
|
Reyhan Çorum
Gemlik
Kaplıcası’nın tarihinin Bizans Dönemine dayandığı rivayettir. Kaplıca,
Umurbey Köyü’nün tarım arazilerinin olduğu bölgede bulunmaktaydı. 1836'da
tamir gördüğünü ve kasaba merkezine 10 dakika mesafede olarak tanımlandığını
biliyoruz. 1873’te buraya dört oda ve bir soğukluğu olan bir ılıca inşa
edilmişti. İçinde bir havuzu ve bir kurnası vardı. Suyu gayet latif ve
berrak, sıcaklığı mutedil idi. Mütenevvi illetlere nafi olunduğu tecrübe
olunmuştu. Belediye tarafından idare edilmekte idi (Bursa Kütüğü II/136). O
dönemde kaplıcayı Umurbeylilerin çalıştırdığı anlatılmaktadır. Kaplıcanın
suyu karaciğer, cilt, sindirim, safra kesesi ve solunum hastalıklarına,
romatizmaya iyi gelmektedir.

İnternette bazı görsellerde kullanılan fotoğraflar Umurbey Köyü’ndeki hamam
ile karıştırılmaktadır. İkisi de tarihi olmasına rağmen Umurbey Hamamı daha
sonraki yıllarda tescil edildi ve sadece hamam olarak kullanılmaktaydı.
Gemlik kaplıcası ise ilk yıllardaki halini kaybetmiştir. Kaplıca hizmeti
yanında konaklama olanağı da sunmaktadır.
Tarih ve
coğrafya öğretmeni Veli Orkun, 1947'de basılan kitabında kaplıcadan şöyle
bahsediyor: "Umurbey Kaplıcası şehrin on dakika güney doğusunda ve Umurbey
Köyü yolunun kenarındadır. Bulunduğu yer zeytin ve meyve ağaçları ile
çevrilidir. Büyük çınar ağaçları, kaplıca binasını yaprakları ile
kucaklamış, yorgun ruhlara ferahlık verecek güzel bir mesire yeri haline
getirmiştir. Son yıllarda belediyece yapılan iyi bir tamir kaplıcanın iç
kısmını daha kullanışlı bir şekle sokmuştur. Ayrıca otele geniş bir teras
eklenerek hem bina güzelleştirilmiş hem de müşteriler için havadar bir
dinlenme yeri elde edilmiştir. Hamam kısmında 3- 4 m genişliğinde, 1.60 m
derinliğinde olmak üzere bir havuzu ile bitişik 2. odada beş kurnalı yıkanma
yeri vardır. 37 dereceki suyu tabii lezzettedir. Kokusuz, pek az madenlidir.
Terkip bakımından Bursa sularına benzer."
5 Eylül 1933 tarihli Vakit
Gazetesinde Gemlik Kaplıcası hakkında bir yazıya rastladık:
Avrupa'da halk hava açıksa tren ücretleri ucuz olduğundan yakın köylere,
bozuksa müze ve sinemalara giderek bilgilerini artıç tutmaya çalışırlar.
Bundan dolayıdır ki, çocukları bile bazısını görmek, bazısını işitmek sureti
ile memleketlerinin köylerine varıncaya kadar her yerini öğrenirler. Ne
yazık ki çoğumuz İstanbul'un kaç köyü olduğunu bilmedikten başka yurdumuzun
belli başlı kasabalarına dair tam bilgilerimiz yoktur. Bu yokluğumuzu,
Gemlik seyahatimde utanarak anladım. Bir ayağından
zahmet çeken samimi bir arkadaşım kaç senedir ki sıcak kaplıcalara gittiği
halde topallıktan kurtulamamıştı. O hanım geçen yıl Gemlik kaplıcasına
gitmişti. Bütün kış bastonsuz gezdi. Onun methine uyarak bu yıl deniz
banyosu yerine Gemlik'e gittim. Gemlik sokakların
temizliği çok hoşuma gitti. On dakika sonra ulu çam ağaçlarının arasına
saklanmış olan kaplıcaya vardık. Banyo edilecek havuz orta büyüklükte ve
ılık olarak kaynıyor, hem de ne kadar girilirse girilsin suyu berraklığını
kaybetmiyordu. Bir tarafında ise kirli suları havuza karışmayan üç kurnası
da vardı ki, orada yıkanılıyordu. Kaplıca suyunda çelik, gümüş ve arsenik
varmış. Esasen dağlar arsenikle doluymuş. Buraya kadar iyiliklerini yazdığım
ılıcanın birazcık da noksanlarını yazayım. Ilıcanın üstünde büyük bir sofa,
dört oda ile küçük bir mutfak, öylece de bir kileri vardır. İki oda da
müstecirlerin aileleri oturuyordu. Diğer ikisini de biz işgal ettik.
