BURSA KÜTÜĞÜ

 

Bursa'nın Tarihi

 

 

 

 

Bursa Kütüğü hakkında Yüksel Baysal'ın yorumu

Bursa Kütüğü hakkında Yılmaz Akkılıç'ın Yorumu

 

Geleceğin ışığı Bursa Kütüğü       
Türkan GENÇ

                            Hayat gazetesinde 29.12.2009 tarihinde yayımlanan yazısının bir bölümüdür.

     Bazı insanlar vardır, yaşadıkları şehirlerine gönülden bağlıdırlar. Üretirlerken değer katarlar. Geçmişten günümüze, Bursa'ya değer katan önemli isimler bulunuyor. Cumhuriyet döneminin önemli tarih ve arşiv uzmanı Kamil Kepecioğlu da bunlardan biri. Bursa'nın tüm detaylarını ince ince, bir bir not etmiş, kayda almış bir isim. Kalemiyle Bursa'nın hafızasını oluşturmuş. Bursa Kütüğü, tam bir başucu eser olarak ortaya çıkarıldı. Baskı aşamasına kadar çok uzun bir yolculuktan geçti. Kepecioğlu'na ait kitabın basılma serüveni, 40 yıl önce başlıyor. Yeniden ele alınması ise 20 yıl sürüyor. Dile kolay, geçen zaman tam 60 yıl. Prof. Dr. Mustafa Kara'nın, “Her kitabın bir kaderi vardır” dediği gibi aynen.
İlk olarak, Uludağ Dergisi tarafından 1949 yılında fasiküller halinde yayınlanmak istenmiş, ancak yarım kalmış. Kamil Kepecioğlu 1952 yılında vefat edince, uzun süre sessizlik olmuş. Ticaret Borsası Başkanı Rıza Aydın'ın adımı ile yeniden gündeme geldiği yıl ise 1986. Bütün içerik, Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nin üretken öğretim üyelerince yıllar boyunca satır satır, kelime kelime incelendi. Üzerinde tartışıldı, konuşuldu, yorucu bir temponun ardından son şekli verildi. Büyükşehir Belediyesi'nin hamlesiyle de basıldı nihayetinde. Kitabı omuzlayan öğretim üyeleri; Prof. Dr. Mefail Hızlı, Prof. Dr. Osman Çetin, Prof. Dr. Mustafa Kara, Prof. Dr. Hüseyin Algül ve Doç. Dr. Asım Yediyıldız, teşekkürü en fazla hak edenler. Bursa'ya gönül vermiş, Bursa için araştırmış, üretmiş, kalem oynatmış Şemsettin Efendi, Kamil Kepecioğlu ve Kazım Baykal'ı da rahmetle anmak gerekir. Basımı için destek olan rahmetli Hikmet Şahin de unutulmamalı.
Yeni doğmuş, pırıl pırıl eseri, bu haliyle kazandırmak Başkan Recep Altepe'ye kısmet oldu. Dört ciltlik Bursa Kütüğü, içeriğinin yanı sıra kuşe kağıdından baskısına, çok kaliteli bir eser olmuş.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 İnsanın gündemi ve Bursa’nın Kütüğü
Bilal KEMİKLİ

                          Yazarın Hayat gazetesinde 27.12.2009'da yayımlanan yazısının bir bölümüdür.
................................
    
