yaz temel eğitimi yapılmış, ilk kez Ahmet KÖSE’ nin oluşturduğu
müfredatla standart yaz eğitimi denilen eğitim, 11. dönem olarak DATO
(Dağcılık ve Tırmanış Okulu) bünyesinde başlatılmıştır.
2006 yılı baharına gelinildiğinde 18.
dönem standart yaz eğitimi yapılmış lisanslı sporcu sayısı 2210’ na
ulaşmıştır. Kış dönemi eğitimleri ise; 2000 kış (1) , 2003 kış (2) ,
kış temel eğitimi düzeyinde, 2005 kış (3) ve 2006 kış (4) , kış
standart eğitimi adıyla yapılmıştır. 1997 de spor şube müdürü
olarak GSİM de göreve başlayan Hamza ÇELİK özellikle Demirtaş Spor
Kulübü ile GSİM Spor Kulübü arasında ki problemlerin giderilmesi için
özel gayret göstermiş ancak bu gayretleri netice vermemiştir. ÇELİK ’in
spor şube müdürü olarak göreve başladığında dağcılık adı ile Bursa’da
yürüyüşçülük kampçılık ve piknik faaliyetleri yapılmaktaymış.
Ahmet
KÖSE ’nin il temsilciliği yaptığı dönemde 2000 yılının sonbaharında
ÇELİK İl Temsilcisi Ahmet KÖSE ’yi yanına alarak Demirtaş Spor Kulübünde
yaşanan problemleri giderebilmek için bu kulübün dağcılık birim başkanı
Korkut GÜVEN, onun yakın arkadaşları Oğuzhan AKTOLGA, Şahin ALTINBAŞAK
ve yine İsmail EREN olmak üzere Kültür parktaki Ender Çay Bahçesi’nde
toplanılmış, Demirtaş Spor Kulübü’nde yaşanılan sorunun giderilmesi için
yeni bir kulübün kurulması gerektiğini Spor Şube Müdürü Hazma ÇELİK
fikir olarak ortaya atmış, İl Temsilcisi Ahmet KÖSE ‘de Anadolu
Dağcılar Birliği deneyiminden dolayı ve yine BÜDAK ( Boğaziçi
Üniversitesi Dağcılık Kulübü ) adından dolayı Bursa Dağcılık İhtisas
Kulübü adı altında bir kulüp kurulmasını gerektiğini bu kulübün dağcılık
branşında uzmanlaşmış kişileri barındırması gerektiğini fikir olarak
belirtmiştir.
İl
Temsilcisi Ahmet KÖSE ilk kez görev aldığı 1993 yılında da Sait SAKA ve
arkadaşları bölgede çalıştığı için onlarla birlikte çalışmak istemeyen
Nazif MAKAS, Ertuğrul DEMİRTAŞ ve Korkut GÜVEN’le BUFSAD’ın ( Bursa
Fotoğraf Sanatçıları Derneği ) lokalinde yukarıdaki fikrini ikinci kez
dile getirmiş ancak her iki durumda da, İl Temsilcisi Ahmet KÖSE ’nin
yalnızca dağcılık yapan sporculardan oluşmuş uzman bir kulübün kurulma
hayali gerçekleşmemiştir. Her ne kadar kısa adı BUDAK olsa da gerçekte
kulüp kurucuları Bursa Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübünü kurmuşlardır.
Halen bu kulüp yüzme ve atlama branşında da hizmet vermektedir.
2000
yılının Mart ayı civarında düşen Tepe Havacılık ’a ait uçağı bulan kişi
911 Arama Kurtarma Derneği’nden Erol UÇAR’ dır. Bu olayla ilgili 911
Arama Kurtarma Derneğine bir teşekkür yazısı verilmiştir. Ancak bu
uçağın bulunması ile alakalı Korkut GÜVEN’ in birim sorumlusu olduğu
Demirtaş Spor Kulübü Dağcılık mensuplarına ise 2 adet GPS ile 1 adette
statik ip hediye edilmiş, ancak birkaç ay sonra Korkut GÜVEN ve
arkadaşları diğer tüm malzemelerle birlikte bu malzemeleri de alıp BUDAK
Kulübüne taşımışlardır. Uçağın başında Demirtaş Spordan Nazif MAKAS,
Mustafa İŞÇAN, olmasına rağmen 2 adet GPS’ten birini Korkut GÜVEN
kendine diğerini BUDAK Kulübüne mal etmiştir.
___________________________________________________________________
2000-2002 BURSA
DAĞCILIK DERNEĞİ ( HÜSEYİN YILMAZ)
Hüseyin YILMAZ 2000 yılına
kadar Tonga Doğa Sporları Grubu’nun rehberi Akın BOZKURT ile çok yoğun
olarak Uludağ yürüyüşleri yapmıştır. 2000 yılına gelindiğinde İl
temsilcisi Ahmet KÖSE ’nin önerisi ile 1950’lerde kapanan Bursa Dağcılık
Derneği’nin yeniden hayata geçirmek adına bu isimle bir dernek kurmuş ve
gerek dernek üyelerinin gerekse il temsilciliğinin faaliyetlerine
bizatihi finans desteği sağlamıştır.
Bu
dernek bastırdığı broşürlerle kurulduğu yıldan itibaren kısa sürede
tanınmıştır.
Tonga’nın çekirdeği olan
ekip üyelerinden Hüseyin Yılmaz 1999 yılında Bursa Dağcılık
Derneği’ni kurarak bir nostalji yapmıştır.
DİKKAT
1. Bu çalışma kaynak kişilerin
anılarını belgeleri ile yada tanıkları ile kanıtlamaları sonucu yüz yüze
yapılan görüşmelerle oluşturulmuştur.
2. Çalışmayı yapan kurul bu çalışmada
kaset kayıtları yapmıştır.
3. Çalışmanın şimdilik en önemli eksiği
fotoğrafların konulamamış olmasıdır. Bu eksikliğin ileride giderilmesi
düşünülmektir.
4. Bu çalışma 5 Nisan – 11 Eylül 2006
tarihleri arasında hazırlanmıştır.
5. Yapılan Çalışmanın Türkiye’de bir
ilk olması nedeni ile bir çok eksiğinin olması olasıdır. Bu sebeple adı
geçenlerden katkı beklenmektedir.
6. Yapılan çalışma ile ilgili farklı
bilgileri olanların bu bilgilerini belgeleri ile birlikte yada tanıkları
ile birlikte 11 Aralık 2006’ya kadar kurul üyelerinden herhangi birine
ulaşarak bilgileri paylaşmaları rica olunur.
7. Bu tarihçede kurulun amacı sözel
birikime sahip topluluk olmak yerine yazılı birikime sahip topluluk olma
adına yaşanmışları ortaya koymaktır.
8. Tamamen objektif kriterlere göre
yapılmış olan bu çalışmada hiç kimseye saygınlık kazandırma yada onurunu
zedeleme hedef alınmamıştır. Ancak yaşanmış gerçekleri de ifade etmek
mecburiyeti doğmuştur.
9. Yapılan bu çalışma’nın her türlü
eksiğini veya yanlışını yazım kurulu düzeltmeye hazırdır. Bu hususta
belgelendirilen her konu hemen değiştirilecektir.
