Kaynak: Bursa Time (3.8.2008)
Röportaj: Çiğdem VARVEREN
Anadolu Karikatürcüler
Derneği, Bursa’da başarılı ve ödüllü bir grup karikatürist tarafından
kuruldu. Dernek çatısı altında mesleki gelişime katkıda bulunan usta
karikatüristler, bu sanatı sevdirip, gelecek kuşaklara aktarmanın da yolunu
açıyorlar. Asıl amaç ve belki de daha önemlisi, modern çağa bakışın ufkunu
genişletmek ve olayları zeka ürünü olan karikatür yoluyla yorumlamak.
Sohbetimiz koyulaştıkça anladım ki, güldürmek için çok okumak, düşündürmek
için de daha çok düşünmek gerekiyor…
Anadolu Karikatürcüler
Derneği’nin kuruluş öyküsünü öğrenebilir miyiz?
Ahmet AYKANAT - Anadolu
Karikatürcüler Derneği, geçen yıl kuruldu. Fakat onun öncesinde bir
dernekleşme çalışması vardı. Yıllardır tanıştığımız Kemal Akkoç, Mehmet
Kahraman, Cüneyt Şenyavaş, Tayfun Şapolyo gibi arkadaşların 2005 yılında
Bursa’da bir araya gelmesiyle bir topluluk oluşturduk. Bunda en büyük etken,
15 yıldır yapılan Cemal Nadir Yarışması’nda zaman zaman buluşmamızdır. Bu
bizi, Bursa’da karikatürün gelişmesi için neler yapabiliriz düşüncesine
itti. Topluluğumuz resmi olmadığı için birtakım işleri yapmakta
zorlanıyorduk, maddiyat gerekiyordu ve işlerimiz yarım kalıyordu. Bu nedenle
dernek kurmaya karar verdik. Cüneyt Şenyavaş, Zeki Bulut, Tayfur Şapolyo,
Turgut Demir, Mümin Bayram ve ben kurucu üyelerdeniz.

Türkiye’de başka hangi
illerde karikatüristler derneği var?
Ahmet AYKANAT -
Türkiye’de sadece İstanbul’da Karikatüristler Derneği var. Bizim derneğimiz
ikinci dernek oldu. Ama bunun yanında İzmir’de bir topluluk var.
Karadeniz’de bir grup var. Antalya’da bir zamanlar karikatür sokağı vardı.
Yönetim nasıl oluşuyor?
Kaç üyeniz mevcut?
Ahmet AYKANAT - Şu anda
ben başkanlık yapıyorum. Mehmet Kahraman yardımcı ve sayman, Cüneyt Şenyavaş
genel sekreter, Zeki Bulut ve Turgut Demir üye, Kemal Akkoç, Tayfur Şapolyo
ve Mümin Bayram denetleme kurulu üyesi. Bir de yedeklerimiz var. 16 kişilik
bir ekibimiz var, şu anda 41 üyemiz mevcut. Bu üyelerin 20-25’i Bursa’dan,
gerisi değişik yerlerden. Şu anda da üyelerimizi artırıyoruz ve kabul
ediyoruz. Amacımız en azından Bursa’da derneğin işlevlik kazanmasını
sağlamaktır.
Etkinlikleriniz arasında
neler var?
Ahmet AYKANAT - Bizim şu
an için fazla paramız yok. Bağış toplayamadık hatta 240 YTL bütçeyle genel
kurulumuzu kapattık. İstanbul’daki derneğin şu anki bütçesi 200 milyar. Yani
bizden bin kat büyük. Bizim etkinlik olarak şu an yapabileceğimiz şey, sergi
açmak. Onun dışında bir konferans, yarışma düzenlemek, insanları getirip
misafir etmekle parasal durum, dolayısıyla bir şey yapamıyoruz. Ama
gelecekte tabi ki bunu düşüneceğiz.
Karikatüre talep nasıl?
Ahmet AYKANAT - Büyük
talep var karikatüre. Bizi takip eden çok insan var. Ama maalesef kendi
yerimiz, ofisimiz yok. Yer arayışındayız. Şu an Cüneyt arkadaşımızın
bürosunda sıkışık vaziyetteyiz. Yer olduğu zaman tüzüğümüzde olan eğitim
konusuna ağırlık vereceğiz. En güzel etkinliklerden bir tanesi internet
sitemizin kurulması.
www.anadolukarikaturculerdernegi.org
sitesine girdiğiniz zaman, birçok bilgiye ulaşabiliyorsunuz. Birçok
üyemiz aktif olarak karikatürünü ve yazısını koyabiliyor.