Ömrünü tarihi vesikaları tasnife adamış, bu arada Bursa için de özel ve önemli çalışmalara imza atmış olan merhum Kamil Kepecioğlu’nun Bursa Kütüğü adlı ansiklopedik eseri okuyucu ile buluştu. Kepecioğlu, Bursa’nın maddi ve manevi kültürüyle ilgili hemen her konuda bilgi veren bu devasa eseri, 1930-1950 yılları arasında kaleme almıştır.
    Kitap, 1940’lı yılların sonunda Uludağ Dergisi’nde fasikül fasikül yayınlanmaya başlanmış. Ne var ki, bu devam etmemiş. Daha sonraki dönemlerde Bursa Ticaret Borsa’sının desteğiyle yayınlanmak istenmiş… Bu destekle kitabın yayınlanma hikayesi, 1986 yılında başlamış. Başlamış, başlamış ama, bu güne değin, bir türlü yayınlanamamış.
    Kitapların da bir kaderi var… Bursa Kütüğü, 1930’da başlayan, 1940’da atağa geçen, 1986’da yeniden gündeme alınan ve 2009’da yayınlana bilen bir kitap. İşte benim değişmeyen ve daima kalıcı olan, unutulmayan ve daima hatırda kalan gündem dediğim hadisede… Bir tarihçi, bir kitap ve devam eden bir süreç…
............ Kitabın annesi de babası da merhum Kepecioğlu’dur. Lakin gelini düğüne hazırlayan, projeyi hayata geçiren, Kara Hoca’dan başka Prof. Dr. Osman Çetin, Prof. Dr. Hüseyin Algül, Prof. Dr. Mefail Hızlı ve Doç. Dr. M. Asım Yediyıldız’dır. Düğün masraflarını Belediyemiz karşıladı ve bizler, Bursa ve tarih sevdalılar, hepimiz, o sevgiliye kavuştuk.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bir Şehrin Karakter Tahlili : Bursa Kütüğü”

     
Şehrimizin geçmişine dair pek çok detay bilgiyi içeren, Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin yayınladığı Bursa Kütüğü'nü hazırlayan bilim adamları grubu içerisinde yer alan hocamız, Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslâm Tarihi ve Sanatları Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mefail Hızlı, bu muhteşem esere ilişkin değerlendirmeleri “içeriden” bir bakışla anlattı.

Sayın Hocam, Bursa Kütüğü’nü günümüz diline çeviren ve basıma hazır hale getiren çalışma grubunun içinde bulundunuz. Bize önce bu eserin yazarı hakkında kısaca bilgi verir misiniz?

Eserin yazarı Kâmil Kepecioğlu aslında bir asker, ama coğrafya ve tarihe oldukça meraklı. Ve bu merak onu, ülkemizin yetiştirdiği en önemli birkaç arşiv uzmanından biri yapacak yolculuğa çıkarmıştır.
Kepecioğlu, babası Ispartalı Halil Kâmil efendi’nin oğlu olarak 1878’de Girit’te Hanya’da doğdu. Bir süre sonra gittikleri Gebze’de 14-15 yaşlarına kadar bulundu ve bu arada ilk eğitimini aldı. Daha sonra onun askerî okullardan mezun olduğunu biliyoruz. Binbaşılık, öğretmenlik, halkevi reisliği yaptı. Başbakanlık tasnif heyetinde çalıştı. Kâmil Bey, beş yıl bir ay devam eden arşivciliği esnasında yaptığı hizmetlerle Türk arşivciliğinde seçkin bir yer kazanmıştır. Ali Emîrî Efendi, İbnülemin Mahmud Kemal ve Muallim Cevdet’in ardından dördüncü büyük tasnifçi olarak anılmıştır. Kâmil Kepecioğlu’nun son yılları Deniz Müzesi ve Arşivi’ndeki çalışmalarla geçti. 5 Ekim 1952’de İstanbul’da vefat etti ve Karacaahmet Mezarlığı’na defnedildi.
Dopdolu geçen 74 yıl. Hayatının önemli bir bölümü ülkesine askeri alanda hizmetle geçmiş ve emeklilik sonrasında da geride, pek çok araştırmacının halen vazgeçemediği bir dizi eser bırakmış bu Bursa sevdalısı. Unutulmaması ve adının yaşatılması gereken seçkin bir asker, bir entelektüel, gayretli bir araştırmacı. Hayatının sadece bir bölümü Bursa’da geçen, ama bu kente vefa borcunu ödeyen muhteşem bir insan. Rahmetle anıyoruz.