KATKI
SAĞLAYANLAR
1)
AHMET AYDIN
2)
AHMET BÜLENT ÜÇOK
3)
AHMET KÖSE
4)
AKIN BOZKURT
5)
AZİZ DOĞAN
6)
BÜLENT KALE
7)
BEKİR ŞİRİN
8)
CAN YÜKSEL
9)
ENDER UZEL
Taslakta dikkatimi çeken noktalar ve bunlarla
ilgili görüşlerim şöyledir.:
-Bilgime başvuran Gökhan arkadaşla söyleştiğimiz
kısıtlı sürede, olayları ana hatları ile ve kişiselleştirmeden aktarmıştım
ve bunların taslağa daha da özet olarak yansıması doğaldır. Katkıda
bulunanların çoğunun katılımı olasılıkla bu şekilde sınırlanırken, bugünkü
il temsilcisi Ahmet Köse’nin her konuda kendisini öne çıkaran yorum ve
anılarına uzun uzun yer verilmesi, taslağın tarafsız ve objektif
olamadığının en somut göstergesidir. Aslında basit insan zaaflarından
kaynaklanan ancak önemli polemik ve çekişmelere yol açabilecek bu durumun
giderilmesi olası değilse, ya çalışma iptal edilmeli, ya da herkesin
anılarının ayrı ayrı yayınlandığı, tevhid ve değerlendirmenin bizzat okuyucu
tarafından yapılacağı yeni bir derleme çalışması haline getirilmelidir. Bize
iletilen biçimi ile bu taslak Bursa’nın değil, Ahmet Köse’nin dağcılık
tarihçesi olarak kendi kişisel internet sitesinde yayınlanabilecek
niteliktedir.
-Adı tarihçe olan bu çalışmanın kronolojisi çok
bozuktur. İlgisiz yerlerde ilgisiz zamanların olayları anlatılmaktadır.
Olayların anlatımındaki kopukluklar konuyu anlaşılmaz hale getirmektedir.
Ayrıca henüz taslak olduğu için olsa gerek, ifade ve imla bozuklukları da
çok fazladır.
-Dağcıların birbirleri ile ilgili anlatacakları bir
çok kişisel anıları vardır ki bizim de var, hatta bunların bir bölümü
oldukça eğlendirici olabilir, ancak bunların yeri bu tür bir çalışma
değildir.
-Bursa’da doğup büyümüş ve doğayı seven çoğu kimse
küçük yaşlardan itibaren Uludağ ile haşır neşirdir. Bu durum piknikçilikten,
yaz ve kış yürüyüşçülüğüne ve kampçılığına kadar uzanır. Genç ya da ileri
yaşlarda, organize olmaksızın yapılan bu etkinlikler, ancak kişilerin
dağcılığa yaklaşmasını sağlar. Bu dönem etkinliklerini saymaya kalkarsak
herkesin pek çok anısı ve bu anılarının tanıkları vardır. Eğer bunlar
anlatılacak ise, benden, Ahmet Köse’den ya da diğer yaşıtlarımızdan önce
adlarının anılması gereken pek çok büyüğümüz vardır. Örneğin Murat Şardar,
Muzaffer Balban ve Naci Beytekin böyle isimlerdir.
-Tarihçe taslağı için “Ahmet Köse Güzellemesi”
benzetmesi yapmıştım. Bugünkü il temsilcisi bilerek ya da bilmeyerek gülünç
derecede olayların merkezine alınırken, geçmişte bu işlerle uğraşan başka
kişilerden ve bu arada özellikle benden söz edilirken küçümseyici ifadeler
sıklıkla dikkati çekmektedir. Örneğin; “Ahmet Bülent ÜÇOK‘un 1990 yılı
Ağrı Dağı tırmanışı öncesi 3200 kampında bira içerken çekilmiş
fotoğrafları İngilizce yayınlanan bir dergide Ağrı Dağı çıkışı anlatılarak
yayınlanmıştır.” “Öte yandan 1987 yılında askerliğine müteakip her
nasılsa Ahmet Bülent ÜÇOK’ la tanışıp bölgede dağcılığa başlayan
Ertuğrul DEMİRTAŞ…” “Üniversiteliler Ahmet Bülent ÜÇOK etrafında , Özcan
ALBUZ’un önderliğinde dağcılık adıyla faaliyetler yapmaktadırlar.”
“Yine bu yıllarda Ahmet Bülent ÜÇOK ’a bazı Uludağ çıkış patikaları
rehberliği de yapılmıştır.(Ahmet Köse tarafından)” “Yani
Ahmet Bülent ÜÇOK ilk kez Ahmet KÖSE’nin eski partneri Nazif
MAKAS‘dan ilk eğitimini almıştır.” “Hasan ÖREN bir anlamda Özcan ALBUZ,
Ahmet Bülent ÜÇOK döneminde dağcılığı öğrenmiş ancak dağcılığın dağseverlik
boyutunu tanımıştır.Özcan ALBUZ ve onun izindekilerinin anlayışıyla yani
doğa yürüyüşlerini dağcılık kabul eden bir bilgi seviyesine sahiptir.
Dolayısıyla Demirtaş Spor Kulübün ve Hasan ÖREN’ in çevresindeki dağcı
olduğunu söyleyen kişiler, dağcılığın yürüyüşçülük olduğu anlayışı
içindedirler.” gibi ifadeler yanlıştır ve şık değildir. Bunlar yeri
geldikçe yanıtlanacaktır. Ayrıca, 1984 yılında 5 veteriner fakültesi
öğrencisi tarafından düzenlenerek Uludağtepe’ye (büyük zirve) de çıkılan
Göller Bölgesi kampına Ahmet Köse, liseden ve izcilikten arkadaşı Erhan
Akbarut’un daveti ile dışarıdan katıldığı halde, adını sanki ekip lideri
imiş gibi başa yazmaktadır. Bu önemsiz gibi görünen nokta, olayların
aktarılış biçimini ortaya koyması yönünden önemlidir. Bu arada, başlangıçta
birlikte kampçılık ve yürüyüşçülük yaptığımız ancak kendince nedenlerinden
ötürü beden terbiyesi bünyesindeki dağcılık çalışmalarımıza hemen hiç
katılmayan fakülte arkadaşım sevgili Erhan’ın dağcılık konusundaki katkısı,
Ahmet Köse tarafından olsa gerek, biraz abartılmıştır.
