
|
|
 KÜLTÜREL
VARLIKLARIN KORUNMASINDA YEREL İNİSİYATİFİN ÖNEMİ
VE BAY PROJESİ
www.bayprojesi.org
Murat Başlar, BAY Projesi Koordinatörü,
mbaslar@bayprojesi.org
Berkay Dinçer, İÜ Arkeoloji Bölümü Yüksek Lisans Öğrencisi,
berkay@paleoberkay.cjb.net
Bursa Arkeolojik Yerleşmeleri (BAY) Projesi; Bursa’nın yok olup gitmeye yüz
tutmuş onbinlerce yıllık kültürü içinde barındıran arkeolojik kalıntı ve
yerleşmelerini yerel bir envanter altında toplamak, bu bilgileri ulusal ve
yerel kamuoyu ile paylaşmak için çalışmalarını sürdürmektedir.
Kentimizde arkeolojik varlıkların envanteri bugüne kadar yapılmamış ve bu
konu ile ilgili kapsamlı bilgi, veri ve döküman oluşturulmamıştır. Özellikle
son 30 sene içinde ilimizde ve ülkemizde yapılaşmanın giderek yoğunluk
kazanması, tarımın makineleşmesi ve aynı zamanda kanunsuz yapılan kazıların
da artması tahribatı korkunç boyutlara ulaştırmıştır (Efe 2000). Durum böyle
iken bir çok yerleşme gerek doğa, gerekse insan elinin neden olduğu
tahribatla karşı karşıya kalmakta, zamanla yok olmaktadır. Bu tahribata
karşı ve bu emanetleri korumaya yönelik öncelikle yapılabilecek en önemli
çalışma, kültürel verilerin yerel bir veri tabanı yapısı içinde toplanması
ve derlenmesidir (TAY Projesi 1998). Acilen envanter çalışmalarının
gerçekleştirilmesi, yerleşmelerde tahribatın (tarım, yapılaşma, kaçak kazı,
vb.) önlenmesi ve bu konuda halkın bilinçlendirilmesi gerekmektedir.
Ülkemizde Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri (TAY) Projesi, ilimizde Bursa
Arkeolojik Yerleşmeleri (BAY) Projesi bu önemli açığı kapama görevini
üstlenmiştir. BAY, bir yandan Bursa ili sınırları içerisindeki arkeolojik
yerleşmelere yönelik saldırıları izleyip kamuoyuna duyururken, diğer yandan
da TAY Projesi'nin merkezî veri tabanına, bu veri havuzunun güncellenmesine
katkıda bulunmaktadır.
BAY Projesi, Bursa arkeolojik yerleşmelerinin envanterini oluşturmak için
sistemli biçimde çalışmalarına devam ediyor. 2004 yılında yayına sokulan BAY
internet sitesinde (http://www.bayprojesi.org) Neolitik, Kalkolitik, İlk,
Orta ve Son Tunç Çağ’larına ait yerleşme bilgilerini yayınlanmaktadır.

BAY Projesinin Kent Müzesindeki tanıtım Sunumu
TAY Ne Yapıyor?
1993 yılından beri yürütülen bilimsel, açık, paylaşımcı ve arkeologların
aşina olduğu bir tanımla, unique bir proje TAY. Anadolu ve Trakya’da
günümüze kadar yapılmış yüzey araştırmaları ve kazılarla tespit edilmiş tüm
arkeolojik yerleşmelerin kronolojik bir envanterinin çıkarıldığı, elde
edilen verilerin basılı olarak ve internet ortamında herkesle paylaşıldığı
TAY Projesi, tamamen bağımsız ve konusu, yapısı, uygulaması beraber
değerlendirildiğinde, tüm dünyada ilk ve tek. Kulağa biraz iddialı gelse de,
mütevazi bir ekibin, kişisel çabalar ve sınırlı olanaklarla sürdürdüğü bir
proje için pek de abartılı değil.
