|
|
|
Ömer Bedrettin
Uşaklı kaymakamlık stajı sırasında nahiye müdürlüğü yapmak için 1926'de
Tirilye'ye gelmiş, bir süre kalmıştı. Şu iki şiiri Tirilye'de yaşadığı
dönemde yazdı.
DENİZ SARHOŞLARI Köpükten omuzları
birbirine dayanmış, Yüksek mağrur başları, akşam rengiyle yanmış,
Sahile koşuyorlar bak deniz sarhoşları. Bazen yırtık yelkenli bir sandala
çarparak, Bazen ufkun kıpkızıl şarabına taparak, Gitgide coşuyorlar,
bak deniz sarhoşları. Rüzgarların ıslığı en yakın yoldaşları, Yıllarca
dövünerek içi yenmiş taşları, Bir anda parçalayıp doyacak bu sarhoşlar.
Çılgın gönüllerinde aşkın en büyük kini, Yosunlu kayaların o yeşil
gözlerini, Deli aşıklar gibi oyacak bu sarhoşlar.
DENİZLE
BAŞBAŞA Köyümün en yüksek bir yeri var ki; Her gün yanan
başım burada serinler. Eteği köpükten bir yeşil yar ki; Üstünde
enginin rüzgarı inler. Mağrur çiçekleri; kızıl, mor, sarı Güvercin
doludur kayalıkları Denize indirir bu vahşi yarı Kokulu defneler,
yeşil zeytinler. Yer yer çimenleri zümrüt olur da, Işıldar güneşten
serpilen nurda Ruhu çırpınmadan her sabah burda Bülbülü denizle
başbaşa dinler.
1928 yılında Bursa'dayken yazdığı şu şiir ise
Kaptanzade Ali Rıza Bey tarafından hicaz makamında bir besteye dönüştürüldü:
AKŞAM MİSAFİRİ
Kan dolu bir göz
aktı
“Uludağ”
çamlarına;
Gönül, hayretle
baktı
Akşam
ilhamlarına...
Gölgeler genişledi,
“Yolcusun yarın!”dedi.
Gün, bahtımı işledi
“Yeşil”in camlarına...
Ayrılık
görünmüşken
Yar tutmuyor
elimden;
Misafirim bugün
ben
Bursa
akşamlarına...
|