-Kendisi ile tanışma ve dağ ortamını paylaşma onurunu
tattığım Bursalı dağcı ve ilk federasyon başkanı rahmetli Latif Osman
Çıkıgil ile yine dağda ve Kayseri’deki ofisinde defalarca sohbet etme
fırsatı bulmaktan gurur duyduğum Bozkurt Ergör’ün dağcılığa
yaklaşımlarındaki nüansı, iki ayrı ekol olmalarına değil, kuşaklarının ve
aktif oldukları dönem anlayışlarının farkına bağlıyorum. Nitekim, Çıkıgil’in
alpinizm tarzı dağcılık anlayışını eleştiren Ergör’ün, sonraki yıllarda yine
aynı gerekçe ve ifadelerle A. Mecit Doğru ve Anadolu Dağcılar Birliği ile
üniversite kulüplerinde etkinlik gösteren dağcılar tarafından
eleştirildiğini bizim kuşak çok iyi anımsar. Sonuçta, her kuşağın dağcılık
anlayışını, bilgisini, yeteneklerini ve olanaklarını önceki kuşağa göre bir
üst basamağa taşıması doğaldır. Burada sorun; eskilerin, yeniler için bir
basamak olduklarını kabullenememeleri, yenilerin de bugün elde ettikleri
başarılarda eskilerin katkısını anlayamamalarındadır. Bu bağlamda, Latif
Osman Çıkıgil’in ve Bozkurt Ergör’ün tarzları bizleri, bizlerin tarzı
bugünün genç kuşak dağcılarını tatmin etmeyecektir. Nazım’ın kendisini
“babamdan ileri, doğacak oğlumdan geri” olarak tanımladığı gibi, bu doğal
süreçte kuşaklar birbirlerini küçümsememelidirler. O yıllarda orta yaşa
yakın bir bürokrat olan Özcan Albuz’un dağcılığının bana ve benden
sonrakilere yetersiz gelmesi çok doğaldır. Zaten onun da bu konuda bir
iddiası yoktur. Kendi deyimi ile “hasbelkader” bulunduğu il temsilciliği
görevinde, beden terbiyesindeki mali işlerden sorumlu bölge müdür yardımcısı
olarak sahip olduğu yetkileri bu sporun yayılması için kullanması, idareci
olarak bölge dağcılığı adına bir hizmet olarak görülmeli ve taktir
edilmelidir. Çalışmada A.Bülent Üçok, sanki Özcan Albuz’un Latif Osman
Çıkıgil’den devraldığı yürüyüş dağcılığı anlayışının uygulayıcısı gibi
anlatılmıştır. Oysa ki, Özcan Albuz bizlere herhangi bir dağcılık anlayışını
empoze etmediği gibi, o dönemde yapılan dağcılık, çalışmada yansıtılmaya
çalışıldığı gibi yürüyüş ve kampçılığa dayalı bir dağseverlikten ibaret de
değildir ve bu konuya ileride tekrar dönülecektir. Özcan Albuz’un
başlangıçta Gürsu’lu futbolcularla başlattığı kısa ömürlü etkinlikler,
üniversite öğrencisi olan bizlerin devreye girmesi ile farklı bir boyut
kazanmış ve bu süreçte Özcan Albuz, en azından tüzel kişilik olarak bizlerin
federasyonla ve federasyon etkinlikleri ile temasımızı ve kısıtlı da olsa
bölge olanaklarımızdan yararlanmamızı sağlamıştır. Ancak bürokrasi içinde
yetişmiş bir kişinin, “başımıza iş açmaktansa, hiçbir şey yapmamak daha
iyidir” anlayışı ile fazla temkinli ve pasifist yaklaşımları ve giderek
büyüyen, buna bağlı olarak da sorun üreten bir toplulukta çıkan ilk
çatışmada, arkamızda durmak yerine nötr kalmayı tercih etmesi, tepkimizi
çekmişti ve yollarımızı ayırmıştık. Bunlara karşın tarihçe taslağında bu
kişiye yerli yersiz saldırılmasını çirkin buluyorum.
-Dağcılık ve izcilik farklı uğraşılardır. Dağcılık
özünde bir doğa sporu iken; paramiliter yapıda sosyal ve eğitsel bir
organizasyon olan izcilik, zaman zaman dağcılıkla da ilgilenmektedir.
Geçmişten bu yana güçlü bir izcilik camiasının bulunduğu Bursa’da, yine 1977
yılından beri kağıt üzerinde atıl duran dağcılık ajanlığının, ancak 1986
yılında izci olmayan bizler tarafından aktive edilmesi ve hep orada duran
Uludağ’da dağcılık denebilecek etkinliklerin bu dönemde başlaması, izci
kökenli dağcıların kıskançlığını mı çekiyor yoksa? Oysa ki, çalışmaları
yürüttüğümüz 1986-1988 yılları arasında, bizim izcilerle bir sorunumuz
olmadı. Taner Tümerderim’i saygıyla anarım, Ender Uzel’le de
yardımlaştığımız konular olmuştur. Bölge olanaklarından Bursa’lılar (izciler
kastediliyor olmalı çünkü ben de doğma büyüme Bursa’lıyım) yerine diğer
şehirlerden gelen öğrencilerin hatta yabancı uyruklu (İranlı) insanların
yararlandığı görüşü saçmadır. Yarattığımız bölge olanaklarından yararlanmada
izci–dağcı, üniversiteli–ünivesitesiz, yerli–yabancı ayırımı yapmaksızın
Bursa’da yaşayan-okuyan herkesin eşit yararlanması için çabaladık. Eğitim
çalışmalarımız ile bundan sonraki gelişim ve federasyon kamplarından
yararlanma konusunda, bize başvurup gereklerini de yerine getirdiği halde,
izci olduğu için dışlandığını kim iddia edebilir ki?
-Dönemimizde çok sayıda İran uyruklunun bölge
olanaklarından yararlandırıldığı konusu var ki, bu da yanlıştır. 1986-1988
dönemindeki etkinliklerimizde yer alan yüzü aşkın kişiden yalnızca birisi
İran uyruklu Azeri’dir ve o da sonradan Türk vatandaşı olan fakülte
arkadaşım sevgili Cevat Nisbet’tir. Özlem Kızıldağlı ile birlikte bölge
dağcılığına önemli katkılarda bulunmuştur. Bizden sonraki dönemlerde bölge
çalışmalarını yürüten Sait Saka, Cevat aracılığı ile bu işe girmiştir.
Sanırım taslakta dönemimizdeki İranlıların sayısı ile ilgili olarak böyle
bir yanlışlığa yol açan, “yine bu yıllarda A.Bülent Üçok’a bazı Uludağ çıkış
patikaları rehberliği de yapılmıştır(Köse tarafından)” ifadesi ile
abartılarak anlatılan Kaplıkaya-Bakacak yürüyüşüdür. Anlaşılan küçük bir
arkadaş grubu ile günübirlik yapılan bu özel yürüyüşte Cevat’ın da
bulunması, Köse’nin belleğinden taslağa yine abartılarak yansımıştır. Yeri
gelmişken; Üçok ile Köse yalnızca üç etkinlikte birlikte olmuşlardır.
Birincisi dört paragraf önce söz edilen Göller kampı, ikincisi yukarıda
anlatılan günübirlik yürüyüş, üçüncüsü ise 1987 yılında Üçok’un Bursa’dan,
Köse’nin Hacettepe Üniversitesi’nden katıldığı Ağrı yaz federasyon
çıkışıdır. Bu etkinliklerde Üçok ve Köse, yalnızca dağ arkadaşlığı
yapmışlardır. Aralarında eğitmenlik ya da rehberlik gibi bir hiyerarşik
durum söz konusu değildir.
-Söz konusu dönemde veteriner fakültesi öğrencisi
A.Bülent Üçok’la birlikte bölge çalışmalarını yürüten grupta, yine aynı
fakülteden Canan Demirçeviren, Levent Aydın ve Hüseyin Açıl dışında iktisat
fakültesi öğrencisi Murat Şafakoğlu da vardır. Ayrıca Dr. Müjgan Kutsal,
hekim olarak etkinliklerimizde sıklıkla görev yapmıştır. Biyolog Olcay
Bayraktar, Alkan Kamiloğlu, Muharrem Hançerlioğlu, İhsan Altun ve İsmail
Ayan da pek çok çalışmada görev almıştır.