Karikatür tanımı sizin
için ne ifade ediyor?
Ahmet AYKANAT -
Karikatürün bir sürü tanımı var. En bilinenlerinden bir tanesi, çizgi
yoluyla resmin alt yapısını kullanarak mizah yapmak. Yani dışsal
baktığınızda resme benziyor. Çizgiler, renkler, abartılar var. Resimde de
var. Ama içsel tarafında yani özüne baktığın zaman mizah ve eleştiri var,
şaşırtmaca var. Bir şeyi tanımlamak için kapsamı daha geniş olandan hareket
etmek lazım. Önce bu şekilde tanımlıyoruz. Çizgiyle mizah yapmak.
Kemal AKKOÇ - Ben
karikatür için şöyle bir tanım yapıyorum. Doğru olduğuna da inanıyorum.
Sanatçı olan bizler ince insanlarız, narin insanlarız. Diyorum ki, ince
hassas insanların, ince çizgilerle yaptığı, ince nüktelerden oluşan bir
sanat. Çok güzel bir tanım diye düşünüyorum.
Cüneyt ŞENYAVAŞ - Ben
daha çok karikatürü, özünde eleştiri olan olumlu bir şeyler için çizerken
bile, aslında onu yüceltirken, aynı kare içinde başka bir şeyi eleştiren bir
yanı var. Bir karikatürist için en zor şey, içinde övgü bulunan bir
karikatür çizmek.
Mehmet KAHRAMAN -
Karikatürün güldürmesi gerekiyor, güldürürken düşündürmesi gerekiyor. Ben
daha çok düşündürmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bizim yaptığımız o tür
bir karikatür. Dergilerde yıllardır gördüğümüz, bizim de yaptığımız, daha
çok güldürmek.
Cüneyt ŞENYAVAŞ -
Karikatürün iki yolu var. Birincisi çok eleştiren ve düşündüren karikatür.
Bir de güldüren karikatür. Bazı karikatürlere çok gülüyorum, o zaman çok
kıskanıyorum. Çok güzel kahkahayla güldürebiliyorsa, karikatür çok
başarılıdır.
Kemal AKKOÇ - Bir de ilk
anda insanlara şok etkisi yaratan, güldüren, düşündüren baktığın anda mesajı
ileten karikatürler bence çok güzel. Yarışmalarda dereceye giren Ahmet beyin
çizdiği tarzda karikatürler çok etkili. Onlar uzun soluklu. Aynı zamanda ben
Oğuz Aral’la konuşmuştum. Bana dedi ki; “Bizim gırgırın süresi bir çay
içimidir. Bir kenara atarsınız. Sonra tekrar alır tekrar okursunuz,
karikatürü berber çırağına, manav çırağına göster gülerse bana getir”…
Zeki BULUT - Karikatürü
hiç bilmeyen birine anlatırsanız, resmin deforme edilmesidir. Deforme
edilerek komik hale getirmektir. Bilimsel açıdan bakarsak tamamen perspektif
ve çok derin bir içeriği var. İnceliği var niceliği yakalayan kişi
karikatürist oluyor. Okunduğunda mesaj verebilen karikatürist profesyonel
karikatüristtir. Ne kadar profesyoneliz bilmiyoruz ya da ne kadar amatörüz.
Ama amatör ruhla çalışmak profesyonelliğe itiyor bizi. Ben gazete karikatürü
çiziyorum. Günlük güncel karikatürler. Yarını değil bugünü, dünün değil
bugünün karikatürü. Bir karikatürist olarak günlük yaşarken, o günü
devirmenin mutluluğunu yaşıyorum. Eğer bir karikatür çizdiysem, ama o sürece
varıncaya kadar da ona endeksli durumdayım. Ne iş yaparsam yapayım. Bir şey
çizdiğim zaman benim için gün bitiyor, huzur başlıyor. Gazete karikatürü
okuyucu açısından günlük olayların analizini görüyor orada, mesaj alıyor.
