Beşir Ayvazoğlu'nun 8.8.1998'da zaman
gazetesinde yayımlanan yazısından bir bölümdür.
1937 yılında kısa
süreli bir Avrupa seyahatine çıkan Peyami Safa, Venedik'te gezinirken birden
bu şehre başkalarının gözüyle baktığını farkederek suları ve gölgeleri Henri
de Regner gibi görmeye, sesleri Wagner gibi duymaya, gondolleri Thomas Mann
gibi anlamaya mahkum olmaktan rahatsızlık duyar. Bu rahatsızlığı çok iyi
anladığımı söyleyebilirim; ben de uzun yıllar yaşadığım Bursa hakkında
yazmak için ne zaman kalemi elime alsam Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Bursa'sına
takılmış, çok zaman yazmaktan vazgeçmişimdir. Bütün bu yazarlar gibi o da
güçlü duyuşu ve üslubuyla sizi kendi pencersinden bakmaya icbar eder. Sanki
yazılabilecek her şeyi yazıp tüketerek elinizi kolunuzu bağlamıştır.
Aynı sıkıntıyı
Mustafa Armağan da yaşamış olmalı; "Bursa'yı Yıkmak" adlı nefis
yazısında, Bursa'nın üzerine örtülmüş zihni şalı kaldırmak, özellikle
Tanpınar merkezli Bursa kurgusundan kurtulmak gerektğini söylüyor. Gerçek
Bursa'yı gölgede bırakan bu kurgudan kurtulmak; yani önce bir fikri
deconstruction, ardından reconstruction (yeniden inşa).. İz Yayıncılık
tarafından yayımlanan Bursa Şehrengizi'ndeki yazıların hemen tamamı
bu gaye ile yazılmış. Ancak Bursa söz konusu olunca Tanpınar'ın çizdiği
çerçevenin dışına çıkabilmek çok zordur. Nitekim, Armağan her köşe başında
karşısına çıkıveren Beş Şehir yazarından kurtulmak için yolunu
değiştirmek zorunda kalıyor.
Velhasıl Bursa
Şehrengizi Tanpınar'la bir çeşit hesaplaşmadır; güzelliğini ve
derinliğini bu hesaplaşmanın yarattığı gerilimden aldığını söyleyebilirim.
Ancak metod aynı; Bursa'da bütün bir geçmişi yüklenen zamanı, daha doğrusu
Bergsoncu manasında süre'yi yaşamak. Bursa o şehirlerdendir ki, ünsiyet
anını yakaladınız mı, bütün bir tarihi içinizde derinliğine hissetmeye
başlarsınız.
Cizre'de doğmuş
olmakla beraber Bursa'da büyüyen ve bu şehri asıl yerlilerinden bile daha
iyi duyan Mustafa Armağan, çocukluğundan beri yaşadıklarını ve okuduklarını
şehir konusundaki yeni okumalarıyla harmanlayarak kendi Bursa'sını inşa
ediyor....Bundan sonra Bursa hakkında yazan herkes, sadece Tanpınar'la
değil, Mustafa Armağan'la da kozlarını paylaşmak zorunda kalacaktır.
Değişik zamanlarda
yazdığı Bursa yazılarını bir araya getirerek beş bölüm halinde tasnif eden
ve seçtiği adla Bursalı şair Lamii Çelebi'nin Şehrengiz-i Bursa'sına atıfta
bulunan Mustafa Armağan, kitabını eski Bursa fotoğraf ve kartpostalllarıyla
da zenginleştirmiş... Doğrusu ben Mustafa'nın bütünlüklü bir Bursa kitabı
yazmasını isterdim; değişik zamanlarda değişik taleplere yönelik olarak
kaleme alınan yazılar bir araya getirilince asıl manasında bir kitap
olmuyor.... İlk bölümlerde teorik bir zemine oturtulmuş yorum ağırlıklı
yazılar yer alırken son bölümler daha çok çocukluk hatıralarının anlatıldığı
küçük denemelerden oluşuyor.