Hangi eserleri kaleme almıştı Kâmil Kepecioğlu?

Kepecioğlu’nun eserleri arasında en önemlisi, yaklaşık 15 yılda hazırladığı Bursa Kütüğü. Ayrıca 1935’de yayınlanan Bursa Hamamları ve Bursa Hanları adlarını taşıyan iki eser ile 1952’de ilk kez basılan Tarih Lugati adıyla bir kitabı vardır. Öte yandan yine Bursa’nın camileri, imaretleri, medreseleri, mektepleri, türbeleri ve zaviyelerine dair eserleri olduğu söylenmekte ise de bulunamamıştır. Muhtemeldir ki, bu eserlerdeki bilgileri alfabetik düzen içinde Bursa Kütüğü’nde kullanmıştır. Ayrıca bilinen 10’u aşkın makalesi vardır.

Bu eser nasıl bir süreçte günümüz diline kazandırıldı?

Böyle bir eserin ortaya çıkması pek kolay olmadı. Aslında çeyrek asrı bulan bir macerası var bu eserin. Pek çok sıkıntılar yaşandı, moraller zaman zaman bozuldu. Ancak bu eserin vücut bulduğu gün bütün sıkıntılarımızın bir anda ortadan kalktığını ve zahmetten sonra rahmeti görmenin heyecan ve mutluluğunu yaşadığımızı söyleyebilirim. Ayrıca bu eserin kamuoyunun istifadesine sunulmasında, öğretim üyesi hocalarımızın çabalarının mutlaka belirtilmesi gerekir. Her biri ortaya koydukları araştırma ve incelemelerle yetkinliklerini kanıtlamış olan; Prof. Dr. Osman ÇETİN, Prof. Dr. Mustafa KARA, Prof. Dr. Hüseyin ALGÜL ve Doç. Dr. M. Asım YEDİYILDIZ ile bendenizin gayretleri bugün elimizde böyle bir kaynak eserin Bursa kültürüne kazandırılmasına imkân tanımıştır. Böyle bir çalışma grubunda yer almanın ayrıcalık olduğuna inandığımı belirtmeliyim. Çekilen onca sıkıntının mutluluğa nasıl dönüştüğünün en güzel örneği.

Ne tür bir serüvenden sonra bu son noktaya gelindi?

Bursa Kütüğü’nü yeni harflerle neşretme girişimi 60 sene kadar önce başlamıştır. Bu ilk teşebbüs ne yazık ki sonuçsuz kalmıştır. Daha sonra, Bursa Eski Basma ve Yazma Eserler Kütüphanesi’nden emekli olan merhum Mehmet Öz, bu eseri yeni harflere aktarmaya başlamış, bazı yerleri atlayarak “Eşkıya” maddesine kadar olan kısmı kaleme almış, ancak sağlık sebepleri dolayısıyla bu çalışma da bitirilememiştir. Bursa Kütüğü’nün yeni harflere aktarılması taleplerinin yoğunlaşması üzerine, 1987 yılında tarafımızdan bu çalışma başlatılmış ve Mehmet Öz’ün yaptıklarından istifade ve atladığı kısımlar da ilâve edilerek eserin baştan sona yeni harflere aktarılması ve hizmete sunulması kararlaştırılmıştır. Çalışmanın ilk aşamasında, İlahiyat Fakültesi'nden 15 civarında öğretim elemanının katkısıyla başlatılan çalışma bir süre sonra bitirilmiştir. Eserle ilgili çalışmanın durdurulmasının temel sebebi, zamanla Bursa Kütüğü’nün henüz tamamlanmamış, müsvedde halinde bir eser olduğu kanaatine varılmış olmasıdır. Yapılan değerlendirme sonucunda, eserin özüne, içeriğine, temel yapısına, üslûbuna dokunmaksızın yeniden gözden geçirilmesi ve okuyucuya kolaylık sağlayacak bazı teknik düzenlemelerle sunulmasının daha uygun olacağı kararı çıktı. Eserin metni defalarca satır satır okundu, müellifinin fark edemediği hatalar düzeltilmeye çalışıldı, günümüz harfleriyle alfabetik bir düzen verildi ve çok uzun bir mesaiden sonra nihayet Bursa Kütüğü ortaya çıktı.