Anadolu ve Trakya topraklarının barındırdığı, 400.000 yıl öncesine uzanan
uygarlıklardan, bize miras kaldığı değil, emanet olduğu idrak edilmesi
gereken kültür varlıkları, gerek doğal yollarla, gerekse de insan eliyle
yoğun olarak süren ve arkeolojik yerleşmeler göz önüne alındığında yıkıcı
etkisi olan faaliyetlere karşı ne yazık ki savunmasız durumdadır.
Acilen önlem alınmasını gerektiren bu durum, neyin korunması gerektiğini
bilmek için önce neyin varolduğunun bilinmesini gerektiriyor ve TAY
Projesi’nin de temelinde yer alıyor. Şimdilik yapılabilecek en önemli
çalışma olarak, kültürel emanetlere dair verilerin merkezi bir yapı içinde
toplanması ve derlenmesini benimseyen proje, ayrıntılı bir yerleşme ve
kültür envanteri oluşturup, sistemli bir belge arşivi hazırlıyor. Bu
kültürel emanetlerin korunması için, BAY Projesi gibi yerel inisiyatifleri
destekliyor ve onların ülke çapında yaygınlaşmasını hedefliyor.
Bursa Tarihöncesi Araştırmaları Hakkında Genel Bir Değerlendirme
İç Anadolu ve Kuzey Mezopotamya’da yaklaşık 12 bin yıl önce, insanlar, yüz
binlerce yıl sürmüş olan avcı-toplayıcı ve göçebe yaşam tarzını bırakıp,
bugün Neolitik Çağ olarak adlandırdığımız, yerleşik yaşama ve daha
sonrasında da temelinde tarım ve hayvancılık bulunan ve birkaç yüzyıl
öncesine kadar egemen olmuş bir üretim biçimine geçiş yaptılar
(Özdoğan 2002). Bu bölgelerde bir süre kendi kendine gelişen Neolitik, daha
sonraki dönemlerde yayılmaya başladı. Bu aşamada Anadolu ile Balkanlar zaman
zaman birbirleriyle ilişki kuran, zaman zaman da ilişkileri kesilen iki
farklı bölge halindeydiler. Anadolu’dan Güney Marmara’ya gelen doğal yollar
Marmara Denizi’ne ve daha sonrasında Trakya ve Balkanlar’a ulaşmadan önce
Yenişehir ve İznik ovalarından geçer (Özdoğan 1985). Anadolu ile
Balkanlar’ın arasındaki coğrafi konumu gereği Kuzeybatı Anadolu, tarihöncesi
arkeolojisiyle, Anadolu-Balkan ilişkileriyle, Avrupa’nın neolitikleşmesiyle
ilgili pek çok sorunun yanıtının bulunabileceği oldukça önemli bir bölgedir
(French 1967)
Bursa’daki ilk arkeolojik araştırmalar 1930 ve 40’lı yıllarda K. Bittel ve
İ. K. Kökten tarafından gerçekleştirilmiş ve daha sonra 1960’lı yıllarda
onları J. Mellaart, C. Cullberg, D. French, 1980’li yıllarda da M. Özdoğan
ve J. J. Roodenberg’in araştırmaları izlemiştir. Son yapılan araştırmalarda
1960’lardan beri bilinen buluntu yerlerine yalnızca üç adet yerleşme (Aktopraklık,
Sırtyol ve Tepetarla) eklenmiştir. Bu, bölgenin geçmişte oldukça iyi
araştırılmış olduğunu göstermektedir (Roodenberg 1995). Ancak şu da bir
gerçektir ki, yapılan tüm araştırmalar genel olarak Neolitik Çağ ve
sonrasına yöneliktir ve daha çok ovalarda gerçekleştirilmiştir (Thissen
2000). Bursa ilinde tarihöncesi döneme ait bilinen buluntu yerlerinin çoğu
İznik ve Yenişehir havzalarındadır. 1987’de başlayan Ilıpınar kazılarıyla
birlikte Bursa’nın arkeolojik geçmişinin yanında doğa tarihinin de ayrıntılı
bir şekilde incelenmesine başlanmıştır. Bu çerçevede polen analizleri,
jeomorfoloji, hayvan ve bitki kalıntıları analizleri yapılmıştır. Ayrıca
Ilıpınar kazısı, Kuzeybatı Anadolu’nun Son Neolitik-İlk Kalkolitik Çağ
kültürlerini açığa çıkardığı gibi, yıllar boyu göreceli kronoloji ile
değerlendirilen Fikirtepe-Pendik kültürününde mutlak tarihlerle saptanmasını
sağlamıştır (Harmankaya et al.: 1997). 1996-1997 ve 2000 yıllarında Ilıpınar
kazı ekibi tarafından Yenişehir ovasındaki Menteşe Höyük kazılmaya
başlanmıştır. 2004 Uluabat gölü yakınlarındaki Aktopraklık kazısı
başlamıştır.
