Bursa'da Kent Kültürü ve Kentlilik
Bilinci Projesi |

|
|
ZİYA GÜNEY
Köyden kente,doğudan batıdaki kentlerimize göç eskisi kadar olmasa dahi
devam etmektedir. Bu sebeple de özellikle batıdaki büyük kentlerimizin nüfus
artış hızı ülkemiz ortalamasının hala 2 katına yakındır..
Bursa’mızın yıllık nüfus artış hızı da 1980 li yıllar ve 1990 lı yılların
başlarında olduğu gibi % 5 ler seviyesinde olmasa da % 3 gibi batı
standartlarına göre oldukça yüksektir..
Batı bölgelerimizdeki diğer büyük kentlerimiz gibi kentimiz de bu hızlı
nüfus artışının getirdiği fiziksel altyapı yetersizliği ,sosyal sistemlerin
eksikliği ve manevi bağların güçsüzlüğü gibi çok ciddi teknik ve sosyal alt
yapı, sosyal ve kültürel problemler ile karşı karşıya kalmıştır.
Sosyal ve teknik altyapı problemleri ve bunların çözümü ile ilgili olarak 30
yıldan fazla süreden beri siyaset,yerel yönetim , medya ve sivil toplum
zeminlerinde görüş ve düşüncelerimizi dile getiriyor ve mücadele ediyoruz..
Ancak itiraf edelim ki sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel konularla ilgili
olarak ne üniversitelerimiz ne medya ne de siyasi zeminlerde yeterli ölçüde
konunun tartışılıp çözüm üretildiğini iddia etmek mümkün değildir
Üniversitelerimizin ilgili bölümlerinin de öncülüğünde yerel yönetimler,
medya ve sivil toplum kuruluşlarının da desteği ile kentlerimizde kent
sosyolojisi üzerinde ciddi araştırma ve çalışmalara ihtiyaç vardır.
Bu konularda yerel yönetimlere de önemli görevler düşmektedir.
Bunların başında da gençlik için spor, sinema, kütüphane ,tiyatro, müzik vb
gibi sosyal ve kültürel tesislere öncelik ve ağırlık vermek diğer taraftan
yeni toplumsal ve sosyal problemlere kurumsal çözümler üretmek gelmektedir.
Batıda bu konular tamamen yerel yönetimlerin yetki ve görev alanında
kalmakta dolayısıyla da yerel yönetimler bu faaliyet ve yatırım alanlarına
büyük kaynaklar ayırmakta ve başta ilave imar hakları olmak üzere
desteklemektedirler..
Esasen batıdaki kentlerde gördüğümüz ve çağdaş belediyeciliğin en önemli
hedeflerinden birisi haline gelen “kent kültürü” ve “ kentlilik bilinci “
yukarıda kısaca özetlediğimiz faaliyetler ve aktivitelerin desteklenmesi ile
ivme kazanmaktadır.
Bizim yerel yönetim kültür ve geleneğimizde ise bu bilincin yeteri kadar
geliştiğini söylemek mümkün olmadığı gibi kent kültürü ve“ kentlilik
bilincinin “ ne olduğu dahi henüz tam olarak anlaşılamamıştır..
Bunun yerini siyasetten-spora,sosyal faaliyetlerden –kültürel faaliyetlere
kadar hemen her konuda “ bölgecilik “ almıştır.
Şüphesiz yaşanılan kentin bütün tarihi ,kültürel,fiziki, sportif ve manevi
değerlerine sahip çıkmak, onları koruyup kollamak, her imkan ve fırsatta bu
değerlerin güçlenip yücelmesi için çaba ve gayret sarf etmek olarak da
özetleyebileceğimiz “ kent kültürü “ve “ kentlilik bilinci “ ile “
bölgecilik “ arasında en küçük bir benzerlik yoktur..
Bugün gerek ülke genelinde gerekse yerel ölçekte “bölgeciliğin “ ulaştığı
boyutlar gerçekten kaygı vericidir..
