ULUCAMİ HAKKINDA BİR GÖRÜŞ

 

 

                                               

                                                               Oğuz Kanbir'in 17.4.2007'de yayımlanmış köşe yazısıdır.

         Şehirleri şehir yapan tarihi, özgün mekânlarıdır. Bursa bu açıdan zengin sayılır. Antik dönemlerden hatta daha öncesinden beri var olan, görmüş geçirmiş kadim şehirlerden sayılır.

          Yaşanılan yer insanları yansıtır. Geçmişin, tarihin bilinmesi insanların evlerine barklarına daha farklı şekilde bakmalarını, sahiplenmelerini sağlar.

          İnsanlar günlük hayatın hayhuyu içinde çoğu zaman yüzlerce kez önünden geçtikleri tarihi yapılara başlarını kaldırıp bakmazlar. Hadi bu bir tarafa; işleri eğitim öğretim olan okullar kendi semtlerindeki tarihi oluşumlar hakkında bile öğrencilerini bilgilendirmezler.         

          Aşağıdaki örnekten de anlaşılacağı gibi bu tanıtım sağlıklı bir şekilde yapılmazsa tarih dediğimiz şey, fantezi hikâyelerle ziyan olabilir.

           Ulu Cami’yi Tamir Eden Gâvurlar” Hikâyesi ve Özel Kolej Öğrencileri

          Geçtiğimiz günlerde bir pazar sabahı Ulu Camii’nin bahçesinden geçerken bir öğrenci grubu ve öğretmenleri ile karşılaştık. Olağan dışı olan tek şey camiyi tanıtan öğretmenin çok yüksek volümlü olan sesiydi. Sanki sadece otuz kişilik öğrenci grubuna değil de büyük bir kalabalığa sesleniyor gibiydi.

          Öğretmen, ilkokul öğrencisi oldukları anlaşılan gruba pencereleri göstererek soruyordu:

          Çocuklar bu pencerelerdeki demir parmaklıklar arasında bir fark görüyor musunuz?

          Birkaç ince çocuk sesi farkı gördüğünü belirtiyor. Öğretmen memnun tekrar soruyor:

          Evet, gördüğünüz gibi bunlar haç şeklinde! Peki, bunun nasıl olduğunu biliyor musunuz?

          Bilen yok tabi! Ve sabah mahmurluğu içindeki öğrenciler öğretmenin sıtma görmemiş sesinden o hikâyeyi dinliyorlar:

           Şimdi çocuklar, depremde Ulu Cami yıkılıp zarar gördüğünde devlet yapacak para bulamamış. O zaman Bursa da yaşayan Yahudiler ve Hıristiyanlar biz yardım edelim. Ama siz karışmayacaksınız. Biz ustalarımızı yollayıp tamir ettiririz, demişler. Dedikleri gibi de yapmışlar. Fakat sonradan müminler bir fark etmişler ki pencere demirleri haç biçiminde yapılmış mı? İşte çocuklar gâvurlar böyledir. Yahudiler ve Hıristiyanlar adama bir çay ısmarlarlar ama adamdan üç çay parası alırlar. Bunlar böyledir. Bir iyilik yapar çok şey isterler.”

          Doğrusu bu ideolojikleştirilmiş hikâyenin ilkokul çocuklarına aktarılmasında ne yarar beklendiğini anlayabiliyoruz da; buna yol veren bir milli müfredat var mı bunu bilemiyoruz.

          Sorup öğrendiğimize göre, Ulu Cami bahçesinde rastladığımız bu grup Balıkesir’den gelen özel bir kolejin okul gezisi imiş. Kolejin adını söylemeyelim; ilgili merciler zaten cıcığına kadar biliyorlardır. Özelleşen eğitimin diğer bir yüzü de ne yazık ki böyle...

 

          Bursa Ulu Camiyi Tanıyalım

          Bursa’nın simgelerinden olan Ulu Camii’nin harcı; efsaneler, düşler ve gerçeklerle karılmıştır, denilebilir.

