|
ŞAİR AHMET PAŞA SEMPOZYUMU |

|
|
Bursalı Şair Ahmet Paşa
adına düzenlene sempozyum geçtiğimiz hafta Ördekli Kültür Merkezi'nde
yapıldı. Aşağıda
konu ile ilgili yapılmış değerlendirmeleri bulacaksınız.
Servet Hocaoğulları - Bursa Hayat
Gazetesi(28 mart)
Uluslararası Molla Fenari Sempozyumu ile start
alan değerleri keşif yolculuğu yarın saat 10:00’da Ördekli Kültür
Merkezi’nde Şair Ahmet Paşa’nın anılacağı sempozyumla devam edecek.
Şu anahtar bir sorudur: Emir Sultan, Somuncu Baba, Süleyman Çelebi, İsmail
Hakkı Bursevi’yi biliyoruz. Halkın önemli bir kısmının kulak ve gönül
aşinalığı var. Fakat Molla Fenari mahalle adı nedeniyle “herhalde önemli
biridir” bilinçaltı haricinde, akademik çevrelerin, ilgili kişilerin
dağarcığında vardı. Uluslar arası sempozyumla biraz daha göze çarptı. Gerçi
akademik çevre açısından çok önemli, etkileyici, ses getirici oldu. Fakat
arkası gelmedi / gelemedi.
Molla Fenari’yi yavaş yavaş bilinen isimlerin yanında tanınır, bilinir,
aranır kılmak için artı çalışmalar yapılmadı. Kuşkusuz bu akademik çevreden
çok belediyenin ve özellikle de Bursalılar’ın çabalarıyla oluşacak.
Örneğin Ahmet Paşa ismini duyan kişiler az, “ilk defa duyduk” diyenler
çoğunlukta. Hatta Muradiye’de olduğunu, onun adına Medrese olduğunu
söyleyince şaşkınlık artıyor: “Esat Ulumuay Müzesi”nin yeri deyince ise
şaşkınlık yerini yüz mimiğine bırakıyor!
Hatta bazı Bursa Rehber kitapçıklarında artık medrese değil de, müze adı ön
planda. Yorum yok.
Ahmet Paşa Sempozyumu sonunda bu tarz “dalgınlıkların” düzeltileceğini
umuyorum. Şehir dalgınlıktan çıkmalı.
Okullar, belediyeler, sivil kuruluşlar artık düzenli / bazı etkinliklerini
“Molla Fenari” adı ile yapmalı ki, bu isme önce kulak aşina olsun. Merak
uyansın.
Şehir meraklandırılmalı.
Şiir adına birçok hareket, hiç olmazsa ödüllerinin adını “ Şair Ahmet Paşa
Ödülü” diye koymalı. Sanırım 13. Edebiyat günlerinde böyle bir ödüllendirme
olmuştu. Devam etmeli.
Şair Ahmet Paşa Medresesi neden bir “Şiir Dergahı” ismiyle aktifleşmez merak
ederim! Yada şairlerin uğrağı değildir!
Şair Ahmet Paşa Sempozyumu bildiğim kadarıyla “akademik” bir çalışma ile
sınırlı değil; bir şehir hareketine akademik destek hükmündedir.
--------------
Mefail Hızlı - Bursa Hayat Gazetesi(28 mart)
Bursa Büyükşehir
Belediyesi, Başkan Recep Altepe’nin göreve gelmesinden bu yana ortaya
koyduğu etkinliklerle, özellikle unutulmaya yüz tutan bu değerlerimizi
kentin sakinlerine tanıtmaya çalışıyor.
Bu bağlamda yarın başlayacak ve iki gün boyunca devam edecek önemli bir
ulusal sempozyum gerçekleştiriliyor. Şiir Şehir Projesi kapsamında, kentin
dil varlığını, edebî ve estetik birikimini tanıtmaya yönelik bir dizi
faaliyet amaçlanıyor.
Projenin ilk halkası olarak, Bursalı Ahmet Paşa ve Dönemi Ulusal Sempozyumu
adıyla hazırlanan bu etkinlikte, klasik şiirin kurucularından sayılan ve
döneminde “şairler sultanı” olarak nitelendirilen Ahmet Paşa çok değişik
yönleriyle irdelenecek.
Düzenleme kurulu başkanlığını Prof.Dr. Bilal Kemikli’nin üstlendiği
sempozyumda ülkemizin değişik üniversitelerine mensup önemli bilim adamları
ve edebiyatçılar, iki gün boyunca gerçekten dikkat çeken bildirilerle Şair
Ahmet Paşa’yı Ördekli Kültür Merkezi’nde ele alacak.
Yarın sabah başlayacak sempozyumda açılış konuşmalarından sonra
Cumhurbaşkanı Genel Sekreteri Prof.Dr. Mustafa İsen tarafından “Divan
Edebiyatı, Bursa ve Ahmet Paşa” konulu bir sunum gerçekleştirilecek.
Birisi değerlendirme olmak üzere toplam yedi oturumun yapılacağı sempozyumun
önemli bir etkinliği de yarın akşam yine Ördekli Kültür Merkezi’nde
yaşanacak. Bursa Türk Müziği Topluluğu tarafından icra edilecek olan
“Besteleriyle Ahmed Paşa ve Fatih Sultan Mehmed Şiirleri Konseri”, kolay
kolay tesadüf edilmeyecek bir musiki ziyafeti... Kaçırılmayacak güzellikte
olduğunu düşünüyorum.
