Bursa Tasarımın Merkezi Olacak

 

Faruk Saraç Moda ve Tasarım Yüksekokulu

 

 


                                     İbrahim Erdoğan'ın 20.6.2010'da Meydan Gazetesinde yayımlanan yazısıdır.


     1852 yılında yapılmış. O zamanki adı; Fabrika-i Hümayun. ‘Padişahın Fabrikası’ anlamına geliyor.
Sultanların kıyafetleri burada tasarlanıp dikiliyor. Üç ayrı binadan oluşuyor. Binalardan biri ‘Kasr-ı Hümayun’ adını taşıyor ve geldiğinde padişahın konaklamasına tahsis ediliyor. Bir anlamda ‘İpek Fabrikası’ niteliğini taşıyor, böylelikle, uzun yıllar sonra bir tekstil kenti olarak anılacak olan Bursa’nın, bu sektördeki ilk kilometre taşını oluşturuyor.

     Evet, Muradiye’deki tarihi ve kültürel özelliği bugünlerde anlamına uygun biçimde değerlendirilen “Faruk Saraç Tasarım Meslek Yüksek Okulu”nun konuşlandığı mekandan söz ediyoruz. En son tütün işleme tesisi olarak kullanıldıktan sonra atıl durumda bırakılan ve 30 yıldır kaderine terk edilen binalar bugünlerde yeniden hayat buluyor.

    Gazetemiz yönetici ve yazarlarıyla birlikte bizzat yerinde gezip, görüp incelediğimiz Faruk Saraç Tasarım Meslek Yüksek Okulu, alanında bir ilki oluşturuyor ve krizin etkisiyle beli bükülmesine rağmen yine de tekstilin merkezi olarak kabul edilmeye devam eden Bursa’ya ayrı bir değer katıyor.
Proje ile ilgili bilgi veren Okulun Mütevelli Heyeti Başkan Yardımcısı Avukat Rıdvan Yavaşçan’nın, okulun kuruluş öyküsüyle ilgili sözlerini şöyle not ediyoruz:

-Faruk Saraç Bey, sadece bir erkek modacısı değil, aynı zamanda dahi bir tasarımcı. Bu içinde bulunduğumuz bina kendisi için ilk görüşte aşk gibi bir şey oldu. Gördüğü anda, “Burasını tasarım okulu yapalım” dedi. Zaten böyle bir hayali vardı, ne mutlu ki Bursa’ya kısmet oldu. Okulun yapımını tamamen Faruk Saraç Vakfı karşılıyor.

YÖK programında yer alan ve bu yıl 400 öğrenci ile eğitime başlayacağı açıklanan okul binasının yapımında dayanıklılığı ile bilinen Dursunbey ağacı kullanıldığını ve bugüne kadar 500 metreküp kerestenin imal edilerek mimari açıdan değerlendirildiğini öğreniyoruz. Aynı şekilde 780 bin tuğlanın da özenle seçilerek duvarların en doğal haliyle oluşturulduğunu gözlemliyoruz.

Yeni eğitim-öğretim dönemine yetiştirilmesi için günde 70 kişi çalışıyor, bu sayı bazen 110’a kadar çıkıyor. Bina içinde kullanılacak kapıların, Ulucami’deki kapılardan esinlenerek yapılan özel işlemeli gövdeleri, bizzat bu işin ustası tarafından dizayn ediliyor.

Okulun ana binası 5 kattan oluşuyor. İlk kat karşılama ve kabule ayrılmış, ikinci kat tekstil müzesi olarak düşünülmüş, üçüncü katın normal bir atölye olarak değerlendirilmesi planlanmış, dördüncü katta tasarım atölyesi projelendirilirken, beşinci katta da toplantı salonu oluşturulmuş.

Ana binanın hemen arkasındaki ikinci binada derslikler ve sosyal mekanlar oluşturulmuş. Bu arada notlarımızın arasına, okulda aynı anda toplam bin öğrencinin ders görebileceği de giriyor.

Kasr-ı Hümayun binası ise öğretim görevlilerinin odaları ve diğer tüm idari birimleri içine alacak biçimde düzenleniyor.

Mütevelli Heyeti Başkan Yardımcısı Avukat Rıdvan Yavaşçan aynı zamanda bir eğitimci. Matematik öğretmeni olan ve Bursa’da özel bir dershanenin de sahipliğini yapan Yavaşçan şunları söylüyor:

-İki yıl içinde üniversite olmayı planlıyoruz. Bu okul sadece ülkemize değil, ayrıca Balkanlar, Ortadoğu ve Türki Cumhuriyetlere de hitap edecek. Faruk Saraç bu okul için “Modanın Oksfordu olacak” diyor ki, bu söz gerçekten onun bu projeye ne kadar önem verdiğini anlatıyor. Öğretim kadrosu için bize tam 517 akademisyen başvurdu. Yapılan elemelerin sonunda 25 öğretim üyesi belirlendi ve göreve başlıyorlar. 400 öğrencimizden 80’nini tam burslu okutacağız ve bu öğrenciler yetiştirme yurdu ile engelli çocuklarımızdan oluşacak. Diğer öğrencilerimiz Türkçe bölümlerimiz için yıllık 8 bin, İngilizce bölümlerimiz için 10 bin TL ödeyecekler. Okulumuzda Moda ve Tekstil Tasarımı, Uluslararası Ticaret, Uluslararası Lojistik ile İşletme Yönetimi ve Marka olmak üzere toplam 4 bölüm bulunacak. Bu bölümlerde Türkçe ve İngilizce olmak üzere iki ayrı dilde eğitim verilecek. Bugüne kadar 5 milyon TL harcadık, yaklaşık 10 milyon TL’yi bulacak bir proje yapıyoruz.

Yavaşçan, okul öğrencilerini üretime de katacak bir eğitim-öğretim modeli üzerinde durduklarını belirtirken de şunları söylüyor:

-Mesela bir öğrencilerimize tırtıl vereceğiz. Buna kendileri bakıp bizzat büyütecekler, sonra da kozasını bize bedeli karşılığında getirecekler. Biz de onları ipek kumaş, eşarp, kravat vs olarak üretip kendilerine geri vereceğiz. Bu projeyi daha sonra bölge insanlarına da yaygınlaştırmayı planlıyoruz. Tarihi İpek Yolu’nda bulunan Bursa gibi çok önemli bir kentteki okula da bu yakışır diye düşünüyoruz.

Faruk Saraç Tasarım meslek Yüksek Okulu ile ilgili notlarımız özetle böyle.
Anlaşılan o ki; Bursa önemli bir değer daha kazanıyor. Üstelik öyle görünüyor ki;  Faruk Saraç’ın ‘AR-GE’ mantığıyla kurduğu bu okuldan sadece kentimiz değil, ülkemiz ve dünya tasarımcıları da çok ama çok yararlanacak.

Bu sitenin son güncelleştirilme tarihi 27/03/11