Bursa’da bilinen tarihöncesi yerleşmelerinin en eskileri Neolitik Çağ’a,
yaklaşık sekiz bin yıl öncesine, tarihlenmektedir. Bu dönem genel olarak
Fikirtepe kültürü olarak tanımlanmıştır. Bölgede Fikirtepe’den önce bilinen
çanak çömlek türü olmaması ve Fikirtepe çanak çömleğinin birden bire
gelişkin olarak ortaya çıkması, bölgeye dışarıdan geldiğini düşündürür (Thissen
2000). Kullanılan taş aletler yerel geleneklerle yapılır (Özdoğan 1985)
ancak Ilıpınar’da bulunan obsidienlerin incelenmesi, obsidienlerin İç
Anadolu’dan Niğde/Çiftlik ve Çankırı yörelerinden getirilmiş olduğunu
göstermektedir (Bigazzi et al. 1995). İznik havzasına oranla İç Anadolu’ya
daha yakın olan Yenişehir havzasındaki Menteşe Höyük’ten edinilen
radyokarbon tarihlerinin İznik havzasındaki Ilıpınar’dan daha eskiye
tarihlenmesi (Canew) de bölge Neolitik’inin İç Anadolu kökenine işaret
etmektedir. Yenişehir ovasındaki Marmaracık, Menteşe Höyük ve Yenişehir II
buluntu yerlerinin, günümüzde kurumuş olan eski bir gölün kıyısında olduğu
bilinmektedir (Kayan 1995).
BAY Projesi 2004 Yılı Arazi Çalışmaları
BAY Projesi’nin 2004 yılında gerçekleştirdiği arazi çalışması, kazı ve yüzey
araştırmalarıyla elde edilen bilimsel sonuçlarının sınanması değil, bölgede
daha önceden saptanmış buluntu yerlerinin çoğunun son kez araştırıldığı
yaklaşık 20 yıllık bir zamanda nasıl bir tahribat sürecinden geçtiğiyle
ilgilidir. Arazi çalışmaları, daha çok höyüklerin günümüzdeki durumlarının
saptanması, yeniden belgelenmesiyle ve eğer varsa tahribat durumunun
incelenmesiyle sınırlıdır. Bu BAY Projesi 2004 yılında başlattığı arazi
çalışmalarının ilk etabında 6 ilçede, Neolitik Çağ’dan İlk Tunç Çağı’nın
sonuna kadar olan 21 arkeolojik yerleşmeyi yeniden taramış, tahribatı
belgelemiş, arkeolojik kalıntıların görsel bir arşivini oluşturmuş ve
internet ortamında bilim dünyasının, yerel ve ulusal kamuoyunun ve tüm
ilgililerin kullanıma açmıştır.
Bursa ili ve çevresinde gerçekleştirilen arazi çalışmaları sırasında taranan
21 arkeolojik yerleşme de saptanan tahribat türleri 19 tarım, 7 yapılaşma, 5
yol, 2 definecilik/kaçak kazı şeklindedir. Görünen o ki, kültür
varlıklarımızı korumanın yolu öncelikle onları araştırmaktan, tanımaktan ve
bu bilgiyi paylaşmaktan geçmektedir. BAY Projesi bu amaçla ürettici her
türlü bilgiyi gerek kurumlarla gerekse kitlelerle paylaşmaya hazırdır.
|