Karikatürist doğruyu yansıtmak zorunda, eleştirmek zorunda. Eleştiri olmazsa
karikatür olmuyor zaten. Çarpıklığı ortaya koyması gerekiyor şarlatanlık
değil. Bence karikatürist orada okuyucuya yol gösteriyor, özetleyerek önüne
koyuyor. Gazete karikatürü bu kısaca. Ama karikatürist açısından zorlukları
var. Tepki alabiliyor. Dava açılabiliyor. Ama karikatür sanatı, bana göre
devam edecek, hatta öyle bir cazip hale geldi ki; ressamlar, heykeltıraşlar
bile karikatüre el atmaya başladılar. Yeni yetişen nesilde de eskiye göre
azaldığına inanıyorum. İnternetin güzel yönleri var tabi, ama kötü yönleri
de var. Bunlar gençlerimizin sanata ilgisine azaltıyor. Bizim zamanımızda
yapacak fazla bir şey yoktu, sanata yöneliyordu insanlar. Teknolojinin,
sanatçı yetişmesine zararları var.
Ahmet AYKANAT - Sanat
eserine iki türlü yaklaşım vardır: Biri ontolojik, biri psikolojik.
Ontolojik yaklaşım, sanat eserinin kendisinden hareket etmek. Psikolojik
beğeniye dayalı karikatürde
ise; gazete karikatürcülüğü var, dergi karikatürcülüğü var, sergi
karikatürcülüğü var. Reklamcılıkta kullanılıyor, her yerde kullanılıyor
karikatür. Askerlikte bile kullanılıyor, karşı tarafın moralini bozmak için
uçakla atılıyor. Bir rejimi, felsefeyi savunmak için de kullanılıyor.
Sanatın her alanı, her türlü düşünceye hizmet edebiliyor. Farklı bir
düşünceyi yermek için karikatürü kullanabilirsin. Sovyet karikatürü vardı
eskiden, komünizmi öven, kapitalizmi yeren. Bir de bunun yanında uzak doğu
karikatürü var. Bir de çok yazılı basit, güncel, günlük olayları anlatan
Amerikan karikatürü var. Portre karikatürü var. Kemal onun öncülerinden
birisi. Karikatür, sade, basit bir sanat. Ama bunu siz alıp istediğiniz gibi
kullanabilirsiniz. Bunu da kimse engelleyemez. Mesela bugün Türkiye’de dinci
karikatürcüler var. Dinle ilgili düşünceyi savunan karikatürler yapıyorlar.
Anti dinciler var. Konservatizme cephe alan karikatürcüler var. Yani siz
buradan kendi eğiliminize, felsefenize, anlayışınıza göre kendinize bir
mekan oluşturuyorsunuz. Mesela peygamber karikatürleri yapıldı. Danimarkalı
bir grup 12 tane peygamber karikatürü yaptı. Dünya ayağa kalktı. Çok büyük
bir kitleyi karşısına aldı. Bir sürü insan öldü, kitaplar yazılıyor,
gösteriler yapıldı. Bir kedi karikatürü yapıldı başbakanımızla ilgili
kıyamet koptu.
O olaydan sonra
Danimarkalı karikatürcüler kaçıyorlar, korumayla dolaşıyorlar. Haklarında
ölüm fetvaları verildi. Bu insanlar saklanıyorlar. Büyük şeyler yapabiliyor
karikatür, yapar da. Ama tabi biraz da kendisini koruması lazım
karikatürcünün bunlardan. Yani çok donanımlı, kültürlü, eğitimli ve hukuk
bilgisine sahip olmalı. Tehlikeli ama söz dinlemeyen, engellenemeyen bir
sanat karikatür.
Peki sınırı var mı
çizmenin, her şeyin karikatürü yapılabilir mi?
Ahmet AYKANAT - Bakın
Suudi Arabistan’da yaşarsanız, bırakın böyle bir röportaj yapmayı, böyle bir
topluluğun içine bile giremezsiniz. Karikatürü nasıl yapacaksınız orada?
Yani yaşadığın topluluğun aydınlığına, çağdaşlığına, anlayışına bağlı. Bir
İsveç’te yaşasanız, yaparsınız her şeyi. Ama biz karikatürü yaparken hangi
sorunu ele alalım diyoruz, çevre kirliliği mi, eğitim mi? Oysa onlarda her
şey hallolmuş. Tek sorunları, bira şişesi ince uzun mu, yoksa yuvarlak mı
olmalı. Böyle bir ülkede çevre sorunları ilgi çekmez. İran mesela büyük
baskı altında ama başarılı. Mesela Çin karikatürü de çok gelişiyor. Yani
ülkeler baskıya göre karikatürle tepki veriyor. Mizahı kullanıyorsun.