Biz bu kentte bırakınız siyasetin uzun ve karmaşık labirentlerinde
gördüğümüz yaşadığımız “ bölgecilik “ ile ilgili bir yığın kötü örneği
sporda dahi yaşamanın derin üzüntüsünü duyuyoruz..
Kentimizin spordaki uzun yılların birikimi ve gurur kaynağı Bursaspor’un
süper lig’den düşürülmesinde de “ bölgecilğin “ gölgesini görmemek mümkün
müdür?
Batıda başarılı kentlerin hemşehrileri kentlerindeki tarihi, turistik,
kültürel ve sanatsal yapılar ile olduğu kadar diğer doğal ve manevi
zenginlikleri ile de gurur duyarlar..
Kentlerinden çıkmış ülke ve dünya ölçeğinde başarılı olmuş bilim adamı, asker, siyasetçi ,sanatçı ,sporcu vb. ister yaşasın ister yaşamasın sahip
çıkarlar,anılarını canlı tutup genç nesillere çeşitli yöntemlerle
aktarırlar...
Bu ülkelerin kentlerinde hemşehrilik kavramının vatandaşlık kavramı kadar
önemli ve öncelikli olduğunu biliyoruz..
İyi vatandaşlık önce kentlilik bilincinin ( bölgeciliğin değil ) şartlarını
yerine getirmekle mümkün olabilir..
KENTİMİZE SOSYO-KÜLTÜREL CHECK-UP..
Modern ve çağdaş bir kent yalnız fiziki teknik altyapı’dan ibaret değildir.
Sosyal ve kültürel alt yapı da en az bu kadar önemlidir. Hatta batı
ülkelerinde sosyal ve kültürel alt yapıya dayanmayan gelişmelerin kalıcı
olamayacağına dair yaygın bir kanaat hakimdir.
Geçtiğimiz günlerdeki bir yazımızda “ Kent Kültürü ve Kentlilik Bilinci “
üzerinde durmuş bu konuda batı kentlerinden de örnekler vererek kentimizde
yapılması gereken çalışmaları özetlemiştik..
Bugün de kent yönetimlerince yapılması gereken çalışmaların ana eksenini
oluşturup tarihi ,sosyal ,kültürel, sportif ve bilimsel diğer bütün
çalışmalara temel oluşturacak kent kültürü ve kentlilik bilinci
araştırmasını gündeme getirmek istiyoruz..
Bu araştırma ile Bursalı ne kadar Bursalı ,kentin ne kadar farkında, kent
onun ne kadar farkında?, birbirlerini seviyorlarmı? ,anlıyorlarmı?
birbirlerinin dilini konuşuyorlarmı?
Bursa Bursalılara,Bursalılar Bursaya mı ait.Şayet ait ise ne kadar ait..
Bu araştırmada Bursa’ da yaşayan hemşehrilerimizin kentle olan duygusal
bağları, kente ve ortak kullanım alanlarına davranış biçimleri ,geldikleri
yörelerle ilgili bağları, geldikleri yörelerden kente taşıdıkları değerler
,kente ve kendilerine dair gelecek düşünceleri, Bursa algıları, Bursa’da
edindikleri değerler, kenti sahiplenme duyguları, B.Şehir ve ilçe
belediyelerinden beklentileri, memnuniyet ve memnuniyetsizlikleri,
şikayetleri ve kentte kendilerini temsil biçimlerini ölçmek için
yapılmalıdır.
Bursa hakkında bugüne kadar yapılmış akademik çalışmalar, yazılmış kitaplar,
ciddi araştırma ve makalelerden faydalanmak da bu projenin önemli ve
ayrılmaz bir bölümünü teşkil etmelidir.
Bu araştırmada bizim de katkılarımızla hazırlanan Bursa Valiliğinin 29 Ekim
2003 tarihinde yayınlamış olduğu “Bursa İlinde Ekonomİik ve Sosyal
Göstergeler “ kitabindan da faydalanılabilir.