Özellikleri neler? Hangi konulardan bahsediyor?

Bursa Kütüğü adını, bizzat yazarının verdiği bu eser, Arap harflerine göre alfabetik olarak bu şehrin siyasi, ekonomik, sosyal, idari, bilimsel, edebi, dini, askeri, hukuki bütün konuları, şahıs ve müesseseleri hakkında bilgi vermektedir.
Kepecioğlu’nun, tahminen, 1930-1945 yılları arasında mahkeme sicilleri başta olmak üzere arşiv belgelerinden derlediği Bursa Kütüğü, yaşadığı dönemde bu şehre dair ulaşılabilecek ana kaynaklarda rastladığı bilgilerden oluşmaktadır.
Hazırladığımız bu çalışma, Kâmil Kepecioğlu’nun, Osmanlıca olarak kaleme aldığı dört ciltlik eserinin bugünkü harflere aktarılmış şeklidir. Bu eser 14.5.1958’de Bursa Yazma ve Eski Basma Eserler Kütüphanesi’ne intikal etmiştir.
Bu eser, günümüz harflerine dönüştürülmüş ve alfabetik düzeni tekrar gözden geçirilmiş, Farklı yer ve ciltlerde yazılan, ancak aynı konuyu ele alan maddeler birleştirilmiş ve tekrarlar büyük ölçüde ortadan kaldırılmıştır.
Bursa Kütüğü, sadece Bursa kültürünün değil, genelde Osmanlı kültürünün önemli bir bölümünü gün ışığına çıkardığı için Osmanlı hakkında bilgi edinmek isteyen araştırıcı ve meraklılarına çok değerli bilgiler verecektir. Eser, cami, çeşme, medrese, mektep, han, hamam, kervansaray, tekke, zaviye gibi dinî, ilmî ve sosyal yapılarla birlikte sanat, iktisat, kültür ve müesseseler tarihi konusunda da okuyucuyu aydınlatacaktır.

Bursa Kütüğü’nün bir kaynak değeri olduğu anlaşılıyor. Peki bu eser hangi kaynaklardan beslenmiştir?

Kepecioğlu, bu eserini hazırlarken daha çok yazma eserler ile arşivlere de başvurmuştur. Arşiv kaynakları arasında; Başvekâlet (Başbakanlık) Arşivi, Bursa Şer’iyye/Mahkeme Sicilleri ve Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi’ndeki belgeler ağırlıklı olarak yer alır. Ayrıca değişik kütüphanelerde bulunan yazma eserler ile basma eserler (başta Osmanlı tarihleri olmak üzere tezkireler ve sözlükler gibi). Kepecioğlu bunlar dışında değişik mecmualardan (Tarih-i Osmanî Encümeni Mecmuası, Türk Tarih Encümeni Mecmuası, Vakıflar Dergisi ve Belleten gibi) ve şifahî bilgilerden de istifade etmiştir. Çağdaşı olan Bursa Mısrî Dergâhı postnişini Mehmed Şemseddin (Ulusoy) Efendi’den bir hayli yararlandığı anlaşılıyor.

Eserin kazanılmasında desteği, katkısı, teşvikleri olan kimler var? Bu hususta neler söylemek istersiniz?