-Bursa dışındaki üniversitelerde okuyan Bursalı
dağcılar anılırken rahmetli gazeteci-fotoğrafçı Mehmet Gülbiz
unutulmamalıdır. Bursa’da izcilikten gelip, Erciyes Üniversitesi Tıp
Fakültesi öğrencisi iken dağcılığa başlayan Mehmet, Kayseri’de Bozkurt Ergör
grubuna çok yakın idi. Bursa adına hemen hiç etkinliği bulunmayan ama
çeşitli resmi-özel tırmanışlarda ip arkadaşlığı yaptığım bu hemşerimiz,
Erciyes’in kuzey buzulunu en zor dönemi olan Eylül ayında solo tırmanacak
kadar iyi bir dağcı idi.
-İlk kazma kullanım eğitimini Erciyes’de Nazif
Makas’tan aldığım doğrudur. Ancak Ahmet Köse’nin burada kendi adını da
zikrederek pay çıkarmaya çalışması gülünçtür. Ayrıca, bölge için Endüstri
Meslek Lisesi öğretmeni ve izci lideri Seyit Ali Gökmen’e yaptırdığım
kısa-ahşap saplı buz kazmalarının modeli olarak da Nazif’in kazmasını
kullandım. Bu arada, taslakta A.Bülent Üçok’un rotası olarak lanse edilen
Transuludağ rotasını ilk kez Nazif Makas ve Gazi Üniversiteli
arkadaşlarından oluşan bir grup ile birlikte 1984 yazında geçtim. Yani o
rota da benim bildiğim kadarı ile Nazif’indir. Sonrasında, bizim
tarafımızdan bölgelerarası bir etkinlik haline getirildi.
-Çalışmada neredeyse saplantı halinde irdelenen
“Bursa’da dağcılığı ilk kimler başlattı?” sorusunun basit bir yanıtı da, bu
sporu yapıyor olmanın resmi belgesi olan sporcu lisanslarıdır. Bursa
bölgesinden ilk dağcılık lisanslarını kimlerin, ne zaman çıkarttığı
rahatlıkla bulunabilir. Bunların içinde, çalışmada söz edildiği gibi amacı
belediye otobüsü pasosu almak olanlar varsa, (bunlar üniversiteliler
değildir, çünkü onların pasosu zaten vardır) bunlar kolayca ayıklanabilir.
Bir de, resmi federasyon faaliyetlerine Bursa’yı temsilen ilk kimlerin, ne
zaman katıldığının saptanması çok kolaydır. Ancak sanırım bu yöntemler, bu
çalışmayı yönlendirenlerin pek işine gelmeyecek yanıtlar doğurur. Bu durumda
sorularını “ilk önce hangi Bursalı’lar dağcılık yaptı?” olarak değiştirip
bir süre daha polemik yaratabilirler. :)
-Çalışmada anlatılan haliyle dönemimiz dağcıları;
malzemesiz, eğitimsiz, bilgisiz, ödeneksiz, adeta Kemalettin Tuğcu romanı
kahramanı gibidir. 80’li yılların malzeme olanakları elbette bugün ile
karşılaştırılamaz. Ankara’da bulunan Güven Spor hemen hemen tek ithal
malzeme temin yeri idi ancak fiyatlar yüzünden kimse oradan kolay kolay yeni
malzeme edinemezdi. Malzemelerin kaynağı genellikle Samanpazarı’ndaki
İtfaiye Çarşısı idi. Ankara’ya yolumuz düştükçe bu bit pazarına uğrar,
Türkiye’deki yabancılardan kalan vibram, kazma vb. arardık, bulunca da çok
sevinirdik. Çalışmaya başladığımız1986 yılı başında bölge deposunda bulunan
malzemeler şöyle idi.
25 mt.’lik kenevir urgan, 10 çift Yeşil Kundura
dağ ayakkabısı, 15 adet torba tipi branda sırt çantası,2 tane ince anorak,10
adet kadife golf pantolon,5 takım eşofman, Birkaç rüzgarlık, el lambaları ve
plastik su mataraları.
Özcan Albuz’un Gürsulu futbolcularla
yaptığı çalışmalardan geriye kalan bu bakımsız malzemelerden dönemimizde pek
az yararlanıldı. Bölge çalışmalarına başladığımızda kendi kişisel kamp ve
giyim malzemelerimiz vardı. Bu koşullarda bölgede sorumluluk üstlenen bizler
başından sonuna kadar kendi özel malzemelerimizi kullandık, bunlarla
etkinliklerde Bursa’yı temsil ettik, eğitim verdik. Bu arada da bölgeye
malzeme alınmaya başlanmasını sağladık. Eğitimlerde kullanılan karabin,
sikke, sekizli desandör, buz vidası, emniyet kolonu, perlon halka ve
benzerleri, benim Kayseri’li dağcı Nihat Karakaya ve Mehmet Gülbiz’den temin
ettiğim kişisel malzemelerimdir. Kar ve buz eğitimlerinde ve gittiğimiz
tırmanışlarda genellikle, Faruk Sükan’dan ödünç aldığımız 2 çift buz
kramponundan yararlandık. Bunların dışında çevremizde tanıdığımız
üreticileri, dağ malzemesi üretmeye yönlendirdik Bursa’da yerli malzeme ile
dağcılık amaçlı sırt çantası, uyku tulumu, çadır, yağmurluk, panço, bivak
torbası, buz kazması ve kaya çekici vb. ürettirdik. Bunların bir bölümü
elbette amatörce idi, ancak temel eğitim çalışmalarında işimizi görüyordu.
Başka da bir seçenek yoktu zaten.
Bölgeden ayrıldığımız 1989 yılı başına kadar eğitim ve
tırmanışlarda kullanılmak üzere Özcan Albuz’un onayıyla tarafımızdan
aldırılan demirbaş malzemeler şöyledir.
10 adet buz kazması (Endüstri meslek lisesi yapımı),4
adet kaya çekici. (Endüstri meslek lisesi yapımı),45 mt. 11 mm.’lik Salewa
marka dinamik dağ ipi,8 çift Yeşil Kundura yeni model dağ ayakkabısı,8 adet
Toros Ibex elyaf dolgu anorak,10 adet Toros elyaf dolgu uyku tulumu,5 adet
Gökhan Spor yapımı tek katlı imperteks iki kişilik üçgen çadır,10 adet
Gökhan Spor yapımı yağmurluk,10 çift Gökhan Spor yapımı tozluk,1 adet Kodak
marka tamburlu slayt makinası (teorik eğitimlerde kullanılmak üzere),4 çift
Salewa marka buz kramponu (son dönemde alındı, pek az kullanabildik).
Ayrıca son dönemde federasyondan hibe olarak 6
adet anorak ile 3 adet de uyku tulumu gelmişti. 1989 Ocak’ında biz bölgeden
ayrılırken, bir sporcunun bilgimiz dışında kendi üzerine zimmetli olarak
aldığı bir anorak dışında bu malzemelerin tamamı depoda bulunmaktaydı,
üzerimizde zimmetli herhangi bir malzeme bulunmamaktadır.