Bursa’da kent kültürü ve kentlilik bilincini, hiçbir maddi değerle
ölçülemeyecek “ aidiyet duygusunu “ güçlendirip zenginleştirecek
,üniversitenin ilgili bölümünün de asgariden “ kent sosyolojisi “
çalışmaları ile katılıp derinlik kazandıracakları bu proje bir an önce
hayata geçirilmelidir.
Bu proje ile ,Bursa’yı sahiplenme, Bursalı hemşehrilerimizin Bursa olgusuna
ilişkin algılamaları, zihinsel tasarımları, beklentileri, aidiyetleri,
problemleri demografik ve coğrafi bir eksende masaya yatırılarak kentimize
bir anlamda sosyo-kültürel check-up yapılmalıdır.
Böylesine ciddi akademik derinlik ve genişliği olan araştırmanın da B.Şehir
koordinasyonunda hiç şüphesiz buna benzer çalışmaları yürütmüş, bu konularda
tecrübe ve bilgi birikimine sahip profesyonel bir ekip tarafından yapılması
gerekir.
KAYBOLAN KENT KÜLTÜRÜ VE KENTLİLİK BİLİNCİ..
Bundan evvelki yazılarımızdan birinde kentimizde kent kültürü ve kentlilik
bilincinin önemine değinmiş diğerinde de bu konunun ciddi ve geniş kapsamlı
bir proje olarak ele alınıp kent sosyolojisi de dahil olmak üzere değişik
disiplinlerin yer alacağı profesyonel bir ekip tarafından B.Şehir
Belediyesinin koordinasyonunda yürütülmesi gerektiği üzerinde durmuştuk..
Bugün de diğer birçok B.Şehrimizde olduğu gibi kentimizde de kent kültürü ve
kentlilik bilincinin nasıl yok olduğunun kısa bir özetini vermek istiyoruz.
Kentimiz bugün gelinen noktada gerek teknik ve sosyal altyapı gerekse kent
kültürü ve kentlilik bilinci açısından yetersiz ve kozmopolit bir yapı
arzetmektedir.
Bugün kentimizde bundan 40- 50 yıl önceki gibi ortak bir kent kültürü ve
Bursa’lı olma bilincinden bahsetmek güçtür..
Kentlilik bilincine ve o kente ait olma ( aidiyet ) duygusuna sahip olmak
için “ aynı mekanı paylaşmak “ yeterli değildir.
Kentlilik bilinci için ortak bir kültür gerekir.
Bursa’da ortak kültürü paylaşanlar sadece aynı şehirden veya aynı köyden
Bursaya gelen hemşehrilerdir. Sahip oldukları kültürü Bursa’da da bozmadan
yaşatınca ortak Bursa’lı kültürünün oluşması daha da güçleşmektedir.
Hemşehri dernekleri de Bursa kültürü ve Bursa’lılık bilinci yerine gelinen
kentin kültür ve değerlerini canlı tutarak bu sürecin uzamasına sebep
olmaktadırlar.
Esasen ortak kültür yoksa bir hemşehrilik bilincinin de doğup gelişmesi
mümkün değildir.
Bursa, Bursa’ya gelenlere damgasını vuramadı. Eğer Bursa’ya gelenler
,yerleşenler Bursa’lı olmaya çaba gösterir, sanayi daha uygun alanlara
kanalize edilebilir, nüfus artış hızı azalır ve “Ortak Kent Kültürü ve
kentlilik Bilinci” yaratma projesi ciddi olarak uygulanabilirse Bursa’da
ortak kültürünün oluşması için uygun iklim yaratılabilir..
Bugün kentimizde yüzeysel, derinliği olmayan bir sosyalleşmeden söz
edilebilir.
Hemşehrilik bilinci için öncelikle uygun zemin ve iklimin hazırlanması
gerekir.
