|
|
|
Eski el yazması
kitapları ve güzel yazı murakkalarının (Kağıtlarının) kenarlarını boyama ve
altınla süsleme işlemine tezhib denir. Tezhib en çok el yazması kitaplarda
kullanılmakla birlikte, levha halinde yazıların çevresinin de süslenmesinde
görülür. Bu süsleme kitap içinde en çok boş sayfalarda kullanılmıştır.
Tezhib, Zahriye sayfası denen, özellikle Kur'an-ı Kerim'in ilk sayfalarını
teşkil etmektedir. Tezhib yapan erkek sanatkara müzehhib, bayan sanatkara ise
müzehibbe denir. Nakkaşhane bu sanatın icra edildiği mekanlardır. Bu sanat
aynı zamanda saray ve saraylının sanatı olup, saray nakkaşhanesinde
yetiştirilmek üzere seçilen nakkaşların on iki yaşında başlatılarak önce
çırak, sonra kalfa ve ustalık dönemlerine sırayla yükselmesi sağlanır.
Osmanlı nakkaşhanesinde nakkaşlar baş nakkaş nezaretinde belirli bir sistem
içerisinde çalışırlardı. İlk yakın zaman nakkaşhanesi Fatih Sultan Mehmet
zamanında kurulmuştur. Nakkaşların en kalabalık olduğu dönem 1522-1558
yıllarında, Kanuni Sultan Süleyman zamanıdır. En güzel örnekler de bu dönemde
görülmektedir. Rivayetlere göre nakkaşlar bölümünün bulunduğu mekan Topkapı
sarayının bir ve ikinci kapıları arasında, birinci kapının sur kısmında,
darphanenin yan tarafında, Gülhane'ye kadar uzanan bölümde olduğu
sanılmaktadır.
Tezhibde
16. yüzyıl en parlak dönemdir.17. yüzyılda ise Klasik ölçüler yavaş yavaş
kaybolmaya başlamıştır. O dönemde nakkaşların hazırladıkları kompozisyonlar
sanatın her dalında kullanılmaya başlamıştır.
Türk sanatkarlar en çok sembolik anlam taşıdığına inandıkları için lacivert
ve altını kullanmışlardır. Eski geleneği devam ettiren bazı sanatkarların
dışında günümüzde daha çok sentetik boyaların kullanımı yaygındır. Çünkü sulu
ve guaj boyanın temini kolaydır.
Türk tezhibinin ana rengi 'hakiki altın'dır. Çeşitli
ayarlardaki altın varaklar yapıştırma veya toz halinde uygulanır.
Sakince Tuncer Duruk
|