-Çalışmada; 1986-1988 döneminde bölgede dağcılık adına
hakim olan anlayışın; “yürüyüşçülük ve kampçılıktan ibaret olduğu, bu tarzda
göstermelik etkinlikler yapıldığı, dağcılık eğitimi diye ahbap-çavuş
ilişkisine dayalı kamplarda yine bu anlayışın empoze edildiği, o dönemde
eğitmen olarak görev yapanların dağcılık bilgisinin çok yetersiz olduğu”
gibi iddialar bulunmaktadır. Bu konularla ilgili gerçekler, benimle görüşen
Gökhan arkadaşa verdiğim bilgi ve belgelerde yeteri kadar vurgulandığı
halde, sanırım bazıları olayı kendi istedikleri gibi sansürleyip yansıtmayı
tercih etmişler. Önce eğitmenlerin düzeyi konusunda kendimi örnek vereyim.
Dönemimizde dağ eğitmenliği yönetmeliği diye bir şey olmadığından, eğitimler
fahri olarak bölgesinde ya da klubünde bu konuda deneyimli olduğu düşünülen
insanlar tarafından verilirdi. Biz de önce kendimizi sonra çevremizdekileri
eğitmeye çalıştık. Kendimizi eğitmede; o günlerin yokluğunda dağcılıkla
ilgili elimize geçen her belgeyi ve bilgiyi adeta yutmamız, sıklıkla
katıldığımız federasyon eğitim ve tırmanış kampları ile seminerler,
buralarda ip arkadaşlığı yaptığımız A.Mecit Doğru, Alaattin Karaca gibi
“hoca ve reisler”, bizzat eğitmenlerimizi eğitmek üzere ilimize davet
ettiğimiz Seyhan Çamlıgüney ve Recep Çatak gibi federasyon eğitmenleri,
Faruk Sükan gibi büyüklerimiz ve öğrendiklerimizi anında birbirimizle
paylaşmamız en önemli rolü oynar. Ancak başta, “bizim bahçe” olarak
gördüğümüz Uludağ olmak üzere, yazın ve kışın defalarca doruklarına
tırmandığımız Aladağlar, Erciyes, Kaçkar, Verçenik, Nemrut, Süphan, Ağrı,
Ilgaz, Bolkar, Beydağları ve Hasandağı gibi yurdumuz dağları, bizi eğiten
ve yeri geldiğinde amansızca sınayan asıl hocalarımız oldular.
Tarihçe taslağında, bazılarının dağcılık geçmişleri
atalarından başlanarak anlatılırken, benim sadece ortaokul-lise yıllarından
itibaren başlayan dağlarla ilişkimin ve etkinliklerimin detayının, böyle bir
çalışmanın konusu olmadığını düşünerek ve talep geldiğinde yazabileceğimi
belirterek, dağcılık bilgi ve becerisi konusunda geldiğimiz noktayı
vurgulamak açısından iki örnek vereceğim.
a) O yıllarda federasyonun dağ rehberliği yönetmeliği
de bulunmadığından, yabancı dağcıların Türkiye dağlarında yapacakları
(özellikle Ağrı) etkinliklerde idari bazı nedenlerle yanlarına almak zorunda
oldukları Türk dağcılara verilen mihmandarlık belgesi, o güne kadar
federasyon yönetimlerine yakın birkaç kişiye keyfi olarak verilmiş iken, bu
belgeler ilk kez 1988 yılında Dağcılık Federasyonu tarafından yapılan iki
aşamalı bir sınavla verilmiştir. Sınav kurulunda; tarihçe taslağında
adlarından haklı övgüyle söz edilen ADB.’li dağcılar Recep Çatak, Seyhan
Çamlıgüney, Gıyasettin Demirhan ve Murat Yıldırım’ın da bulunduğu bu sınavın
ilk etabı Ankara’da yapılan teorik sınav olmuş, bu sınavda başarılı olanlar
daha sonra Erciyes kuzey buzulundaki uygulama sınavına çağrılmışlardır. O
zamanın Bursa Bölgesi dağcılarından ve eğitmenlerinden A.Bülent Üçok, bu
sınavlarda komisyon üyelerinin tebrik ve teşekkürleri ile söz konusu belgeyi
almış birkaç dağcıdan biridir. Deneyimli olduğu düşünülen pek çok dağcının
elendiği bu sınavda, Doç. Dr. Kuvvet Lordoğlu da başarılı olmuştur.
b) 1989 kışında Ağrı’da federasyonca, kalabalık bir
ekiple düzenlenen uluslararası kış tırmanışında 2 kişinin yaşamını yitirmesi
üzerine, 1990 yılı kış tırmanışına çağrılan 10 yabancı dağcı ile birlikte
katılacak Türk dağcılar, 10 kişi ile sınırlandırılmıştır. Bölgelerine
bakılmaksızın ismen davet edilen bu dağcılardan biri A.Bülent Üçok iken, bir
diğer Bursalı dağcı Mehmet Gülbiz’dir.
Bugüne kadar hiç üzerinde durma ve anlatma gereği bile
duymadığım, ancak tarihçe taslağında kullanılan ifadelere yanıt niteliğinde
olan bu iki örnek ile vurgulamakla yetineceğim dağcılık bilgi ve birikimimi,
önce yakın çevremdeki arkadaşlarım, sonrasında da onların yardımı ile,
eğitim çalışmalarımıza katılanlarla paylaştım. Bu, elbette ki mükemmel
değildir ve bugünün koşullarında her türlü eleştiriye açıktır. Ancak, basit
bir eğitmen yönetmeliğinin ve standart bir eğitim programının bile
bulunmadığı o günlerde, bir grup idealist gencin heyecan ve özverili bir
dinamizm ile yaptığı bu çalışmaların, bugün nedenini anlamadığımız yılık
ifadelerle küçümsemek istenmesine katlanmamız da mümkün değildir.
Taslağın, 1986-1988 A.Bülent Üçok dönemi olarak
adlandırılan bölümünde; “85-86 yıllarında maden binalarında toplanıp, mahsur
kaldık diye haber salan, kayak evi personeli tarafından kurtarılan ve
böylece dağcılığın reklamını yaptıklarını düşünen ve kendine dağcıyım diyen”
kimseler ve onlardan önemlisi, bu kimselerden bizim dönemimiz ile ilgili
bölümde söz etmeyi yeğleyenler kimlerdir acaba?
Yine bizim dönemimizde çalışmalarımıza katılarak ilk
kez Bursa’da dağcılığa başlayan, o yıllarda hepimizden ileri yaşta olmasına
karşın, konuya duyduğu ilgi ve sevgi ile dağcılığı yaşamının önemli bir
öğesi haline getiren ancak bölge çalışmalarında hemen hiç sorumluluk almayan
Prof. Dr. Kuvvet Lordoğlu’nun 2001 yılı kışında Ağrı’da, rahmetli İskender
Iğdır’ın yaşamını yitirdiği etkinlikte bulunmuş olması, belli ki bizim
dönemimizde yetişmiş dağcıların teknik yönden zayıf olduklarını ima
edebilmek için yazılmıştır. Oysa, dağı ve dağcılığı biraz bilip dağcı gibi
düşünenler, Iğdır’ın ölümünü tetikleyen faktörün Lordoğlu’nun kayması değil,
inişin kilit noktasında “psikolojik emniyet” diye tuzak gibi bir emniyetin
alınması olduğunu idrak edebilirler. Kuvvet Abi’nin dağcılığı bir yana,
sonuçta bir kaza olan ve herkesi derinden üzen bu olayın bile, karalama
aracı yapılması dikkat çekicidir.