15. yüzyıl Osmanlı divan şiirinin en usta şairlerinden biri kabul ediliyor
Şair Ahmet Paşa. Şiir geçmişimizin en önemli simalarından biri olup aynı
zamanda bir bilim ve devlet adamıdır. Bursa’da müderris, vakıf mütevellisi
ve sancakbeyi olarak görev yapan Bursalı Ahmet Paşa’nın, yüzyıllardır
Muradiye’de hizmet veren bir hayır eseri de var. Yükseköğretim düzeyinde
eğitim verildiği anlaşılan bu medrese binası fiziksel olarak günümüze kadar
ulaşmıştır. Böylesi çok yönlü bir kişinin hayatıyla ilgili detayların ve
şiirleriyle ilgili analizlerin sempozyumda konunun uzmanlarından takip
edilmesinde fayda var.
Son olarak bir noktaya temas etmek istiyorum. “Şair Ahmet Paşa” ifadesi ne
kadar da ilginç değil mi? Hem şiirde zirveye kadar çıkacak bir donanıma
sahip, hem de bir devlet adamı… Ama onun şair tarafını daha baskın olduğunu
söylemeliyiz. Devlet adamlığıyla şairliğin hem de en üst düzeyde beraberce
yürütülebileceğine dair önemli bir örnektir Ahmet Paşa. Şiir ve edebiyatın
yönetime, idareciliğe olumlu katkılar sağladığına, bakış ve tavırları
yönlendirdiğine ve kıvam kazandırdığına dair bir kanıt sanki bu husus.
Günümüzde siyasi arenada muhalefet anlayışının giderek kabalaştığı, bazı
yöneticilerin nezaket anlayışlarını giderek yitirdikleri, sosyal ilişkilerin
edep ve erkândan giderek soyutlandığı bir süreci birlikte yaşıyoruz. Böyle
bir dönemde Şair Ahmet Paşa, bence örnek alınması gereken son derece önemli
bir sembol isim gibi görünüyor.
Ahmet Paşa’nın hayatına hâkim olan şiir ve edebiyatın, fert ve toplum
hayatımızda iktidar olması durumunda devlet işleri de, yönetim de, siyasi
muhalefet de, karşılıklı ilişkiler de sanırım “şiir gibi” olacaktır.
------------
Bilal Kemikli- Bursa Hayat Gazetesi(28 mart)
Şair Ahmet Paşa Sempozyumu’nun
değerlendirmesini katılımcılar yapacak. Bendeniz projeyi koordine eden
birisi olmam hasebiyle değerlendirme yapmayacağım. Ancak şehrin kültürel
tarihini tanıma ve kaybolan estetik dilini yeniden keşfetme çabasının eseri
olan bu sempozyumun etkisini sürdüreceği aşikârdır. Ama yeterli mi? Hayır;
güzellikler bir iki güne sıkışıp kalmamalı… Kültür merkezlerinde şiir okuma
günleri yapılmalı, divan okumaları sürdürülmeli.
Belki siyasiler, şehri yöneten irade, şairi, şiiri, tarihi ve bu konularla
ilgili uğraşıları “boş işler” olarak nitelendirebilirler. Olabilir; meseleye
popüler açıdan bakarsanız hakları da vardır. Belki geniş kitlelere
reklamlarını yapamazlar, adlarından söz ettiremezler.
Lakin bu türden çabaların, uzun vadede kalıcı, dönüştürücü ve etkili
faaliyetler olduğu aşikârdır. Bunun için ilmi ve akademik sempozyumların
hazırlıkları ve tanıtımları son bir iki güne bırakılmamalı; çok önceden,
daha geniş çerçeveden mesele ele alınıp halkın ve bilhassa genç kuşakların
ilgisi çekilmelidir.
**
Saklı Su
Behcet Necatigil’in “Saklı Su” başlıklı bir şiiri var. Şair orada şöyle
sesleniyor:
“Anla sıkıntımı geç git dost,
Nedendir sorma.
Gür bitkiler altında bir benim için akar
Alıngan, onurlu
İstemez görsünler saklı su.”
Şair sanki suya değil dostuna sesleniyor. Diyor ki: Dost, derdimi sorma,
neden ve niçin üzerine sorular sorarak beni yorma, fakat halimden anla…
Belki saklı su ol; ağaçları ve gür bitkileri sulayan. Gel, halimi anla ve
eğer olacaksan derman ol, git. Yalnız orada burada derdimi dillendirerek
dile de düşürme. Olacaksan saklı su ol!
**
Tarihi Örtmek
Ahmet Paşa Sempozyumu’nda da dile geldi. Biz bazen farkına varmadan tarihi
örtüyoruz. Bu örtme faaliyetlerinden birisini Ahmet Paşa’nın türbesi ve
medresesinde görmek mümkün.
Evet, iyi niyetli, ama Esat Uluumay beyin orada astığı kocaman bir tabela
var: Takı müzesi tabelası…
İnsanlar Ahmet Paşa’yı ve oradaki tarihi dokuyu nasıl anlayacaklar? Bu
tabelanın gölgesinde mümkün mü?
İnsanlar hem tarihi tanısalar, hem de müzeyi gezseler olmaz mı? Ne dersiniz?
|
|
|