Bu eserin günümüz harfleriyle basılması aşamasına kadar, rahmetle ve teşekkürle hatırlanması gereken pek çok önemli isim vardır. Bir vefa borcu addettiğim bu görevi de yerine getirmek isterim. Öncelikle rahmet anılacak asıl kişi, elbette eserin müellifi Kâmil Kepecioğlu’dur. Bursa’ya bırakılabilecek en güzel hediyeyi takdim ederek bu âlemden ayrılan merhumun, bu eserle daha çok uzun süre anılacağını söylemek bize mutluluk veriyor. Bursa’nın hafızası sayılan bir eseri kaleme alan bu kişinin adı, mutlaka bir kültür biriminde yaşatılmalı diye düşünüyorum. Rahmetle anacağımız ikinci kişi, bu eserin günümüz harfleriyle hazırlanması girişiminde bulunan ve bazı maddeler atlansa da yaklaşık bir buçuk cildi kendi el yazısıyla kaleme alan Bursa Eski Basma ve Yazma Eserler Kütüphanesi’nden emekli olan Mehmet Öz’dür. Son olarak rahmetle anmayı hak eden isim ise Bursa Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Hikmet Şahin’dir. Eğer görevi sırasında bu önemli eserin basımı için irade beyan etmeseydi, belki de eserin yayınlanması bir gecikmeyle karşılaşabilirdi. Serüveni 20 yılı aşan Bursa Kütüğü’nün yayınlanma aşamasına kadar pek çok kişinin yardım, destek ve teşvikleri olmuştur. Bu eserin yer aldığı Bursa Eski Basma ve Yazma Eserler Kütüphanesi’nden sorumlu müdür Ömer S. Kurmuş’a ilk dönemlerde çalışma grubumuzca yapılan mukayeseli araştırmalar sırasında bize sağladığı imkânlar için teşekkür ediyoruz. Ayrıca Bursa Kütüğü’nün başlangıçtan yayınlanması aşamasına kadar ilgi ve destekleriyle yanımızda olan Bursa Ticaret Borsası Başkanı Rıza Aydın ve Dr. Sefer Özdemir’e müteşekkiriz. Özellikle böylesi kaynak değeri olan bir şehir tarihini, Bursa ve ülke kamuoyu ile buluşturduğu ve başkanlığının ilk kültürel eseri olarak basımını gerçekleştirdiği için Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanı Sayın Recep Altepe, gerçekten büyük bir teşekkürü hak ediyor. Daha pek çok kalıcı eserin bu kente kazandırılacağına inanıyorum.

                                                            Röportaj: Türkan GENÇ (Hayat gazetesi)

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bursa Kütüğü
                                                              Yılmaz Akkılıç           (www.yenibursa.com - 1.4.2010)