Taslakta, dönemimizdeki dağcılık temel eğitimi olarak
anlatılan, “yürüyüş, yüklü yürüyüş, kampçılık, ip düğümleri vb. konuların
anlatılmasından sonra Göller Bölgesi ve Uludağtepe çıkışıyla biten 7 günlük
program”; 1988 yılında yaz okulu kapsamında ilk kez düzenlenen ve 15
civarında çocuğun katıldığı (sonraki yıllarda da düzenlendi, ama bizim
tarafımızdan değil) 7-14 yaş grubu çocuklara yönelik Kirazlıyayla kampıdır.
Böyle bir kampta, bazı uygulamaların eğitmenler tarafından demonstratif
olarak gösterilmesi dışında teknik konulara girilmemesi son derece doğaldır.
Oysa, dönemimizde Bursa Dağcılık İl Temsilciliği bünyesinde yürütülen ve
daha sonra kurucusu olduğumuz Uludağ Üniversitesi Dağcılık Birimi’ne (UDB.)
de taşıdığımız, tarafımdan oluşturulan dağcılık temel eğitim programı, üç
aşamalıdır. Doğal olarak yetişkinlere yönelik olan bu programın ana
başlıkları şöyledir.
I. Aşama: Yürüyüş ve Kampçılık Temel Eğitimi
1-Dağcılığın tanımı, amaçlar, Türkiye’de
dağcılık (sohbet).
2-Dağların oluşumu ve türleri, dünya dağ
sistemleri, Türkiye dağları.
3-Dağcıların doğaya ve dağlara olan
sorumlulukları.
4-Yürüyüş ve kampçılık bilgisi girişi.
5-Temel kurallar.
6-Malzeme ve kullanımı: ayakkabılar, anorak,
yağmurluk, panço, rüzgarlık, iç giyim (yün, imperteks, antarktika -bugün
polar diyoruz-), tozluklar, sırt çantası, tırmanış çantası, çadırlar, uyku
tulumu,mat, ocaklar, pişirme seti, yemek takımı, bivak torbası, batonlar,
pusula, altimetre, düdük, ilaç çantası, su kapları, lambalar, onarım
malzemesi, temizlik malzemesi, çakı, gözlük, boyun bağı, kibrit-çakmak, mum.
7-Yürüyüşe ve kampa hazırlanma: Planlama,
zamanlama, çanta yerleştirme, önlemler.
9-Yürüyüş: Tempo, adımlar, molalar.
10-Bivaklama.
11-Kampçılık: Kamp yeri seçimi, çadır
kurulması, su sağlanması, kampta zaman geçirme, gece yatış, sabah
hazırlanma, yola çıkış, aydınlanma, ısınma, dönüşte malzeme bakımı.
12-Dağda beslenme.
13-Dağda yön bulma: Harita-pusula kullanımı,
pratik bilgiler.
18-Etkinlik raporu yazma.
II. Aşama: Kar ve Buz Teknikleri Temel Eğitimi:
3-İp düğümleri: Bulin, kapalı sekizli, açık
sekizli, tam kazık, yarım kazık, balıkçı, sancak, perlon bant düğümü, prusik.
Prusik uygulama, ipten emniyet kolonu yapma, ipe bağlanma.
4-Kar ve buz tanıtımı, türleri.
5-Karda yürüyüş: Yumuşak karda, kabuk tutmuş
karda, sırayla iz açma, sert karda yükseliş, sert karda iniş, sert karda yan
geçiş.
6-Buz kazması kullanımı: Yürüyüş, basamak
açma, düşme.
7-Buz kramponu kullanımı: Yürüyüş, yükseliş,
iniş, düşüş.
9-Kar ve buzda güvenlik alma: Omuzdan, basit
malzeme ile, kazma ile.
11-Buzul yarıklarından adam kurtarma: Çekme,
garda, diğer makaralar.
12-Çığ ve çığdan korunma.
13-Donma.
III. Aşama: Kaya Tırmanma Teknikleri Temel Eğitimi.
1-Kaya tırmanışı tanımı ve türleri.
2-Malzeme: Kaya çekici, sikkeler, ekspensiyon
sikkeleri, takoz ve stoperler, friend, ip merdiven, desandör, kaya
ayakkabısı.
3-Kaya türleri, tehlikeler, uyarılar: Taş
düşmesi, ıslanmalar, donmalar, pürtüklü yüzey.
5-Kaya tırmanma teknikleri: Kayada duruş,
basamak ve tutamaklar, tutuşlar ve basışlar, basamak ve tutamakların
sağlamlığı, ağırlık merkezi, üç nokta kuralı, dik yükleniş-yapışma-karşıt
baskı, kayada ilerleme, itici güç, yan geçiş-baca tırmanışı-piatz, iniş.
6-Kayaya alışma ve emniyetsiz doğal tırmanış
uygulaması. (1.-2. derece kayada)
7-Kontrollu emniyetli doğal tırmanış (2.
derece alçak kayada)
8-Sikke çakma, sökme, takoz-stoper kullanımı.
9-Güvenliğe alma ve istasyon kurma.
11-Aşağıdan - yukarıdan güvenlikli tırmanış ve
uygulatılması.
15-Kayada adam kurtarma.
Bu üç aşamalı olarak uyguladığımız eğitim
programı da gösteriyor ki, dönemimizdeki Bursa bölgesi dağcıları, taslakta
anlatıldığı gibi “dağcılığı yalnızca yürüyüş ve kampçılıktan ibaret”
sanmamaktadırlar. 1986 yılında uyguladığımız çok daha basit nitelikli eğitim
çalışması dışında, 1987 ve 1988 yıllarında verilen dağcılık temel
eğitimleri, bu program dahilinde sürdürülmüştür. Bu eğitimlerde çektiğimiz
ve yine eğitim amacıyla kullandığımız slayt serileri halen bendedir, dileyen
olursa görebilir. Özetle; farklı zamanlardaki bu eğitimler kapsamında
düzenlenen 12 temel eğitim kampına toplam 203 sporcu katılmıştır. Böylece
toplam 86 kişi teknik dağcılıkla tanıştırılmıştır ve isim listeleri
mevcuttur.Uludağ’da düzenlenen temel eğitim kampları için, oteller
bölgesindeki Kayakevi’nden, Kirazlıyayla’daki beden terbiyesine ait
sanatoryum binasından ve bir kez de Sarıalan’daki orman barakalarından
yararlanılmıştır. Kampçılık ve yürüyüş temel eğitimleri genellikle 4 günlük
Transuludağ etkinliği ile tamamlanmıştır. Beslenme ve ulaşım giderleri,
beden terbiyesi mutemetliğinden alınan sporcu yolluklarıyla karşılanmıştır.
Eğitimin üç aşamasını da tamamlayan 29 sporcu, Aladağlar, Erciyes (2 kez) ve
Beydağlarında düzenlediğimiz gelişim kamplarına götürülmüştür. Bu sürede
dağcılık federasyonunun düzenlediği 15 etkinliğe Bursa bölgesi adına 47
sporcu gönderilmiştir.