Belediye'ye ait olan kaplıcada geceleyin müşterilere rahat verecek hiçbir
şey yapılmamıştır. Tavanlar harap, apteshane berbat, hele büyüklüğü insanı
ürküten siyah ve tüylü örümceklerle uğraşmak! Sivri sinek, tatarcık, tahta
kurusu. Amaan bir de pireler. O afacanlardan kurtulmaya hiç çare bulamadık.
Orada kaldığım on iki gece zarfında odaya hayli sirke dökmek sayesinde ancak
bir gece uyuyabildim. Sonra anladım ki sirke kokusundan bayılan ufacık
mahluklar değil benmişim. Bir gün halkevi neşriyat heyetinden iki muhterem
zat benimle görüşmek üzere kaplıcaya gelmek lütfunda bulundular. O zatlarla
konuşurken laf aramızda kaplıcanın bu hallerinden şikâyet ettim. Meseleyi
şöyle izah ettiler. Ilıcanın yeni baştan yapılması yüksek bir meblağa
muhtaçmış. Halbuki belediye gelirinin azlığı böyle mühim bir teşebbüsü göze
almaktan uzakmış. Esasen müşterilerin çoğunu köylüler teşkil ediyormuş. Bu
yıl onlar da ücreti yarıya indirmişler. Kazancın eksilmesi yüzünden ufak
fakat sıhhi tedbirlerin alınmasına bile imkân kalmamış. İşte belediye
bütçesinin darlığı Gemlik'te görülen faaliyet ve teşebbüslerin ılıcaya kadar
uzanmasına mani olmuş. Bu sözleri dinledikten sonra başımı eğerek teessürle
düşündüm. (Emine Saniye’nin gazete yazısı)
Ilıcanın 1962 yılında yenilendiğini Gemlik (Malgil Matbaası) Gazetesi’nin
haberinden öğreniyoruz. Emin Bora bir köşe yazısında kaplıcadan şöyle söz
ediyor: "Ilıca hamamı, binası çok güzel kagir bir binaydı. Kapıdan girince
ortada bir havuz vardı. Havuzun altı ızgara şeklindeydi ve su buradan
kaynardı. Her iki tarafında soyunma odaları vardı. Havuzun bulunduğu yerden
diğer bir odaya geçilirdi, bu odada da kurnalar vardı, halk burada
yıkanırdı. Köylüler harman sonu, yerli halk ise bilhassa kadınlar çoluk
çocuk buraya taşınırlar, hamamın yanındaki alanda hem piknik yaparlar hem de
hamamda yıkanırlardı. Burası tam bir cümbüş alanıydı.