Latince karikare, ‘saldır’ demek. Karikatürle bir iktidara, bir kötülüğe,
bir uyumsuzluğa saldırabiliyorsun. Ama hiçbir şey de yapmayabilirsin.
Pasivizim yani onu da yapabilirsin. Basın yoluyla yapıldığından çok etkili.
Bir karikatür bir bakışta etkileyici olabilir, etkin bir silah.
Ülkemizde karikatür ne
durumda?
Ahmet AYKANAT - Ülkemizde
yüzlerce gazete var, ulusal ve yerel. Tabi bunların hepsini takip etmem
mümkün değil. Ama gördüğüm kadarıyla, 50’li yıllardan beri, Cemal Nadir’den
bu yana karikatür halk için halkın yararına çalışmış bir sanat dalı. Hükümet
ya da iktidar yararına çalışmamıştır. 50 kuşağı dediğimiz, ikinci dünya
savaşından beri düşündüğümüzde, karikatürcüler hakikaten bu topluma büyük
şeyler vermişlerdir. Toplumu savunmuşlardır. Toplumun ezilmişliğini
aksaklıkları göz önüne sermişlerdir. Hem de çarpıcı bir biçimde
vermişlerdir.
Gelişen teknolojinin ve
internetin karikatüre etkileri nelerdir?
Ahmet AYKANAT - Mesela
atom bombası atıldı, binlerce Japon öldü. Ama atom santralleriyle birçok
insan ısınıyor. Teknoloji iyiye kullanıldığı zaman harika bir şey. İnternet
yoluyla zehir de verebilirsiniz topluma, kötü düşünceler ve gericilik de.
Ama biz karikatürcüler için büyük bir iletişim aracı. Son 5 yıldır
birbirimizle çok güzel iletişim kurmaya başladık. Hatta bizim derneğimizin
bültenleri internet ortamında gönderiliyor. Bizi başkaları izleyebiliyor,
biz onları görebiliyoruz, dünya karikatürünü takip ediyoruz. İnternetin bize
çok büyük katkısı oldu.
Karikatürist olmak
isteyenlere öneriniz var mı?
Ahmet AYKANAT –
Derneğimizin kuruluş amacı o. Karikatüre hevesli gençlere yol göstermek.
Bunun okulu yok. Türkiye’de böyle ustalardan, bu işi bilenlerden tekniklerle
öğretilmesi bizim derneğimizin görevlerinden bir tanesi. Ancak mekân ve
program gerekiyor. Bunu da biz önümüzdeki zamanlarda başarabilirsek ne
mutlu. Karikatür sanatıyla ilgilenenler, internet sitemizden bize
ulaşabilirler.
Kemal AKKOÇ - Karikatürün
mayasında, biraz ‘karşı durma’ vardır diye düşünüyorum. Genel tavırda
yağdanlık değil, iğne çuvaldız olması lazım. Sanatçının görevi, toplumu
iyiye, doğruya, güzele eleştiri yapa yapa çekmektir. Biz ülkemizi seven
insanlarız. Her şey güldürmek değil, her şey gülmek de değildir. Düşündürmek
gerekir.
Cüneyt ŞENYAVAŞ - Bugün
baktığımız zaman, Türkiye’de en yüksek para ödenen kişi, milli takımlar
teknik direktörü. Eskiden böyle değilmiş. Değer yargılarımız değişiyor.
Değiştikçe sanata ve sanatçıya verilen değer azalıyor. İnsanlar bu yolu
tercih etmeyecek belki de olmayacak sanatçı, neden olsun ki? Bu toplumların
gelişmesi ve eğitim süreciyle alakalı bir durum. Ama biz dernek olarak
karikatüre gönül vermiş genç insanlar için neler yapabileceğimizi
konuşuyoruz. Önümüzdeki senelerde imkânlarımız arttıkça daha önemli işler
yapacağız. İmkanlarla doğru orantılı.
Ahmet AYKANAT - Sivil bir
toplumuz biz. Doğrudan doğruya insanı eğiten, yetiştiren bir derneğiz.
Sanata, sanatçıya değer veren, ülkesini, memleketini, gençlerini seven,
duyarlı kişilerden, yetkililerden sizin aracılığınızla destek istiyoruz.