Sonuçta devlet olanaklarıyla yapılan eğitim
çalışmalarındaki mantığımız; dağcılığa ilgi duyarak bölgeye başvuran
herkesin, dağlara güven, bilinç ve sevgiyle yaklaşmalarını sağlayacak temel
eğitimi Uludağ’da verdikten sonra, bunların bilgi ve becerilerini daha
yüksek dağlarda geliştirip, “dağcı” niteliği kazandırmaktır. Bunların içinde
en ilgili ve yetenekli olanların, eğitmen sıfatı ile bölge çalışmalarını
sürdürmelerini hedefliyorduk. Eğitim alarak dağcı sıfatı kazanan diğerleri
de, artık beden terbiyesine bağlı kalmaksızın, kendi beklentilerine uygun
dağcılarla oluşturacakları kulüp, dernek vb. oluşumlarla bu sporu
sürdüreceklerdi. Zaten dağcılığın gelişmesi ve sağlıklı olarak topluma
yayılması da bu tür küçük oluşumların çoğalması ile olacaktı. Bize göre
beden terbiyesinin asli görevi, elindeki devlet olanaklarıyla insanlara
dağcılığı yapabilecekleri eğitimi vermekti. Bana göre eksik kaldığımız en
önemli nokta, sporcuların eğitim ve etkinliklerdeki performanslarına göre
nesnel olarak kategorize ve taltif edilecekleri bir sistemin
oluşturulamamasıdır. Tarafımızdan yapılan öznel değerlendirmeler, ne derece
sağ duyulu olsa da, eleştirilmeye mahkumdu. Üretimleri ve alımları için
bizzat ilgilenip ilişkiler kurarak, model bulup, üretimlerini takip ederek
aşmaya çalıştığımız kısıtlı malzeme olanaklarımızın dışında en önemli
sorunumuz, il temsilciliğinin şehir içinde belli bir mekanının olmaması idi.
Tarafımdan 1986’da başlatılan ve iştirak edilmesi adeta dağcılığa gösterilen
ilginin bir kıstası olan Cuma akşamı toplantılarını, Kültürpark’taki çay
bahçelerinde yapmak zorunda kalıyorduk. Hatta eğitimlerin teorik bölümlerini
buralarda verdiğimiz bile oldu.
-O günün koşullarında söz konusu eğitim ve
etkinliklerin mükemmel olmasını beklemek gerçekçi olmaz zaten, ama yine de
1986 öncesinde neredeyse sıfır noktasında olan Bursa dağcılığını, üç yılda,
en iyi çalışan beş il içine sokacak çok ciddi bir altyapı hazırlanmıştır. Bu
dönemde yapılan eğitim çalışmalarının dışında; Türkiye’nin dağcılık yönünden
önemli tüm doruklarına (Reşko dışında) çıkılarak Bursa bölgesi’nin adı zirve
defterlerine yazılmıştır. İstanbul’lu dağcıların eskiden beri sıklıkla
etkinlik düzenlediği Uludağ’da; 1986 Şubat’ında Keşiştepe’de yaptığımız kış
kampı(Faruk Sükan-A.Bülent Üçok), 1987 Şubat’ında yaptığımız Göller
Bölgesi’de kış kampı ve Uludağtepe’ye kış çıkışı (A.Bülent Üçok-Hüseyin
Açıl), 1989 Şubat’ında bölgeden ayrıldıktan hemen sonra yaptığımız kış
transı (A.Bülent Üçok-Kuvvet Lordoğlu, Cevat Nisbet, Murat Şafakoğlu, Olcay
Bayraktar), o güne kadar Uludağ’da yapılan en ciddi dağcılık etkinlikleri
idiler ve bunlar ilk kez biz Bursa’lı dağcılarca yapılmıştı. (Sevgili izci
dostlar kusura bakmasınlar ama; taslakta, yetersiz buldukları imasıyla
eğitimlerimize katılma gereği duymadıkları söylenen izci grupları, bu Uludağ
etkinliklerimizi dehşet ifadeleri ile karşılamışlardı.) Uludağtepe’ye ilk
koyduğumuz zirve defterleri kırtasiyeciden alınmıştı, sonrasında
federasyondan özel bir defter getirip koymuştuk. (Taslakta Köse’nin
-çobanlarla birlikte, üşenmeden- yüzlerce kez imzaladığını söylediği zirve
defterleri bunlardı) Latif Osman Çıkıgil anısına düzenlemeye başladığımız
ve Uludağ’daki ilk bölgelerarası etkinlik olan L.O.Ç. çıkışlarının
tarafımızdan organize edilen ilk üç tanesine, diğer illerden de toplam 15
dağcı katılmıştı. Yine, bölgemize çağırdığımız federasyon eğitmenleri ile
kendi eğitmen ve eğitmen adaylarımızın katıldığı Uludağ’da düzenlenen üst
düzey eğitim kampı, tüm Türkiye’ye örnek olmuştu. 1988 Haziran’ındaki
transuludağ etkinliği sırasında, disiplinsiz tavırları sonucu düşüp
yaralanan bir hanım sporcunun Göller Bölgesi’nden hastaneye taşınması için,
Nergis Air’den helikopter temin edilerek, hem sporcu kurtarılmış hem de
Türkiye’de bir dağcılık kazasına ilk helikopterli müdahale sağlanmıştır.
İki kez hazırladığımız bültenlerden , ikincisini
bastırma olanağı bulduk. Yani bölge adına ilk bülten, taslakta belirtildiği
gibi 1990’da değil, bizim tarafımızdan 1988’de çıkartılmıştır. Kapağı
matbaada bastırılan bültenin, teksir olarak bölgede çoğaltılan iç
sayfalarının boyu uzun gelince, yazılar eksilmesin diye o haliyle ciltleyip
dağıtmıştık. 100 adet olarak çoğaltılan bülten, federasyona, tüm il
temsilciliklerine ve Bursa’daki ilgili kurum ve kişilere dağıtılmıştır. Yine
Bursa bölgesi için bildiğimiz ilk dağcılık amblemi tarafımızdan hazırlanmış
ve çıkartma olarak iki boyda bastırılmıştır. (Bende hala bir miktar amblem
ve bülten var, isteyene gönderirim.)
Bu dönemde bölge dağcıları olarak birkaç kez toplu kan
bağışı yaparak, diğer spor branşlarına örnek olunmuştur. Yapılan
etkinliklere zaman zaman basın mensupları çağrılarak dağcılığın güncel hale
gelmesi de sağlanmıştır. Çevre ve doğa koruma çalışmalarına destek verilmiş,
özellikle Uludağ’ın korunması için Milli Park Müdürlüğü ile çeşitli
görüşmeler yapılmış, üyesi olduğumuz Doğal Hayatı Koruma Derneği gibi
platformlarda bu konu ile ilgili çalışmalar sürdürülmüştür.
Ankara merkezli Mağara Araştırma Derneği’nin (eski adı
Türkiye Speleoloji Derneği idi) çalışmalarına yer alınarak, Keles
Sorgun’daki Gavurini ve Uluabat kıyısındaki Ayvaini mağaralarının
etüdlerinde bulunulmuştur.