6.1.1962,
Gemlik Gazetesi, Ziya Kalın: "Yakın bir gelecekte
ılıcamızın, (eski ılıcamızın) yerine ihtiyaca uygun, şirin kasabamıza
yakışır bir yenilikte turistik kaplıcanın yükseleceği müjdesi, hepimizi
ziyadesi ile sevindirmiş, ilerisi, kasabamızın istikbali için bizi
sevindirmiştir. 1960 yılında Hüsamettin Öktem
döneminde başlanan, 27 Mayıs'tan sonra iktisadi olmadıkları mülahazası ile
72 sayılı kanun hükmüne göre inşaatları durdurulan ılıca oteli için
Kaymakamlık’tan bilgi istenmiştir. İlçemiz hudutları dahilinde Turizm
Bankası ile Belediye’nin müştereken inşa ettirdiği ve 72 sayılı kanun
hükümleri gereğince inşaatı tatil edilen ılıca ve otel hakkında ilgili
vekalete bilgi verilecektir. Bilindiği gibi aynı kanun hükmü uyarınca
inşaatı tatil edilen bazı yatırımların inşaatının devamı Devlet Planlama
Dairesince tavsiye edildiğinden Bakanlar kurulu ile fesihe geçmiştir.

İzleyen dönemde kaplıca işletmesine bağlı Terme Hotel de yapılır. Otel,
Yalova asfaltı üzerinde olup, 30 odada 100’e yakın yatak kapasitesiyle
hizmet veren kaliteli bir tesistir.

Bu yeni otel Gemlik'in sosyal hayatına canlılık
katmıştı. Bu dönemi yaşayanlardan anılarını dinleyelim:
Kamil Bayrak: Taksici Hasan Amca ve
hanımı Fatma Teyzenin işlettiği bir yerdi. Faytoncu Hasan Parlak amca vardı.
Eskiden Gemlik'te faytonlarla ulaşım yapılırdı. Çocukluğumuzda bizi oraya
hep o götürürdü. İçeride küçük kare bir havuzu, ortada fıskiyesi vardı. Üst
katta ve alt katta küçük ķüçük dört kişilik odalar vardı. 1954-55 yıllarında
kaplıca ahşaptı. Necati Kocaağa: 1973’de Terme Otel'de
işbaşı yaptım. Orada şef garsondum. 1986’da kapandı. 1987 yılında Devlet
Hastanesi oldu. O zamanları çok iyi bilirim. Gemlik'in zengin düğünleri hep
otelde olurdu. İstanbul'dan şarkıcılar gelirdi. Film çevirmeye artistler
gelirdi. Gemlik'in en lüks oteli idi. Çok güzel kaplıcası vardı. Gelin
hamamı olurdu, bütün bayanlar orada toplanır, kendi aralarında eğlenirdi.
Otel yıkıldı, oteli çalıştıran patronlarımız Ertür kardeşlerden, Selçuk
Ertür çok iyi bir işverendi. Ben şahsım adıma her namazımda dua ediyorum.
Nursemin Sertkaya: Ahh, o eski Terme kaplıcamız. Ben
dördüncü, kızım beşinci nesil. Her hafta ailecek giderdik, havuzun etrafı
dolu, aslan ağzından gümbür gümbür su akar, herkes sıra beklerdi aslan
ağzında. Masaj gibi gelirdi insanın omuzlarına. En keyifli yanı bahçesinde
dolmalar, lokumlar, çay keyifleri çok güzeldi, tadını çıkarırdık. Fakat
tekrar bu güzel sudan faydalanmamız lazım, çok değerli bir hazinedir termal
suyumuz. Özellikle mayıs ayında ayva çiçeklendiği zaman çok daha etkiliymiş.
Büyük anneannem anlatırdı, suyundan harika çay oluyordu, çok içerdik.
