Bursa Medyasından Özeleştiri

Bursa'da Basın


              Kemal Sulaoğlu'nun Meydan Gazetesi'nde 9/10 Ekim 2010'da çıkan yazısıdır.

       Yerel Medya Üzerine (I) …

Bursa Reklamcılar Derneği’nin yayın organı “BRDergi”nin eylül sayısının “Dosya”sında, “Yerel Medya” irdelenmiş… Emine Civanoğlu öylesine yüzümüze vurmuş ki katı gerçekliği… Bakın neler diyor: “Düşündüklerini kendi ağzından değil de patronun ağzından söyleyen, kendisi zaten pek düşünmeyen, bildiklerini de patronu kızar diye içine atan ama konuşması şart olduğu için de genelde havadan, sudan, evcil hayvanlardan, ebegümecinden bahseden çaycıya benzetilir hale ne zaman geldi medya. Neden izin verdik böyle olmasına?”

Cıvanoğlu devam ediyor: “Haberin ne olduğu, haberi görmek için nereye ve nasıl bakması gerektiği hakkında hiçbir fikri olmayanları muhabir yapan; dilbilgisi, buna ilgisi en fazla köşe kapmaca oynadığı yıllardaki düzeyde olanları köşe yazarı tayin eden bugünkü yöneticiler, şu an sahip oldukları mesleki erki nasıl bir tutkuya, ahlaka, cesarete, kararlılığa borçlu olduklarını hatırlasalar. Çok daha yüksek tirajlar, çok daha büyük itibar için ihtiyaç duydukları kudretin, sayfalarındaki asil kanda olduğunu bir hatırlasalar. Bir dönem sandıktan çıkanların değil medyada şapkadan çıkanların bu ülkeyi ve bu kenti yönetmeye cüret ettiği medya, bu hale neden ve nasıl geldi?”

CİDDİ ELEŞTİRİLER

Patronun ağzından konuşan, sıradan kişileri muhabir yapan, köşe teslim eden, kendi mesleki geçmişlerini yadsıyan, “medyada şapkadan çıkan”, bir dönem kenti ve ülkeyi yönetmeye kalkan ama şimdilerde esamesi okunmayan gazete yöneticileri… Ciddi eleştiriler bunlar…

“Dosya”da Civanoğlu’nun deyişiyle “Bursa medyasının kendi oyuncuları”nın görüşleri de var. Şimdi onlardan birer paragraf sunalım:

Nezir Asaroğlu (Olay): Kişiler bilgi ve yeteneklerine uygun olarak işe yerleştirilmiyor. Şirket içi eğitim ve geliştirme önemsenmiyor, oysa sadece teknoloji yenilenmesi değil, çalışanların düşünme, öğrenme ve çalışma tarzlarının geliştirilmesi gerekir.

Necati Kartal (Medya S) Kaliteli insan yetersiz. Yani Bursa’daki gelişmelerin arka planını, geçmişini, konuyu nasıl ele alacağını bilen, bunu sayfalara etkili biçimde yansıtan, editoryal yeteneği güçlü, teknolojiyi iyi kullanabilen personel yok denecek kadar az.

İbrahim Erdoğan (Bursa Meydan): Gelirin düşüklüğü temel sorun. Bu sıcak paranın artık çok kıymetli olmasından ve sermayenin bu sektörden uzak durmaya çalışmasından kaynaklanıyor Teknolojiye yapılan yatırım, insan kaynağına aynı oranda yapılmıyor.

Nejat Seçen (Hürriyet Bursa): Bursa’da İstanbul’u zorlayan yerel gazeteci, yerel yönetici ve yerel gazete işletmecisinin olmayışına üzülüyorum. Ben bunu, yerel gazetecilerin içine kapanmış olmalarına, her koşula evet deme alışkanlıklarına, biraz da kaderci olmalarına bağlıyorum. (Bu arada söyleşide yer alan resmin Nejat Seçen olmadığını belirtelim.)

Cüneyt Dizdar (Dibay Grubu): Bursa medyası İstanbul’dan yetişmiş işgücü transfer ederken, Bursa’dan ulusal medyaya yazar transferi yapamamış olmamız gerçekten üzücü bir durum. Bursa merkezli bir ulusal gazetenin olmayışı da acı. Kendimizi kandırmaktan başka bir şey yapmıyoruz.

İbrahim Çoban (Kent): Bursa’da günlük yayınlanan çok sayıda gazete, yine çok sayıda yerel televizyon ve dergi var. Buna yaygın medyanın çıkardığı şehir ve bölge ekleri de eklenince kentin zaten küçük olan reklam pastası hiç kimseye yetmiyor.