2009’un sona ermesine birkaç gün kala Bursa kütüğüne kavuştu:
Büyükşehir Belediyesi, yerinde bir kadirbilirlik örneği ile Kâmil Kepecioğlu’nun neredeyse yetmiş yıl önce tamamladığı -ya da olanakları ölçüsünde tarayarak kayda geçirdiği- Bursa Kütüğü’nü yayımladı.
Beni heyecanlandıran olaydı bu. Çünkü 1990’ların ilk yarısı sona ererken Bursa Ticaret Bor-sası Başkanı Rıza Aydın’ın yeni Türk abecesine dönüştürülmesine önayak olduğu metnin fo-tokopilerini almış ve Bursa Ansiklopedisi’nin hazırlanması çalışmalarında yararlanmıştım. O zamandan beri tam metin hâlinde yayımlanmasını özlemle beklemekteydim.
Bu gerçekleşti…
Bu değerli birikimi araştırmacıların yararlanmasına sunan -başta ilk adımı atan Rıza Aydın olmak üzere- Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altese’yi, titiz bir çalışmayla yayına hazır-layan ekip Prof. Dr. Mustafa Kara, Prof. Dr. Osman Çetin, Prof. Dr. Mefail Hızlı, Prof. Dr. Hüseyin Algül ve Doç Dr. M. Âsım Yeniyıldız’ı içtenlikle kutluyorum.
Kuşkusuz yayım için ilk çalışmalara olanak sağlayan bir önceki başkan merhum Hikmet Şa-hin’i de unutmayarak…
Bursa Kütüğü, kalın/sağlam kapaklı, birinci sınıf kâğıda basılmış 1.138 sayfadan oluşan dört cilt halinde hazırlanmış. Sayfaları oldukça iri harflerle çift sütuna dizilmiş, her sütununda 50 satır var. Dolayısıyla okunması kolay…
Kâmil Kepecioğlu’nun hazırladığı metin ansiklopedi tekniğinden yoksun, yeniden düzenleyen-ler -Arap abecesinden Türk abecesine çevirip maddeleri sıralayan ekip- herhangi bir ek ya da değişiklik yapmaksızın yayımlamayı uygun bulmuş.
Dolayısıyla bu hâliyle belli bir kültür derinliği olmayan, sıradan insanların, örneğin öğrencilerin yararlanabilecekleri kaynak olma özelliği yok. Ancak belirli konularda araştırmalara yönele-cek sınırlı sayıdaki kimselerin, akademik çalışma yapacakların veya tarih/din/cemaat konula-rına meraklı kişilerin yararlanabilecekleri bir yapıt..
Bu yönüyle eksik olduğunu düşünüyorum.
Örnek vermek gerekirse…
Yapıtta Osmanlı dönemine ilişkin ayrıntılar, sultanlar, şeyhler, dervişler, dinsel cemaat önder-leri, bazı gelenekler, bozacılık, ağaçtan düşüp ölen “eşekçi karısı”, eşkıyalık… üzerine hayli ayrıntılı bilgiler var, ama Kurtuluş Savaşımız ya da 1923-1940 arası Cumhuriyet dönemimizle ilgili dişe tırnağa dokunur herhangi bir şey yok.
Örneğin Bursa’ya on yedi kez gelen, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e dönüşümün ilk ciddi mesaj-larını Bursa’dan veren Atatürk’ten veya Mustafa Kemal Paşa’dan söz edilmiyor. Bursa mil-letvekillerinden veya belediye başkanlarından, valilerinden de…
Çok ayrıntılı inceleyemedim, ancak -örneğin- dört kez Bursa ve bir kez de Ordu’dan milletve-kili seçilen Muhittin Baha Pars’ın adı, -o da şöylece- Bursa Mecmuası’nı çıkaran kişi olarak geçiyor. Pars kardeşlerin büyüğü ve ilk Türk operasının bestecisi Mehmet Baha, ortancası ve Atatürk’ün hem sınıf arkadaşı hem İttihat Terakki’nin asker kanadının kurucularından olan Hakkı Baha yok…
Bursa Ansiklopedisi’ni hazırlarken merhum Kepecioğlu’nun notlarından -Sayın Rıza Ay-dın’ın yardımlarıyla- yararlanmış, ancak gereksiz ayrıntıları ayıklayıp eksikleri gidermeye ça-lışmıştık.
Eksiklerine ve bugün için bazı yetersizliklerine karşın bir ölçüde başarmıştık da…
Nitekim abecesel ve olabildiğince yaşayan bir kaynak olarak tasarladığımız Bursa Ansiklo-pedisi aynı boyutta dört cilt ve sütun uzunlukları 65 satır olmak üzere 1.774 sayfa tutmuştu bu yüzden. Ama yine de eksikti, o eksiklerin, yetersizliklerin tamamlanması, giderilmesi için sürdürüyorum çalışmalarımı, sürdürüyoruz çalışmalarımızı…
Bir şey daha:
Yapıtın tanıtımı için düzenlenen toplantıya hayli kalabalık bir çağrı yapılmıştı. Ayrıca Prof. Dr. Mustafa Kara yönetiminde Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, Beşir Ayvazoğlu ve Mustafa Arma-ğan’dan oluşan bir ekiple yararlı ama hayli eksik bir tartışma yapıldı.
Katılımcıların hiçbiri yapıtın eksiklerine değinme ve gelecekte bu eksiklerin giderilmesine iliş-kin herhangi bir uyarıda bulunma gereğini duymadı…
Sayın Halaçoğlu Türk Tarih Kurumu’nun eski başkanı kimliğiyle kuşkusuz konusunda otorite, Sayın Kara’yı da öyle tanıyorum.
Ancak Sayın Ayvazoğlu’nun Bursa Eğitim Enstitüsü’nü bitirmişliği ve muhafazakâr görüşleri ötesinde, Sayın Armağan’ın da hangi belirgin veya seçkin özelliğiyle -Atatürk hakkındaki ki-mi yakışıksız iddiaları da ortada iken- tartışmacı olarak çağırıldıklarını anlayabilmiş değilim.
Yok muydu Bursa’dan, Uludağ Üniversitesi’nden yararlanılabilecek başkaları, bilim insanları, akademisyenler?..

