Neslihan Türkün Dostoğlu
Bursa’ya 40, Mudanya’ya
11 kilometre uzaklıktaki Zeytinbağı (Trilye), Marmara Denizi’nin
güneydoğusunda, çevresinde zeytinlikler bulunan bir vadinin iki yamacında
kurulmuş tarihi bir yerleşimdir… Trilye’nin bulunduğu bölge tarih içinde
Mysialılar, Traklar, Romalılar, Bizanslılar ve Osmanlılar tarafından
yönetilmiştir. Eski kayıtlarda yerleşim “Bryllion”, “Trigleia”,
“Trilye/Tirilye” isimleriyle anılmıştır. 1330’da Osmanlı egemenliğine giren
Trilye’nin ismi 1900’lü yılların başında Mahmut Şevket Paşa kasabası olarak
değiştirilmişse de yerleşim Trilye olarak anılmaya devam etmiştir. 1963
yılında Zeytinbağı adını almıştır.
Osmanlı Devleti’nin
kuruluş döneminde Bursa civarındaki karışıklıklar nedeniyle bölgedeki
Hıristiyanların birçoğunun köylerini terk edip Mudanya ve çevresindeki
kıyılara kaçması sonucunda Trilye, Cumhuriyet dönemine kadar Bursa sancağına
bağlı kite )bugünkü adıyla Ürünlü) kazasının zengin bir Rum köyü olarak
varlığını sürdürmüştür. Hüüdavendigar vilayeti salname kayıtlarına (vilayet
yıllıkları) göre 1870’te Trilye’de 1660’i gayrimüslim, 55’i Müslüman olmak
üzere toplam 1715 kişi yaşamaktadır. 1920 yılına gelindiğinde müslümanların
sayısı önemli ölçüde azalmış, sadece 20-25 hane Türk kalmıştır. Kurtuluş
Savaşı sonrasında beldeyi terk eden Rumların yerine mübadele ile Girit’ten
gelen Müslüman Türkler yerleşmiştir. 1927’de 2516 olan Trilye nüfusu 1997’de
2288 kişidir.Yani uzun yıllardır Trilye’de nüfus hiç artmamıştır.
Trilye tarih boyunca
şarabı ve zeytini ile ünlü olmasının yanı sıra kültür varlıkları açısından
da çok zengindir. Beldede 150-200 yıllık geleneksel evler, Rumlardan kalan
üç manastır, yedi kilise, üç ayazma ve Ortodoks Rum mezarlığı vardır. Küçük
bir yerleşmede bu sayıda dini yapının bulunması Trilye’nin önemli bir dini
merkez olduğunu göstermektedir.
İskele Caddesi ismi
verilen ve üzerinde yaklaşık on beş adet ulu çınar ağacı bulunan cadde
kentin bel kemiğini oluşturmakta, dükkanlar, kahveler, düğün salonu,
belediye, postane, kent parkı gibi ortak mekanların oğu bu caddede yer
almaktadır. Trilye’nin ana caddesinin ortasında bir zamanlar mevcut olan
dere, evlerin giderlerinin buraya bağlanması sonucunda kirlenince, yarısı
1930’ların sonunda, diğer yarısı ise 1950’de kapatılmıştır.
Trilye’deki kiliselerden
Hagios Stephanos yaklaşık olarak MS 720-730 yılları arasında
yapılmıştır.1560 tarihinde camiye çevrilmiş ve Fatih Camisi ismini almıştır…
1839 yılında Sultan Abdülmecid
döneminde yürürlüğe konulan Tanzimat Fermanı’yla başlayan ve Osmanlı
Devleti’nin siyasal, toplumsal ve ekonomik yapısını Batılı anlamda
düzenlemeyi hedefleyen reformlar sürecinde inşa edilen pek çok okuldan biri
de Trilye’deki Taş Mektep’tir. Trilye’de doğan ve Yunanistan’da eğitim
gördükten sonra metropolit olarak Trilye’ye dönen Chrisostomos tarafından
1904-1909 yılları arasında yaptırılan Taş Mektep binası çok görkemlidir.
İskele Caddesi’nin batısındaki yamaçta Cami Bayır Caddesi ile Yel Değirmeni
Sokak arasında 965m2’lik bir arsa üzerinde inşa edilmiştir.
Binanın batı cephesindeki bir taş üzerine
oyularak yazılmış
M. MYPIDHS
APXITEKTWN
1909
İfadesinden mimarın M. Myrides olduğu ve binanın 1909’da tamamlandığı
anlaşılmaktadır. Kıbrıs eski cumhurbaşkanı başpsikopos Makarios’un eğitim
gördüğü rivayet edilen bu okulda müdür olarak görev yapan Chrisostomos, daha
sonra İzmir metropolitanı olmuştur. Kagir okul binası o sırada Avrupa’da
yaygın olan Neo-klasik tarzda dört katlı olarak inşa edimiştir.

Taş Mektep - en solda
Bu okul Rumların
Trilye’yi terk etmelerinden sonra 1924 yılında Kazım Karabekir tarafından
öksüz ve yetim çocukların okuması amacıyla Darü’l-eytam okulu olarak hizmete
açılmıştır.Burada kültür derslerinin yanı sıra marangozluk, demircilik gibi
sanatlar da öğretilmiştir.1928’den sonra bina önce beş sınıflı yataklı bölge
okulu, sonraları yatılı kısmı kaldırılarak gündüzlü ilkokul olarak hizmete
devam etmişti. 1986’da okul koruma derneğinin başvurusu üzerine Bayındırlık
İl Müdürlüğü teknik elemanlarının yaptığı inceleme sonucunda Taş Mektep’in
çatısında, duvarlarında ve döşemelerinde sorunlar tespit edilmiş ve can
güvenliği açısından sakıncalı bulunarak 1988’de boşaltılmıştır.
25.5.2000 tarihinde
Uludağ Üniversitesi ile valilik arasında imzalanan protokol ile 49 yıllığına
üniversiteye tahsis edilen Taş Mektep binası Uludağ Üniversitesi tarafından
eğitim ve araştırma merkezi olarak kılanlıma açılacaktır. Bu amaçla 2000
yılı yaz döneminde UÜ Mühendislik-Mimarlık Fakültesi mimarlık bölümü öğretim
üyeleri ve öğrencileri tarafından bir aylık bir yaz stajı yapılmış, bu
sürede binanın ölçüleri alınmış, rölöve ve restitüsyon projeleri
hazırlanmaya başlanmıştır.
Aralık 2000'de yayımlanan Bursa Defteri'nden özetlenerek alınmıştır.