Kentimizde de diğer birçok yerleşim birimlerinde olduğu gibi eskiye ait yapı
ve değerler hızla erozyona uğrayıp kayboluyor. Biz eskiye ait her şeyi
tasfiye edip ortadan kaldırırken batıda restore ederek ömrünü uzatıyorlar.
Eski tarihi ve kültürel dokuyu olduğu yerde muhafaza edip koruma altına
alırken eski kent çevrelerinde yeni ve çağdaş yerleşim birimleri
oluşturuyorlar. Aynen bizim Nilüfer’de yaptığımız gibi..
Mahalle sakinlerini birleştiren, kaynaştıran eski Bursa mahalleleri birer
birer ortadan kalktı. Adım başında rastladığımız tarihi çınar, han, hamam,
müftü çeşmeleri yok oldu. Kentimizin yakın çevresindeki kestane ,dut ve
şeftali ağaçları, erguvanlar, mesire alanlarının yerlerini ne olduğu
belirsiz çarpık yapılar aldı.
Bursa’nın simgesi ovanın yeşili, ortasından geçen suyunda balık tutulup
çevresinde piknik yapılan Nilüfer Çayı hatıralarda kaldı.
Bütün bunlar Bursalılık bilincinin de kaybolmasını beraberinde getirdi..
Bursa bakımsız ve kendi kaderine terkedilmiş tarihi kültür mirası, yok olan
diğer maddi eserleri ve manevi iklimi ile yeşil Bursa hüviyetini ve
ruhaniyetli bir şehir olma özelliğini çoktan kaybetti.
Şunu hiçbir zaman unutmayalım ki siyasal, ekonomik ve sosyal gelişmeler
kültür temeline oturdukları ölçüde sağlam ve uzun ömürlü olabilirler..
KAYBOLAN KENT KÜLTÜRÜ VE DEĞERLERİMİZ..
Kent kültürü ve hemşehrilik bilinci projesi ile ilgili olarak biraz da
kentimizde son 40-50 yılda erozyona uğrayıp kaybolan değerlerimizden bazı
örnekleri kısa satır başları ile vermek istiyoruz..
Eski Bursa’da maneviyat yaşanır ancak tartışma konusu olmazdı. Kentin
içerisinde birçok semtlere dağılmış Osmanlının ilk dönemlerinin gönül
erlerinin bulunduğu türbe ve tekkeleri ziyaret etmek büyüklere duyulan
saygıyı gösteren ve kentin tarihi derinliğine, manevi aleme çeken bir
adetti.
Mezarlıklar özellikle Emirsultan ölümden ibret almak için ziyaret edilir
ölümden korkanlara bile ölümü sevdirirdi..
Bursa’nın Osmanlıya başkentlik yapmasının üzerinden yüzyıllar geçti. O
dönemlerden kalma tarihi, kültürel hasletleri var. Ancak bunları günümüz
toplum ve kent yaşamına yansıtacak gücü yok..
Eskiden nerede ise aynı semtte oturan herkes birbirini tanır ve birbiri ile
selamlaşırdı..
Bursa’da insanlar ister fakir ister zengin, ister makam sahibi ister
sıradan, toplumun hangi tabakasından olursa olsun birbirlerine karşı son
derece sevgi ve saygılı idi..
Pazara file yerine zembil ile gidilirdi.Şairin dediği gibi örtüyor farkı
asaletle çekilmiş perde misali..
Örf ve adetler yalnız evde değil sokakta da hassasiyetle uygulanır, simit,
dondurma vb. sokakta yenmez ev dışında ve büyüklerin yanında sakız
çiğnenmezdi..
Zengin fakir hemen herkes muhtaçlara karşı son derece cömertti.Zaruret
hallerinde kimse geri çevrilmez ve özellikle de ramazan aylarında iftar
kapıları herkese açılırdı.