          Ulu Caminin temeli Yıldırım Bayezıd Han tarafından, Niğbolu savaşı kazanıldıktan sonra 1398’de attırılmıştı. Bugün giriş kapısının üzerinde Osmanlıca kayıta göre inşaat, hicri 804’te yani 1402 tarihinde tamamlanmış.

          Yıldırım’ın kendine has bir kişilik olduğunu tarih bize sufle etmektedir. Bektaşi olduğu da söylenen Bayezıt tek tanrılı üç dini birleştirmeyi düşlermiş. Onun için de çocuklarının adını Musa, İsa ve Mehmet yani Muhammet koymuştu, denir.

          Ulu Cami'nin henüz nedeni tam olarak bilinmeyen ilginç bir özelliği de kuzeye bakan kapısının sol üstündeki pencere kemerinde bulunan süslemeleridir. Bu pencerede muntazam kesilmiş biçimde haç, Davut yıldızı ve henüz neyi sembolize ettiği bilinmeyen üç tane şekil vardır.(**) Tarihin fısıltısı doğru ise o da hilal olmalıdır.

          Camii, yapımından bir yıl sonra 1403 yılında Moğol Şeyhi Emir Bedrüddin tarafından yaktırılmıştır. Bu yetmemiş Karamanoğlu Mehmed Bey’in 1413 yılındaki Bursa kuşatması sırasında bir kez daha yaktırılmıştır. (*) Buraya bir şerh düşelim ve camiyi yakanların ne Yahudi ne de Hıristiyan olmadıklarını belirtelim.

           Ulu Camii Türk tarihinin en büyük camisidir. Sanıldığının tersine Süleymaniye’den de Sultanahmet’ten de büyüktür. Ayrıca bu muhteşem eser, dünyada İslam’ın en yüksek mertebeli beşinci yapısı olarak kabul edilir.

          Camii “on iki” büyük yığma ayak üzerinde yükselir. Çatısını yirmi kubbe örter. Ortadaki kubbe camla kaplıdır. Tam altındaki şadırvanın ise buruk bir öyküsü vardır. Rivayete göre caminin yeri istimlâk edilirken evini satmak istemeyen bir kadının evi zorla alınır. Gönül rızası olmadan alınan yerde namaz kılınamaz, diye düşünülür ve evin yerine denk gelen kısma on altı köşeli bir mermer şadırvan yapılır. 

          Ulu Camii 1 Mart 1855 tarihli büyük Bursa depreminde zarar görmüştür. Balıkesir’den gelen kolej öğrencilerine katmerleştirilerek anlatılan öykü bu olayla bağlantılıdır.

          www.bursaulucamii.com adlı sitede yer alan söylenceye göre, depremde hasar gören camii için Hıristiyan ve Yahudi bankalardan borç istenir. Onlarda borç yerine hibe vereceklerini söylerler. Mecburen kabul edilir. Fakat sonradan oyuna geldiklerini anlayan devlet yöneticiler bir tanesini bilerek bıraktırırlar; diğer süslemeler sildirilir. Güya kalan haç biçimindeki parmaklık “en kötü günümüzde bile çıkarcılık yapmaktan çekinmeyenlerin olduğunun hatırlanması ” içinmiş. (**)

          Böyle ise bile dinin kini tasvip etmediği anımsanmalıdır. Tamir edilen diğer bölümlerin yıkılmaması ise faydacılığın, şark kurnazlığının bir başka görüntüsüdür. Bu öykü uzmanlarınca yeniden yazılmalıdır.

          Camii 1889 yangınında büyük hasar görmüştür.

          Kendisini esir eden Moğollarla işbirliğine girmektense intiharı seçen onurlu han Yıldırım’ın inşa ettirdiği Ulu Camii, tarihte birçok kez taciz edilmiş, felakete uğramış; şimdi de hikâyelerle ideolojik kindarlık vesilesi yapılmak istenmektedir.

          Şehrimizin bu muhteşem yapısına gerektiği gibi sahip çıkmak ilgililer kadar hepimizin boynunun borcu olmalıdır.         

(* )   www.bursa.gov.tr

(**)  www.bursaulucamii.com

Bu sitenin son güncelleştirilme tarihi 22/03/11