Sonuçta, yoğun emek ve özveri ile sürdürülen bu üç
yıllık çalışmalarla, 1988 yılı sonu itibarı ile Bursa’da önemli
sayılabilecek bir dağcılık çevresi ve potansiyeli oluşmuştu. Ocak 1989’da il
temsilciliği ile yollarımızı ayırırken, düşüncemiz dağcılığı artık kendimiz
için ve sevdiğimiz insanlarla yapabilmekti. Bundan sonra, sorumlu öğretim
üyesi olarak Doç. Dr. Kuvvet Lordoğlu ile birlikte; benim, Canan
Demirçeviren’in, Hüseyin Açıl’ın ve Murat Şafakoğlu’nun kurucu üyelerini
oluşturdukları Uludağ Üniversitesi Dağcılık Birimi’ni kurduk. Üniversite’nin
Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı aracılığı ile bazı malzemeler
aldırdık, dağcılık yapmak için birime başvuran öğrencilere eğitimlerini
verdik. Bu dönemde bazı federasyon etkinliklerine üniversite adına katıldık,
Uludağ’da ve diğer bazı dağlarda üniversite adına çeşitli etkinlikler
yaptık. 1989 yazında Kuvvet Abi, Canan ve benim üniversiteyi temsilen
katıldığımız Ağrı Yaz tırmanışına bölgeyi temsilen Mithat Kara ve Fatih
Özenbaş’ın yanı sıra, taslakta adı geçmeyen Dr. Müjgan Kutsal da katılmıştı.
Bursa’dan gelen iki ayrı ekip olarak çok güzel bir işbirliği ile tek ekip
gibi zirve yaptığımız bu etkinlik sonrası, yerel bir gazetede çıkışı anlatan
Fatih’in, tüm diğer ekiplerden söz ederken, üniversite ekibi olan bizleri
anmamasına değinmeden geçemeyeceğim. Bu dönemde il temsilciliğinde bir
başıbozukluk yaşandığını, hatta bazı şarlatan nitelikli kişilerin sorumluluk
aldıklarını bile duyuyorduk, Sait Saka’nın işleri devralması ile belli bir
toparlanma sağlanmış olmalıdır.
Şubat ayında katıldığım 1990 Ağrı Kış tırmanışından
sonra bir süre daha sürdürdüğüm üniversite etkinliklerini, tümüyle
arkadaşlara devrettim. Üniversite çalışmalarını onlardan da veteriner
fakültesi öğretim üyeleri Levent Aydın ve Hasan Hüseyin Oruç devralacaktır,
adı taslağın bu kısmında geçen Doç. Dr. Songül Sonal, Beden Eğitimi ve Spor
Bölümü’nde dağcılık dersi vermiştir.) 1990 yazında üç ay sürekli Ağrı’da
kalarak, Trek Travel firması adına yabancı dağcılara rehberlik yaptım.
Outside adlı yabancı dağ turizmi dergisinde yayınlanmış olan 3200 kampında
bira içerken çekilmiş fotoğrafım, tarihçe taslağında anlatıldığı gibi
herhangi bir federasyon etkinliğine değil, 10’dan fazla kez zirve yaptığım
bu döneme aittir ve dergide tırmanışla ilgili başka fotoğraflar ve uzun bir
yazı da vardır.
Askere gittiğim 1990 yılı sonundan bu yana, Bursa’dan
ve bölge dağcılığından uzağım. Yalnızca 1992’de askerden dönüp İstanbul’da
çalışmaya başlayana kadar Bursa’da geçen 6 aylık dönemde, hafta sonları
ağırlıklı olarak çeşitli meslek odaları bünyesinde Uludağ yürüyüşleri
düzenledik. Bu dönemden sonra bölgede ne olup bittiğini bilmiyorum, o
zamandan bu yana da çok az sayıda dağcılık etkinliğinde bulundum. Ama
dağlara olan sevdam hiç bitmedi. 5-6 yıldır İstanbul’daki işimden arta kalan
zamanlarımda Samanlı dağlarındaki küçük çiftliğimde keçilerimle uğraşıyor
hatta bazen onlara çobanlık bile yapıyorum dağlarda. Bizlere “dağcı” olmak
her zaman yeterli gelirken, Köse’nin kendine yakıştırdığı “performans
sporculuğu, spor idareciliği, spor kuramcılığı ve filozofluğu” vb. konularda
“ununu elemiş, eleğini de duvara asmış” eski bir sporcu olarak Bursa
dağcılığına biraz katkım olduğunu düşünüyor, bundan mutluluk duyuyorum.
Tarihçe çalışması için kapım çalındığında, olumlu bakmış, iş yoğunluğuma
rağmen destekleme sözü vermiştim. Fakat taslak çalışma bana gönderildiğinde;
amacın, ortak bilinç ve belleği saptırarak mevcut il temsilcisini her şeyin
merkezine oturtup, diğer insanları geri plana iten yapay bir tarih
oluşturmak ve kamuya bu biçimde yansıtmak olduğunu anladım. Bir de, bir süre
önce kulağıma gelen ama o zaman pek umursamadığım, Köse’nin bir grup genç
dağcıya hitaben gıyabımda “ben Bülent Üçok’u elimden tutup, dağlara
çıkardım” gibi deli saçmalığındaki ifadesini, gerçekten söylemiş
olabileceğini anlayıp hayretler içinde kaldım. Artık bu aşamada, yanlışlara
göz yummanın o amaca hizmet etmek olacağı düşüncesi ile, üşenmedim ve geç de
olsa (ama düzeltmeler için son tarih olarak belirtilen 11 Aralık 2006’dan
önce) bu yazıyı yazdım, umarım yararı olur. Aslında mevcut hali ile bu
taslak, en büyük kötülüğü Ahmet Köse’ye yapıyor, onu yüceltmeye çalışırken
komik durumlara düşürüyor. Anlattığım tüm konulara ilişkin belge ve
bilgiler, Gökhan arkadaş tarafından incelenen dosyalarda bulunmaktadır.
Talep edilirse incelenmesi için yeniden verebilirim. Bilmiyorum, Bursa’da ya
da başka yerde diğer spor dalları ile ilgili böyle bir tarihçe hazırlanmış
mıdır? Belki internet ortamında yayınlanacağı söylenen çalışmanın sonundaki
bir “forum” çok yararlı olabilir.
Bir de taslakta, bizden sonra yaşananları okuyunca,
“iyi ki uzaklaşmışım” dedim. Ülkemiz dağcılığının kronik hastalıkları, Bursa
dağcılarını da kasıp kavurmuş meğerse, yazık! İnsanlar dağların temiz ve
özgür havasını soluyup gerçekten dağcılık yapmak yerine, niye bu işin
politikalarına soyunarak polemikler yaratırlar ki? İşin kötüsü, biz de yanıt
vererek bu polemiklerine katılmak zorunda kalıyoruz.
Bu yazıyı bitirirken, herhalde 17-18 yıldır görmediğim
ve o zamanlardan tebessümle anımsadığım, şimdiki dağcılık il temsilcisi
Ahmet Köse’ye sesleniyorum. “Ahmet, kırmızı çocuk; yücelik ve görkemleri ile
bizi küçücük yapan o dağların, “alçakgönüllü ol” diye seslenen rüzgarları
benim kulaklarımda hala uğuldarken, aynı rüzgarlar senin kulağına hiçbir şey
fısıldamadı mı? İl temsilciliğinde neler yaptığınla pek ilgilenmiyorum,
ihtimal, iyi şeyler yapıyor ve şu ya da bu nedenle, bunların duyulmasını
istiyor da olabilirsin. Ama unutma; başkalarının emeklerine saygı
göstermeyen, kendi emeğine saygı bulamaz.”