Bursa sakin bir şehirdi. Suç oranı yok denecek kadar azdı.Kavgalara
münakaşalara dahi rastlanmazdı. Birbirlerine hayır dua eden gerçek
hanımefendi ve beyefendileri her yerde görmek mümkündü.
Evler genellikle bahçeli olup ahşap veya kagir idi. Bahçelerde meyve
ağaçları çeşitli üzüm, ceviz ,nar, ayva, kiraz ,dut, erik hatta hurma
ağaçları bulunurdu Birçok evin bahçesinde ise (Merinos evlerinde olduğu
gibi ) her çeşit çiçek ekilirdi..
Beton furyası başlayınca bütün bu evlerin bulunduğu mahalleler birer birer
yerini çok katlı beton yığını apartmanlara bıraktılar.
Komşuluk ilişkileri tek kelime ile mükemmeldi. Herhangibir durumda komşu
hemen yanınızda ve yardımınıza koşardı.Bir komşu diğerine tabakla bir şey
ikram etmişse aynı tabak boş değil bahçesinden kopardığı başka bir meyva
veya mutfağında yaptığı bir tatlı ile geri iade edilirdi..
Sokak isimleri anlamlı, zarif ve çok renkli olup, doğanın, tarihin veya
önemli şahsiyetlerin isimlerini taşırdı..
İnsanlar evlerinde eğlenirken bile toplumdan izole olmazlardı.
Tiyatro,sinema ( özellikle yazlık sinemalar ). Terzi dikişi elbiseler ile
Atatürk caddesinde atılan tur ve yapılan piyasaların ayrı bir özelliği
vardı..
Fikir, edebiyat, sanat sohbetlerinin yapıldığı kahvehane ve pastaneler
vardı. Musıki grupları kendi aralarında periyodik olarak toplanıp müzik icra
ederlerdi. Günümüzde bu geleneği gezek’ler devam ettirmeye çalışıyorlar..
İstanbul Türkçesi ile birlikte Bursa türkçesi en güzel türkçe kabul
edilirdi.
Kent içindeki boş arsalar çocukların ve gençlerin futbol ve diğer oyun
sahaları idi. Bisiklet, çember, topaç, kör ebe, tombala vb. gibi.
Amatör futbol kulüplerinin kendi aralarındaki liğ maçları yanında okul
maçlarındaki heyecan ve çekişme görülmeye değerdi. Aynen milli bayramlardaki
resmi geçitlerde okullar arasında yaşanan tatlı rekabet gibi..
Bursa’nın sesleri vardı; eski evlerin bahçelerini dolaşan su sesi, mezarlık
ve ağaçlık alanlarda bülbül, kasım ayında saka, yaz sıcaklarında Ağustos
böceği gibi kuş sesleri, geceleri bozacılar ve mahalle bekçilerinin güven ve
huzur veren düdük sesleri, gündüzleri, simitçiler, eskiciler (çocukları da
alırım şakasıyla), şerbetçiler, tatlıcılar vb.
Kent kültürü ve kentlilik bilincinin oluşmasında önemli yerleri olan bu
değerlerimizi ne yazık ki birer birer kaybedip günümüzün mekanikleşen
hayatının esiri olduk..
Toplumsal gelişmenin iki sütunu kültür ve moral her zaman üzerimize
devrilecek gibi bir duygu içindeyiz.
KENT KÜLTÜRÜ VE KENTLİLİK BİLİNCİ İÇİN NELER YAPILMALIDIR..
Kent Kültürü ve hemşehrilik bilinci projesini hayata geçirmek için B.Şehir
koordinasyonunda yapılması gerekli çalışmaları kısa başlıklar halinde
özetlemek istiyoruz..
Öncelikle gerek teknik ve sosyal altyapı gerekse kent kültürü ve hemşehrilik
bilinci konularında geçmişten geleceğe uzanan geniş bir perspektiften kısa,
orta ve uzun vadeli yeni bir Bursa vizyonu, strateji ve politikaları
belirlenmelidir.