Salih Demirci (Yeni Dönem): Temel sorun nitelikli yönetici ve haberci eksiğidir. Meslekte yeterince kendisini geliştirememiş ya da başka sektörlerden medyaya gelmiş, aslında iyi bir gazeteci ya da yönetici olmayan kişilerin yönettiği alt kadronun başarılı olma şansı çok az.
------------------------------------------------------------------------

Yerel Medya Üzerine (II) …

Dün “BRDergi”de Emine Cıvanoğlu’nun hazırladığı “Dosya”da yerel medya üzerine söylediklerini aktarmış, bu konuda görüşlerine başvurduğu 11 gazeteci dostumuzun “yerel medyanın temel sorunu nedir” sorusuna verdikleri yanıtların bir bölümüne yer vermiştik. Sözü kaldığımız yerden sürdürüyoruz:

Tahsin Ardıç (EkoHaber): Meslekle ilgisi olmayan okullardan mezun olan gençler, medyada yani işin içinde yetişiyor. Sonra egoları büyüyünce, kendisini yetiştiren kurumun rakiplerine gidiyorlar çalışmaya. Bu durum hem vicdana, hem de profesyonellik kalıplarına sığmıyor.

Celil İnce (Pusula): Medyaya önceki yıllardaki gibi para aktarılmayınca nitelikli insanlar bu sektörde gelecek görmeyip ayrılmaya başladılar. Deneyimli insan sayısı azaldı. Çalıştıracak nitelikli adam bulamıyoruz. Bulsak da onları tatmin edecek finansal olanaklar yok…

Erhan Ertarman (Line TV): Medya çalışanlarının hak ettiklerini alamaması yüzünden mesleğe olan ilgi kayboldu. Bir dönem gelir gider kaygıları olmadan kurulan medyalar şimdi gerekli patron desteğini alamadıkları için kaliteden ve meslekten fazla ödün verdiler.

Nuri Kolaylı (BGC): Medyanın tabiatı gereği tüm sorunları medyanın editoryal bağımsızlığı ile ilişkilendirmek gerekiyor. Medya yayın politikasını kendi belirleyemiyorsa, kendini yönetemiyorsa, düzgün işleyen insan kaynakları yönetiminden de söz edilemez.

UMUT HÂLÂ VAR…

Kişisel değerlendirmemizden önce, Cıvanoğlu’nun “Dosya”nın sunuş bölümündeki değerlendirmesini aktaralım: “Bursa medyasının sorunu; hemen yanı başında duran etkileyici, sağlam, mimari bilgi, sanatsal zevk taşıyan o güzel binaya bakıp, çirkin, temeli zayıf, bırakın yarını taşımayı bugünü bile zor taşıyan o berbat evleri yapıp içinde yaşamayı kendisine layık görme sorunudur…”

Bu “usta işi” yorumu, yerel gazetecilerin “daha iyi gazete yapma” özlemini koruduklarını; ama içinde yaşanılan olumsuzlukların buna olanak vermediği şeklinde anlıyor; daha doğrusu böyle anlamak ve umudun hâlâ var olduğuna inanmak istiyoruz.

PEKİ YA SİZ?..

Gazete yöneticilerinin yakınmalarını okudunuz. Yönetim erkini elinde tutan –daha doğrusu tutması gereken- yöneticilerimiz, daha medyada neden var olduğunu bile bilmeyen genç kardeşlerimiz ne söylüyorsa onları yineliyorlar: “Para akışı yok, ilan gelirleri yetersiz, kaliteli çalışan bulamıyoruz…” Peki sormazlar mı “siz orada ne yapmaktasınız” diye… Bu eğriyi düzeltmeye çalışmak öncelikli olarak sizin göreviniz değil mi?

Gazete sahipleriyle, medya patronu olmanın sorumluluklarını, bugünkü kısır döngünün gazetecilik onurunu da, meslek ahlakını da örselediğini, “ileri teknoloji” diye yutturulanların İstanbul basının atıkları olduğunu, asgari ücretle kalifiye eleman çalıştırmanın mümkün olmadığını, gazetelerin ilan verenlerin tutsağı haline geldiğini, dokunulmazlığı olan kurum ve kişiler listesinin uzadıkça uzadığını hiç konuşmuyor musunuz? Onlara elimizde üç beş bilgisayar döküntüsü ve neredeyse “tornacı imalatı”na dönmüş hurda rotatiflerden başka bir şey olmadığını, bu görüntünün gazetenin marka değerini de düşürdüğünü anlatmıyor musunuz?

Bursa yerel basını için “Küçük Babıâli” sözünü kim kullanmışsa bizimle dalga geçmiş olmalı... İzmir, İstanbul medyasına yazarıyla, yöneticisiyle, sunucusuyla, program yapımcısıyla her alanda hükmederken, Bursa’dan birkaç muhabir ve teknik personelin dışında kimse olmaması şaşırtıcı değil mi?.. Hiç kimse “kalifiye eleman yok” mazeretine sığınmasın; o kadar çok sayıda yeterli alt yapıya sahip, öğrenmeye açık, bu mesleğin öğrenimini görmüş genç var ki… Yeter ki biz onlara bu mesleği yerinde öğrenebilecekleri bir ortam, geleceğe güvenle bakacakları koşullar hazırlayabilelim.

Bu sitenin son güncelleştirilme tarihi 26/02/17