Atilla Sağım'ın 11.9.2010'da
www.gundem16.com'da yayımlanan yazısıdır.
Bursa Yunanlılar tarafından işgal
edilip tarihi Belediye binasında teslim edilirken tarihler 8 Temmuz 1920
gösteriyordu. O gün Bursa’da sessiz bir bekleyiş vardı, bu sessizlik fazla
uzun sürmedi ve şehrin doğusundan yunan süvari askerleri hızlıca Çekirge ve
Çarşamba semtlerinden bu günkü heykeldeki tarihi belediye binasına
ulaştılar. Dönemin Genel Kurmay Başkanlığınca Bursa’daki askeri birlikler
Doğu Cephesi karargahına çekilmişlerdi.
Yunanlılar belediye binasına gelmeden
şehrin önde gelenleri toplantı salonunda toplandılar. Gelenler arasında en
gurulu hiç şüphesiz Bursa Metropoliti Polikarpos’tu .
Baş köşeye Rum Metropoliti Polikarpos
yerleşti, onun bu tavrı herkesi rahatsız etmişti ama yapacak artık bir şey
kalmamıştı tam 594 yıllık bir hasret onun için sona ermişti ve yanında
bulunanlara “ Biz bu günü tam 594 yıl bekledik” diyordu.
Rum Metropoliti Polikarpos ve ataları 594
yıl beklemişlerdi beklemesine ama Bursa halkının o kadar beklemeye sabrı
yoktu, Türkler açısından Bursa’nın işgali insanları ve başta TBMM’ni
rahatsız etmişti.
TBMM kürsüsüne siyah örtü
Bursa’nın işgal haberi gelince serildi. Büyük bir imparatorluğun ilk
başkenti artık yunanlıların himayesine geçmişti.
Fakat Türkler için bu hasret
sadece 27 ay sürecekti, 11 Eylül 1922 sabahında Mirleva ( Tuğgeneral) Şükrü
Naili Paşa komutasındaki 3. Kolordu Bursa’ya girerek, bir döneme tanıklık
eden ecdat yadigarı Hüdavendigar Vilayetini Bursa’mızı düşmandan
kurtardılar.
Türk 3. Kolordusu 29 ve 30 Ağustos günü
dağılan Yunan birlikleriyle Eskişehir ve Bozüyük arasında bulunan İnönü
kasabasında yakaladılar. İlk çatışmalarda Yunan birliklerinin kaybı büyük
olurken düşman hızla geri çekilmeye başladı.
Bozüyük Macır Alınca köyünde
bulunan tali karargah boşaltılarak Yunan askerleri hızla İnegöl ilçesinin
Samanlıdağ-Dimboz (Erdoğan Köy) ve kazancı hattına çekildiler. Yunanlıların
amacı Mudanya’ya gelecek gemileri burada beklemek ve Türk askerinin Bursa’ya
ulaşmasını engellemekti.
3. Kolorduya bağlı 1. Tümen
öylesine bir plan yapmıştı ki 8 Eylül 1922 günü akşamüstü Yenişehir ve
İnegöl ilçelerinin Bursa’ya çıkan yolları tutuldu, bugünkü Erdoğan köy ve
Koyunhisar köyünün güneydoğusu Türk askerleri tarafından çember içine
alınarak amansız bir taarruz başlatıldı, daha ilk saatlerde düşman ileri
mevzilerini terk etmek zorunda kaldı, gecenin karanlığında çatışmalar olanca
hızla devam ediyordu, 9 Eylül günü ise düşman mevzilerini terk ederek Keşiş
dağının eteklerine çekilmek zorunda kaldı, önemli bir gelişme ise Yunan
askerleri arasında yaşanıyordu ve artık savaşma arzusu askerin kalmamıştı,
Keşiş dağına çekilen Yunan askerleri arasında başlayan huzursuzluk iyice su
yüzüne çıkarken Mudanya’ya devamlı olarak haber gönderilmeye başlandı.
Düşman askeri için asıl şok haber
ise Türk Süvari Tümeninin Bursa’ya hareket etmesi oldu. Yunan birlikleri
Türk Süvarilerini engellemek için bir Piyade Alayı ve iki topçu bataryasını
görevlendirdi. Yunanlılar şok haberi henüz yeni almışlardı ama Süvari Tümeni
yönünü değiştirerek Bursa- Mudanya karayolunu kesecek şekilde Samanlı-
Ömerbey üzerinden Nilüfer vadisine ilerlemeye başlamışlardı. Bu arada 3.
Kolordu Karargahı ise Kestel’deki yüksek tepeye yerleşmişti, artık Bursa net
bir şekilde karargah tarafından görünüyordu.

Bursa’nın kuzey doğusunda ise Kocaeli’nden
gelen Türk birlikleri Gemlik-Umurbey-Tepederbent yönünde, Adliye-Muratoba
bölgesinde düşmana saldırıya geçiyorlardı. 18. Türk Tümeni ise Dışkaya
Dağında tutunmak isteyen Yunan birliklerine doğru ilerlemeye çalışıyordu.
Yunan birlikleri ise topçu ateşiyle Gemlik sırtlarını adeta ateş alınan
çeviriyorlardı ama 18. Tümenin ilerleyişini durdurmaktı.
Türk birliklerinin toplamda dört
koldan taarruzları 24 saat içinde sonuç vermişti. 11 Eylül 1922 sabahı 3.
kolordu karargahının subayları belediye binasına gelerek Türk bayrağını
astılar artık ecdat yadigarı Bursa 27 ay sonra yeniden bir Türk toprağı idi.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
İlk BMM’de henüz pek kritik durumda olan cephelerden
bahsedilmektedir. Bursa Milletvekili Muhiddin Baha (Pars) uzun gözlemlerini
anlattığı konuşmasını şöyle bitirir.
“Efendiler bu sahifeyi burada kapattıktan sonra
müsadenizle bir müşahademi arz edeceğim. Geçenlerde İnegöl cephesinde
ağaçlar arasında sis ortasında gazilerimizi ziyaret eder ve onların ayrı
ayrı ellerini sıkarken 15 yaşında kadar bir çocuk gördük. Ona “Oğlum burada
ne yapıyorsun? dedim. “Vatani vazifemi yapmaya geldim” cevabını verdi. “Peki
hiç muharebeye karıştın mı? Düşmanla cenkleştin mi? Sualime de “evet” diye
katıldığı çarpışmaları, boğuşmaları saymaya başlayınca ben, bu çocuğun
karşısında bir parça küçüldüğümü hissettim. Sonra daha ileride yine Gaziler
arasında ve babasının yanında babasıyla omuz omuza düşmana karşı harp eden
12 yaşında Feridun isminde bir çocuk gördüm ki! Efendiler bir diyorum ama
hangisi bir?
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------