Bu vizyon ve stratejinin belirlenmesinde başta üniversite ,meslek odaları,
kent konseyi, siyasi partiler, medya ve sivil toplum kuruluşları olmak üzere
kentin bütün aktör ve dinamiklerinin görüş ve düşünceleri alınmalıdır.
Bundan böyle Bursa ve yakın çevresinin sanayi kenti olması durdurulmalı,
kentimiz ileri teknoloji üreten araştırma, bilim, kültür, sanat, finans, ticaret, spor, turizm merkezi olmalıdır.
Metropolün dış merkezler ve kent içindeki konumu ile ilgili yerleşim ,
ulaşım, trafik vb. gibi makro plan kararları bu temel tercih ve kimliğe
uygun olarak belirlenmelidir.
Kent kültürü ve kentlilik bilici projesi, belirlenecek yeni kimlik ve
vizyonun öncelikli ve ayrılmaz bir etabını teşkil etmelidir.
Mevzubahis projeye, kentimizin sosyo-kültürel dokusunu, demografik yapısını
ortaya çıkarıp geniş analiz yapma imkanı sağlayacak başka bir ifade ile
profesyonel ve deneyimli bir ekibe check-up yaptırılarak başlanılmalıdır.
Bugün hızlı nüfus artışına ilaveten yeni metropol sınırların genişlemesi ile
kentimizin hem fiziksel mekanı büyümüş hem nüfusu artmış hem de nüfusun
sosyal ve kültürel yapısı önemli değişikliğe uğramıştır.
Kentlilik bilinci son derece kapsamlı, sistemli ve uzun soluklu çabaları
gerektirmektedir. Eğitim, katılım, paylaşım, örgütlenme ve anlayışlı
muhataplar bulmak bu bilincin oluşmasının km. taşlarıdır.
Kentimizde yaşayanların kentlilik bilincine ulaşmaları, onların beklentileri
ile kentleşme strateji , politika ve uygulamalarının örtüşmesine bağlıdır.
Bu strateji ve politikaların belirlenmesinde kentimizde “ Bursa Araştırmalar
Merkezi” veya “Bursa Enstitüsü” kurularak burada mimarların, şehir
plancılarının, sanat tarihçilerinin ,sosyolog ve antropologların Bursa
tarihi ve kültürü ile ilgili akademik çalışmalar yapmaları sağlanmalıdır.
Kentimizdeki tarihi ve kültürel mekanlar restorasyonu yapılarak ölü mekan
olmaktan çıkarılmalı ve bu mekanlara yeni işlevler kazandırılmalıdır. Tarihi
sur içi ( Hisar ve Çevresi ) bölgesi özel bir proje ile açık müze haline
getirilmeli, toplumlar için birer sosyal ve kültürel hafıza fonksiyonu gören
müzelerin sayısı arttırılmalıdır.
İnsan küçük yaştan itibaren mahallesinden başlayarak kenti tanır. Kent
kültürü de mahalle kültürü ekseninde gelişir ve aidiyet duygusu mahalle
köprüsü ile gerçekleşir. Bu sebeple sosyal dayanışma birimlerinin içinde “
mahalle “ mutlaka yer almalı mahalleler eski fonksiyonel yapısına
kavuşturulmalı, yeni cazibe merkezleri haline getirilmelidir.
Sokak ,cadde, meydan ve park adları anlaşılır ve türkçe olmalı ,semt ve kent
sakinlerinin kolayca benimseyebilecekleri doğal ,tarihi, veya kente ve
ülkeye önemli hizmetlerde bulunmuş şahsiyetlerin isimlerinden seçilmelidir.
Bazı projelerin hayata geçirilmesinde apartman yönetimlerine katılım ve
sorumluluk verilerek bilinç ve aidiyete alt yapı oluşturulmalıdır.
Eski Bursa bir medeniyetin önemli merkezlerden biri idi.. Şimdi hem eski
değerler yok oldu, hem de yeni ve çağdaş normlara sahip değil..