Gönül Ceylan Bilginer: O kaplıcanın eski halini biliyorum,
dibinde çakıltaşları ve arasından kaynayan su, berrak ve sıcak 37 dereceydi
sanırım, çok değerli bir doğa hazinesiydi, galiba yok oldu. Neşe
Tayanç: Otelin altında diskosu vardı. Yeni evlenmiştim, eşim ve tüm
arkadaşlarımla birlikte diskoya gitmiştik, hatta diskoyu kapatmıştık ve doya
doya eğlenmiştik. Reyhan Çorum: Bu kaplıcanın
Cumhuriyetten sonra babamın anneannesinin dayısı tarafından çalıştırıldığını
ailemden duydum. İlkokul yıllarımda ailece buraya sıkça giderdik. Adeta
kadınların buraya toplanarak gitmesi şölen havasında olurdu. Hazırlıklar
günler öncesinden başlar, çeşitli yiyecekler, lokumlar, dolmalar hazırlanır,
bahçesinde piknik yapılırdı. Havuz dolu olurdu. Aslan ağzından kuvvetli bir
şekilde akan suyu unutamam. Peştemallarına sarılmış, ayaklarında
takunyalar olan kadınlar kurna başında yıkanıyordu. Ve bu kaplıcanın
kadınları yıkayan keseleyen natırları da vardı. Genç kızlık yıllarımda ninem
bir mahalle dolusu kadını minibüse doldurarak matinelere götürürdü. O
zamanlar Gemlik’te orkestralar, düğünler çok meşhurdu. Ertür kardeşler;
Sadi, Oktay ve Selçuk Ertür burayı işletiyordu. Daha çok Oktay ve Selçuk
Ertür’ün getirdiği sanatçılar Gemlikli kadınlara matine şeklinde konser
verirdi. Gelen sanatçılardan mutlaka bir de imzalı resim alırdık.
Bizim nesilden birçok arkadaşımın düğünleri orada
oldu. 1976 yılında bende Terme’de evlendim.

Terme düğünlerinde çalan orkestralar (Eyüp Kılık
arşivi)
“Ah Bir Zengin Olsam” filminin
(1971) çoğu Bursa'da bazı sahneleri Terme Kaplıcası'nda çekilmişti. Sırrı
Gültekin 'in yönettiği, Tanju Okan'ın şarkılarıyla ve oyunculuğuyla yer
aldığı, başrollerini Murat Soydan ve Zeynep Aksu’nun paylaştığı, yardımcı
rolleri ise Semra Yıldız, Raik Alnıaçık, Mürüvvet Sim, Süheyl Egriboz’un
paylaştığı bir filmdir. Gemlik’in tanıtımına
önemli katkısı olmuştu. Terme Kaplıcası'nın
otel kısmı 1980'li yıllarda kapandı. Bina belediye başkanı Hakkı
Çakır'ın girişimiyle 1987'de Devlet Hastanesi'ne dönüştürüldü. 1999
depreminden sonra çürük olduğu gerekçesiyle yıkıldı. Mehmet Fatih Güler'in
belediye başkanlığı döneminde burada yeni bir devlet hastanesi yapma
girişiminde bulunuldu. Mehmet Bey 1010 yılında " Belediye meclisi
toplantısında, suyun kullanım hakkının 25 yıllığına Gemlik Belediyesi' ne
kazandırdık. 13 dönümlük alanda 3 katlı 125 odalı, otoparkı ve SPA merkezi
bulunan bir kaplıca tesisi inşa ettireceğiz" demişti.

2018'e gelindiğinde plan değişti: 13 Nisan 2018 tarihinde B.B.Ş.B. Başkanı
Ali Nur Aktaş yeni yapılacak kaplıcanın temel atma töreninde, “9000 m2
alan üzerine yapılacak tesisin 6.300 m2 yapı alanına sahip olduğunu, tesisin
beş yıldızlı otel seviyesinde olacağını, en geç 2019 yılı haziran ayı
sonunda tamamlanacağını” müjdeledi. Ancak inşaat hedeflendiği gibi yürümedi
ve temel imalatı-bodrum kat perde ve kolonları imalatı seviyesinde yarım
kaldı (Gemlik Son Nokta/ 18 Ocak 2021) Sonrasında defalarca temel atıldı,
kurdele kesildi. Gelinen son durum: 2026 yılında Bursa Büyükşehir Belediye
Başkanı Mustafa Bozbey tarafından hizmete açılması bekleniyor.
|
|
|
|
|