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bir büyük emeğin hazin sonu!

                              Yüksel Baysal'ın 01.03.2010 tarihinde Meydan Gazetesinde yayımlanan yazısıdır.

    
“Ve şerait canibinden dahi demleri heder olmak üzere murasele-i şeriyye irsal olunarak hilafı rıza harekete cesaret eden merkumlar tutulmak istenmiş ise de adem-i itaat ile muharebeye başlamalarıyla altı neferi maktul ve düşman ve tutulan 17 neferin tertib-i cezaları için emri-i şerifin vuruduna kadar Bursa kalasinde kalebend oldukları…”
Bu kadar yeter sanırım…
Bu pragrafı Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin yayımladığı “Bursa Kütüğü” adlı dev eserden aldım.
Söyleyin Allah aşkına, siz bu alıntıdan bir şey anladınız mı?
Osmanlıca bilen çok az sayıda kişi hariç, bu cümlelerden bir şey anlayan beri gelsin!
Oysa büyük bir heyecanla bekliyordum bu yapıtı…
Kent Konseyi Genel Sekteri Tahsin Bulut, uzun uzun söz etmiş, Bursa açısından çok önemli olan bu yapıtın gün ışığına çıkması için nasıl çaba harcandığını anlatmıştı.
Hikmet Şahin’in sıcak bakmadığı bu proje Recep Altepe döneminde hayata geçirildi.
Büyükşehir Belediyesi Basın Koordinatörü Fehim Ferik’ten bu dört çiltlik eseri aldığımda hemen içine daldım.
Ve büyük bir hayal kırıklığına uğradım.
1940’lı yıllarda Kamil Kepecioğlu hangi sözcüklerle “ansiklopedisini” oluşturduysa, bu yapıtı hazırlayan prof grubu aynen aktarmış günümüze…
Kepecioğlu’nun yazdıklarını bir yana, çünkü o yine henüz arı hale gelmemiş bile olsa, anladığımız bir Türkçe ile yazmış…
Kamil Kepecioğlu’nun alıntı yaptığı “Şeriye Sicilleri”nden yazıların aynen aktarılmış olmasını anlamak mümkün değil!
16. yüzyılın ağdalı Osmanlıcası ile yazılmış metinlerin kim tam olarak anlayabilir!
Elimize bir Osmanlıca-Türkçe sözlük almış olsak bile, sürekli sözlüğe bakarak, bu dev yapıt okunamaz ki!
Üzüldüm.
Harcanan onca emeğe yazık…
İlahiyat Fakültesi hocaları sadece eski harfleri yeni harflere çevirmekle yetinmişler, Türkçe’ye dönüştürme işini düşünmemişler!
Öyle olunca da, bir avuç ilgilinin dışında kimsenin okumayacağı, kütüphanesinde süs diye saklayacağı iri dört cilt ortaya çıkmış…
Yazık!
Çok yazık!
---------
02.03.2010 tarihli düzeltme:
Dünkü yazımda rahmetli Hikmet Şahin’e haksızlık etmişim. “Bursa Kütüğü” konusunda ilk adım Hikmet Başkan’dan gelmiş.

Bu sitenin son güncelleştirilme tarihi 22/03/11