Bu süreçte gerek kurumsal yapıların gerekse yönetimlerin fonksiyonlarını,
görevlerini yeterli ölçüde yerine getiremediği gerçeği inkar edilemez.
Bu sebeple ülke genelinde ve kent ölçeğinde düşünceyi üretime, kentin
geleceğini de yeni fikir ,görüş ve düşüncelere açacak yeni kurumsal yapı,
organizasyon ve projelere ihtiyaç vardır.
Bursa’ya sahip çıkmak için kentimizin bugünü kadar dünü de tanınmalıdır,
bilinmelidir. Eski Bursa değerlerinin dayanışma ve günümüze de
uyarlanabilecek nitelikleri ön plana çıktıkça kentimizde yaşayanların
kentlilik bilinci de artacaktır.
Bu planlı bir eğitim seferberliği gerektirir. Özellikle gençlerden
başlayacak planlı, proğramlı ve sistemli bir eğitim çalışması kentimize
sahip çıkma bilincini de yükseltecektir.Bu amaçla yapılması gereken işlerden
birisi de kentimizin tarihi ve güncel kültür mirasını belirleyecek bir
haritanın çıkarılmasıdır.
Birçok gelişmiş batı ülkesinde olduğu gibi sosyal, kültürel ,sanatsal ,
sportif yapı ve tesislere kent yerel yönetimlerince ilave imar hakları
verilerek bu tesis ve faaliyetlerin desteklenmesi sağlanmalıdır.
Gerek kent kültürünün edinilmesinde gerekse kente verilen hizmetteki kalite
de önemli rol oynar. Kentte yaşayan insanlara ne kadar kentli gibi
davranılırsa onlar da o kadar kentlileşecektir. Hizmet kalitesi yükseldikçe
aidiyet düzeyi de yükselecektir.
Katılım da kentlilik bilincini yükseltir ve sorumluluk duygusu ile
sahiplenmeyi beraberinde getirir.
Bu konuda daha çağdaş ve küresel bir vizyon ortaya koymak için dünyanın
diğer metropollerinde yapılmış bulunan benzer çalışmalar örnek alınabilir.
Fedakarlık göstermeden kültürlü, çağdaş ve güçlü bir toplum olunamayacağı
kentsel bilince sahip olmadan kentli olunamayacağı medyadan- okullara kadar
hemen herkese anlatılmalıdır.
Yaz aylarında okullardan da faydalanarak okuma yazmadan görgüye, hobi
geliştirmeden meslek edinmeye kadar bir dizi kurslar açılmalıdır.
Kentimizde yoksul ve zengin kardeş semtler oluşturularak hemşehrilerin
kaynaşması sağlanırken yoksul semtlerin eğitimden-sağlığa ,spordan-diğer
sosyal , kültürel ve sanatsal eksiklik ve çeşitli ihtiyaçları
karşılanmalıdır.
Kentimizi tanıtan her türlü tarihi, kültürel, turistik ,spotif, ansiklopedik
yayınlar ile resim ve müzik vb toplanarak arşiv oluşturulmalı, bunların
sayısı arttırılmalı ve özellikle genç nesillere kolayca ulaşılabilir hale
getirilmelidir
Gerek merkezi idarenin gerekse yerel yönetimlerin yasal yetki ve
yaptırımları tavizsiz herkese eşit olarak uygulanmalıdır.
Her biri eski tarih hazineleri olan eski Bursa’lıları bir çatı altında
toplayıp bunların hatırat ve konuşmalarını medya kanalıyla hemşehrilerimize
duyururken konuşmaları banda alarak gelecek nesillere aktarılmalıdır.
Bütün bu çalışmalara kentimizde sayıları her geçen gün artan hemşehri
derneklerini de dahil ederek ortak kent kültürü ve bilincinin oluşmasında
aktif katılımları sağlanmalıdır.
Kaynak: www.ziyaguney.com - 25.3.2010
|
|
|